• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Tarihte Eylül ayında neler oldu? Şöyle bir anımsayalım…

Bayan Arıza tarafından 3 Eylül 2012 tarihinde yazıldı.

 

– 1 Eylül 1973: Bob Dylan; Knocking On Heaven's Door ile Amerika listelerine girdi.

– 1 Eylül 1979: Madness, 45'likleri The Prince ile ilk defa İngiltere müzik listelerine girdi.

– 2 Eylül 1982: Keith Richards'ın Redlands'taki evi yangın sonucu ciddi hasara uğradı.

– 3 Eylül 1966: Hollies, Bus Stop ile Amerika listelerine girdi.

– 5 Eylül 1946: Queen solisti Freddie Mercury, Zanzibar'da dünyaya geldi.

– 5 Eylül 1971: John ve Yoko Lennon'ın aralarında Cold Turkey ve Up Your Leg'in de yer aldığı beş filmi vizyona girdi.

– 5 Eylül 1988: Tom Waits'in Big Time albümü İngiltere listelerine girdi.

– 7 Eylül 1978: The Who davulcusu Keith Moon öldü.

– 9 Eylül 1956: Elvis Presley, The Ed Sullivan Show'lardan ilkine katılarak Hound Dog, Don't be Cruel, Love me Tender ve Ready Teddy'yi seslendirdi.

– 10 Eylül 1974: New York Dolls dağıldı.

– 11 Eylül 1987: Peter Tosh öldü.

– 13 Eylül 1980: Dave Knopfler, Dire Straits'ten ayrıldı.

– 14 Eylül 1983: Amy Winehouse Londra'da doğdu.

– 15 Eylül 1975: Pink Floyd'un Wish You Were albümü yayınlandı.

– 15 Eylül 1993: U2 konserinde işitme kaybına uğrayan bir dinleyici, gruba açtığı davayı kazanarak 20 bin pound kazandı.

– 16 Eylül 1977: T-Rex solisti Marc Bolan, kız arkadaşı Gloria Jones'un kullandığı aracın kaza yapması sonucu, 29 yaşında hayatını kaybetmişti. Çift, akşam yemeğinin ardından Bolan'ın Richmond'daki evine gitmek için yola çıktı. Fakat Jones'un direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle araç bir çınar ağacına çarptı. Bolan olay yerinde hayatını kaybetti. 30.yaş gününden hemen önce hayatını kaybeden sanatçının cenazesine, yakın arkadaşları David Bowie ve Rod Stewart da katılmıştı. Törenin girişine ise hit şarkısına gönderme olması açısından "Beyaz Kuğu" şeklinde bir çiçek yaptırılmıştı. Bolan, kazalardan ve ölmekten çok korktuğu için hiçbir zaman araba kullanmayı öğrenmemişti.

– 17 Eylül 1969: Tüm dünyada, Paul McCartney'nin öldüğüne dair dedikodular dolaşıyordu. İddialara göre McCartney, 1966 yılında İskoçya'da geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmiş, yerine ona çok benzeyen biri geçmişti.

– 18 Eylül 1952: Doug Colvin bilinen adıyla Dee Dee Ramone doğdu.

– 18 Eylül 1970: Jimi Hendrix öldü.

– 18 Eylül 1983: Kiss elemanları ilk defa makyaj yapmadan sahneye çıktı.

– 19 Eylül 1981: 11 yıl aradan sonra bir araya gelen Simon and Garfunkel, Central Park'ta konser verdi.

– 20 Eylül 1973: Neil Young and Crazy Horse'un konser verdiği The Roxy Club'ın Hollywood'daki açılışı yapıldı.

– 21 Eylül 1934: Leonard Cohen doğdu.

– 22 Eylül 1957: Nick Cave, Avustralya'da doğdu.

– 23 Eylül 1991: Gitarist Izzy Stradlin, Guns N'Roses'dan ayrıldığını açıkladı. Yerine Gilby Clarke geçti.

– 29 Eylül 1967: Motown, Gladys Knight'ın I Heard It On the Grapevine parçasını yayınladı.

