Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Uzak Ufuklar (Far and Away)”

Bayan Arıza tarafından 24 - Mart - 2013 tarihinde yazıldı.

Sinema olaylarında bazı filmler var o kadar gereksiz yapım olmasına rağmen Oscar alıyor, kimi yapımlar var iyi iş çıkarsa da Oscar alamıyor. Mesele Oscar meselesi değil tabii. Herkesin aldığı Oscarlar kendine. Oyuncu, yönetmen, film her neyse Oscar aldığında değişmiyor gözündeki yeri. “Far And Away” romantik-komedi adı altında zihinlere kazınacak öyle bir film. Ara ara melodram da var.

Ahım şahım öyle abartılmasını doğru bulmadığım ama iyi iş çıkarılan bir film. Filmi izlerken Nicole Kidman’ın gençliğini görünce etkilememek mümkün değil. Tom Cruise da diğer kahramanımız filmdeki.

Hikâyemiz 1890’larda geçiyor. Kostümlerin ve mekânların en iyi şekilde ayarlandığını daha filmin başlarında fark ediyoruz.

Kahramanımız Joseph bir İrlandalı. Babasının ölümünden sonra anlaşmazlık içinde oldukları, tabutu taşırken evlerini yaktıkları Daniel Christie'ye karşı kin beslemektedir.  Ama işler yolunda gitmez pusuya düşer. Daniel Christie’nin kızı Shannon belalı, kaprisli, kendini yüksekte gören bir o kadar çıtır bir hatundur. Buradan Nicole Kidman’ın o dönemlerine aşık olmamak delilik olurdu.

Shannon’un Joseph’i yaralamasıyla mevzular birden el değiştirir. Shannon ev ortamından sıkılan bir süredir kaçmak isteyen biri, Joseph da aynı kafada olunca birlikte kaçmaya karar verirler. Bir nevi Shannon, Joseph’i kaçırmış olur. Amerika’da onları değişik bir hayat beklemektedir. Shannon, ilk başta Amerika’da istediği hayatı bulamaz. Zorluklardan geçerler.

Çok zor şartlar altında çalışarak para biriktirmeye başlarlar. Ne kadar memnun gözükmeseler de bunu yapmak zorundadırlar. Joseph, boksörlük yaparak, başka yerde 1 ayda çalıştığı parayı 1 gecede almaktadır. Joseph, Shannon’u kaldığı yere, boksör salonundaki ağır abilere kardeşi olarak tanıtır, sonra foyası ortaya çıkacaktır.

İkilinin böyle işlerde çalışmasının sebebi 1893'te düzenlenecek olan Oklahoma'daki meşhur arazi kapma yarışına katılmaktır. Babasının vasiyeti bir nevi Joseph için. Joseph ‘in arazi sahibi olmasını öldükten sonra vasiyet etmiştir.

Zor şartlarda Shannon ile sokakta kalmıştır, aç kalıp yemek yiyememiştir, Shannon vurulmuştur ama yeniden yolları kesişmiştir. Ve Shannon söyleyemediklerini yarışı birinci bitirdiklerinde Joseph’in öldüğünü sanıp söyleme cesaretini kendinde bulmuştur.

Filmde senarist hakkında çok söz söylenebilir. Tam bir “American dream” havası yaratılmış. Amerika yine güzel gösterilmiş, güzel hayaller, gerçekleşme umutları vb.  Kostümler, oyuncular, ama senaristin kafa karışıklığı. Bütçesi 30 Milyon Dolar’ı alan film, en kötülere verilen “Altın Ahududu Ödülü”ne “En Kötü Senaryo” dalında aday gösterilmiştir.