Kaynak: Milliyet Sanat
76 yıl önce bir kadın kimselere bir şey söylemeksizin eteğine taşlar doldurarak Ouse nehrininin soğuk sularına kendini bıraktı. Cansız vücudu olaydan iki hafta kadar sonra bulunabildi. Daha sonraları bütün dünya tarafından tanınacak olan bu kadının adı Virginia Woolf'tu…
Virginia Woolf’un ilginç yaşamı doğumuyla birlikte başlıyor aslında…
Woolf, Victoria döneminin en tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen’ın kızıydı…
Beş kardeşin dördüncüsü olan Virginia, o dönemde kız çocuklara uygulanan
eğitim eşitsizliği nedeniyle okula gitmedi ama babasının çabalarıyla kendini geliştirmiştir…
Victorya Dönemi'nin korkunç sıkıcılığı
Virginia sıkıcı bir çocukluk geçirdi. Daha sonraları ressam olan çok sevdiği kız kardeşi
Vanessa Bell ile birlikte büyüyen Virginia, Victorya tarzı yaşamın
ciddiyetini ve sıkıcılığı görerek değişik bir yaşama yöneldi…
13 yaşındayken annesini yitirince ağzından şu sözler dökülecekti;
"Olabilecek en büyük felaket".
Virgina Woolf annesine olan özlemini “Deniz Feneri” adlı eserinde yansıtmıştır.
Romanla ilgili olarak Woolf’un kardeşi Vanessa,
“Annemin portresi düşünebileceğimden çok daha ona yakın.
Ama böyle mezardan geri gelmesi acı verici.” demiştir.
Annesinin kıyafetleriyle verdiği poz