Terezin Toplama Kampı

Bayan Arıza tarafından 12 - Şubat - 2011 tarihinde yazıldı.

Arbeit Mach Frei!

Terezin, Çek Cumhuriyeti'nde bulunan ve Prag'a birkaç saat uzaklıkta olan bir kasaba. Daha kasaba sınırlarına girer girmez bir hüzün kaplıyor insanın içini. İçiniz burkuluyor, tüyleriniz diken diken oluyor.

Önce müzeyi ziyaret ettik. Müze, Terezin kampında esir tutulan Yahudi çocukların yazdığı şiirler, çizdiği resimlerle süslüydü. Huşu içinde müzeyi dolaşırken gözlerimizin dolmasına engel olamadık. 

Müzeden çıkıp kampa doğru yürümeye başladık. Kasaba o kadar hüzünlü ki, bir zamanlar bu kampta neler yaşandığını düşününce burnunuzun direği sızlıyor.

Terezin Kampı ilk kurulduğu zaman hapishane olarak hizmet vermiş. Tam olarak Elbe ve Ohre nehirlerinin üzerinde yer alıyor. Almanlar bu bölgeyi ele geçirince burası ghetto'ya dönüştürülerek Yahudi'ler buraya getirilmeye başlanmış. Yaklaşık 35000 Yahudi Terezin Kampı'na getirilmiş, bunlar arasında kadınlar ve çocuklar da varmış. Hatta Terezin'e "Çocuk Kampı" da diyorlar.

Piyanist filmini izleyenleriniz vardır, orada hayatta kalmaya çalışan karakterimiz de Terezin'e getirilenlerden biriydi.

35000 mahkumdan 8500 kadarı öldürülmüş. Savaş bittikten sonra tifo yayılmış. Kalan mahkumlar da öyle telef olmuşlar.

Terezin Kampı 1947 yılında halkın ziyaretine açılmış, buna da orada işkence gören, ölen insanların yakınları, aileleri ön ayak olmuş.

Kampa doğru yürürken hemen sağda Yahudi mezarlığı var, binlerce mezar sıralanıyor. Yola devam ediyor ve ana kapıdan içeri giriyorsunuz, yanyana, içiçe odalar var. Oda demek de doğru değil, "hücre" diyelim buna biz.

Önce karşılama odası var, çeşitli yerlerden getirilen mahkumlar burada ayrılıyor, işe yaramaz olanlar hemen öldürülüyor.

Karşınıza Krematoryum binası çıkıyor. Bu da yine dehşeti görebileceğiniz yerlerden biri, bıçak gibi kesiyor adeta. Duvarlarda cam panolar var, içinde de işkencenin boyutlarını görebileceğiniz fotoğraflar. Tuhaf kesici aletler asılı, bıçak ve türlü işkence aletleri. İçeride bir küçük oda daha var. Burası mahkumların resmen kesilip doğrandığı oda.

Terezin, Auschwitz gibi bir buçuk milyon insanın öldürüldüğü bir kamp değil ama şu küçücük kampta bile dehşeti her bir hücrenizde hissediyorsunuz.

2.avluya geçtik ve hücreleri gezmeye devam ettik. Çok ama çok küçük bir odanın içine girdik. Rehberimiz bizi odaya toplamaya başladı. sıkıştıkça sıkıştık. odada 25-30 kişi kadardık. Nefes alamaz hale gelmiştik. Rehberimiz, bu hücrede 100 kişinin kaldığını söyledi. İnanmak mümkün değildi.

Fırınların olduğu odayı geziyoruz. İnsanları sırayla fırın tepsisi gibi bir tepsiyle bu fırınların içine atarak yakmışlar, Öyle acı ki insan gözyaşlarınızı tutamıyorsunuz bu kez, sel olup gidiyor.

Yanyana, içiçe bir sürü hücre geziyoruz. Mahkumların gazla öldürüldüğü hücreler, yatakhaneler, sözde tuvaletler! Yatakhanede sadece tahta ranzalar var. Aynen filmlerde gördüğünüz gibi.

Avlunun sonunda bir kapı ve üzerinde kocaman harflerle "Arbeit Mach Frei" yazıyor. Yani “çalışmak özgür kılar”. Hadi canım! Kamptaki insanlar en kötü koşullarda, binbir işkence altında çalışarak özgürlüğe kavuşacaklarını sanıyorlardı. Hiçbir zaman kavuşamadılar.

Daha çok yazıp, daha çok paylaşabilirdim. Ama bu sizi kesinlikle iyi hissetirmeyecek. Bir zamanlar böyle bir dram yaşanmış, biz bunu gördük, hissettik. Yolunuz Çek Cumhuriyeti'ne düşerse Terezin'e gidip kendi gözlerinizle görmenizi isterim.