Nick Hornby

Bayan Arıza tarafından Şubat - 3 - 2011 zamanında yazılmıştır.

Nick Hornby beni anlatıyor sanki…

Türkçe olarak yayınlanan tüm kitaplarını okuduğum Nick Hornby muhteşem bir yazar! Hayatımın filmlerinden biri olan High Fidelity sanki beni anlatıyor.

Irvine Welsh ile birlikte sevdiğim ikinci adalı yazar oldu kendisi. Müthiş bir dili var, eğlenceli, müzik dolu, heyecanlı, akıcı, biraz edepsiz ve çok komik.

Sel Yayıncılık tarafından en son yayınlanan kitabının adı da Juliet Çıplak. En kısa zamanda tüm kitaplarınızı okumanızı salık veriyorum.

Bu ansiklopedik bilgiler de Vikipedia'dan alınmıştır, yakından tanıyalım bu müthiş kalemi.

Nick Hornby (d. 17 Nisan 1957, Surrey, İngiltere), roman ve deneme yazarı.

Kendisi en çok Ölümüne Sadakat, 1 Erkek Hakkında ve futbol anılarını anlattığı Futbol Ateşi isimli kitaplarıyla tanınmaktadır. Kitaplarında spor, müzik ve karakterlerinin gayesiz hayatları ve takıntılı kişilikleri sık sık öne çıkmaktadır.

Kariyeri Hornby'nin ilk kitabı Fever Pitch (Futbol Ateşi) 1992 yılında yayınlanmıştır. Kitap, yazarın Arsenal F.C.'ye olan fanatik düşkünlüğünü anlatan otobiyografik bir hikâyedir. Bu kitapla Hornby, William Hill Yılın Spor Kitabı Ödülü'nü almıştır. Kitap 1997 yılında İngiltere'de filme alınmış ve 2005 yılında takımın Boston Red Sox beysbol takımıyla değiştirildiği bir Amerika versiyonu çekilmiştir. Bu ilk kitabından sonra, Hornby İngiltere Sunday Times, Time Out ve Times'ın Edebiyat Eki'ndeki makalelerinin yanı sıra The New Yorker için de müzik eleştirileri yazmaya başlamıştır. İkinci kitabı ve ilk romanı olan High Fidelity (Ölümüne Sadakat), 1995 yılında yayınlanmıştır. Nevrotik bir müzik koleksiyoncusu ve onun başarısız ilişkilerini anlatan roman, 2000 yılında başrollerinde John Cusack'in oynadığı bir filme uyarlanmıştır.

1998 yılında yayınlanan üçüncü romanı About a Boy (1 Erkek Hakkında), aslında iki "erkek" hakkındadır: Biri bekar bir annenin yetiştirdiği tuhaf fakat sevimli ergen genç Marcus, diğeri de Marcus'la olan arkadaşlığıyla kendi toyluğu ve bencilliğinin üstesinden gelen 30lu yaşlarını süren avare Will Freeman'dır. 2002 yapımı filmde Hugh Grant ve Nicholas Hoult rol almıştır. 1999 yılında Hornby, Amerika Sanat ve Edebiyat Akademisi'nin E. M. Forster Ödülü'nü almıştır.

How to Be Good (İyi de Nasıl?) adlı romanı 2001 yılında yayınlanmıştır. Romanın kadın kahramanı Katie Carr, günümüzün ahlak sistemini, evliliği ve ebeveynliği ele almaktadır. 2002 yılında kitap WH Smith Öykü Ödülü'nü almıştır. Speaking with the Angel (Melekle Sohbet) adlı bir sonraki kitabından aldığı paranın bir kısmını otistik çocuklar için kurulan TreeHouse isimli vakfa baışlamıştır. 12 arkadaşının yazdığı kısa hikâyeleri içeren kitabın editörlüğünü Hornby yapmıştır. Hornby, 2003 yılında pop şarkılarını ve ona hissettirdiklerini anlattığı denemeleri içeren 31 Songs (31 Şarkı) adlı bir kitap yayınlamıştır. Hornby aynı yıl yazar meslektaşları tarafından London Edebiyat Ödülü'yle onurlandırılmıştır.

