“En kuvvetli zamanımız, bugündür”

Bayan Arıza tarafından 29 - Ekim - 2012 tarihinde yazıldı.

 

29 Ekim gecesi Yunus Nadi Bey’e “En kuvvetli zamanımız, bugündür” diyen Gazi Paşa Meclis’e giderken “Bir istikamette yürümek azminde olan ve hareketinin ayağında bağlı zincirlerle müşküle sokulduğunu gören insan ne yapar? Zincirlerini kırar ve yürür” diyordu.

 

Gazi Paşa, 29 Ekim günü Cuhmurbaşkanı seçildikten sonra Meclis kürsüsünden “Türkiye Cumhuriyeti, mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır” diye seslendi.

“Cumhuriyet” dendi mi, ilkin aklıma Çankaya Köşkü kütüphanesinde gördüğüm o kitap ve kitaptaki “çıkarma hesabı” gelir:
İsmail Hakkı Babanzade’nin “Anayasa Hukuku” kitabının 119. sayfasında Fransız düşünürü Montesqeieu’nün bir sözü yazılıdır:
“Cumhuriyetleri yaşatan genel kural fazilettir.”
Hemen yanında Atatürk’ün el yazısıyla bir hesap vardır:
1923
– 1789
——————————
134 sene evvel.
Bu basit hesapta, Türkiye’nin Fransız ihtilalinden beri kaybettiği yaklaşık 1,5 asır gizlidir.
* * *
Gazi Paşa, 29 Ekim öncesi sabahlara dek kütüphanededir.
Ağırlıkla Fransız ihtilali ve anayasa hukuku üzerine çalışır.
Falih Rıfkı, anılarında 11 Eylül 1923 günü Meclis çıkışında karşılaştıkları Mustafa Kemal Paşa’nın kendilerini odasına buyur edip Cumhuriyete Türkçe karşılık sorduğunu nakleder:
“Kamusa (sözlüğe) baktım: Cumhuriyet, ‘Chose publique’ kelimeleriyle tercüme edilmiş. Cumhuriyetin bizdeki karşılığı ne olmalı?”
Heyettekilerden Yunus Nadi Bey, “Bunu, en kuvvetli zamanımızda yapmalıyız” dediğinde masaya kalemini vurur:
“En kuvvetli zamanımız, bugündür.”
* * *
29 Ekim günü Meclis’e gittiğinde görüştüğü Fransız gazeteci Moris Perno’ya “Kelimeler üzerinde oynamayalım” der:
“Bugünkü Türk hükümeti, az çok cumhuriyettir.”
O görüşmede bugün anlam taşıyan şu cümleleri kullanır:
“Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz. Bir istikamette yürümek azminde olan ve hareketinin ayağında bağlı zincirlerle müşküle sokulduğunu gören insan ne yapar?
“Zincirlerini kırar ve yürür.”
* * *
O akşam, zincirlerini kırıp yürüdü Cumhuriyet…
20.30’da anayasa değişikliği kabul edildi.
20.45’te de, 287 üyeli Meclis’te o an bulunan 158 milletvekilinin 158’inin oyuyla Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı seçildi.
Gazi Paşa, alkışlar eşliğinde kürsüye çıktı, “Muhterem arkadaşlar” dedi:
“Türkiye devletinin, zaten cihanca malum olan mahiyeti, milletlerarası bilinen unvanıyla yad edildi.
“Türkiye Cumhuriyeti, cihanda işgal ettiği mevkie layık olduğunu, eserleriyle ispat edecektir.
“Türkiye Cumhuriyeti, mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”
Salondakiler, “İnşallah” diye bağırdı.
* * *
Cumhuriyet, çok hızlı koşarak, eserler ortaya koyarak, kaybettiği 134 yılı telafi etmeye çalıştı.
Ama “mani”ler hiç bitmedi.
89 yıl önce Gazi Paşa’nın alkışlar içinde çıktığı kapının önünde kutlama var bugün… Cumhuriyetin yurttaşları, ilk Meclis’i selamlamak, sonra da Anıtkabir’e, Ata’sına yürümek istiyor. Hükümet, vilayet izin vermiyor.
“Arabayla gidin” diye manasızca inatlaşıyor.
Israr edilince “Kaldırımdan yürürseniz olur”a getiriyor.
Her konuşmasında bana 134 yıllık kaybımızı hatırlatan İçişleri Bakanı, “Yanlış yapanın önüne polis çıkar” diye cop gösteriyor.
“En kuvvetli zamanımız bugündür”.
O halde, 29 Ekim 1923 tarihli bir demeci hatırlamanın tam zamanıdır:
“Bir istikamette yürümek azminde olan ve hareketinin ayağında bağlı zincirlerle müşküle sokulduğunu gören insan ne yapar?
Zincirlerini kırar ve yürür.”

Kaynak: Milliyet 29 Ekim 2012 (Yazı: Can Dündar)