Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Yeşil Yol”

Bayan Arıza tarafından 24 - Mart - 2013 tarihinde yazıldı.

Yeşil Yol…Kimilerinin saplandığı kara delikten çıkamayacağı ağzı kokuşmuş gardiyanların kötü davrandığı düşündüğü bir yer. Tam bir hayat dersi veren, fare ve bir mahkumun nasıl dost olacağını, gardiyanların idam sehpasında olan bir mahkuma nasıl davranılması gerektiğinin bir portres…İstediğiniz kadar tanımlama getirebilirsiniz.

1999- 2000 yıllarında usta kalem Stephen King’in romanından sinemaya uyarlanarak döneme damga vurmasıyla da ünlüdür. Film başlarda huzur evi görüntüsüyle hikâyeye giriyor. Hikâyedeki adam Paul Edgecomb. Paul, diğer gardiyanlara mahkûmları seven, onlarla konuşan aynı zamanda idrar yollarında sorunu olan biridir.

Edgecomb'un hapishanedeki görevi, hücrelerinden alınan idam mahkûmlarını, elektrikli sandalyenin bulunduğu ölüm odasına kadar olan bir millik yeşil yoldan götürmektir. O kadar çok mahkûmu elektrik sandalyeye götürürken rahat tavırlar sergileyen Paul aynısını John Coffey karşısında gösteremez.

Coffey, iri cüsseli bir herif olarak sinemaseverlere sunulur. Coffey, ürkütücü görünümünün yanında ince, kırılgan, hassas, insanlara yardım etmeyi seven, doğa üstü güçlere sahip olan, karanlıktan korkan,  kalbi iyilikle dolu, hapishanedeki gardiyan ve birçok kişiye yardım ederek oradakilerin takdirini kazanmış biridir.

Coffey, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkûm olmuştur. Hapishanede iki deli belirir. Biri fareyle dost olan Dell’in parmaklarını kıran, Dell’ın idama mahkûm olduğu anda Dell’i işkenceye maruz bırakan kötü gardiyan Percy, diğeri de durmadan şarkı söyleyen eşcinsel vari sözleriyle kameranın karşısına çıkan deli mahkum.

Deli mahkûm Coffey’ın ellerini tuttuğu anda Coffey ne kadar kötü biri olduğunu okumuştur. Etrafa işiyor, odasını dağıtıyor, aldığı çikolatayı yiyip ağzında biriktirip gardiyanın suratına doğru püskürtüyor.

Böyle üstün yeteneklere sahip biri olan Coffey yakın zamanda ikisini karşılaştırmıştır. Bu da mahkûmun ölümüyle sonuçlanmıştır. İlk başlarda doğa üstü yeteneklere inanmayan gardiyanlar zamanla Coffey’ın güçlerine inanmaya başlamışlardır, tümor yüzünden bir kadını iyileştirip takdir kazanmasına sebep olmuştur.

Zamanla Coffey’ın idamının yaklaşması hapishanedeki gardiyanları üzmektedir. Coffey’e son isteği sorulur. Hapishane duvarları her zaman kötü insan porteleriyle sunulur insanlara ama Yeşil Yol’da daha çok Paul ve Coffey üzerinden sunuluyor sinemaseverlere. Edgecomb, yıllar boyunca sayısız idam mahkûmu nakletmesine rağmen hiçbir idam kendisini Coffey’nin idamı kadar etkilemez.

Filmden Replikler:

 * Yeşil Yol’da olan Yeşil Yol’da kalır, her zaman böyledir.

 * – Senin için yapabileceğimiz bir şeyler olmalı. İstediğin bir şey olmalı.
   – Hiç sinema filmi görmedim.

 * Yoruldum, patron. Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından yoruldum. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri….En çokta insanların birbirine kötü davranmasından yoruldum. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan yoruldum. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun?

* – Sence, bir insan, yaptıklarından gerçekten pişmanlık duyarsa en mutlu olduğu zamana geri dönüp sonsuza dek orada yaşar mı? Orası cennet olabilir mi?
  – Ben de buna inanıyorum.

* Geceleri yatakta hep onu düşünüyorum ve bekliyorum. Sevmiş olduğum ama ölen insanları düşünüyorum. Güzelim Jan’ı ve onu nasıl yıllar önce kaybettiğimi düşünüyorum. Ayrıca her birimizin Yeşil Yol’da kendi hızımızla ilerleyişimizi düşünüyorum. Fakat bir düşünce var ki geceleri beni uyutmuyor: Bir farenin bu kadar uzun yaşamasını sağladıysa benim daha ne kadar zamanım var? Her birimizin bir ölüm borcu var. İstisnalar yok. Fakat Tanrım, bazen Yeşil Yol çok uzun görünüyor.

 “Yeşil Yol” pek çok sinemasevere ilham verdi. TRT-1, Cine-5 gibi kanallarda defalarca tekrarı sunuldu.  Esaretin Bedeli filminin de yönetmenliğini yapmış olan Frank Darabont  “Yeşil Yol” filmiyle pek çok sinemaseverin takdirini kazandı. Yeşil Yol’u defalarca çeşitli kanallarda izlemiş biri olarak siyahî rolünü başarıyla oynayan, sinemaseverlerin içini burkan Michael Clarke Duncan’ı saygıyla selamlıyorum…