Hornby aynı zamanda popüler kültürden bahseden denemeler de yazmış ve özellikle pop müzik ve karışık kaset severlerinin dikkatini çekmiştir. The Believer isimli aylık dergi için yazdığı Stuff I've Been Reading (Okuduğum Şeyler) isimli köşeden bazı yazılar 2004 yılında Polysyllabic Spree (Hece Cümbüşü) ve 2007 yılında Housekeeping vs. The Dirt kitaplarında derlenmiştir.

A Long Way Down (Düşerken) isimli romanı 2005 yılında yayınlanmıştır. Kitap, Whitbread Roman Ödülü'ne aday gösterilmiştir.

Hornby'nin Slam! (Çat!) isimli en son romanı 2007 yılında yayınlanmıştır ve Hornby'nin gençler için yazdığı ilk kitaptır. Kitap, 15 yaşındaki kaykaycı Sam'in hayatının, kız arkadaşının hamile kalmasıyla değişmesini anlatmaktadır.

Sinema Hornby'nin bazı kitapları beyazperdeye uyarlanmıştır. Hornby, Fever Pitch'in Colin Firth'ün başrolünde oynadığı 1997 yapımı uyarlamasının senaryosunu yazmıştır. Arkasından 2000 yılında John Cusack'in başrolünde oynadığı High Fidelity (Sensiz Olmaz) gelmiştir; bu filmde hikâyenin geçtiği mekanlar Londra'dan Chicago'ya taşınmıştır. Filmin başarısından sonra 2002 yılında About a Boy (Bir Erkek Hakkında) da filme aktarılmıştır. Jimmy Fallon'ın başrolünde bir Boston Red Sox hayranını oynadığı ve sevgilisi Drew Barrymore'la barışmaya çalıştığı Amerikanlaştırılmış bir Fever Pitch uyarlaması 2005 yılında yapılmıştır. A Long Way Down (Düşerken) isimli kitabının da filme çekileceğine kesin gözüyle bakılmaktadır; Johnny Depp filmin haklarını daha kitap yayınlanmadan almıştır.

Müzik Hornby'nin hayatında ve eserlerinde geniş yer bulan müziğin önemi, yazarın Dave ve Serge Bielanko tarafından kurulan Marah isimli rock grubu ile yaptığı uzun soluklu ve başarılı çalışmalardan da görülebilir. Hatta Hornby grupla birlikte Amerika ve Avrupa turnesine çıkmış, sahneye çıkıp şahsi müzik geçmişinde onun için önemli anları ve yorumcuları anlattığı denemeleri okumuştur. Yazarın Bob Marley, Rory Gallagher ve The Clash gibi sanatçılar hakkında yazdığı denemelerin ardından grup bu sanatçıların bir şarkısıyla konsere devam eder.

Hornby, ve ufak ama yadsınamayacak hayran kitlesi arasında Stephen King ve Bruce Sprinsteen gibi isimleri barındıran Marah bu projeyi uzun süre yürütmüş ve sonunda tüm denemeleri ve şarkıları içeren bir gösteri hazırlamıştır. Hornby'nin okuduğu son deneme Marah hakkındadır ve bu denemeden itibaren grup kendi şarkılarıyla devam eder.

A Long Way Down (Düşerken) karakterlerinden JJ, kariyeri yolunda gitmediği için Londra'da pizza servisi yapmakta ve 1999'un son gününde intihar etmeyi planlamaktadır. Karakterin Serge Bielanko'nun Londra deneyimleri esas alınarak yazıldığı düşünülmektedir.

The Boat That Rocked

Bayan Arıza tarafından Kasım - 2 - 2010 zamanında yazılmıştır.

The Boat That Rocked

"Let's rock baby!"

Yönetmen Richard Curtis ve aynı zamanda filmin senaryosu da kendisine ait.

Film, 2009 yapımı bir İngiliz filmi. Dönem filmi aynı zamanda, 1966-1967 yıllarına ışık tutuyor daha çok. İzledikten sonra "keşke o yıllarda yaşasaymışım!" hissi uyandıran tam bir rock'n'roll filmi. Müthiş eğlenceli, renkli, cıvıl cıvıl, harika bir soundtrack'e sahip.

