Kuşkusuz ki Death Metal tarihi için “ölümsüz” diye bir isimden bahsedeceksek bu Chuck Schuldiner’dan başkası olamaz. Bu söylem biraz abartılı olsa da kuşkusuz death metal tarihi için pek çok kişi öyle düşünüyordur. Death Metal tarihiyle alakalı Chuck bunu bir röportajında Venom grubuyla ilgili cevaplasa da bu da kendisi açısından mütevazı olmanın ötesi desek yanılmış olmayız. Chuck Schuldiner’in mirasına sahip çıkmak parolasıyla rotasını belirleyen “Death To All” klas kadrosuyla dün gece IF Beşiktaş sahnesinde karşımıza çıktı.
Kadrodan basitçe bahsetmek gerekirse;ilk bahsedeceğim isim kuşkusuz Testament ve Dark Angel’da yaptığı hayvani ve insanlık üstü davulda kafamızı balyozu indirmesiyle bilinen Gene Hoglan olacaktır. Daha sonrasında Death ve Testament yıllarında bass gitarını tabiri caizse öttüren Steve DiGiorgio olacaktır. Altyapısı jazz çıkışlı olan “Symbolic” albümünde yaptığı harikulade işlerle bildiğimiz Bobby Koelble ve bu kadronun yaş ortalamasının altında olan öfkeli vokaliyle nefret saçan Max Phelps…
Kadrodan kısaca bahsettikten sonra konserin ortamı, kitlenin kalabalığı ile ilgili mevzulardan bahsetmek yerinde olacaktır. Günler öncesinde biletler alınmış, son dakikalarda biletlerin bitmesiyle birlikte konserin SOLD OUT olduğu açıklanmıştı.
İnsanlar Chuck Schuldiner’ı anmak için planlarını aylar öncesinde ayarlamış,şehir dışından akın akın gelmişti. Konser alanına ulaştığımızda hıncahınç bir kalabalık bizi karşılıyordu. Konserin saati 21.30 olarak belirlenmiş, konser sırası sokağın sonuna uzanıyordu. Yaş ortalamasının 35 ve üzeri olduğu bir ortamda herkes birbirini uzaktan ya da yakından bir şekilde sima olarak tanıyordu. Maksimum alkolün artmasıyla birlikte sıraya geçme pozisyonumuzu almıştık.
Death To All’un tişörtünü kapmak içinde standlara hücum ettik. İçerideki ortamın ne kaos vaat ettiğini söylemek klasik bir söylem olacak olsa da kaosun kokusu damarlarımızda yüksek sesle yankılanacağının sinyalini almıştık. Bekleme moduna geçmişken sahneye ilk çıkan isim Gene Hoglan olmuştu. Gene Hoglan’ı görünce o karizmatik dahiyane ve hayvanlıkta sınır tanımayan adamın konserde neler yapacağı malumumuzdu.
Konser faslına geçersek; 1990’ların Death Metal ortamındaki patlayan alev toplarından biri olan Spiritual Healing’in ilk yarısındaki şarkılarla ortam hızlanmaya başlanmıştı. Ortamın adeta bir öfke patlaması ile kaosun içine girmek en yerinde karar oluyordu bizler için. “Living Monstrosity” ile öfke boyutu başka seviyelere çıkıyordu ve “Defensive Personalities” durdurak bilmeden devam ediyorduk ve DiGiorgio’nun mikrofonu alıp seyirciyi gazlamasıyla “Altering the Future” ile kaos daha da yükseliyordu.
Mekanın havasızlığına bile artık aldırış etmiyorduk. 1500 kişiye yakın insan kendinden geçmekle kalmıyor ve her biri şarkılara eşlik ediyordu. Özellikle konserin orta tarafları herkesin bildiği gibi delişken, enerjisiyle kaosun dibini yaşıyordu. Mevzular böyle sürerken “Zombie Ritual” “The Philosopher” Spiritual Healing” ile birlikte kendimizden geçmeye devam ediyorduk.
DiGiorgio’nun önceki Death To All konserlerinde yaptığı gibi yine gaza basmasıyla ve seyirciyi ateşlemesiyle seyircinin “
Grubun karşısında bizler yoruldukça grup bitmek bilmeyen enerjisi,adrenaliniyle bizi kaostan bir dakika uzaklaştırmıyordu. Bir de mekanın havasızlığını göz önüne alırsak,ki mekanın tuvalet bölümüne kadar hıncahınç bir kalabalık vardı. Nefessizlik, ter, ve mekanda klima olmayışı ya da çalıştırılmamış olmaması mekan adına eksi yazacağım bir özelliktir,ki bununla ilgili sanırım orada olan herkes benimle hemfikirdir.
Asıl bugünün şapka çıkarılacak bölümü ise mekanın ses sistemindeki başarısıdır. IF Beşiktaş Sahnesi, “Death To All” konserinde jilet gibi ses sisteminin hakkının üstesinden gelmiştir,bunda elbette grubun sesçilerinin katkısı daha fazladır ama bu zamana kadar gittiğimiz konserlerde IF BEŞİKTAŞ sahnesi ses sistemi ile alakalı ciddi bir sorunla karşılaşmadık. Bu da oraya gelen herkes için alkışlanacak bir harekettir.
Sonuç olarak;Chuck Schuldiner’in ruhunun yaşatıldığı,gecenin geç saatlerine rağmen grubun kusursuz çalması,seyircinin buna coşkuyla ve kaosla karşılık vermesi sonucunda kusursuz bir geceye tanıklık ettik.
Cem Kurtuluş, 2026 Haziran