Virginia Woolf’un çalkantılı hayatı hakkında 8 şey

Bayan Arıza tarafından 20 - Mayıs - 2019 tarihinde yazıldı.

76 yıl önce bir kadın kimselere bir şey söylemeksizin eteğine taşlar doldurarak Ouse nehrininin soğuk sularına kendini bıraktı. Cansız vücudu olaydan iki hafta kadar sonra bulunabildi. Daha sonraları bütün dünya tarafından tanınacak olan bu kadının adı Virginia Woolf’tu…

Okula Gitmedi

Virginia Woolf’un ilginç yaşamı doğumuyla birlikte başlıyor aslında…
Woolf, Victoria döneminin en tanınmış yazarlarından Sir Leslie Stephen’ın kızıydı…
Beş kardeşin dördüncüsü olan Virginia, o dönemde kız çocuklara uygulanan
eğitim eşitsizliği nedeniyle okula gitmedi ama babasının çabalarıyla kendini geliştirmiştir…

Victorya Dönemi’nin korkunç sıkıcılığı

Virginia sıkıcı bir çocukluk geçirdi. Daha sonraları ressam olan çok sevdiği kız kardeşi
Vanessa Bell ile birlikte büyüyen Virginia, Victorya tarzı yaşamın
ciddiyetini ve sıkıcılığı görerek değişik bir yaşama yöneldi…

Annesinin ölümü

13 yaşındayken annesini yitirince ağzından şu sözler dökülecekti;
“Olabilecek en büyük felaket”.
Virgina Woolf annesine olan özlemini “Deniz Feneri” adlı eserinde yansıtmıştır.
Romanla ilgili olarak Woolf’un kardeşi Vanessa,
“Annemin portresi düşünebileceğimden çok daha ona yakın.
Ama böyle mezardan geri gelmesi acı verici.” demiştir.

Annesinin kıyafetleriyle verdiği poz

Annesinin ölümü ile birlikte ağır bir sinir hastalığına tutulan
Woolf korkunç sesler duyduğunu iddia etmiş
ve
insanlardan korkmaya başlamıştır.

Özgürlükçü gruplarla birlikte

1904 yılında  Bloomsbury grubuna katılır…
Bu grupta pek çok ünlü edebiyatçı
ve
sanatçı bulunmaktadır
ve
cinsel konulardaki son derece özgürlükçü tavırlarıyla tanınır…

Eşcinseldi

Woolf, eşcinseldi ve bunu saklama gereği de duymadı…
Bazı eserlerinde bunun izlerini sürmek mümkün…
Vita Sackville-West’le yaşadığı lezbiyen aşk
“edebiyat tarihinin en uzun ve en nefis aşk mektubu”
olarak nitelendirilen Orlando kitabına konu olmuştur

İntihara sürüklenişi

Virginia Woolf, yaşamı boyunca kendisini sürekli olarak rahatsız eden
psikolojik sorunlarla boğuştu…
Yazarlık kariyerinde çoğu kez kendisini yetersiz gördü…
Bir yandan da yaklaşan dünya savaşının ayak sesleri yüzünden büyük bunalımlara girdi…
İntiharında da bunlar neden oldu…

İntihar mektubu

Virgina Woolf’un eşine bıraktığı o mektup;
“En sevdiğim,
Yeniden delirmek üzere olduğuma eminim. O korkunç dönemlerden birine daha göğüs gerebileceğimizi sanmıyorum. Ve bu sefer toparlanamayacağım. Sesler duymaya başladım ve dikkatimi toplayamıyorum. Ben de yapılabilecek en iyi şey gibi görüneni yapıyorum. Sen bana mümkün olan en büyük mutluluğu verdin. Biri her ne yapabilirse hepsini yaptın. İki kişinin bizden daha mutlu olabileceğini düşünmüyorum, ta ki bu korkunç hastalık gelene kadar. Artık mücadele edemiyorum. Hayatını berbat ettiğimi, bensiz çalışabileceğini biliyorum. Ve yapacaksın, biliyorum. Görüyorsun, bunu bile düzgün bir şekilde yazamıyorum. Okuyamıyorum. Söylemek istediğim şey şu; hayatımın bütün mutluluğunu sana borçluyum. Bana karşı hep sabırlıydın ve inanılmaz bir şekilde iyiydin. Bunu söylemek istiyorum – herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o sen olurdun. Senin iyiliğinin kesinliği dışında her şey benden gitti artık. Hayatını daha fazla mahvedemem.
Sanmıyorum ki başka iki kişi bizim olduğumuz kadar mutlu olabilsin.”
Kaynak: Milliyet Sanat