
1992'de "Dirt" albümü ile duydum O'nun sesini. Grunge'ın babalarından, Seattle'dan çıkmış en iyi şey.
Önce Cobain'i kaybettik. 15 günde topladığım 3000'e yakın imza, kar-kış-yağmur-çamur demeden, tüm üniversiteleri dolaşıp "Nirvana Türkiye'ye gelsin" diye başlattığım kampanya. O ay ki Rock dergisinde çıkacaktı. O zamanlar Rock! dergisi vardı. O'nu gördüm MTV'de sağ üst köşede fotoğrafı vardı. Aylarca kendime gelemedim. O güne dek hiçbir müzisyeni bu kadar çok sevmemiştim.
Bir de Alice in Chains vardı. Onlar da çok hüzünlüydü. Layne'in sesi hüzün kokuyordu. Dirt ile yatıp-kalkıyordum. Biz grunge kuşağı çocukları için O bir ekoldü. "Seattle" dedin mi sayılcak ilk 3 gruptan biriydi. (Pearl Jam ve Nirvana ile beraber).
Unplugged'ini izliyordum MTV'de. Jerry devreye giriyordu Layne'nin kafasının düştüğü yerlerde. Layne'in bırakın şarkı söylemeyi ayakta duracak hali yoktu. Yakıcı sesi ile yakıyordu biz grunge'in çocuklarını.
34 yaşında çoğu Seattle'lının yaptığı gibi uçuşu seçti. Yapması gerekeni yapmıştı. Fazla bir çabaydı belki de O'nunkisi. Şimdi Dirt'le, Sap'le, Jar of Flies'le, Facelift'le yetinmek zorundayız.
Zaten "We die young" dememiş miydi?
Rahat uyu Layne Staley, hep seveceğim seni…