Angels in America "Dünyanın sonu geliyor"

Cnbc-e yayınladığında izlemiştim. Sonrasında DVD teknolojisi sayesinde tekrar izleme şansı yakaladım. Dizideki tüm oyuncular en az Al Pacino kadar harikaydı.
Angels in America, aslında bir tiyatro oyunu. Tony Kushner’in oyunundan TV için her biri 1 saatlik 6 bölümden oluşan bir diziye uyarlandı, senaryo da yine Tony Kushner’a ait.
Kushner, oyunu sergilendikten sonra Pulitzer ödülünü aldı.
Yönetmen: Mike Nichols
Oyuncular: Al Pacino, Meryl Streep, Emma Thompson, Justin Kirk, Ben Shenkman, Mary-Louise Parker, Jeffrey Wright, Patrick Wilson, James Cromwell
Angels In America, 56. Emmy Ödül Töreni’nde aday gösterildiği yaratıcılık dallarının tamamında ödül aldı. Ayrıca Al Pacino'ya da ilk Emmy'sini kazandırdı.
En İyi Dizi
En İyi Erkek Oyuncu (Al Pacino)
En İyi Kadın Oyuncu (Meryl Streep)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Jeffrey Wright)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Mary-Louise Parker)
En İyi Yönetmen (Mike Nichols)
En İyi Senaryo (Tony Kushner)
En İyi Sanat Yönetimi
En İyi Kadro
En İyi Makyaj
En İyi Ses
Filmimiz 1985 yılında geçiyor. Eşcinsellik, AIDS, politika üzerine kurulmuş. Filmde Reagan döneminden, Demoktratlardan, Yahudi'lerden hatta Mormon'lardan bile söz ediliyor.
Eşcinsel çiftlerden biri yani Prior (Justin Kirk) AIDS'e yakalanıyor. Erkek arkadaşı Louise (Ben Shenkman), Prior'u terkediyor çünkü hastalığıyla yaşamaya dayanamıyor. Prior'ın her zaman yanında olan kişi ise gay hemşire -bence dizinin en önemli karakteri olup yanda fotoğrafını gördüğünüz- Belize (Jeffrey Wright) 'dir. Gökten bir Melek (Emma Thompson) geliyor ve Prior'un kâhin olduğunu iddia ediyor.
Bir yandan Mormon Joe (Patrick Wilson) aslında eşcinseldir ancak inançlarından dolayı haplarıyla (Valium) yaşayan ve hayali bir arkadaşa -Mr.Lies- sahip olan Harper'la (Mary-Louise Parker) evlidir. Joe'nin annesi son derece inançlı Hannah Pitt (/Merly Streep) 'tir. Alkolün ve eşcinselliğin günah olduğuna inanmaktadır ve oğlu Joe'yi de bu inançlara göre yetiştirmiştir.
Roy Cohn (Al Pacino) oldukça güçlü bir boşanma avukatıdır. AIDS'e yakalanır. Hastalığı O'nu adeta yiyip bitirirken bile etrafına kötülük tohumları saçmaya devam etmektedir.
Aşağıdaki alıntıları da Vikipedi'den derledim. Bana kalsa diyaloglar baştan sona ezberlik. Hepsinin altı defalarca çizilmeli.
Louis: Amerika'da ne tanrılara, ne hayaletlere ne de meleklere yer var, Amerika'nın ne dinsel tarihi ne de ırksal tarihi var; var olan sadece kaçınılmaz politik mücadelelerde kullanılacak tuzaklar, hileler ve siyasetin kendisi.
***
Prior: İnsan hayatını zerafet ve letafet içinde geçirmek ister. Nadiren meyve vererek; ama enfes lezzette ve tam zamanında… Nadide bir çiçek, zebra orkidesi gibi…İnsan ister; ama istediğini nadiren elde eder. Değil mi? Hayır elde edemez. İnsanın anası ağlar. İnsan otuzunda ölür. Onlarca yıllık ihtişamı çalınır… Ah…boşver bunları… Bir cesede benziyorum. Hatta bir cesetçik… Ah, kraliçem benim! Dibe vurduğunu biliyorsun.
***
Harper: Düzlüklerin umudu kırık kadını konuş benimle…
Harper: Senin dünyandaki yaşamında insanlar nasıl değişir?
