Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Kader”

Bayan Arıza tarafından 30 - Ocak - 2013 tarihinde yazıldı.

Yönetmen: Zeki Demirkubuz

Oyuncular: Ufuk Bayraktar, Vildan Atasever, Engin Akyürek, Müge Ulusoy, Ozan Bilen

Tür: Drama

Yapım Yılı: 2006 (103 dk)

Aldığı Ödüller: 2006 Uluslararası Puchon Fantastik Film Festivali Jüri Ödülü

"Herkesin inandığı bir şey var bu .mına koduğumun hayatında, benimki de sensin"

Saplantılar bela getirir. Saplantılı şeylerin peşinden gittiğinizde öylece oturduğunuz yerde yapayalnız başına kalıp bir şeyler ararsınız. Kafayı yersiniz, bir fare deliğine kapanmış gibi hissedersiniz kendinizi. Saplantıların bir süre sonra kaybolacak olması sadece ihtimaller geçididir, ama saplantılara takılı kalmak bir hastalık çeşididir.

Bazı aşk güzellemelerinin sinemada bıraktığı etki derin oluyor. Masumiyet bunlardan biriydi. Masumiyetin devamındaki  “ Kader” de aynı şekilde. Ama mevzular farklı yöne kayıyor.  Arada oynamalar var, senaryo tam değişmese de bir feedback olayı var filmde. “Kader”, Masumiyet filminden saplantılı aşkların esiri olan Uğur ve Bekir karakterlerinin gençliğine götürüyor bizi.

Uğur, Zagor’un aşkıyla yanıp tutuşan,  gözü Zagor’dan başkasını görmeyen belalı, mahallenin bütün delikanlılarını peşinden sürükleyen bir hatundur. Bekir ise pederden kalan halıcı dükkânını işleten, Uğur’a olan aşkı saplantılı şekilde devam eden, evlense bile her yerde Uğur’u düşünen bir adamdır. Başlarda mevzu Uğur’un  Bekir’in dükkana uğramasıyla başlıyor.

Dükkânın içinde hatunun kıvırmaları, bluzunu açmaları vb. film içinde geçenler. O günden sonra mevzu değişiyor.  Mevzular değiştikten sonra karşılıksız hastalıklı bir aşk meydana geliyor. Hastalıklı bir dünyada yaşayan iki insan üzerine kurulu film. İkisi de aynı mevzular üzerine. Bekir, Uğur’un  peşinden koşuyor, Uğur da Zagor’un.

“İnanmanın değeri ağır oluyor, bedeller ağır şekilde ödetiliyor kendilerine…”

İkisi de masum. Uğur orospuluk yaparak geçimini sağlıyor, kazandığı paraları Zagor’a aktarıyor. Bekir de kazandıklarını evli ve çocuğu olmasına rağmen Uğur’a harcıyor. Çocuğunu ve karısını tek başına bırakıyor evde,  Uğur’u aramaya çıkıyor, yanında kalıyor bir süre.

Evli olmasına rağmen karısına ihanet ediyor gibi gözükse de uğruna koştuğu tek şey, kendi inandığı sevgisi.

“Kader mi onları kavuşturmuyor yoksa kendi iradesinden yoksun oluşu mu “ sorusunu film bize sorduruyor.

Her türlü bela Bekir’in başına geliyor. Dükkânının iflası, Uğur’un peşinden koşması, bacağından vurulması, evli olmasına rağmen çocuğunun hastalanması ve gecenin bir saati ilaç bulmaya çalışması vb.

Kaderine inandığı şey “ Uğur”, o yüzden de kaderin arkasına takılarak koşmayı sürdürüyor Bekir. Saplantısından kurtulamıyor, sokaklarda dolanıyor, parkta uyanıyor.

Başı belaya girse, tehditler olsa da, bacağından vurulsa da vazgeçmiyor olması kaderin çizdiği yol yüzünden. Uğruna ölecek olması, bütün imkânsızlıklara rağmen Uğur’a inanıyor olması kendi kaderini çizmesi sebebindendi, ya da çizilen kadere ayak uydurmasındandı.

Demirkubuz bizi bu filmde ters köşeye mi yatırıyor diye soruyoruz. Aynı tema, senaryo farklı yollardan gidiyor.  Diğer karakterler hakkında fazla bilgi yok. Zagor fazla görünmüyor. Filmde gözüktüğü sahneler; polis cinayetleri, Cevat’ı öldürüş sahnesi, Uğur’la bir köprü altında buluşma sahneleri.

Masumiyet filminin devamı niteliğinde olması yönünde otel sahnesinde “ Masumiyet” filminden sesler yükseliyor, bu nedenle Masumiyet’e de inceden selam çakıyor. En sıkı sahne;  kafaların kırıldığı anda Bekir’in aşık olduğu Uğur’un anlatıldığı sahneler.  Oda karanlık, ortam şen, önce sokak ağzı diyaloglarla Bekir’in aşık olduğu Uğur’u bir eleman anlatıyor, sonra da içkiler içiliyor. Ama kafaların kırıldığı anda her bir şey var (Bir nevi “Gemide” filminin kafasındaki c.gara muhabbeti)  ve o odadaki diyalogda şu sözlere yer veriliyor:

“Bekir abimin esas manitası; ama süper kızdır Uğur abla, siz bakmayın evli barklı olduğuna abimin esas hikâyesi Uğur abladır. Kerem ile Aslı’nın hikâyesinden daha büyüktür. Allah’ıma eşsizdir, benzeri yoktur. Bekir abim kurşunlar yemiştir bu yolda, kaç defa ölümlerden dönmüştür, bilekler kesilmiş aylarca hastanelerde yıllarca akıl hastanelerinde kalmıştır. Uğur ablanın peşinden gezmediği şehir, yürümediği yol, görmediği diyar kalmamıştır memlekette…”

Film bitmeden önce Kader çağrışımına Bekir şu sözler de yer veriyor:

“Otobüsten indim, yürümeye başladım, dedim Allah’ım neredeyim ben? Burası neresi? Sonra güç bela burayı buldum. Kapının önünde durup düşündüm. Dedim Bekir, bu kapı ahiret kapısı. Burası sırat köprüsü, bu sefer de geçersen bir daha geri dönemezsin. İyi düşün dedim. Düşündüm, düşündüm ama olmadı, dönemedim. Sonra, bak oğlum dedim kendi kendime yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi."

Masumiyet’i izlemeden Kader’i izlememeniz önerilir. Ve denildiği gibi Kader insanın kendini bir sona inandırmasıdır, sonunda ne olacağını bilmeden olsa bile.

Demirkubuz filmleri her zaman gerçekleri çıplak gözlerle izletir. İzleyen alacağı mesajı alır, içi burkulur, yüreği sızlar. Bir acıtasyon değil, gerçeklik üzerine kurulmuş bir roman gibidir.  “Kader” filmini izlerken de yüzünüze bir tokat yiyorsunuz. Tokat yemeye hazırlanıp, arkanıza yaslanın. Bu film, saplantılı aşklara maruz kalanlar için.

Filmin artıları ve eksileri:

       Aynı tema, senaryonun farklılığı

       Az diyalogla çok şeyi anlatması

       Karakterlerin güçlü bir yapıda olması

       Samimi diyaloglar

       Oyunculuklar Masumiyet’e göre vasat kalıyor

       Vildan Atasever yerine başkası tercih edilebilirdi