Bir grup rock severin, gemiden tüm İngiltere'ye radyo yayını yapması, gemide geçen olaylar, bu kafadarların adeta müzik için yaşıyor olmaları filmin konusunu oluşturuyor. Bu radyo yayını illegal bir şekilde gerçekleştiğinden, radyoda çalınan müzik, verilen mesajlar insanları özgür düşünmeye teşvik ettiğinden İngiliz hükümeti radyoyu ahlâka mugayir buluyor ve kapatmak istiyor. Sonrasında ne mi oluyor? İzlemeniz gerekiyor, finali de müthiş!

Sağlam bir oyuncu kadrosuna sahip olan bu lezzetli filmde pek sevdiğim oyuncular var. Coupling'ten Jack Davenport, IT Crowd'dan Chris O'Dowd ve Katherine Parkinson, hatta Spaced'den de Nick Frost var ki evlere şenlik.   Rock müziğe gönül verdiyseniz ve özellikle de sağlam bir dönem filmi izlemek istiyorsanız bu film kaçmaz.

 Oyunculardan bazıları:

  Michael Hadley  …  Mr. Roberts    Charlie Rowe  …  James    Lucy Fleming  …  Mrs. Roberts    Philip Seymour Hoffman  …  The Count    Tom Sturridge  …  Young Carl    Ian Mercer  …  Transfer Boatman    Bill Nighy  …  Quentin    Will Adamsdale  …  News John    Tom Brooke  …  Thick Kevin    Rhys Darby  …  Angus Nutsford    Nick Frost  …  Doctor Dave    Katherine Parkinson  …  Felicity    Chris O'Dowd  …  Simple Simon    Ike Hamilton  …  Harold 

The Acid House

Bayan Arıza tarafından Kasım - 2 - 2010 zamanında yazılmıştır.

The Acid House

Bir Irvine Welsh klasiği daha…

3 hikâyeden oluşan Acid House'da yine İskoç oyuncular var.

Müzikler ise Belle and Sebastian'a ait.

Çarpıcı bir film, eziyor geçiyor.

 

Trainspotting

Bayan Arıza tarafından Kasım - 2 - 2010 zamanında yazılmıştır.

TRAINSPOTTING

Yönetmen: Danny BOYLE Oyuncular: Ewan McGREGOR (Renton), Robert CARLYLE, Ewen BREMNER, Jonny Lee MILLER, Hevin McHIDD

"Uyuşturucuyu bırakmanın birinci basamağı hazırlıktı. Bana gereken hiç çıkmamam gereken bir oda.  Rahatlatıcı bir müzik. Domates çorbası 10 kutu, mantar çorbası 8 kutu. Belki grip olurum. Dondurma, vanilyalı 1 kiloluk. Magnezyum, öksürük şurubu 1 şişe. Parasetimol 1 kutu, vitaminler, soda, sirke, porno dergiler…bir battaniye, bi kova işemek için, bi kova sıçmak, bi kova kusmak için. Bi televizyon ve bi kutu sakinleştirici. Böylece annemin istediği gibi toplum tarafından kabul görmeye hazır biriydim ve ayrıca bunu da istiyordum.  Artık hazırdım. Şimdi yalnızca, sakinleştirici etkisini gösterene kadar acımı hafifletecek bir şeye ihtiyacım vardı."

Orjinal Replik:

Mark "Rent-boy" Renton: Relinquishing junk. Stage one, preparation. For this you will need one room which you will not leave. Soothing music. Tomato soup, ten tins of. Mushroom soup, eight tins of, for consumption cold. Ice cream, vanilla, one large tub of. Magnesia, milk of, one bottle. Paracetamol, mouthwash, vitamins. Mineral water, Lucozade, pornography. One mattress. One bucket for urine, one for feces and one for vomitus. One television and one bottle of Valium. Which I've already procured from my mother. Who is, in her own domestic and socially acceptable way also a drug addict. And now I'm ready. All I need is one final hit to soothe the pain while the Valium takes effect. Bir tane daha:

Mark "Rent-boy" Renton: Choose life. Choose a job. Choose a career. Choose a family. Choose a fucking big television. Choose washing machines, cars, compact disc players and electrical tin openers. Choose good health, low cholesterol, and dental insurance. Choose fixed interest mortgage repayments. Choose a starter home. Choose your friends. Choose leisurewear and matching fabrics. Choose DIY and wondering who the fuck you are on a Sunday morning. Choose sitting on that couch watching mind-numbing, spirit crushing game shows, stuffing junk food into your mouth. Choose rotting away at the end of it all, pishing your last in a miserable home, nothing more than an embarrassment to the selfish, fucked up brats you spawned to replace yourself. Choose a future. Choose life… But why would I want to do a thing like that?  