– 29 Eylül 2004: The Who davulcusu Keith Moon için yapılan davul seti, 120.000 pound'a bir koleksiyoncuya satıldı.

– 30 Eylül 1955: James Dean öldü.

Kaynak: Bilumum tarihlerdeki Cnbc-e Dergiler  

Deftones Yeni Albüm: Koi No Yokan

Bayan Arıza tarafından 31 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.

Deftones, kayıtlarını Los Angeles’da son albümleri Diamond Eyes’ın prodüktörü Nick Raskulinecz ile yaptıkları 7. stüdyo albümlerini 13 Kasım’da dinleyici ile buluşturacaklarını açıkladı. Henüz parça listesi paylaşılmayan albümün adı “Koi No Yokan” olacak ve Reprise Records etiketi taşıyacak. Albüme ait yeni parçaları daha önceki konserlerinde çalan topluluğun albüm tanıtım konserlerine yenilerini eklediği de paylaşılan bilgiler arasında.

Kaynak: Radyo Eksen  

Kings Of Leon Basçısı Jared’ın Yeni Grubu: Smoke and Jackal “No Tell”

Bayan Arıza tarafından 31 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.

The Kings of Leon ailesi giderek büyüyor. Grubun basçısı Jared Followill kendisine ait yeni bir proje üretmiş ve Mona’nın Nick Brown’ı ile işbirligi yaparak Smoke and Jackal adını verdikleri bir yan prjeye adım atmış. İlk EP’leri, “EP1″  Ekim ayının ortasında çıkıyor, ama ilk şarkıları “No Tell” yayınlandı bile.

Parçaya Kings of Leon klasiği wide-open-space gitarları hakim. Brown’ın viski kokan vokalleri yerine çok sayıda şarap şişesi eşliginde Nashville’de kaydedildiği söylenen albümün sözlerinde bir kadınla gecirdigi seksi zamanlardan bahsettigini anlıyoruz.

Followill deneyimi şöyle tarif ediyor: “Bir araya gelmek işe yaradı, sanırım çünkü çok kolay bir yaklaşım takındık, egolarımızı getirmedik. Sadece birbirimizin fikirlerini hakkında konuştuk, kimse kırılmadı. Kısaca, işe yaradı.”

Kaynak: Radyo Eksen

Cem Kurtuluş’tan bir paylaşım: Rahat uyu Metin Kurt

Bayan Arıza tarafından 29 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.

Memleketin değerleri birer birer elimizden kayıp gidiyor. Elimizden kayıp gidenlerden biri de 70’li yıllara Galatasaray formasıyla damgasını vurmuş, sadece futbol alanında değil siyasi anlamda da izini bırakmış isimlerden biri Metin Kurt. Şimdi ceza sahasında yapayalnızız. Değerler unutuldukça acılar daha da artar. Endüstriyel futbola her alanda savaş açmış biriydi Metin Ağabey. Sendikayı kurdu, orayı diriltmek istedi. İnandığı yolda yürüdü sadece. Yalnız, yitik bir savaşçıydı Metin Kurt. Duruşu vardı.

Metin Ağabeyin dediği gibi "Halka en yakın yer neresi? Çizgi. Ben de çizgide beklerdim. Kapalının önünde oynamamak için bir devre sağ açık".

İzleyemedik, o şerefe erişemedik, ama O'nunla tanışmak O'nunla bir şeyler paylaşmak şahsım adına inanılmaz bir duyguydu. İçki masasında O'nunla konuşabilmek harikaydı. siyaset konusunda ben ahkâm kesmezdim fazla bilgim olmadığıiçin. Hep O'nu dinlerdim, O anlatırdı ben dinlerdim. Ve Metin Kurt’un oturduğu masada daima Metin Kurt’un sözü geçerdi.

Futbolun endüstriyelleşmesi üzerine çok iyi tespitler yapardı Metin Ağabey. "Futbol arsada güzel, borsada değil" sözü akıllarımıza kazınmıştı. Televizyon olsaydı da izleseydik ya da erken yetişebilseydik o döneme, "keşke" demekten kendini alamıyor insan.

