Konser Kritiği: Bosphorus Open Air Metal Fest (20 Eylül 2026, Maximum Uniq İstanbul)

Bayan Arıza tarafından 21 - Eylül - 2026 tarihinde yazıldı.

Metal sahnesi için oldukça yoğun geçen bir takvimin ortasında, kadrosunu gördüğümüz an ajandaları işaretlediğimiz Bosphorus Open Air Metal Fest’in Pazar gününde, yaklaşık 8-10 kişilik kemik bir dost grubuyla alandaki yerimizi aldık. Festival iki güne yayılmış olsa da gerek kadronun sıkılığı gerekse türler arası dengeli dağılımı nedeniyle tercihimizi Pazar gününden yana kullandık.

Konser öncesinin olmazsa olmaz ritüeli kapı önü demlenmesini hallettikten sonra, organizasyonun da arkasındaki isim olan Bahadır’ın grubu MORIBUND OBLIVION sahnedeyken alana hızlı bir giriş yaptık.

İçeride diğer dostlarla da buluşup ekibi tamamladıktan sonra hiç vakit kaybetmeden TERRORIZER için ön taraflarda yerimizi aldık.

Terrorizer sahnedeyken atmosfer bir anda yükseldi. Sağımdaki arkadaş o anı ölümsüzleştirmek için çekim yaparken, hemen solumda duran bir eleman da adeta ciğerini sökercesine tüm şarkılara baştan sona eşlik ediyordu. Hepimiz fena coştuk. Derken Terrorizer bitti ve Sepultura’nın kuzenleri : ))))) Brezilyalı efsane SARCÓFAGO sahneye çıktı. İşte günün en absürt ve unutulmaz anı tam da o saniyelerde yaşandı: Meğer hemen yanımızda duran, Terrorizer boyunca omuz omuza bağırıp çağırdığımız eleman Sarcófago’nun vokali, diğeri de davulcusuymuş! Yılların efsanesi olunca kafamızda doğal olarak daha yaşlı bir profil vardı ama adamlar meğerse festival alanında bizimle takılıyormuş. Sahnede inanılmaz bir enerjiyle ortalığı darmadağın ettiler. Konser bittikten sonra basçı Geraldo’nun sahneden aşağı inip elimizi sıkması ve karşılıklı “Thank you so much”ların havada uçuşması ise coşkumuzu iyice katladı.

Bu yoğun extreme metal bombardımanının arasında, festival alanında dolanırken Türk folk/doom metal sahnesinin gururu YAŞRU’nun kurucusu Berk Öner’e denk geldik. Göktürkçe “Gizem” anlamına gelen Yaşru, aslında günün açılışını yapacağı için izlemeyi çok istediğim bir gruptu. Ancak elimizde olmayan özel sebeplerden dolayı erken gelemediğimizi Berk’e bizzat izah edip kısa da olsa keyifli bir sohbet ettik. Kaçırdığımız konserin tesellisini de bir sonraki konserlerinin Ankara’da olacağı müjdesini alarak bulduk.

Sonrasında ise unutulmaz bir sahne maratonu başladı:

  • TANKARD: Yılların efsanesi Alman thrash devi Tankard’ı yeniden sahnede görmek müthişti. En önden izleyip Andreas Geremia’nın bitmek bilmeyen enerjisine şahit olmak inanılmaz bir deneyimdi. Adam sahnede oradan oraya koşturup gerçek Alman thrash’i nasıl olurmuş herkese gösterdi; sahneden hepimize öpücükler, kalpler yağdırdı. Ben de bu öpücük ve kalplerden nasibimi aldım; hatta bana sahneden bir kutu Efes bile gönderdi ki keyiften havalara uçtum!
  • KATAKLYSM: Saatlerce ayakta durmaktan şişmiş ayaklara ve ağrıyan boynuma rağmen en ön sıradaki yerimi kimseye kaptırmadım ve beklediğim an geldi! En çok izlemek istediğim gruplardan Kanada’lı Kataklysm karşımızdaydı. İtalyan kökenli vokalist Maurizio Lacono bir yana, ben bu grubu esas müthiş davulcuları James Payne için çok seviyorum. Gerçi eski davulcuları da iyiydi ama bu adam bir başka çalıyor! İstanbul’a geldiklerinde Instagram sayfalarında Maurizio, puro içtiği bir otel fotoğrafı paylaşmıştı, ben de altına “Finally!!!” yazmıştım yorum olarak. Grup ta bu yazdığımı like’lamıştı…Sahneye çıkar çıkmaz mikrofondan söyledikleri ilk kelimenin de “Finally!!” olması beni benden aldı -acaba bana küçük bir gönderme mi yaptılar diye düşünmeden edemedim! İnsan böyle güzel şeylere inanmak istiyor…Baştan sona kusursuz, tıpkı albüm kaydı gibi çaldılar ve Türkiye’ye övgüler yağdırdılar. Mest oldum adeta, çektiğim tüm yorgunluğa sonuna kadar değdi. Yine olsa yine izlerim:) Kesinlikle onların müziğini çok ama çok seviyorum.
  • SATYRICON: Gecenin kapanışını Norveçli black metalci abilerimiz, Mayhem ve Burzum’un “mahalleden arkadaşları” Satyricon yaptı. Kendi tarzlarında 1 numara oldukları ve kendilerini sürekli yeniledikleri aşikâr. Ancak ben death ve thrash sound’una daha tutkulu olduğum için en öndeki yerimi genç arkadaşlara devredip konseri biraz daha geriden, keyifle takip ettim.

Kapı önü muhabbetinden Sarcófago üyeleriyle farkında olmadan yan yana moshpit yapmaya, Andreas’tan gelen biradan, Kataklysm’i en önden izlemeye kadar her anı dolu dolu geçen, hafızamdan kolay kolay silinmeyecek muazzam bir festival günü oldu. Yeni konserlerde görüşmek üzere!