The Charlatans

Bayan Arıza tarafından Ekim - 13 - 2010 zamanında yazılmıştır.

The Charlatans

1989 Manchester'de kuruldular. İşte bir ingiliz grubu daha. Ne varsa şu İngilizlerde çözemedim:)

Aslında grup oldukça eski, 1990'da ilk albümünü çıkardı. "Some Friendly" adını taşıyan albüm henüz yeni hareketlenmekte olan British indie piyasasına düşüverdi işte.

Yıllardır asla müziklerinden taviz vermeyen Şarlatan'lar güzel müzik yapıyorlar. Ne de olsa kanlarında İngiliz kanı var adamların o içe dönük hallerini ve bunalımlarını görmek mümkün şarkılarında.

"Wonderland"  2001'de çıktı. Favori parçam CD'deki 2.şarkı olan "Love is the key", sizce?!

2010'da albüm çıkaran grup, çalışmalarına tam gaz devam ediyor.

Grup elemanları: John Baker Tim Burgess Rob Collins Jon Brookes Mark Collins Tony Rogers

Albümleri: 1990 Some Friendly 1992 Between 10th&11th 1994 Up to our Hips 1995 Charlatans, U.K. 1997 Tellin' Stories 1998 Melting Pot 1999 Us&Us Only 2001 Wonderland 2002 Songs From the Other Side 2002 Live It Like You Love It 2004 Up at the Lake 2006 Simpatico 2008 You Cross My Path 2010 Who We Touch

Suede

Bayan Arıza tarafından Ekim - 12 - 2010 zamanında yazılmıştır.

SUEDE 'Britanya'dan çıkmış iyi şeylerden biri'

Suede (A.B.D.'de The London Suede adıyla anılır) 1990'lı ve erken 2000'li yıllarda aktif olmuş, Britpop müzik türünü başlatan gruplar arasında gösterilen ve İngiliz gitar-grubu rock müziğini yeniden oluşturan bir İngiliz alternatif rock grubudur. Birçok kez ortadan kaybolmalarına karşın, kadro değişiklikleriyle yeniden ortaya çıkıp, albüm sıralamalarında yüksek yerler alan albümler çıkarmayı başarmışlardır. Kuzey Amerika'da pek başarı kazanamamalarına karşın 90'lı yılların en başarılı İngiliz rock gruplarından sayılırlar.

1993'te Mercury Ödülü alan çıkış albümleri Suede'de içinde olmak üzere 3 liste başı albüm çıkarmayı başardılar. İkinci albümleri Dog Man Star ile 1994'te olumlu eleştiriler aldılar. Ancak bu albümün başarısı gitarist Bernard Butler'ın albümün çıkmasına kısa bir süre kala gruptan ayrılmasıyla gölgelendi ve albüm günümüzde rock klasikleri arasında gösterilmesine karşın bu ayrılış o dönemde albüm başarısını azaltmıştı.

Suede, İngiltere'de olumlu eleştiriler alan ve ticari başarı kazanan listelerde ilk 10'da yer alan 5 tane single çıkarmayı başarmış Coming Up (1996) ve Head Music (1999) gibi çalışmalara imza atmışlardır. Bu iki albüm de listelerde 1 numaraya kadar yükselmiştir, ki Head Music albümünün başarısı Brett Anderson'ın eroin bağımlılığı yüzünden lekelenmişti. Suede'in son albümü A New Morning (2002) bir ticari düş kırıklığından öteye gidememiş ve 2003'te Singles toplama albümlerinin çıkmasından sonra grup dağılmıştır. Geçmiş