Gülümseyişleri adeta bir mücadele ruhuydu. Belki 5 kişi belki 10 kişi yola çıkardı kendisi. O'nun için önemli olan mücadeleydi. Yaptıkları bitmezdi, boş durmazdı. Hayatta daima bir koşturmaca içindeydi. "Ne kadar çok şey yaparsan o kadar hatırlanırsın" sözü Metin Kurt için geçerliydi. Zengin patronların, ağzı laflarla dolu siyasetçilerin izinde değildi O, kendi fikrini topluma duyurma çabasındaydı.

Yalnızdı, cesurdu, savaşçıydı, Özgürdü, yapacakları bitmeyecek bir insandı Metin Kurt…

Hiç destek görmedi, hiç…Hep yalnız başına bir köşeye atıldı, O’nu unutanlar oldu. Hatta bir gazete manşetinden O'nu hatırlayanlar oldu. Biz onu Kesmeşeker grubunun şarkısıyla tanımıştık, ama o güzel insanı bu kadar sürede benim için değerli yapan onun dik duruşuydu. Bu duruşa sahip olanlar her zaman farklı bir köşede kalmıştır. Lefter gibi, Metin Oktay gibi nice ismini unuttuğumuz efsanevi futbolcular gibi…

Onuruyla savaştı hayatta, onuruyla yaşad. Düzene her zaman karşı çıktı, dönen pisliklerden şikâyetçiydi ve buna karşı tepkisini en ağır şekilde vermişti. Salon solcuları gibi değildi. Emeğin yanında yüreği büyük olan bir insandı. İçki masasında bir şeylerden bahsederken O'nu dinlemiyorsanız büyük bir şey kaybetmişsinizdir.

1 Mayıs 2012 günü Metin Ağabey’e söz verdiğim için 1 Mayıs’a Sendika ile katılmıştım. Benim için gurur vericiydi. Fazla kişi değildik, çok az kişiydik. Ama çokluk veya azlık önemli değildi.

Metin Ağabey'in o günkü gülüşleri beni sevindirmişti, "bu kadar olmamız bile çok önemli" demişti. Yüzü öyle gülüyordu ki mutlu olmamanız imkânsızdı. 1 Mayıs dönüşü Piraye Kafe'ye oturmuş bir şeyler konuşmuştuk, sonrasında fotoğraflar.

Ne demiştim; Metin Kurt’un olduğu yerde sadece O'nun sözü geçerlidir. Bir gece çok geç saate kadar içmiştik, ertesi gün işim vardı ama Metin Ağabey'in sohbetine doyum olmuyordu. Bana o gün "Gel bize" demişti. Öyle güzel insandı ki. Samimiyeti, yalnızlığı, mücadelesi umudundan eksik olan bir adama bile umut veriyordu.

Hayatta boyun eğenler unutulur, ama bir iz bırakmış boyun eğmemiş, düzene karşı savaşmış insanlar her zaman hatırlanır, hatırlanmalıdır da…

Futbolun pisliklerle dolu olduğunu her defasında tekrarlamıştı Metin Ağabey. Kendi dönemindeki futbolcuları anlatırdı sık sık, ne kadar dişe diş mücadele ettiklerini, ama o futbolculardan artık kalmadığını da söylemekten çekinmezdi. O hiçbir zaman bir şeyleri söylemekten çekinmezdi. Döneminin politika gazetesinde yazarlık yapmıştı. Metin Kurt'un orada önemli yazıları çıkmıştı. Taksim kütüphanesinde bu önemli belgelere Metin Ağabey'le şahit oldum.. Söz vermiştim Metin Ağabey'e, bugün anlıyorum ki o sözü verdiğim için Metin Ağabey'e mutluyum ve gururluyum.

Kesmeşeker şarkısında da dediği gibi:

"Kula kulluk etmezdi çok yanlış biriydi". Yanlışlığı neydi Metin Kurt’un? Düzene boyun eğmediği için, paranın önünde değil emeğin önünde eğildiği için…

Protokol tribünün önünde oynamazdı Metin Kurt, bunun önemli bir yanı vardı O'nun için. Kimilerinin önemsiz olarak gördüğü, ama O'nun için çok önemli bir detay.

