• Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

  • %100 Metal İftiharla Sunar; Thrash metalin dev ismi OVERKILL 26 Eylül 2019 Perşembe akşamı KüçükÇiftlikPark’ta!

    Temelleri 1980 yılına dayanan ve isimlerini Motörhead’in “OverKill“ parçasından alan New Jersey’li grup 1985 yılında yayınladıkları “Feel The Fire” ve  sonrasında peş peşe çıkardıkları “Taking Over” ve “Under The Influence” albümleri ile kısa sürede tüm dünyaya OVERKILL ismini öğrettiler. more_link_text

  • 30 Kasım-> Yıllardır yaratacılığından ve enerjisinden ödün vermeyen dev isim New Model Army, 30 Kasım’da %100 Studio’da!

    1980'de Bradford'da kurulan New Model Army; punk rock, kuzey ruhu ve zamanın atmosferinden ilham aldı. Günümüze kadar uzun, yaratıcı ve netice dolu bir yolculuk geçiren grup; post-punk, folk-rock, politik-rock, goth ve metal gibi farklı alt kültürlerinden etkilense de bir etikete ait olmayı her zaman reddetti. more_link_text

  • 6-7 Aralık-> The Aristocrats 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da!

    Dirty rock, folk ve cazı harmanlayarak, tek bir albümde en iyi şekilde özetleyen grup kimdir? Tabii ki The Aristocrats! Rock virtüöz üçlüsü The Aristocrats unutulmayacak performanslarıya 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da! more_link_text

  • Mor ve Ötesi senfonik, Yoğun istek üzerine 7 Ekim’de yeniden sizlerle…

    Ülkemizin en önemli müzik gruplarından mor ve ötesi geçtiğimiz sonbaharda ilk defa seyirci ile buluşturdukları “senfonik” projesi ile sahne alıyor! Şef Orçun Orçunsel yönetimindeki Avrasya Filarmoni Orkestrasıve Şef Masis Aram Gözbek yönetimindeki Magma Filarmoni Korosunun eşlik edecek. mor ve ötesi Kerki|Solfej konserleri ile Harbiye Açıkhava'da sizlerle! more_link_text

  • 13 Eylül-> İstanbul Blue Night Sunar: Evanescence

    Müziğinde rock, metal ve senfonik öğeleri birleştiren Evanescence, “Synthesis Live” turu ile şehrin olmazları olduran festival markası İstanbul Blue Night sponsorluğunda 13 Eylül’de Volkswagen Arena’ya konuk oluyor! Evanescence öncesinde, alternatif rock’ı ve pop’u kendine özgü stiliyle bir araya getiren VERIDIA’yla buluşuyoruz. more_link_text

  • Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

En iyi yapay zeka konulu filmler

Bayan Arıza tarafından 15 Şubat 2018 tarihinde yazıldı.
Boston Dynamics tarafından geliştirilen kapı açan köpek robot(SpotMini) son zamanların en çok tartışılan konularından biri olan yapay zekayı tekrar gündeme getirdi. Önde gelen robot ve yapay zeka uzmanları teknolojik gelişmelerin işsizliği ve savaşı tetikleyebileceğini söylüyor ve önlem alınmasını istiyor. Durum öyle ki Birleşmiş Milletler (BM), yapay zekayla ilgili gelişmeleri ve yaratabileceği tehditleri incelemek için bir merkez bile kurdu. Peki ama gündemi meşgul eden bu konu sinemaya nasıl yansıyor. İşte yapay zeka konulu filmler…  

 

Chappie 2015  

 

Transcendence / Evrim 2014  

 

Tron: Legacy 2010  

 

War Games / 1983  

 

A.I. Artificial Intelligence / 2001  

 

The Machine / (2013)  

 

Bicentennial Man (1999)  

 

Transformers Serisi  

 

I, Robot (2004)  

 

Ex Machina (2014)  

 

Her (2013)  

 

Blade Runner (1982) / Blade Runner 2049 (2017)  

 

Wall-E (2008)  

 

Matrix Serisi  

 

   

 

Kaynak: NTV

Dünyanın belgeselleri İstanbul’da

Bayan Arıza tarafından 15 Şubat 2018 tarihinde yazıldı.

Uluslararası festivalleri dolaşmış, birbirinden farklı konu ve hikâyeleri beyazperdeye getiren ödüllü belgeseller “NTV Belgesel Kuşağı” ile 37. İstanbul Film Festivali’nde