Mormon anne: Eh, bu Tanrı’nın ilgilendiği bir iştir. Yani pek de hoş sayılmaz. Tanrı baş parmağının keskin tırnağıyla deriyi gırtlaktan göbeğe kadar ayırır. Sonra kocaman, kirli elini içeri daldırır. Kan damarlarını kavrar… Elinden kurtulmak için çabalarsın ama o çok sıkı tutar ve vazgeçmez. Çeker de çeker… bütün iç organlarını çıkarana kadar. Ve o acı… onu anlatmam mümkün değil… Sonra da hepsini geri tıkıştırır; pis, karmaşık, yırtılmış. Ve dikerek birleştirmek sana kalır. -Kalk, dolaş! Sadece bağırsakların ezilmiş gibi yaparak.
Harper: Evet, demek insanlar böyle değişiyor.
***
Ve kadın adama şöyle diyor: ‘Thaddeus, gerçek aşk çelişkili olamaz…
***
Harper: Ben bir Mormonum.
Prior: Ben de bir eşcinsel.
Harper: Oh, bizim inancımızda bizler eşcinselliğe inanmayız.
Prior: Bizler de Mormonlara.
***
Harper: Kar! Buz, buzdan dağlar neredeyim ben? Daha iyi hissediyorum. Evet gerçekten iyi hissediyorum. Ciğerlerimde buz kristalleri var, harika ve keskin kar da ezik şeftaliler gibi kokuyor. Ve bir şey var rüzgarın içinde akan kan gibi. Ne tuhaf, bu demir tadı ondan geliyor.
Mr Lies: Ozon!
Harper: Ozon? Neredeyim ben?
Mr Lies: Buz krallığı, dünyanın en dibi.
Harper: Antarktika! Burası Antarktika mı?
Mr Lies: Hayata kırgınlar için buzdan sığınak. Burada üzüntü yok, gözyaşları donar.
***
Haham: Günah çıkartmak istiyorsanız bir papaz bulsanız daha iyi olur.
Louis: Ben Katolik değilim, Museviyim.
Haham: Daha kötü ya… Katolikler bağışlanmaya inanır, Museviler suça…
***
Joe: Bunu yaptığım için cehenneme gideceğim.
Louis: Yapma ya. New York şehrinden daha mı kötüdür sence?
***
Roy: Amerika’da hasta olmanın en kötü yanı Ethel, gösteriden defedilmen. Amerikalıların hastalara faydası yok. İşte Reagan’a bak O kadar sağlıklı ama insanlığı kalmamış. Parlak günlerinde yüz yaşında. Göğsünde metaller iki gün sonra, batıda pijamalarıyla midillilere biner. Yani kim yapar bunu. İşte Amerika. Güçsüzlerin ülkesi değil bu.
***
Harper: Sonra da ozon tabakasındaki deliklerle ilgili bir programa geçtiler Antarktika üzerindeki. Cilt yanıkları, kör olan kuşlar, eriyen buzullar. Dünyanın sonu geliyor…
***
Harper: … Çünkü tecrübelerime bağlı olarak, halüsinasyonların doğduğu akıl başta var olmayan bir şeyi uydurmamalıydı, gerçek dünyadaki tecrübelerinden kaynaklanmayan bir şeyi. Hayal gücü yeni şeyler yaratamaz değil mi? Sadece dünyadaki ıvır zıvırı yeniden işleyip onları görüntülere dönüştürür. Doğru anlatabiliyor muyum acaba?
Prior: Bu şartlar altında, evet.
Harper: Öyleyse hayatlarımızdaki o dayanılmaz sıradanlık ve yalancılıktan kaçtığımızı sandığımızda aslında aynı ıvır zıvır ve gerçeklerin yeniden düzenlenmiş görüntülerinden oluşan yine o eski sahteliğin ve sıradanlığın içinde oluyoruz sadece…
***
Prior: Genelde gerçekleri s..tir et, derim. Ama çoğunlukla gerçekler insanı s..er.
Harper: Sende bir şeyler daha görüyorum. İçinde, derinliklerde bir parçan var, en derindeki parça hastalıktan tamamen uzak…
***
Melek: Üstlendiğimiz harikulade bir iş ve mucize, düzelttiğimiz büyük bir yanlış, yok ettiğimiz koca bir yalan…Büyük bir yanlış, düzeltilen hüküm, kılıç ve gerçeğin süpürgesiyle. Yoldayım ve göründüğüm an işimiz başlayacak. Hazırlan, nefes, yükseliş. Yaşasın…
***
Prior: ve yaşayanlarla uğraşacaklar; ama biz hiçbir yere kıpırdamayacağız. Esrarengiz ölümler yaşamayacağız artık. Dünya, sadece ileriye doğru döner. Biz onun vatandaşları olacağız. Artık zamanı geldi. Şimdilik hoşçakalın. Siz harikasınız hepiniz ve her biriniz. Sizleri kutsuyorum… Daha çok yaşam… Büyük iş başlıyor…