Metin Ağabey derdi ki "Trilyonların döndüğü bir spor pastası var. Kimler kazanıyor kimler kaybediyor bu sorgulanmalı."

Sorgulanacak şeyler o kadar fazla ki Metin Ağabey taraftarlar figüran yöneticiler kahraman duruma gelmiş. Şimdi Metin Ağabey'le birlikte çizgi dışında kaldık, çizgi dışına itildik. O giderken bizlere bir şeyler bıraktı, taşıyacağımız bir değer…

Fenerbahçe'lisi de sevdi O'nu, Galatasaray'lısı da çünkü O yaptıklarıyla sevdirdi kendisini. Duruşuyla sevdirdi.

Futbolun metalaştığını savundu, bazı kişiler Metin Kurt’a inanmadı, ama O inatçıydı, direnmeye devam etti ve isyan etti.

Metin Kurt, Türkiye’de mücadelenin sol açığıydı. "Çizgi Metin" diye hafızalara kazınmıştı Metin Ağabey. Benim için babacan bir insandı Metin Abi. Metin Ağabey'i sevenleri yalnız bırakmadı. Hayatı boyunca yalnız bırakılmıştı. Mücadelesini yalnız sürdürse de pes etmemesi insanlara ders olmuştu.

Metin Ağabey artık aramızda yok, futbolcular taşın altına koyun elinizi, sömürü düzenine karşı çıkmak bedel ödemek miydi yoksa? Bu düzen hep kandırır hep.

Metin Ağabey'le çoğu konuda anlaşırdık. Kendisi Elvis Presley hayranıydı, şarkılarını döneminde ezbere bilirmiş, öyle derdi.

Çizgi Metin’e olan vefa da önemliydi. Öldükten sonra hatırlanır bazı şeyler ve yitirilirler. Unutulmaya yüz tutmuş değerler öldükten sonra anlaşılırsa orada büyük bir sorun var demektir. Bu sporun her dalında geçerlidir. İşte Metin Ağabey de böyle unutulmaya yüz tutmuştu ve Kesmeşeker’in yeni albümünde tekrar hatırlanmıştı ve Metin Kurt Yalnızlığı şarkısında dediği gibi;

"Sen mi güzeldin yoksa hayat mı güzel?"

Sen daha güzeldin Metin Ağabey.

Senin öldüğün gün şarap şişemi senin için havaya kaldırdım Metin Ağabey. Piraye günlerimizi, Kadıköy’ü, seninle Karga Bar’da konser izlediğimizi, seninle tanışmayı, 1 Mayıs'ı, futbol ve siyaset hakkındaki tespitlerini, devrimci ruhunu, anılarımızı, hiçbirini unutmayacağım Metin Ağabey. Mücadelenin sol açığı unutulmayacak.  

Alanis Morissette’in Yeni Albümü Radioeksen.com’da.

Bayan Arıza tarafından 27 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.

Radyo Eksen’in katkılarıyla Eylül ayının ilk haftasında yayınlanacak olan Alanis Morissette’in yeni albümü Havoc And Bright Lights’ın tüm şarkılarını yayınlanmadan önce ilk kez internet sitemizde dinleyebilirsiniz!

Grammy Ödüllü sanatçı Alanis Morisette’in uzun zamandır beklenen 7. stüdyo albümü “Havoc And Bright Lights” Eylül ayında piyasaya çıkıyor.

Los Angeles’da kaydedilen albümün prodüktörlüğünü daha önce Björk, Madonna ve Seal ile çalışmış Guy Sigsworth ve daha önce Tori Amos, Elton John ve U2 gibi sanatçılar ile çalışan Joe Chiccarelli üstlendi.

Morisette’nin 1995 tarihli büyük beğeni toplayan çıkış albümü “Jagged Little Pill” ve onu takip eden “Supposed Former Infatuation Junkie” (1998), “Mtv Unplugged” (1999), “Under Rug Swept” (2002), “Feast On Scraps” (2002), “So-Called Chaos” (2004), “Jagged Little Pill Acoustic” (2005), en iyi şarkılarının yer aldığı “The Collection” (2005) ve “Flavors Of Entanglement”(2008) albümleri ile de başarısını sürdürdü. Alanis Morisette ayrıca “City Of Angels”, “Dogma” ve “Prince Of Persia: The Sands Of Time” gibi filmler için bestelediği müzikler ile de büyük beğeni toplamıştı.

