Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Leaving Las Vegas (1995)

Bayan Arıza tarafından 12 - Kasım - 2012 tarihinde yazıldı.

Bazı şeylerin nasıl olduğunu anlayamazsınız. Afallarsınız. Sizi çılgına çevirir bu şeyler. Onları itmek isteseniz de yakanıza bir şekilde yapışır ve sizi bırakmaz. Kendinizi rahat hissettiğiniz zamanlar azdır. Ve bunu yakalamaksa zordur. Yokluk ile varlık arasında ince bir çizgi, yaşanmışlıkların ve yaşanacakların ardına çizilmiş bir meridyen, içilen şaraplardan sonra dünyanın yamulduğunu gören gözler ya da içilmeden yaşanılası anılar…

Bazen her şey acımasız olur, bu film de acımasızlığı göstermiştir. Nicholas Cage oyunculuğuyla damga vurmuştur sinema kuşağına. Bu güzel filmin Çoğu kişi tarafından es geçildiği gerçeği de vardır. Ayrıca Nicholas Cage’in ilk Oscar aldığı filmdir.

Filmin konusuna dönecek olursak, filmin baş aktörü Ben Sanderson’dur (Nicolas Cage). Karısı tarafından terk edildikten sonra Ben kendini içkiye vurmuş, boşluğa düşmüş, Los Angeles sokaklarında aylak aylak gezmektedir. Gittiği her barda çılgınca içki içmekte aynı zamanda aylaklığın peşindedir. İçe içe ölmenin peşindedir Ben. Her yerde içki aramaktadır, kaldığı otellerde ya da başka yerlerde…

En sonunda "Sera" adında bir fahişe ile tanışır. Geceliği 500 dolardan anlaşırlar. Ben, sekse düşkün değildir, hatta ilişki sırasında Sera "istediğini yapabilirsin" dese de Ben bunların hiçbirini önemsemez. Erken boşalma sorunu, sadece oturup konuşmasını istemesi gibi etkenler vardır. Otelde kaldıkları gece Ben Sanderson sadece içmek ister, aklından başka bir şey geçmez. Kadın sabah olunca aldığı parayı patronuna götürmekle yükümlüdür.

Ben, şefkate muhtaç biridir. Burada Nicholas Cage’ın inanılmaz oyunculuğu ortaya çıkıyor. Sera, bu durumdan sonra Ben’den çok hoşlanmıştır ve ona karşı bir şeyler hissetmiştir. Ne zaman karşılaşırız diye beklemektedir. Sonrasında Ben ile Sera’nın yolları kesişmiştir. Kafalarına göre istediklerini yapmışlardır. Beraber sevişmişler, beraber tatile gitmişler ve gittikleri tatil yerinden Ben’in alkol sorunları yüzünden kovulmuşlardır.

Ben, aynı zamanda Sera’nın fahişelik yapmasına ses çıkarmadan yoluna devam etmiştir. Sera sevişmekten çıldırırken Ben için  alkol sorunu daha da ağır basmaktadır. Ben’in bir gün alkol yüzünden öleceği bellidir. Alkolün her zaman öncelikli olduğunu savunup seksi geri plana atmıştır.

Sera’ya "Alkolü bırakmamı benden isteme" diye de sitemlerde bulunmuştur. Sonrasında ölmesi de şaşırılacak bir durum değildir. Nihilist bir alkolik ile fahişe bir kadının hikâyesini çarpıcı bir şekilde anlatan film 90’lara damga vurmasının yanında Nicholas Cage’in Oscar aldığı film özelliğini de taşımaktadır.

Film aynı zamanda bütün duyguları içinde barındırmıştır. "Drink to death" olayı da filmin kopma noktasıdır bana kalırsa.

Filmdeki repliklerden birkaçı:

Alkol aldığım için mi karım beni terk etti, yoksa karım beni terk ettiği için mi alkol alıyorum?

***

– Vegas'a neden geldin?
– Ölümüne içmeye

***

– Belki de bu kadar çok içmemelisin
– Belki de bu kadar çok nefes almamalıyım Terry

***

Ben sanderson: İçkiyi bırakmamı asla bekleyemezsin

Filmi yeniden izleyince önemli bir etki bırakıyor izleyicide. Dibe vuran iki kaybedenin hikayesi. Sountrackler, nihilist olma eşiği, Nicholas Cage'in mükemmel oyunculuğu filme yansıyanlardı. İzlemeyenlere tavsiye edilir.