Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “The Postman Always Rings Twice”

Bayan Arıza tarafından 24 - Mayıs - 2012 tarihinde yazıldı.

Siyah-beyaz filmler oldum olası ilgimi çekmiştir, aynı siyah-beyaz fotoğraflar gibi. The Postman Always Rings Twice, 1946 yapımı bir film, bir de bu filmin 1981 versiyonu var. 1981 versiyonu olan film tecavüz skandalıyla daha fazla biliniyor. 1981 yapımını izleyemedim ama 1946 yapımı için "bir şaheser" yorumunu yapmak filmin klasını ortaya koyacaktır.

Filmde sıklıkla  üç karakter görülmektedir. Bunlardan birincisi Frank. Frank, eyalet eyalet dolaşan işsiz adamın tekidir.  Nick, bir lokanta sahibidir.  Cora da  Nick’in karısıdır. Ama mutsuz bir evlilikleri vardır. Nick’in lokantasında işe başlayan Frank için orada her şey değişir.

Cora onu terslese de o Cora'nın dediklerini yapmaktadır (Nick’ten Frank'in parasını verip Frank'i kovması, işi olmamasına rağmen ona iş yaptırması gibi). Gün geçtikçe birbirlerine alışırlar, Nick ise hiçbir şeyi takmayan, şarkı söyleyen biridir.

Cora ile Frank kendi aralarında Nick’i öldürmenin planlarını yapar, ama bunu ilk başta beceremezler. Plan dedikleri gibi gitmez. Ve değişik sürprizlerle karşılaşırlar. Sürprizlerden biri de mahkeme karşısına çıkmalarıdır.

Cora ile Frank o ara birbirlerinden nefret etmişlerdir. Cora , Frank’ın onu sattığını düşünmektedir. Ama planlar tersine dönmüştür. Frank hastanedeyken Frank’a zorla kağıt imzalatılmıştır.

Ama Cora’nın bundan haberi yoktur, Cora’nın  Frank’ı suçlama nedeni de budur. Ve mahkeme karşısına çıkmalarından önce Cora, Frank ile birlikte cinayet işlediklerini itiraf etse de serbest kalmışlardır.

Ama itiraf edişi Cora’ya bela olacaktır. Sonrasında itiraf belgesini bunlara vermek için belgeyi bulunduran adam bir gün kapılarını çalar.  Ve itiraf belgesi karşılığında onları tehdit eder. Ama bu adam için hiç de iyi olmamıştır, Frank’tan dayak yemiştir ve adamın arkadaşında belgelerin  fotokopileri bulunmaktadır.

Frank onları bulup  yakmıştır.  Frank, bir gece uykudayken bir ses duyar ve Cora kaçmayı planlarama Frank erken uyanmış buna izin vermemiştir. Ve Frank’tan kendisini kumsala götürmesini istemiştir, denizde en uzağa doğru gitmişlerdir, onlar için bu sonsuzluğun ifadesidir.

Frank onu bir haftalık tatildeyken aldatmış, ama her şeye rağmen Cora bunların hepsini unutmuş ve Frank ile birlikte sonsuz bir yolculuğa çıkmıştır; bu da deniz dalgalarının sert bir biçimde kendilerine vurmasıyla olmuştur.

Kumsaldan  arabayla dönerken dikkatsizlik sonucu Frank kaza yapar ve Cora o kazada ölür. Frank için bu çok üzücü bir olaydır. Cora’nın ölmeden önce yazdığı mektubu bulurlar, mektup bir veda şeklindedir ve bir de Nick’i öldürdüklerini belgeler niteliktedir.

Sonrasında Frank Kodese girmiştir yeniden. Ve Cora ölse de, Frank, Peder’den bir şey ister, bu O'nun son isteğidir. Cora ile kendisini birleştirmesini ister.

Filmi özetlemek gerekirse; aşk, hüzün, aldatmaca, cinayet ve  birçok şeyi içinde barındırıyor bu film. Henüz izlememişseniz izlemenizi öneririm.

http://sallanyuvarlan.blogspot.com/2012/05/postman-always-rings-twice-1946.html