Albümün ilk videosunun yönetmeliğini ise Barış Aladağ yaptı. 2012 senesinde Cannes’da “DRK – Online Street Musicians” ile “Silver Lion”ödülünü kazanan Barış Aladağ’ın yönettiği video hakkında sanatçı şunları söyledi: “Bu video 25. yılındaki Wim Wenders’ın kült filmi Wings of Desire’a bir saygı duruşu niteliğinde. Hatta filme duyduğum hayranlık sonucu Wings of Desire filminin yeniden uyarlaması “City of Angels” için “Uninvited” adlı bir şarkı da bestelemiştim. Tüm bunların ışığında, çocukken 3 sene yaşadığım Almanya’ya duyduğum bağlılık ile birlikte duygularımın yansıması olan bu video, “Guardian” şarkısının da görsel olarak devamı niteliğinde. Videoyu Berlin’de çekmek benim için çok keyif vericiydi.”

Havoc And Bright Lights’ın şarkı listesi ise şöyle:

– Guardian – Woman Down – ‘Til You – Celebrity – Empathy – Lens – Spiral – Numb – Havoc – Win and Win – Receive – Edge of Evolution

Kaynak: Radyo Eksen

Sting İstanbul’a geliyor!

Bayan Arıza tarafından 24 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.
  var prevVisible = 'none'; var nextVisible = 'none'; function PrintArticle(id) { var amp = "&"; window.open("http://www.milliyet.com.tr/Yazdir.aspx?aType=HaberDetayPrint" + amp + "ArticleID=" + id,null,"height=650,width=800,titlebar=no,status=no,toolbar=no,menubar=no,location=no,resizable=no,scrollbars=1"); } function fontChange(up) { var p = document.getElementById('divAdnetKeyword3').getElementsByTagName('p'); for(var i=0;i!=p.length;i++) { var sz; if(p[i].style.fontSize) sz = parseInt(p[i].style.fontSize.replace("px","")); else sz = 14; if(up) sz += 1; else sz -=1; p[i].style.fontSize = sz+"px"; } } function SwitchUL(ul1,img1,down) { if(document.getElementById(ul1).style.display=='none') { document.getElementById(ul1).style.display=''; document.getElementById(img1).src =document.getElementById(img1).src.replace('down','up'); } else { document.getElementById(ul1).style.display='none'; document.getElementById(img1).src =document.getElementById(img1).src.replace('up','down'); } } var PartnerId = 7625; var AdContainerIds ='divAdnetKeyword3';

Sting İstanbul'a geliyor! Sting büyük başarı kazanan 2011-2012 Dünya Turnesi’nin ardından, sevilen şarkılarını sadece 5 enstürman eşliğinde seslendirdiği Back to Bass turnesi ile yeniden Avrupa’da!

Bir Live Nation organizasyonu olan İstanbul konseri ise BKM-GNL ortaklığı ile gerçekleşecek. 

Müzik dünyasının efsanevi isimlerinden Sting, en son 2006 yılında da İstanbul’a gelmiş ve Kuruçeşme Arena’da 15.000’i aşkın dinleyicisiyle buluşmuştu. Sting, bu konser esnasında sahneden gördüğü manzaraya hayranlığını dile getirmişti. Sanatçı şimdi 26 Kasım’da Ataköy Atletizm Arena’da bir kez daha İstanbul’lu dinleyicileriyle buluşacak.   Sting’in 2011–2012 Back to Bass Dünya Turu, Kuzey Amerika, Avrupa, İngiltere ve Güney Afrika’da olağanüstü beğeni topladı. Bu turnenin, yeni ayağı 7 Kasım’da Strasbourg-Fransa’da başlayacak, Fransa’da ilan edilecek diğer konserlerin ardından Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’ndeki performanslarla devam edecek. (Güncel program aşağıda verilmiştir.) Bilet satışları 3 Eylül’de başlayacak.   26 Kasım Pazartesi, 21:00 Ataköy Atletizm Salonu, İstanbul   Kaynak: Milliyet

Türk sinemasının ansiklopedisi çıktı

Bayan Arıza tarafından 23 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.

