Gaye Su Akyol’un ‘Hologram İmparatorluğu’

Bayan Arıza tarafından 14 - Temmuz - 2016 tarihinde yazıldı.
Türk Sanat Müziği'ne zamanın ruhunu katan Gaye Su Akyol, 14 Temmuz'da ENKA Açıkhava Tiyatrosu'nda sahneye çıkacak. Akyol ile yeni albümünü ve Roskilde macerasını konuştuk

SELAY SARI
 
İstanbul'un kültür sanat hayatını yaz aylarında ayakta tutan ENKA Kültür Sanat Buluşmaları, bu yıl 11 Temmuz – 17 Ağustos tarihleri arasında 28. yaşını kutluyor. Fazıl Say'dan Şevval Sam'a, Cahit Berkay'dan Kurtalan Ekspres'e birçok sanatçının sahne alacağı konser serisinin konuklarından biri, Türk Sanat Müziği'ne zamanın sözünü ve ruhunu kattığı 'Develerle Yaşıyorum' albümüyle yurtiçi ve yurtdışında sesini duyuran Gaye Su Akyol. 14 Temmuz akşamı ENKA Eşref Denizhan Açıkhava Tiyatrosu'nda sahne alacak olan Akyol, 30 Haziran'da Roskilde Festivali'nde sahne aldı, bugünlerde ise ikinci albümü 'Hologram İmparatorluğu'nu tamamlamak üzere. Akyol ile Avrupa'nın en büyük festivallerinden Roskilde'de sahne almanın hissini ve yeni albümünü konuştuk.
 
 
Roskilde Festivali'ni nasıl buldunuz?
 
1972'den beri aralıksız devam eden, sekiz gün süren bir festival, dolayısıyla Avrupa'nın en büyük festivalleri arasında gösteriliyor. Festival nefis, o kadar organize ve bilinçli çalışıyorlar ki. 40 bin kadar gönüllü varmış festivalde yani gördüğümüz neredeyse herkes gönüllü. Şu ana kadar gittiğim festivaller arasında hem sanatçıyı hem dinleyiciyi en el üstünde tutan festival olduğunu söyleyebilirim.
 
Konser nasıl geçti?
 
Birçok seyirci bilerek gelmişti, o çok enteresandı. Şarkıları söyleyebilen insanlar vardı, ön kısımlarda Türk bayrağı açanlar vardı. Bir de bizim sahnede olduğumuz vakitlerde hemen başka bir sahnede Danimarka'da çok sevilen bir grup varmış, o bakımdan bizim sahnenin dolu olması çok şaşırtıcı geldi orada çalışanlara. Millet dans etti, 9/8'lik şarkılarda ritim tutamamaları sevimliydi.
 
Bu yaz başka bir yurtdışı festival planınız var mı?
 
Ağustosta Weimar'da bir festival var, orada çalma ihtimalimiz mevcut. İkinci albüm dünya çapında plak olarak yayımlanacak, Glitterbeat adında bir plak şirketiyle anlaştık. Müzik sektörü ödülleri WOMEX'te iki kez 'En İyi Plak Şirketi' seçilmiş, küçük çaplı ama iyi gruplar çıkaran bir şirket. O yüzden albüm Glitterbeat'ten çıksın, sonra turneye çıkalım diye düşünüyoruz. Bu yazı o yüzden biraz ikinci albüme çalışmaya adadık.
 
 
Yeni albümden 'Kendimden Kaçmaktan Yorgun Düştüm' ve 'Fantastiktir Bahtı Yarimin'i dinledik. Bir de 'Kendimin Efendisiyim Ben' adlı bir şarkıdan bahsetmiştik daha önceki bir röportajda. O şarkının 'Hologram İmparatorluğu'ndaki yeri nedir?
 
Bireysel bir iddia var o şarkıda. Devletin insanlar üzerinde kurduğu tahakkümün karşısında duran bir şey. Bu tahakküm beni her şeyden daha fazla rahatsız ediyor, o yüzden benim bir birey, bir insan olarak kendimin efendisi olduğumu belirtme ihtiyacım, kurulmuş olan düzeneğin insanların üzerindeki baskısıyla ilgili.
 
Mekânların hafızası çok önemli
 
ENKA'daki konserde nasıl bir program olacak?
 
Eylül ayına kadar yeni albümden çok ser verip sır vermeyeceğiz ama 'Kendimden Kaçmaktan Yorgun Düştüm' ve 'Fantastiktir Bahtı Yarimin'i çalacağız. Onun dışında sevdiğimiz şarkılardan cover yapabiliriz, Zeki Müren, Müzeyyen Senar, belki Shocking Blue'dan, Selda Bağcan'dan. Açıkhavada çok sık çalmıyorum, heyecanlı oluyor.
 
Mekânın konsere katkısı ne seviyede oluyor?
 
Aslında mekanın kendi karakteri olması önemli. Belli bir süredir ayakta kalabilmiş, istikrarlı mekanlarda özel izleyiciler oluyor ve o izleyiciler konserleri bilerek geliyorlar. Türkiye'de mekanlar bu kadar uzun soluklu tutunamıyor genelde, beş yılı geçince seviniyoruz. Danimarka'da bunu düşündüm sık sık, 60 yıllık mekânlar var, festival bile 45 senelik. Düşünsenize ben gitmişim, babam da gitmiş, babamın babası da ucundan yakalamış… Mekânların hafızası aslında çok önemli ve Türkiye'de hep siliniyor. Markiz, Emek Sineması, AKM… Özellikle İstiklal Caddesi üzerindeki hafızanın silinmesi çok acı ve korkutucu.

 

Kaynak: Milliyet Sanat