Bu Pazar sabahı yağmur yağmıyor,
ama Carver gibi ben de aynı hayatı tekrar
tekrar yaşar ve aynı affedilmez hataları yapardım,
yarım şanstan da azı tanınsa bile.
Bu sabah yönümü şaşırmış gibiyim, sanki kaderim
zihnimin asla içerisine girmeyi düşünmeyeceği
ve ruhumun rüyalarında bile işinin düşmediği
mahmur bir kilise evinde kaybolmuştu belki de.
Yüreğimdeki tek şarkı huzursuzluğun tiz perdeden
iniltili figanıydı,
kafamın içinde kederin ve yanından geçip de fark edemediğim,
dikiz aynamdan hızla geçip kaybolan bir yerin
şarkısını söyleyen şu kısa dağınık cıngıl işte.
Bu yüreğin set çekili sınırlarında yanmıyor
umudun kamp ateşleri,
kimsesiz gözlerimin kaydedemeyeceği kadar çılgın bir dünyada
bir yönde esen rüzgârda uçuşan bataklık sazlarından bir okyanus var sadece.
Bu Pazar günü yağmursuz Amerika’da bir imgelem yok zihnimde
fazla erkenden yapılmış şeylerin hafif ağrısı var sadece,
çok bereketli sayılmayacak bir komonun borusundan uçup giden
son gerçek notadan önce kodaya gelirken söylenen bir şarkı,
korkunç bir ani öfke misali ebediyen yükselen
karanlık bir delik.
Jim Chandler
“Charles Bukowski ve Meat Kuşağı” – Şenol Erdoğan, Kadıköy 2013