The Roadhouse Doors (`The Doors` Tribute) Kritiği

Bayan Arıza tarafından 27 - Mart - 2012 tarihinde yazıldı.

The Roadhouse Doors (24 Mart 2012, Hayal Bistro)

Rock müziğin ölümsüz ve sansasyonel efsanesi The Doors için kurulmuş en iyi tribute gruplarından biri olarak kabul edilen Dublin/İrlanda kökenli The Roadhouse Doors'u 24 Mart Cumartesi gecesi İstanbul Hayal Bistro'da izleme şansı yakaladım. Bugüne dek izlediğim bilumum tribute gruplarının içerisinde (Effetto Placebo, Coldplace, Muse, Pearl Jam, Metallica) sayarsam bu kadar başarılısına ikinci kez rastlıyorum. En az bu kadar başarılı bir de Nirvana Tribute vardı. Onu da sanıyorum 6-7 sene önce Balans'ta izlemiştim (ki şimdi adı Jolly Joker). İkisini kıyaslayacak olursam şüphesiz "The Roadhouse Doors bir numaram" diyebilirim. Gerçi 5 Nisan'da Nirvana'nın bir başka tribute grubu olan (bu kez Boston'lu) "Nervana"yı izleyeceğim, bir de ondan sonra konuşmak lâzım. Her şeyin ötesinde, gerçek olan şu ki, grup son derece başarılıydı ve üzerimde inanılmaz bir etki bıraktı.

21.00'de başlayacağı söylenen konser elbette ki günün cumartesi olmasından kelli 23.05'te başladı. Neyse ki biz içeri 22.15 gibi girdik, ilk kez gitmiş olduğum Hayal Bistro'nun konser mekânını da hiç sevmedim. Mekâna giriyorsunuz, alt kata iniyorsunuz ve sizi oldukça basık ve sıcak bir yer karşılıyor. Velhasıl kelâm, içerisi dolu olmasına rağmen, sıvışmanın bir yolunu bulduk ve ön saflarda yerimizi aldık.

Konseri beklerken dev ekrandan çeşitli videolar izledik, bu videoları kim seçtiyse o arkadaşı tebrik ediyorum. Hele ki Pearl Jam, Nirvana ve Alice in Chains'i arka arkaya vererek 90'lara tapan bendenizi acayip mutlu etmiştir kendisi.

Konser başlayana dek bayaa ısındık. Heyecan arttı. Zaman bir türlü geçmedi. Derken vokalist Peter "Come oooon", "yeeeaah" diyerek "Break on Through" ile başladı. Vokalist Peter McCoy bir yana, klavyeci Henrik Andersson ve gitarist Joe Sheridan da oldukça iyiydi. Bir an "Ray Manzarek mi bu adam?" diye düşündüm, zira harika sololar attı klavyeci.

Tribute gruplar, sevdikleri grubu taklit etmek için varlar. Aslında bu gruplar fake bile sayılabilir ama bu grup The Doors'u taklit etmenin ötesinde adeta yaşıyordu, her bir şarkıyı ruhlarında hissettikleri belliydi, yoksa neden 4 adam bir araya gelsin ve sadece The Doors şarkıları çalsın öyle değil mi?

Jim Morrison gibiydi Peter, kızılderili dansı, ses tonu, aralarda ettiği laflar, seyirci ile iletişimi, sahnede biraları devirmesi, yerlerde yuvarlanması, seyircilerin arasına dalması, sıcakkanlılığı. Grup The Doors'un başarılı bir kopyasıydı.

Grubun İrlanda'lı olmasının da etkisi var. Biliyoruz ki İrlanda'lılar çok sıcakkanlı insanlar. Hepimizin sempatisini kazandı grup. Bizler ne mi yaptık? Sıkı durun! Tam 2 saat 20 dakika boyunca hep bir ağızdan tüm şarkılara eşlik ettik. Müziğe 12 yaşında başlamama neden olan The Doors'un yeri benim için başkadır. Dolayısıyla şarkıları oldukça başarılı bir şekilde icra eden The Roadhouse Doors beni tek kelimeyle mest etti. Adamlar ara bile vermeden 01.25'te konseri bitirdiler. Hani bazen "hiç bitmesin, bu an sonsuza dek sürsün" istersiniz ya, öyleydi işte hislerim.

"Neler çaldılar?" diye soracaksınız büyük ihtimalle, ben de size "neler çalmadılar ki?" diyeceğim. Bilindik şarkıları ile beraber daha gizli saklı şarklılarını da paylaştılar bizimle. Biz de hep bir ağızdan The Doors şarkılarını bağıra çağıra söyleyerek Jim'i andık.

Aklıma gelenleri sıralamak istiyorum hemen:

L.A. Woman
Riders on the Storm
Light My Fire
The End
Break on Through
Love Me Two Times
Touch Me
Five to One
Crystal Ship
Unknown Soldier
Roadhouse Blues
Take It As It Comes
Peace Frog
Backdoor Man
Alabama Song
Love Her Madly
Hello, I Love You
People Are Strange
Soul Kitchen
Twentieth Century Fox
Who Do You Love?
Moonlight Drive
I Looked At You
Universal Mind
When The Music's Over
Crawling King Snake

Umarım bir kez daha gelirler. Şayet gelirlerse yine izlerim.

Grup üyeleri:
Peter McCoy (vokal)
Henrik Andersson (klavye)
Brian MacCarthy (davul)
Joe Sheridan (gitar)