“Kaybedilmiş bir bahistir yaşamak” – Charles Bukowski (Hikmet Aykan, Gece Kitaplığı, 2020)
* Yaşamak ölmekten daha çok cesaret gerektirir bazen.
* Şiir dinletilerini sevmem, şiir yazmayı severim.
* Uzak durun hipodromlardan, insanlığa kurulmuş en usta tuzaklardan biridir. Peki ben niye gittim, niye o kadar çok para ve zaman kaybettim? Çünkü ben delinin tekiyim!
* Tamamen ayıkken tek bir şiir bile yazmadım.
* On yıl boyunca sarhoş gezdim ama yine yazdım. İyi olduğumdan değil onlar çok kötü oldukları için yazmaya devam ettim… Hala da iyi değilim ama onlar hala çok kötü. İyi birinin çıkmasını bekliyoruz.
* Makineli tüfek gibi yazarım ben. Nereden başlayacağım, nasıl bitecek, düşünmem. O anda aklıma ne gelirse onu yazarım.
* Ancak sarhoşken özgür olabiliyorum.
* Los Angeles Halk Kütüphanesi bir nevi sığınağımdı. Bir gün raflardan birinden bir kitap çektim açtım, birkaç paragraf okudum, çöplükte altın bulmuş gibi sevindim. John Fante’nin Toza Sor adlı kitabıydı. Bu herif beni anlatıyordu sanki. Göçmen bir çocuk var, içinde yaşadığı topluma uyum sağlayamıyor ve fakat yazar olmak istiyor. Bir otele yerleşiyor ve orada tanıştığı garson bir kıza aşık oluyor ama kız da başka birine aşık. Başucu kitabım oldu. Aç, ayyaş ve yazar olmaya çalışan biriydim. Kendimi bu romandaki Arturo gibi görmeye başladım. Fante birden benim ilahım oldu. Yazarlık hayatımın tamamında O’nun etkisini hissettim.
* Yeterince dürüstsen fazlasıyla aşık ve gerçekten seviyorsan, hazırsın demektir. Artık mutsuz olabilirsin. Bakın, unutmayın, daha çok seven taraf kaybetmeye daha yakın taraftır.
* Bakın Dünya bok dolu bir kese kağıdı. Her an patlayabilir ve ben kurtaramam bu dünyayı. Ama kıçlarını kurtardığını yazan mektuplar geliyor bana. Ben, millet kıçını kurtarsın diye yazmıyorum. Bütün derdim kendi kıçımı kurtarmaktı.
* İnsanlardan nefret etmem… sadece etrafta olmamalarını tercih ederim.