The Killing

Bayan Arıza tarafından 27 - Haziran - 2012 tarihinde yazıldı.

Polisiye öykü, dizi ve film meraklısı bir insan olarak geçtiğimiz günlerde keşfettiğim "The Killing" dizisi favorilerimden biri oldu. Edgar Allan Poe, Sherlock Holmes ile başlayan polisiye sevgim daha sonraki yıllarda korku edebiyatına merak salmama da yol açtı. Korku dizileri, filmleri ve edebiyatını belki "Master of Horror" dizisiyle ilişkilendirebilirim.

Konumuz polisiye ve The Killing. Polisiye ve türevlerini çok severim, Without a Trace, Cold Case, The Mentalist, Castle, CSI'lar, Criminal Minds, Lie to Me, Life, Damages hemen ilk aklıma gelenler.

IMDb 7.9 vermiş diziye. Dizinin orjinali 2007 yılında çekilmiş olan bir Danimarka dizisi "Forbrydelsen". Forbrydelsen, İngilizce de The Crime anlamına geliyor, yani suç. The Killing, bu dizinin Veena Sud tarafından başarılı bir Amerikan uyarlaması; dizi Seattle'da geçtiği için Seattle'ın coğrafik yapısı, sürekli yağan yağmuru, gri havası, entellektüel hali ve atmosferi "Forbrydelsen" dizisine benziyor. Dolayısıyla klasik bir polisiye dizisi gibi değil, diğer polisiyelerden çok farklı bir yerde bulunuyor.

Rosie Larsen'ı kim öldürdü?

Dizi Rosie Larsen isimli teenage kızımızın öldürülmesiyle başlıyor. Kızımızın cesedi, belediye başkanlığına adaylığını koyan Darren Richmond'ın (Billy Campbell) seçim arabalarının birinin bagajında bulunur. Dedektiflerimiz olayı araştırırken dizi her bölümde bizi hayretten ağzımız bir karış açık kalacak şekilde bırakarak ilerler.

Her polisiye dizisinde farklı bir olay işlenir ve dizinin sonunda da çözüme kavuşurken The Killing'te tek bir olay tüm ayrıntılarıyla inceleniyor. Her bir bölüm bir günü anlatıyor. Dolayısıyla örneğin dizinin ilk sezonunun 12. bölümünü izlerken olayın üzerinden 12 gün geçtiğini anlamış oluyorsunuz. Soluk soluğa izlenecek ve hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmamanız gereken bir dizi. Her bölümde resmen dizinin içinde buluyorsunuz kendinizi.

Oyunculuklara ise şapka çıkarmak lazım. Seçilmiş oyuncular rollerine öyle güzel adapte olmuşlar ki örneğin dedektif Sarah Linden'ın (Mireille Enos) ya da ortağı Stephen Holder'ın (Joel Kinnaman) gerçekten bir dedektif olduğuna inanıyor insan. Sadece başroldeki iki dedektif değil, öldürülen Rosie Larsen'ın babası Stan Larsen (Brent Sexton) ve annesi Mitch Larsen (Michelle Forbes) müthiş bir oyunculuk sergiliyor.

Her bölümü soluğunuzu tutarak izliyorsunuz adeta. İzlediğim en iyi diziler listesinde ilk sıralarda yer almakta. Dizi iki sezon yayınlandı. İki sezon 13, toplamda da 26 bölümden oluşuyor. Üçüncü sezonun çekileceği öğrenmiş olmak hayli sevindirdi beni. Bu diziyi izleyiniz ve de izletiniz efenim, kesinlikle tavsiye edenzi.