İhtiyar adamlar ve kadınlar var
Hayatları boyunca çalışmışlar
Anca otuz kırk yılda
Emekliliklerini isteyebilmişler
Yirmi yıl ya da daha uzun yıllar boyunca
Çalışmış ihtiyar insanlar var
İşlerine son verildi
Ve kıdem tazminatı aldılar o oldu
Yaşlı insanlar var
Çalışmadıkları gün yoktu onların
Şirketlerinin batmasına tanık oldular
Ve emeklilik ödeneği kalmadığını öğrendiler o oldu
Parklardaki banklarda bulabilirsiniz onları
Veya pırıl pırıl süpermarketlerde dolaşırlarken
Veya muhitteki barlarda otururlarken
İçkilerini azar azar içerler
Kan nakli yaparmış gibi
Yapısı farklı oluyor hepsinin
Aynı can yelekleri gibi
Bazısı çelimsiz ve kel
Bazısı şişman ve terli
Bazısı öfkeyle sızlanıp dururken
Bazısı çektiği acıyı
Göstermeyecek kadar gururlu
Öyle gururludurlar ki köpek maması yerler
Ve tatlılarını arka sokaklardaki
Çöp tenekelerinden çıkartırlar
Sükûnetle
Çektikleri ızdırabın büyük kısmı boyunca
Kendilerini yüzüstü bırakan bir sistemin
İçinde bir inanışın esiri olmuşlar
Olağanmış gibi kimseler fark etmeden
El arabalarında taşınırlarken
Onları kahvaltılık gevrek olarak gören
Yalnızca kendi işlerini yapan
Adli tabiplerin onları kesip açmalarını beklerler
Aynı kasaplar gibi
Akşam yemeğini düşünerek
Nasıl olurdu diye
Nasıl olmalıydı diye
Nasıl olabilirdi diye
Hayatın usulü böyle
Politikacıların usulü böyle
Sıçan ve farelerin usulü böyle
Hayatta kalmaya çalışmanın dahi
Küçük bir zafere dönüştüğü
Bir sistem bu.
A.D.Winans
“Charles Bukowski ve Meat Kuşağı” Şenol Erdoğan, Altıkırbeş Yayın, Kadıköy 2013