Türk sinemasının 100’üncü yılı vesilesiyle yeni filmler eklenerek güncellendi. 

Horizon International Yayınları’ndan çıkan ve bin sayfayı geçen kitapta, 1914’ten 2012 Mayıs ayına kadar Türkiye’de gösterime giren 6 bin 481 yerli filmin künyesi veriliyor. Beş bölümden oluşan kitabın her bölümünün başına Agah Özgüç genel eğilimleri de anlatan yazılar koyarak, Türk sinemasının gelişimini aktarıyor. Dönemin öne çıkan filmleri geniş şekilde kitapta yerini alıyor. Kitap ilk olarak Türkçe yayımlandı. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı, önümüzdeki günlerde kitabın İngilizcesini de basmayı düşünüyor.   Kaynak: Milliyet

Liam Gallagher ve Diğer Herkes

Bayan Arıza tarafından 13 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.

Oasis vokali, Noel Gallagher’ın kardeşi şimdiki Beady Eye’ın kurucusu ama en önemlisi müzik piyasasının belalı ismi Liam Gallagher’ın akıllarda yer etmiş efsane yorumlarından oluşan bu derlemeyi NME sayfasından sizler için Türkçe’ye çevirdik.

 

1. Moda endrüstrisi üzerine: Müzik endüstrisinin yüzde 90′ı aptallar tarafından yönetiliyor, moda için de aynısının geçerli olduğunu düşünüyorum, ne dediğimi anladınız mı? (The Telegraph, Ağustos 2012)

2.Kanye West hakkında: Eğer bir ödül daha kazanırsam Kanye West’i ödülümü elimden alması için kendim davet edeceğim. O kıza(Taylor Swift) yaptığı kabaydı. Evet, bana bir ödül verin ve neler olacağını görelim..(MTV’s 120 Minutes, Ağustos 2011)

3.Muse hakkında: ‘Muse beni korkutuyor. Çok ürkütücüler ama insanlar onları seviyor. En azından gitar çalabiliyorlar ama vokalin sesini duyduğum zaman..(GQ, Haziran 2012)

4.Yılbaşı planları hakkında: Her zamanki gibi. Bütün gün yerimde oturup mastürbasyon yapacağım. Büyük olasılıkla bir sürü şey yiyeceğim. (NME, Aralık 2010)

5.Öğrenci ayaklanmaları hakkında: ‘Bunu sevdim, adamım. Ben bu işin şiddet tarafındayım. Bu gösterilerin televizyon için yapıldığını düşünüyorum ama insanların bu tip şeylere tepki göstermesini de destekliyorum. Ölü olmaktan iyidir, değil mi?’ (NME, Aralık 2010)

6.Glastonbury üzerine: ‘Glanstonbury’den nefret ediyorum, sadece para için buradayım.’ (NME, Haziran 2004)

7.Kendi duyguları hakkında: ‘Sanırım ben de üzüldüğüm zamanlar oluyor ama bu uzun sürmüyor. Gidip aynaya bakıyorum ve kendime ‘Ne kadar iyi görünüyorsun’ diyorum. ‘(NME, Kasım 2006)

8.Franz Ferdinand hakkında: ‘Bir Alex Kapranos’a bir de Right Said Fred’in vokaline bakın. İkisi aynı kişi! Sadece Atkins diyeti yapmış ve saçlarını uzatmış.’ (NME,2005)

9.Noel hakkında: ‘Onun için hapiste yatardım. Onu seviyorum. Biz çok iyiyiz. Eğer birisi onun parmağına basarsa onu keserim.’ (Melody Maker, 1995)

10.Seks sembolü olması hakkında: ‘Kızların benimle ilgilenmesini, beni beğenmesini seviyorum. Ama erkeklerin de benimle ilgilenmeye başlamasından korkuyorum. Gaylere karşı değilim ama benimle beraber olmaya çalışmadıkları sürece.’ (The Sun,2005)

