Kimi zaman sinirlerim bozularak kimi zaman merakla kimi zaman sıkılarak kimi zaman üzülerek, çoğu zaman da heyecan içinde “Making a Murderer” belgeselini izledim. 2 sezon ve her biri uzun uzun 10 bölümden oluşan gerçek bir mevzu.
Laura Ricciardi ve Moira Demos tarafından yazılmış ve yönetilmiş Amerikan gerçek suç belgeseli olan Making a Murderer, muhtemelen suçu işlememiş olan Steven Avery ve yeğeni Brendan’ın hikayesini anlatıyor.
Steven Avery önce 1985 yılında işlemediği bir suçtan hapise giriyor. 18 yıl sonra DNA testi ile suçu işlemediği anlaşılınca hapisten çıkıyor. Aradan 2 yıl geçiyor, bu kez de bir kadını öldürdüğü için hapise giriyor. Ve bu belgesel de tüm bu süreci anlatıyor.
Bu süreç anlatılırken, Manitowoc polis teşkilatının delil yerleştirmeleri, kirli oyunları, bunları ortaya çıkarmaya çalışan avukatlar, üzerini örtmeye çalışan savcı ve hakimler, yitip giden hayatlar, hapiste olan insanların ailelerinin umutlarını kaybetmemeleri gibi olayları izledik. Ayrıca Amerikan adalet sistemi hakkında, anlatılanlardan ya da izlediğimiz filmlerden çok daha fazla şey yaşandığını da öğrenmiş olduk. Yapılan haksızlıkları da, yapılan iltimasları da görmüş olduk.
2.sezonda ise çok iyi bir avukat olan Kathleen Zellner’ın devreye girmesiyle olaylar yeniden ele alınıyor.
Teresa Halbach’ı kimin öldürdüğünden ziyade kanıtların üzerinden yeniden geçmek istedi bu inanılmaz zeki olan avukat kadın. Olayları yıllar sonra yeniden canlandırarak her şeyi anlamaya çalıştı. Binlerce sayfa doküman ve tüm itiraz dilekçeleri ile Yüksek Mahkemeye dek gitti bu savaş. Steven’ı ve Brendan’ı savunan avukatlar neredeyse her şeyi denediler, her yola girdiler.
Peki suçlular mı masumlar mı? İki taraf da çok sağlam savaştı doğrusu.
Bu tarzı sevenler, özellikle gerçek suçlara ilgi duyanlar “Making a Murder” belgeselini Netflix’te izleyebilirler.