Albert Camus

Bayan Arıza tarafından 6 - Şubat - 2011 tarihinde yazıldı.

Albert Camus (1913-1960)

“Başkaldıran İnsan" isimli kitabından alıntılarım:

*Hiç birşeye inanılmıyorsa, hiç birşeyin önemi yoksa, hiç bir değere "evet" diyemiyorsak, herşeye olasılık vardır, herşey önemsizdir. Ne evet kalır, ne hayır, katil ne haklıdır, ne de haksız. Kendini cüzzamlıların bakımına adayabileceği gibi, içinde insanlar yakılacak ateşleri de tutuşturabilir insan. Kötülük ve erdem de birer rastlantı ya da gelip geçici birer istektir.

*Hiç birşey doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü olmadığından, kuralımız en etkili, yani en güçlü biçimde davranmak olur.

*Karşılaştırma açısından, öldürme ile intihar aynı şeydir, biri benimseniyorsa ötekinin de benimsenmesi, biri yadsınıyorsa ötekinin de yadsınması gerekir.

*Herşeyi yıktığını, herşeyi kendisiyle birlikte götürdüğünü sanır insan ama bu ölümden bile, belki de yaşamaya değecek bir değer doğar.

*En fazlasını elde etmek için yıkarlar,en azı için değil."Yıkmak isteyenlerdir benim düşmanlarım, kendi kendilerini yaratmak isteyenler değil" der Nietzsche.

*Rimbaud, yaşamı "herkesle oynanacak bir orta oyunu" olarak görüyordu. Ama ölüm saatinde kızkardeşine: "Ben toprağın altına gideceğim, sense güneşte yürüyeceksin" diye bağırır.

*Hiçbirşeye inanmadığımı, herşeyin saçma, herşeyin uyumsuz olduğunu haykırıyorum.

*İnsan, ne ise o olmaya yanaşmayan tek yaratıktır.

*Susmak, hiçbirşeyi yargılamıyor, hiçbir şey istemiyor sanmalarına yol açmak, bazı durumlarda da, gerçekten hiçbirşey istememektir. Umutsuzluksa, tıpkı saçmalık gibi, genel olarak herşeyi yargılar ve ister, özel olarak hiçbirşeyi…

*Kürek cezalarını çektikleri sırada ,Rus yıldırıcıları arkadaşlarının kamçılanması karşısında protesto intiharları yaptılar.

*Birey, tek başına, savunmak istediği değerin kendisi değildir. Bu değeri oluşturmak için, en azından bütün insanlar gerekir. Başkaldırmayla, insan başkasında kendi kendini aşar.

*Nietzsche ile Scheler, Tertullien'in okurlarına gökyüzünde, cennetlikler arasında duyulabilecek en büyük mutluluğun cehennemde yanan Roma imparatorlarını seyretmek olacağını söyler.

*Başkaldırma anlayışı kuramsal eşitliğin büyük gerçek eşitsizlikleri örttüğü topluluklarda gerçeklik kazanabilir ancak.

*İnsan, varolmak için başkaldırmak zorundadır.

*Acı çekme bireyseldir.

*Köle, durumu içinde kendisine verilen koşula karşı çıkar; doğaüstü başkaldıransa insan olarak kendisine verilen koşula.

*Doğaya başkaldırmak, kendi kendimize başkaldırmakla birdir. Başını duvarlara vurmaktır bu. O zaman tutarlı olan biricik başkaldırma intihardır.

*"Herşeye karşı güvenlik sağlanabilir; ama ölüm konusunda, yıkılmış bir kalenin insanları gibiyiz" (Epicure).

*"Yaşamımızı bekleyişten bekleyişe tüketiyor ve hepimiz acı içinde ölüyoruz" der Epicure.

*Hapishanelerin içinde düş sınırsızdır, gerçek hiçbirşeyi dizginlemez.

*Gücün yasasından başka birşey değildir bu dünyanın yasası; güç buyrultusu yürütür dünyayı.

*En taşkın başkaldırma, en tam özgürlük isteği, çoğunluğun tutsaklaştırılmasıyla sonuçlanır.

*"Şimdiden ölmüş durumdasınız bu yeryüzünde" (Dük Blangis).

*Arzunun sınırsız özgürlüğü, başkasının yoksanması, acımanın ortadan kaldırılması anlamına gelir.

*Gerçek olan yalnız doğaysa, doğa içinde yalnız arzu ye yoketme doğruysa, yokedilenler çoğaldıkça, insan egemenliğinin kendisi de kendi kana susamışlığına yetmeyecek, evrensel yokoluşa yönelmek gerekecektir.

*"Öldürme, vurduğumuz kişiyi ilk candan eder yalnız; ikincisini de koparabilmeliydik ondan…" (Sade).

*Romantiklerin gözde şiiri Yitirilmiş Cennet bu dramı simgeleştirir ama ölümün Şeytan'ın çocuğu olduğu oranda derin bir biçimde.