11.Pete Doherty ve Tom Chaplin hakkında: ‘Zengin çocukları uyuşturucu kullanamaz, onlar hafifsıklet. Tek bir line alıp ardından rehabilitasyona giderler.’(The Observer, Kasım 2006)

12.Sahnedeki tutumu hakkında: ‘Dansetmeyi reddediyorum. Zaten dans edemem. Grupta olmamın sebebi bu değil.’ (NME, 1994)

13.Oasis’in canlı performansları hakkında: ‘Eğer şovlarımızdan birini izlediyseniz hepsini izlemiş sayılırsınız.’ (The Times, 2007)

14.Paparaziler hakkında: ‘Birilerinin kapınızın önünde yaşayıp çöplerinizi karıştırması iyi bir şey. Kavga çıkarmam için sebep oluyor. Yoksa sadece oturup şişmanlardım.’ (The Guardian, 2006)

15.Hırs hakkında: ‘Eğer iyi bir müzisyen olmasaydım, bilemiyorum. Tanrı olabilirdim, belki? Bu güzel bir iş olurdu.’ (The Sun,2005)

16.Coldplay ve Radiohead hakkında: ‘Onlardan nefret etmiyorum, kaza geçirmelerini falan istemezdim. Sadece fanlarının sıkıcı ve çirkin olduğunu düşünüyorum, iyi zaman geçiriyor gibi de durmuyorlar.’ (The Guardian, Ağustos 2008)

17.Beatles vs Tanrı üzerine: ‘Bu yarışı Beatles kazanmalı. Tanrı en son ne zaman doğru düzgün bir kayıt yaptı ki?’ (Rolling Stone, Ekim 2008)

18.Ozzy Osbourne hakkında: ‘Neden herkes onun harika olduğunu düşünüyor? Bana sorarsan koca bir mongoldan başka bir şey değil.’ (NME, Haziran 2002)

19.Noel’in Beady Eye albümünü duyup duymadığı hakkında: ‘Bilmiyorum, umurumda da değil.’ (NME, Aralık 2010)

20.Grup isimleri hakkında: ‘Sonuçta bir isim yalnızca isimdir. Adınızı Veiny Love Stick koyabilirsiniz ama müziğiniz kötüyse siz de kötüsünüzdür.’ (NME, Aralık 2010)

21.Bu günlerde Noel’le aralarındaki ilişki hakkında: ‘İlişkimiz yok’ (NME, Aralık 2010)

 

 

Çeviri: Dilan Ayyıldız

Kaynak: Radyo Eksen

Cem Kurtuluş’tan albüm kritiği: W.A.S.P. – HELLDORADO

Bayan Arıza tarafından 12 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.

W.A.S.P. özellikle okyanusun ötesi Amerika'da her dönem sevilen bir grup oldu. Ülkemizde ne kadar sevildiği aşikar, konserine bile 300 kişi gelmişti…Her ne kadar ırkçı bir grup olsa da,o konular bizim için önemli değil, bizim için önemli olan bize müzik olarak neler hissettirdiğidir. (yanlış bilgi, her ne kadar kariyerlerinin ilk aşamasında ve son dönemde faşizan çağrışımlı, seksist sözler yazsalar da Blackie Lawless her zaman kendini sol kanatta gördüğünü söyler).

Kritik konumuz, albüm 1999 yılında çıktı kimileri sevdi kimileri sevmedi. Blackie her zamanki o isyankar sesiyle yeri göğü inletiyor. Riff ve melodilerde de alışılageldik W.A.S.P kalitesi var.

