Güneşe bakarken…

Bayan Arıza tarafından 24 - Şubat - 2024 tarihinde yazıldı.

Keşke birçok konuda eskiden olduğu kadar özgür olabilsem. Sanırım bu sadece benim değil, belli bir yaşa gelmiş, hayatı sorumluluklarla sarmalanmış birçok insanın sorunu. Ama herkes bu kadar farkında mı bu işin ya da rahatsızlık veriyor mu bu özgürlüğün bitişi, işte onu bilemiyorum. Ben kendi penceremden bakabiliyorum.

İnsan ruhu çok garip. Bir gün “hayat berbat” derken ertesi gün bir kedinin bakışını yakalıyor insan, bir yaprağın düşüşünü, güneşin parlaklığı gözlerini kamaştırıyor. Hop, bir bakıyorsun “hayat bazen iyiymiş” diyorsun kendi kendine. Diğer türlü hayat geçmezdi sanki. Zaten stabil olan bir şey yok, olmamalı da. Bütün bunları biliyor olsam da, bazen bir konserde zaman dursun istiyorum, bazen güneşe bakarken, bazen sırtımda çantamla bilmediğim yollarda kaybolurken, bazen kulaklığımda bir death metal grubunun şarkısı bas bas bağırırken. Ama iyi şeyler, güzel şeyler hep çabuk bitiyor. Zaman tam bu anlarda çok hızlı akıyor, oysa zaman dursun istiyor insan.

Sabah işe gelirken modum düşük, kulaklarımda son ses Dark Tranquality (malum, 5 Nisan’daki konserine de az kaldı…) çalarken ve hayatın anlamını milyon kez sorgularken Üsküdar’dan motora bindim. Denizin üzerinde Beşiktaş’a doğru ilerlerken güneş öyle bir hal aldı ki…O an sadece benim oldu. Ey güneş dedim yine, sen nelere kadirsin?

İçimde fırtınalar var, bir duruluyor, bir coşuyor. Kafamdan düşünceler hızla akıp geçiyor. Bazen geçmişe gitmek istiyor insan. Birer birer eskiye dair güzel anıları arıyor ruhum. Bulduğum anda nasıl özlediğimi de fark ediyorum geçmişi. Zaman mefhumu işte. Geriye dönmek mümkün olmadığı gibi ileri de kendisini neyin beklediğini de bilemiyor insan. Böylece akıp gidiyoruz işte…