Cem Kurtuluş’tan film kritiği: Her şey Çok Güzel Olacak

Bayan Arıza tarafından 6 - Ağustos - 2012 tarihinde yazıldı.

Hayatta her şey iyiye giderken, birden ters köşe olmanız her zaman kaçınılmazdır. Ve bu kaçınılmazlık öyle yapışır ki yakanıza peşinizi bırakmaz ve kendinizi duvara çarpmış gibi hissedersiniz. İyi taraftan bakarsınız olaylara, kötüler gözünüze çarpmaz ve sonunda sert şekilde hayatın tekmesini yemiş olursunuz. O tekmeyi yediğinizde "bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" diye içinizden geçirirsiniz. Ve her şeyin güzel gittiği bir anda dürüstlüğün bedelinin ihanet olduğunu gösteren film ile karşı karşıyasınız ‘’Her şey çok güzel olacak‘’.

Cem Yılmaz’ın oynadığı ilk film olma özelliğini taşımaktadır film. 90’lı yıllarda çokça ses getirmiştir. Mazhar Alanson ve Cem Yılmaz‘ın uyumu, filmin müzikleri, samimiyet, küfürler, ihanet, kısaca film içinde bir çok mesajı barındırıyor.

Altan, karıştığı kavga sırasında yıllardır görmediği kardeşi Nuri'yle karşılaşır. Çok piç biridir aynı zamanda, bütün piçlikleri yapar. Abisi ecza deposunda çalışmaktadır. İş güç koşturmaktadır. Altan’ın aynı zamanda karısıyla sorunları vardır, devamlı bar açmaktan söz eder ve  bar kelimesi ağzından hiç düşmez. Abisi kendi halinde, Altan’ı defetmeye çalışan biridir.

Altan, Nuri'nin çalıştığı ecza deposunu, uzun süredir açmayı planladığı bar için bir para kaynağı olarak görmektedir. Olaylar bundan sonra patlak verir. Çeşitli uğraşlardan sonra Nuri'ye tekrar yakınlaşmayı başaran Altan, farkına varmadan hem kendisini hem de Nuri'yi tehlikeli maceraların içine sürükler. Her şeyin güzel olacağını düşünerek bir yolculuğa çıkarlar. İlk başta her şey iyi gözükse de sonrasında her şey boka sarar.

Filmde detayları atlamamak gerekir. Eve geldiklerinde babasının ölüm haberini öğrenmeleri, karısının onu aldatması ve o tablo karşısında deliye dönmesi, elinde kalan çiçekler ve bunun sonucunda ihanet…

Hayat mutlu sonla bitmeyebilir, bir m.stürbasyon süreci de olabilir. Arkadan düzmece oyunları izleyebilir ve bunun sonunda hayatın tekmesini yiyebilirsiniz.

Hayat filmdeki gibi acımasız olabilir, her zaman acı bir yönü vardır hayatın. Kimisi yoksulluğuyla alır bu acıyı kimisi terkedilmeleriyle. Ama acıyı her zaman tadar insan ve her şey çok güzel de olabilir olmayabilir de ve Nuri’nin de dediği gibi "bilemiyorum Altan". Ve ‘’benim hala umudum var ‘’ diyerek filmin bitmesi mesajı açıkça veriyor.

Oyunculuklarıyla, konusuyla, müzikleriyle hayatın düpedüz düzmece olduğunu bizlere anlatıyor bu film.

Her şeyin iyi olduğunu düşünüp sonrasında ters köşe olanlar için