Parça Listesi:

1- Drive By – 0:55 2- Helldorado – 5:05 3- Don't Cry (Just Suck) – 4:16 4- Damnation Angels – 6:27 5- Dirty Balls – 5:19 6- High on the Flames – 4:11 7- Cocaine Cowboys – 3:57 8- Can't Die Tonight – 4:04 9- Saturday Night Cockfight – 3:20 10- Hot Rods to Hell (Helldorado Reprise) – 4:15

Albüm "Drive By" şarkısıyla açılıyor, arkadan Blackie’nin ahaha sesleri ve hemen akabinde gelen motorsiklet sesleri yükseliyor. Hemen ardından içinizi kıpır kıpır ettirecek "Helldorado" şarkısı geliyor. Cehennem yolculuğuna hazırlan, şimdi eğlence zamanı, dinlediğinizde şarkıyı bırakamıyorsunuz, ama uzun yolda dinlemeniz sizin için daha etkili olacaktır. Blackie’nin o yükselen çığlıklarıyla coşmamak elde mi, western filmlerinde belki bu şarkı karşınıza çıkmış olabilir eğer western manyağı tekiyseniz muhakkak karşılaşmışınızdır. Bu şarkıda sadece Blackie’nin o isyankar çığlıklarına dikkat edin.

Ve geldik "Don’t Cry (Just Suck)" şarkısına, bu şarkıyı herhalde anlatmaya gerek yok Blackie’nin ne kadar manyak bir kişi olduğunu bu şarkıdan da anlayabilirsiniz. (Şarkı Chris Holmes tarafından yazıldı). Her ne kadar arıza olsa da Blackie iyidir, sözler her ne kadar cinsellik içerse de müzik olarak doyuruyorlar. Eminim ki bu sözlere zamanında tepki gösterilmiştir ama dinleyici zevk alıyorsa gerisi kimin umurunda ki?

Diğer şarkılara göre sakin bir girişe sahip "Damnation Angels" şarkısına geçtik. Parça gayet rahat, gitarlar konuşuyor, Blackie’nin her "Damnation Angels" deyişi, bizi çılgınlığa doğru sürüklüyor. Cehennem yolculuğundan memnun musunuz bilmiyorum ama ben gayet memnunum, Blackie o yolculuğu en azından bana yaşattı.

"Dirty Balls" edepsiz, ahlaksız, sapık sözlere sahip. Blackie parça boyunca "Seni Fahişem yapacağım" diyor tek istediğim bu diyor ve haykırıyor ama çok eğlenceli içimiz kıpır kıpır oluyor. Sakin bir girişle "High on the Flames" şarkısına geçiyoruz, şarkının gitar girişleri AC/DC'ye benziyor sanki…hoş benden başka benzeten oldu mu bilmiyorum. Blackie şarkıya yavaş girmesine karşın, şarkı zaman geçtikçe hızlanıyor, "High on the Flames" çığlıklarını Blackie her attığında kendimizden geçmiş oluyoruz, ondan sonra gelen soloları anlatmaya gerek yok herhalde.

Çılgınlık zamanı, yolculuğa hazırlan dedirten bir şarkı "Cocaine Cowboys". Blackie’nin hızına yetişmeyi denemeyin, yetişemezsiniz; illa yetişeceğim dersiniz rüzgara yenik düşersiniz. Rüzgarla birlikte saçlarınız savrulurken, motorunuzun altında olduğunu düşünün ve o zaman her şey daha çılgınca olur.

Hızlı bir o kadar enerjik dinlerken insana keyif veren şarkılardan biri olan "Can’t Die Tonight" şarkısına geçtik. Hani bazı geceler vardır, yaşamak istersiniz ya işte bu şarkı size o coşkuyu veriyor. Blackie’nin çığlıkları her şeye değer.

Albüm nedense bazı kişiler tarafından Wasp’ın en kötü albümü olarak görülüyor, kişisel zevk deyip geçelim.

Paul Banks “Julien Plenti” İsmini Geride Bırakıyor

Bayan Arıza tarafından 8 Ağustos 2012 tarihinde yazıldı.

Yeni bir solo albüm garantisi vererek yaz başında Julien Plenti Lives… adında bir EP yayınlayan Interpol vokali Paul Banks’in bahsi geçen 2. solo albümü Ekim’de dinleyici ile buluşacak. Banks’in Julien Plenti lakabını geride bırakacağı solo çalışmasının prodüktörlüğünü (The National ve Interpol) Peter Katis üstlenmiş.

Kaynak: Radyo Eksen