Mimar Sinan'ın şenlikleri müthişti. Özellikle Baba Zula'da ve Trockya Blues'da aralıksız üç saat göbek attım. Ne varsa 9/8'lerde var:) Bu sene ki Efes Pilsen One Love'a gitmek farz. Özellikle pazar günü kaçmaz!!
için Arşiv
Edward Scissorhands. Bu müthiş filmi yıllar sonra bugün bir kez daha izledim. Johnny'nin muhteşem oyunculuğa mı şapka çıkarmalıyım, Tim Burton'a mı? Yarın anneler günü. Sadece tek bir gün değil, her gün sevin, öpün, koklayın annelerinizi. Tüm annelerin ve potansiyel annelerin anneler günü kutlu olsun. Neyse ki bugün hava güneşli. Dün…
Gevende'nin albüm kapağını çok seviyorum. Harika bir dizayn.
Kustu. Midesi berbattı. Kusarken sanki her şeyi kustuğunu düşünüyordu. Tüm bu olan biten midesinin isyanı değildi de, sanki başka bir şeydi. “Lanet olası hayat” diye geçirdi içinden. Acı acı olmuştu ağzının içi. Boğazı yanıyordu. Dudakları kupkuruydu. Tam kafasını kaldırmıştı ki tekrar öğürdü ve içinde ne var ne yok her şeyi…
THE CROW Eric Draven: Little things use to mean so much to Shelley — I thought they were kind of trivial. Believe me, nothing is trivial. Sarah: People used to think that when someone dies, a crow carries their soul to the land of the dead. But sometimes… only sometimes…
Ayşenur Ardalı'nın bizimle paylaştıkları…
çoğumuz gibi, o farklı işlere girip çıktım ki, midem deşilmiş ve bağırsaklarım rüzgara fırlatılmış gibi hissediyorum kendimi. iyi insanlar da tanıdım bu işlerde öbür tür de. ama birlikte çalıştığım insanları düşününce- aradan on yıl geçmesine rağmen- ilk aklıma gelen Karl oluyor. Karl'ı hatırlıyorum: yaptığımız iş belden ve boyundan askılı önlük…
Cuma günü izlediğim müthiş Fanfare Ciocarlia konserinden sonra yarın ki Hıdrellez eğlencelerine hazırım:) Umarım yağmur yağmaz ve bendeniz yani naçizane Balkan bayan arıza insanı için süper olur:) Elbette Hıdrellez'e gelecek olan herkes için de:) Yoksa o kadar sahne, hazırlık filan, yağmur, çamur ve soğuk hava hiç çekilmez. Bugün çok ama…
Son yıllarda izlediğim en içten film "C.R.A.Z.Y." Jean-Marc Vallee’nin yönettiği, bol ödüllü, 2005 Kanada yapımı bir film, sıcacık, içten, sevgi dolu… Mütevazi beş erkek çocuklu Beaulieu ailesinin hikâyesi. Yani Christian, Raymond, Antoine, Zachary, Yvan'nın öyküsü…Kahramanımız ise oğullardan biri olan Zac. Annesi, Zac'in seçilmiş bir çocuk olduğuna inanmakta, babası ise oğlunun…
Bugüne dek korku/gerilim/polisiye edebiyatına dair çok fazla sayıda kitap okudum. Hatta kütüphanemin bir köşesi bu türe ait -özellikle de İthaki Yayınları'ndan çıkmış- kitaplarla doludur. Yine bu türe ait filmleri ve dizileri izlemeyi de çok severim. Suç, suçun hangi psikolojiyle işlenmiş olabileceği, seri katiller, kriminoloji gibi konular özel ilgi alanıma girer.…