Geçmiş zaman olur ki: 21 Temmuz 2008

Bayan Arıza tarafından 19 - Mart - 2011 tarihinde yazıldı.

Uzun zamandır günlük işini ihmal ettim, farkındayım. Kimi zaman bilinçli olarak yaptım bunu. Zaten tuttuğum bir günlüğüm var. Elbette tüm hayatımı afişe edemem burada. Benim de acılarım, hüzünlerim ve küçük mutluluklarım var herkes gibi. Bu bölümde daha çok tavsiyelerim yer alıyor, çok derine inmiyorum.

İstanbul'dan uzaktayım. Bu muhteşem bir şey. Zira hiç sevmiyorum bu şehri. Sadece bazı şeylere ulaşmak daha kolay burada. Mesela konserlerin burada olması iyi. Gerçi izlemek isteyip de izleyemediğim (The Doors ve Nirvana hariç) hiçbir grup kalmadı. Hatta birçoklarını 2-3 kez izledim. 3 Ağustos'taki Björk konserini bekliyorum. Herhalde O'nu da görürsem deyim yerindeyse gözlerim açık gitmeyecek diğer tarafa. Henüz biletimi al(a)madım. Biletler çok pahalı, davetiye bulmaya çalışıyorum. Son ana kadar da beklicem. Mucizeler var hayatta.
 

Geçenlerde bir kitap aldım. Genellikle ön kapaktan önce arka kapağa bakarım hep kitap seçerken ancak bu kitabın ön yüzü daha etkileyiciydi. Kitabın adı "ormanın derinliklerinde bir şey var". "Ormanın derinliklerinde bir" ile "var" gri renkle ve küçük punto ile yazılmış, "şey" ise ortasında, yukardan aşağı, büyük puntoyla ve siyah renkle, etrafına da ağaç efekti verilmiş. Yazarı hiç duymadım, Tana French adında İrlanda'lı bir kadın yazar.

Kitabın konusu mu? Elbette polisiye. Zaten ön yüzde en tepede "Psikolojik gerilimde nefes kesen yepyeni bir sesin doğuşunu işaret eden, çarpan bir roman" yazıyor. İşin daha ilginç kısmı ise çevirenin arkadaşım Heyzen olması. Daha önce Zeynep Heyzen Ateş'in kitap tercümesi yaptığından söz etmiştim yine burada, web sitemde. Farkında olmadan seçtiğim kitabın, daha önceden duyurusunu yaptığım kitap olduğunu görünce dumurla beraber hoş bir durum yaşamış oldum. Kitabı üç gün önce aldım ve an itibariyle bitti. 446 sayfalık kitabı bir solukta okudum. Eğer gerilim/polisiye romanlar okumaktan zevk alıyorsanız tavsiye ederim.

Bakın bu da internette kitapla ilgili bulduğum bir alıntı:

"Kaçırılmış fırsatlar, kaçırılmış şanslar ve kaçırılmış bir çocukluk.

Bir oğlan çocuğu, ormanda travmatik bir olay yaşıyor… Yıllar sonra, aynı çocuk bir cinayeti araştırmak üzere aynı ormana geri dönmek zorunda.

1984 yazı. Dublin’in küçük banliyölerinde hava kararırken anneler çocuklarını eve çağırmak için sabırsızlanmaya başlıyordu. Fakat bu ılık akşamda, üç çocuk karanlık ve sessiz ormandan geri dönmeyecekti. Polis geldiğinde çocuklardan yalnızca birini bulabildi; dehşetle ağaç gövdesine sarılmış, ayağında kanla dolu spor ayakkabılar olan ve az önce yaşadığı saatlere dair hiçbir şey hatırlamayan bir oğlan. Yirmi yıl sonra, ormanda bulunan çocuk Rob Ryan, Dublin Cinayet Masası’nda polis dedektifi olmuştu ve gizli geçmişinin izlerini üzerinde taşıyordu. Fakat aynı ormanda 12 yaşında bir kızın öldürüldüğü ortaya çıkınca, o ve Dedektif Maddox -ortağı ve en yakın arkadaşı- kendilerini eski, çözülmemiş bu dava kadar kanlarını donduran başka bir olayla karşı karşıya buldu. Uzun zaman önce gömdüğü hatıralarının bölük pörçük parçaları eşliğinde kalakalan Ryan, hem önündeki dosyanın, hem de kendi karanlık geçmişinin gizemini ortaya çıkarmak için büyük bir fırsat yakalamıştı. Atmosferik ortamı zengin, karmaşıklığı insana nefes aldırmayan, son derece ikna edici ve şaşırtıcı bir sona sahip Şey, Gizemli Nehir ve Kemikler gibi kitapların hayranlarını çok etkileyecek.

“Tek kelimeyle güzel ve zeki yazı tekniği sayesinde Tana French, bizi karanlık bir cehenneme götürüyor; öyle baştan çıkarıcı ve insanı içine çeken bir yer ki burası, istesek de sırtımızı dönmemiz mümkün değil. Bayan French sıradışı bir yazar ve Şey bir yıldızın doğuşunun habercisi.” –Lisa Unger “French, en beklenmedik hareketleri yapabilme potansiyeline sahip ve karmaşık karakterleri için capcanlı bir sahne yaratıyor. Olay örgüsünü kasvetli, acımasız bir doğayla ve üslubunun çarpıcılığıyla birleştiren yazar, çok bildiğini sanan zeki okuyucuların bile bu karanlık ormanda kaybolmasını sağlıyor.”

-The New York Times

* Bayan Arıza *