Kuruluş Brett Anderson ve Justine Frischmann University College London'da okurken tanıştılar ve birlikte olmaya başladılar.Anderson'ın çocukluk arkadaşı Mat Osman'ın katılımıyla çalışmalarına The Beatles, The Smiths, ve David Bowie uyarlamalarıyla başladılar. Anderson'ın annesinin ölümü onu daha kararlı ve yoğunlaşmış bir kafa yapısına sahip olmasına neden oldu. Bu NME'de 'gitarist aranıyor' ilanı vermesi kararında etkili oldu. İlan 19 yaşındaki Bernard Butler'ın ilgisini çekti ve ilanı yanıtlayıp grupla denemelerden sonra çalışmaya başladı. Grup, davulcuları eksik olmasına karşın bir elektronik perküsyon seti kullanarak çalişmalarına başladı ve Suede adını seçti. Frischmann'ın görünürde grubun menejerliğini yapmaya çalışmasına karşın, grup sonuç olarak Londra'da Camden Town çevresinde ufak çaplı yerlerde sahne almaya başladı.

Suede'in ilk önemli atılımı Greater London Radio'da DJ Gary Crowley tarafından yapılan radyo programı Demo Clashte yarışmak için kaydettikleri ikinci demo kayıtları "Specially Suede" ile oldu. "Wonderful Sometimes" Demo Clashi 1990 yılında 5 Pazar üst üste kazandı. Bu Brighton menşeli bağımsız plak şirketi RML tarafından bir albüm anlaşmasını getirdi. Güvenilmez bir perküsyon setiyle yaptıkları bir seri gösteriden sonra Suede gruba yeni bir davulcu almaya karar verdi. Justin Welch bu pozisyonu doldurdu, ama 6 hafta sonra Crawley grubu Spitfire'a katılmak için ayrıldı. Welch'in ayrılmasındna sonra, Suede bu pozisyon için başka bir ilan verdi ve sürpriz bir şekilde ilana eski Smiths ddavulcusu Mike Joyce yanıt verdi. Joyce'un kararlı olmasına karşın bu pozisyon için çok nitelikliydi ve grupla "Be My God"/"Art" adı altında RML Records'dan çıkması planlanan single çalışması için iki şarkı kaydetti. Grup bu kayıtlardan pek memnun olmamıştı ve basılan kopyaların birçoğu yokedildi. Haziran 1990'da eski menejer Ricky Gervais aracılığıyla grup sürekli davulcu olarak Simon Gilbert ile anlaştı.

1991 yılında, Anderson and Frischmann ayrıldılar; Frischmann, Blur'dan Damon Albarn ile birlikte olmaya başladı. Frischmann grubun bu yeni durumu kaldırabileceğine inandı. Ama durum pek de böyle olmadı; Butler'ın belirttiği üzere Frischmann çalışmalara geç geliyor ve Blur ile olan yakınlığından bahsediyordu. Bu Frischmann'ın gruptan ayrılmasında büyük rol oynadı. Frischmann'ın ayrlmasından sonra grubun karakteri değişti. Anderson bir söyleşide "Eğer o ayrılmasaydı biz bir yere gidemezdik" demiştir. Anderson ve Butler bu ayrılıktan sonra yakın arkadaş olmuşlar ve birlikte yeni şarkılar yazmaya başladılar. Ama grubun müziği Londra ve Amerika'daki grunge gruplarının yaptıkları müzik yanında eski moda kalıyordu.

Albümleri: Suede (1993) Dog Man Star (1994) Coming Up (1996) Head Music (1999) A New Morning (2002) Üyeler: (1989-1991) Brett Anderson – Vokal Mat Osman – Bass Bernard Butler – Gitar Justine Frischmann – Gitar Simon Gilbert – Davul   (1991-1994) Brett Anderson – Vokal Mat Osman – Bass Bernard Butler – Gitar  / Piano Simon Gilbert – Davul   (1994-1996)  Brett Anderson – Vokal  Mat Osman – Bass Richard Oakes – Gitar Simon Gilbert – Davul   (1996-2001)  Brett Anderson – Vokal Mat Osman – Bass Richard Oakes – Gitar  Neil Codling – Keyboards / Synthesisers Simon Gilbert – Davul   (2001-2003)  Brett Anderson – Vokal Mat Osman – Bass Richard Oakes – Gitar Alex Lee – Guitar / Keyboards Simon Gilbert – Davul   Not: İnfo, wikipedia'dan alınmıştır.

Starsailor

Bayan Arıza tarafından Ekim - 12 - 2010 zamanında yazılmıştır.

