BarışaROCK (21-22 Ağustos 2004 – M.Akif Ersoy Piknik Alanı)
BARIŞAROCK ile ilgili uzun uzun yazmak isterdim ama pek değmez artık. Çünkü Rock'n'Coke'dan pek farkları kalmadı bence. İçeri yiyecek filan da sokmadılar, gerçi biz illegal yollardan soktuk o ayrı. Bir gece öncesine kadar böyle bir yasaklamadan söz edilmezken gittiğimiz gibi kapıda güvenlik duvarıyla(!) karşılaştık. Yemeklerimizi alıp yerlere attılar. Sanki içeri yemek sokulsa içerde satış olmayacaktı ki oldu da. Herkes nevaleyle gitmiyor ki mekâna, kaldı ki alkolümüzü içeren temin ettik (Tuborg + şarap evet şaraplar güzeldi). Neticede orası bi piknik alanı ve bunu yapmaları demek söyledikleri her şeyi çöpe atmaları demek. Tüm inandıklarımız kül oldu gitti. Seneye ne yapacağımız belli değil. Geçen seneki BARIŞAROCK ortamını anımsayınca gerçekten çok üzdü bizi bu seneki muamele.
Mekân geçen seneye göre çok büyüktü, devasa bir piknik alanıydı. Çadır sayısı çok fazlaydı, herkes çadır kurmuştu.
Ses düzeni oldukça kötüydü. Sürekli sorun çıktı durdu. 90'lı yıllarda amatör ruhumuzla düzenlediğimiz İTÜ'deki Rock Festivalleri'ni aradık. O zaman her şey bir başkaydı.
İlk günün en güzeli Siya Siyabend'ti. Vokal Murat bizi çok şasırttı. Hem görünüş olarak, hem de -belki biraz- fikir olarak. Adam bir senede erimiş ve kuşa dönmüştü resmen. Geçen yıl konser sonrasında mekânı terketmeyen adamlar, bu kez "bize ayrılan süre doldu" dediler.

Soul Sacriface ve Abraxas'ın elemanları bizim eski Taksim tayfasıymış, Heavy metalle işim olmadığı için bilmiyordum, herifleri sahnede görünce şok oldum. Tüm elemanlar arkadaş çıktı. En çok onlarda eğlendim. Boynum tutulmuş olmasına rağmen kafa salladım ve böğürdüm;-)
Yolgezer, Vedat Sakman, Anima, Teneke Trampet, Gür Akad ilk günden aklımda kalanlar. Teneke Trampet güzeldi, 2 tane akustik gitarlı bir gruptu, liriklerde iyiydi.
"Kep" adında 3 kişilik genç kardeşlerimizden kurulu bi grup vardı. Onlar da keyifliydi.
Kıbrıs'lı bi grup geldi, adamda süper blues gırtlağı vardı. Rainbow'la başladılar, arkadan bi Guns'n'Roses çaldılar ki gönlümü fethettiler yani. Sonra Deep Purple filan lezizdi. Geçmişe götürdüler bizi, çok da iyi ettiler.
İkinci günün en güzeli kesinlikle Zardanadam, Tibet Ağırtan ve Kara Kedi'ydi. Kara Kedi leziz bir grupmuş, hatun süperdi. Zardanadam'ı zaten sever sayarız. Bizi de pek güzel coşturdular sağolsunlar. Tİbet'ciğimiz canımız "manyak olamazsın" dedikçe iyice zıvanadan çıktık. Bayaa bi pogo yaptık.
Velhasıl gittik gördük efem. Çok daha iyisi olabilirdi, geçen seneyle kıyaslayınca, kıyaslamamak daha iyi galiba. Son derece moral bozucu çünkü.