Björk (3 Ağustos'08 – Turkcell Kuruçeşme Arena, İstanbul)
Konser bittiği zaman arkadaşlarıma dönüp şunu şöyledim: "Tamam, ben artık ölebilirim!".
Hayatım boyunca izlediğim en güzel konserlerden biri olmanın ötesinde Björk 3-4 metre önümdeydi, üç kez ağladım! O'nun insan üstü bir varlık(!) olduğunu resmen görmüş/anlamış oldum. Evet bu kadın kesinlikle eksiksiz, tam!!!
Björk'ün Türkiye'ye ikinci kez geleceğini duyduğum tarihten itibaren gün sayıyordum adeta. Son haftalarda ise konseri düşünmekten hiç uyuyamadım. Uyuyabildiğim zamanlarda ise kâbuslarla boğuştum durdum. Son ana dek endişeliydim ve "gidebilecek miydim?" hep bunu düşünüyordum. Biletimi elime aldığım gün sevgili arkadaşım Levent'le görüştük ve bana "çok istedin ve oldu" dedi. Ben de O'na "Daha bitmedi. Şimdi ki planım en öne yani sahne önüne geçmek" dedim ve o gece biletime bakarak uykuya daldım. Saha içi olarak başlayan serüvenim sahne önü olarak finallendi. Gidemeseydim…yo hayır, bu ihtimali düşünmek bile istemiyorum.

Konserin umduğumdan çok kısa sürmesi, daha çok eski albümlerinden "Post" ve "Debut" ile Björk dinlemeye başlayan ve ziyadesiyle de o albümleri çok seven biri olarak beni biraz üzmüş olsa da total olarak konserden tatmin olduğumu söyleyebilirim…Kesinlikle dolu dolu bir konserdi.
Bir kere görsel olarak müthişti, İzlanda'lı brass orkestrası, back vokaller, orkestranın birbiri arasındaki uyumu ve elbette danslar görülmeye değerdi. Ancak yer yer sesler karıştı. Kimi zaman Björk'ün sesini duyamadım özellikle mix'lenmiş olan şarkılarda.
Björk hemen hemen her şarkıdan sonra teşekkür etti. "Mersi" en çok kullandığı sözcüktü belki de.
Konser boyunca etrafı gözlemledim, gelen seyircilerin çoğu şarkılara eşlik etti. Hatta Björk gibi boyanmış olanlar da vardı, "Volta" albümünün konsepti gibi…
Björk'ün yaptığı danslar da inanılmazdı. Kendimi çoğu zaman ağzım bir karış açıkken buldum. Kendimden geçip, farklı bir boyuta ulaştığımı söyleyebilirim açık yüreklilikle. Özellike "Declare Indepence" ten sonra uzun süre kendime gelemedim, dondum kaldım adeta.
Hele konfeti yağmuru, uçuşan ışıklar, alevler, brass orktestrası hepsi ama hepsi inanılmazdı. Björk, bizleri kendi evine misafir etti adeta, O'nun gezegeninde kısa bir süre olsa da dolaştık ve evet orası kesinlikle müthiş bir yer.
Pagan Poetry'de o kadar çok bağırmışım, çığlık atmışım, özellikle "I lovveeee himmmm" demişim ki şarkı bittiğinde boğazımın acımasından ve sesimin çıkmamasından anladım. Varsın çıkmasın.
Konser başlamadan önce müzik yapan sözde DJ(!)'e bolca selamlarımı(!) yolluyorum buradan da. Arka arkaya 15 tane Japonca şarkı çalınır mı ya? Kendimi Afrirampo konserinde hissettim. Sabah bir uyandım ki Japonca konuşuyorum.
"Medulla" daki en sevdiğim şarkısı olan "Where is the line"ı da çalsaydı şahane olacaktı…Ama daha ne olsun! Dünya gözüyle Björk'ü gördüm. Rahatlıkla ölebilirim artık, gözlerimin açık gitmeyeceği kesin.
Setlist ise şu şekilde sıralanıyor:
EARTH INTRUDERS
HUNTER
PAGAN POETRY
DESIRED CONSTELLATION
THE PLEASURE IS ALL MINE
JOGA
OVERTURE
IMMATURE
ARMY OF ME
TRIUMPH OF A HEART
FIVE YEARS
COVER ME
WANDERLUST
HYPERBALLAD
PLUTO
Bis'ten sonra:
THE ANCHOR SONG
DECLARE INDEPENDENCE
Radyo eksen ve Gülşah'a çoook teşekkür ederim. Bu konsere iki kişilik davetiye kazanmıştım ve her anının tadını çıkararak izledim bu müthiş gösteriyi..
not: Ahmet ile birlikteydik :))