Starsailor

Starsailor, Britinya'dan çıkmış iyi şeylerden biri. Son zamanlarda Britanyalı modern rock grupları ile Amerikalı alternatif grupların sayısında gözle görülür bir artış oldu. Kimisi hayatta kalmayı başardı, kimisi silinip gitti.

Starsailor, 3.albümünü çıkardı ve ülkemizde de canlı olarak izleme şansı yakaladık.

İlk albümleri "Love is here" başarılıydı. Sonrasında "Silence is Easy" çıktı. 3.stüdyo albümlerinin adı "On the Outside". 

20'li yaşların ortalarındalar, melankolik 3 albüm yaptılar. Albümlerinde akustik gitar ağırlıklı. İlk kez "Alcoholic" ile duymuştuk isimlerini. Radyo Eksen bir dönem çok sık çalıyordu.

Ancak grup sabun köpüğü değil. İkinci allbümleri de başarılı. İlk albümden Fever, Good Souls, Poor Misguided Fool güzel, giriş şarkısı Tie up my Hands'de leziz.  

Hepsi birer Jeff Buckley fan'i olan Starsailor'un üyeleri şöyle sıralanıyor:

Grup Üyeleri:

*James Walsh – vocals/guitar *James Stelfox – bass *Barry Westhead – keyboards *Ben Byrne – drums   Albümleri:

Love is here 2002 Silence is easy 2003 On the Outside 2005 All the Plans 2009

Richard Ashcroft

Bayan Arıza tarafından Ekim - 12 - 2010 zamanında yazılmıştır.

The Verve'den kalan en güzel şey "Richard Ashcroft"

The Verve'in nimetlerinden fayfdalanmak lazım. İşte tam bir arıza İngiliz Richard Ashcroft, ex-Verve üyesi, oldukça yetenekli bir şahsiyet. Zaten "Bittersweet Sympony" i duyup etkilenmemek mümkün değildi. Dahası gidip hemen bir Verve albümü almalıydım aldım da. "Drugs Dont Work" lezizdi.

The Verve artık yok ancak frontman'i Richard Ashcroft yoluna devam ediyor. Müziği, eski grubu The Verve'in müziğinden pek farklı değil elbette hatta daha melankolik olduğunu söylemek doğru olur. Solo olarak çıkardığı ilk albümünün adı "Alone With Everybody" adını taşıyor.

Albümden çıkan ilk single "A Song For The Lovers", yeterince beynimize kazınıp, alışkanlık yapmıştı bile. Bir sevdiğim parça daha var ki ismi "Slow Was My Heart".

En son albümü 2006 yılında çıkan "Keys to the World". Yeni albümünü merakla bekliyoruz bu leziz beyefendinin. Albümler: 2000 Alone with Everybody 2002 Human Conditions 2006 Keys to the World

 

Portishead

Bayan Arıza tarafından Ekim - 12 - 2010 zamanında yazılmıştır.

PORTISHEAD

Portishead, İngiliz trip-hop müzik grubu. İsimlerini Bristol'un bir sahil kasabasından almışlardır.

Grup 1991'de Geoff Barrow ve Beth Gibbons tarafından kuruldu. Grup adını Barrow'un doğduğu şehirden aldı. Barrow daha önce Bristol'lu gruplardan olan Massive Attack ve Tricky ile de çalıştı. Grubun, solistliğini Beth Gibbons'ın yaptığı, Dummy, Glory Times, Portishead, Roseland NYC Live ve Third adlı 5 albümü vardır. "Sinematik" diye adlandırılan bir yapıları olduğu söylenir. Beth Gibbons'ın ayrıca Out Of Seasons adlı bir de solo albümü vardır.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Portishead

PJ Harvey

Bayan Arıza tarafından Ekim - 12 - 2010 zamanında yazılmıştır.

PJ HARVEY

PJ Harvey'in en son edindiğim albümü "Uh Huh Her" idi. Bir önceki albümden daha melankolik buldum. Biraz ilk dönem albümlerine benziyor, sevdim.

Polly Jean, canlı izlemek istediğim tek kadın müzisyendi belki de. Hani bir şeyi çok istersiniz ya, işte öyle bir şeydi benimkisi.

Jazz Festivali sayesinde 11 Temmuz 2001'de bu şerefe nail oldum. Hem de dünyanın parasını verip, 3. sıradan izleyerek. Konser umduğum gibi değildi, kritiğimi "Konser Faslı" bölümünden okuyabilirsiniz. Kim peki bu sıska kadın PJ Harvey?

İngiltere’nin bağrından kopmuş, bağıra bağıra şarkılar söyleyen bir kadın. 40'ı devirdi ve bir sürü güzel albümü, sayısız single’ı, b-side’ı, düet’i mevcut. Şehirden ve şehir hayatından hoşlanmıyor. İngiltere’nin kuzeyindeki Dorset’te doğa ile içiçe yaşayıp, muhteşem şarkılar yazıyor. Hâlâ orada mı devam ediyor hayatına bilemiyorum ama İngiltere'den uzaklaşabileceğine pek inanmıyorum.

Kimileri O’na “İndie’nin Madonnası” diyor, kimileri O’nun müziğine "punk ötesi bir şeyler" diyor.

"Dry" albümü ile müzik piyasasına girdiğinde kimse bu denli başarılı olacağını tahmin etmiyordu. Ama O’nda belki birçok müzisyende olmayan bir cesaret, hırs ve kararlılık vardı. Belki de bu başarısı O’nun doğal olmasına ve şarkılarını kolay ifade edebilmesine bağlı.

Şarkı sözlerinde, kadın-erkek ilişkilerini ve cinselliği birçok hatunun cesaret edemediği bir şekilde haykırıyor. Bazen bir hayat kadınının çektiği sıkıntıyı (Is this Desire’in açılış parçası Angelene’de olduğu gibi), bazen içindeki fırtınaları, boğulmuş kız çocuklarını, ölü sevgilileri anlatır liriklerinde.

Günlük hayatında çok sakin biri. Belki O’nun bir şizofren olduğunu düşünebilirsiniz gerçi bir dönem O’da düşünmüş bunu ama en sonunda herkesin biraz şizofren olduğu sonucuna varmış. ,

Müziğin, sadece kulak ve beyin işi değil, vücut ve ruh işi olduğunu savunuyor. Dolayısı ile bunun neşeli major tonlarla yazılmış şarkılarla olamayacağını söylüyor.

Placebo‘nun Brian Molko'su da, PJ Harvey’in müziğini çok sevdiğini ve kendine örnek aldığını söylemişti.

Ailesi ile ilgili pek sorun yaşamamış. Ailesinin O’nun hayatında çok önemli olduğunu, her birinin birer gerçek rocker olduğunu söylüyor. Çünkü, anne ve babasının dinledikleri plaklar ile büyümüş.

Genelde sürekli eleştiri yapan müzik piyasası, PJ’e pek birşey söylememiş. İmaj yaratmaya çalışmamış ve O’nu bu hali ile kabullenmiş. O’nun doğallığı ve başarısı yüzünden olsa gerek.  Mesela, "To Bring You My Love" albümü, tüm dünyada yarım milyon satmış.

Önemli olanın iyi müzik yapmak olduğunu söylüyor PJ.  O’na göre, uzun süre ayakta kalabilen ve sınırları zorlayan müzik iyi müziktir. Risk almak gerektiğini ve popüler müzik için hiç böyle bir riske gerek olmadığını belirtiyor. Popüler müzik yapmaktansa bir çok insanın beğenmeyeceği tuhaf bir şey yapmayı tercih edeceğini söylüyor.

Müzik dışında, heykel yapıyor. Sokaktan topladığı değişik malzemeler, deniz kıyısından topladığı taşlar ile bir şeyler üretiyor. Birkaç kez bateri dersi almış.

Björk, Nick Cave, Tricky, Pascal Comelade gibi müzisyenlerle çalışmalar yaptı. Hal Hartney’in filminde bir rol bile kaptı. Ama müziğin her zaman baskın olacağını, sinemanın sadece değişiklik, kendinden kaçma olduğuna inanıyor. Müziğin her şey demek olduğunu, bir tavır, bir yaşama biçimi haline geldiğini her fırsatta belirtiyor. Albümleri: To Bring You My Love Rid of me Is this desire 4 Track Demos Stories From the City, Stories From the Sea Uh Huh Her White Chalk