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 6-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek 37. İstanbul Film Festivali, birbirinden farklı konu ve hikâyeleriyle merakla beklenen belgeselleri NTV Belgesel Kuşağı ile beyazperdeye getiriyor. Göçmenlikten, toplumsal ve ekonomik krizlere, sinemadan siyasete, müzikten ve sanattan cinselliğe, teknolojiden savaşlara, modadan yemek kültürüne farklı konularda dünyanın dört bir yanından 12 belgesel, NTV’nin 12. kez sponsorluğunu üstlendiği NTV Belgesel Kuşağı’nda izleyicilerle buluşuyor.   Festival kapsamında bu yıl yine izleyici dünya festivallerinden ödüllerle dönen yapımların yanı sıra farklı ülkelerden keşfedilmeyi bekleyen çarpıcı ve şaşırtıcı hikâyelerle bir araya geliyor. Kongolu bir kömür işçisinin insanüstü çabasını konu alan ve Cannes’da Eleştirmenler Haftası bölümünde büyük ödülü alan, Altın Göz dalında da mansiyona layık görülen Makala; Çin’in kuzeyinde bir balıkçı kasabasında yaşayan alzheimer hastası Bayan Fang’ın son 10 gününe odaklanan ve Locarno Film Festivali’nde Altın Leopar’ı kazanan Mrs. Fang; Japonya’nın yıllar süren eğitim ve çıraklıkla ancak ustalığa erişilen eriştesi “ramen”in ustası Tamita’yı takip eden Ramen Heads; Belçika ve Fransa’da 20 yıldır aralıksız yayınlanan kült belgesel programı Strip-Tease’in yaratıcıları Yves Hinant ve Jean Libon’un güçlü kara mizahi yönüyle kurmacaya göz kırpan yeni belgeseli Ni Juge, Ni Soumise gibi uzak diyarların hikâyelerini merak eden izleyicilerin heyecanla beklediği belgeseller 37. İstanbul Film Festivali’nde yer alıyor.    İki Oscar’lı efsane oyuncu İngiliz oyuncu Michael Caine’in gençlik yılları üzerinden 1960’larda İngiltere’de müzik ve sanat aracılığıyla gerçekleşen kültürel devrimi inceleyen My Generation; Fransa’nın Forez dağlarındaki çiftliğinde, değişmekte olan modern dünyaya karşı gelen Claudette ve komşularının hayatını anlatan Sans Adieu; 1970’lerin New York ve Paris Moda sahnesinin en etkili isimlerinden Antonio Lopez’in 1969-1973 yılları arasındaki görkemli yaşamını, parlak çevresini ve kışkırtıcı sanatını konu alan Antonio Lopez 1970: Sex, Fashion & Disco gibi yılın merak edilen belgeselleri de NTV Belgesel Kuşağı’nda.   NTV Belgesel Kuşağı   Mrs. Fang / Wang Bing   Çin’in güneyinde bir balıkçı kasabasında hayatının son günlerini geçiren alzheimer hastası, halktan bir kadın Bayan Fang’ın günlük hayatını ve ölmeden önceki son on gününü anlatan gözlemleyen Mrs Fang, yaşlılara davranışları üzerinden Çin toplumunun dönüşümüne dair de bir fikir veriyor. Ödüllü belgeselci Wang Bing’in Ta’ang (2016) belgeseli 36. İstanbul Film Festivali’nde 15. İstanbul Bienali’yle “iyi bir komşu” bölümünde gösterilmişti. Mrs Fang ise ilk gösterimini büyük ödül Altın Leopar’ı kazandığı Locarno Film Festivali’nde yaptı.  Makala / Emmanuel Gras Çıkardığı kömürleri üç günlük yürüme mesafesindeki köyüne taşıyan Kongolu bir kömür işçisinin insanüstü çabasını konu alan Makala, Cannes’da Eleştirmenler Haftası bölümünde büyük ödülü almakla kalmadı, Cannes’da yalnızca belgesel filmlere verilen Altın Göz dalında da mansiyona layık görüldü. Fransız belgeselci Emmanuel Gras’nın son filmi Makala, adını Svahili dilindeki “odun kömürü” kelimesinden alıyor.    Carré 35 / Eric Caravaca   Eric Caravaca 70’ten fazla yapımda yer alan, birçok filmini festival izleyicilerinin tanıdığı ödüllü bir oyuncu. Caravaca’nın Le passager / Yolcu adlı kurmaca filmini de festivalde 2006’da izlemiştik. Carré 35 ise Eric Caravaca’nın son derece kişisel bir projesi: Ünlü oyuncu, kendisi doğmadan önce, henüz 3 yaşındayken ölen kız kardeşinin ölümünün ardındaki gizemi çözmeye çalışıyor. Carré 35 dünya prömiyerini Cannes’da yaptı.    Coby / Christian Sonderegger   ABD’nin hoşgörüsü sınırlı ortabatı bölgelerinde, bir kasabada cinsiyet geçiş operasyonuyla erkek olan 23 yaşındaki Coby’nin ve ailesinin zorlu geçiş sürecini yakından izlerken değişimin kendisini de sorgulayan çarpıcı bir belgesel. Coby, ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nin bağımsız sinema bölümü ACID’de yaptı.   Sans Adieu / Christophe Agou    Teknolojinin ve durmak bilmeyen makineleşmenin belki de o kadar iyi bir şey olmadığına dair bir film olan Sans Adieu, değişmekte olan modern dünyaya karşı gelen, Fransa’nın Forez dağlarındaki çiftliğinde yaşayan 75 yaşında Claudette ile köydeki komşularının günlük yaşamını konu alıyor. Yönetmen Agou’nun kendi memleketinde çektiği film, bu dağ köylülerini gözlemlerken bir yandan kaybolmakta olan bu kültüre ve yaşam tarzına bir ağıt yakıyor bir yandan da hafıza, zamanın geçişi ve yalnızlığa dair bir zihin egzersizi sunuyor.  Fotoğrafçı ve yönetmen Christophe Agou geçtiğimiz eylül ayında henüz Sans Adieu post prodüksiyon aşamasındayken hayatını kaybetti. Sans Adieu ilk gösterimini Cannes Film Festivali’nin bağımsız sinema bölümü ACID’de yaptı. Abu / Arshad Khan Pakistan asıllı Kanadalı yönetmen Arshad Khan, ergenlikten yetişkinliğe kendi kimliğini bulma hikâyesine ve ailesiyle olan ilişkisine eğilen bu oldukça kişisel belgeselinde ailesinin el kamerasıyla çekilmiş görüntüleri, klasik Bollywood filmlerinden sahneler ve animasyon karışımı bir dil kullanarak cinsellik, muhafazakârlık, din ve göçmenlik gibi konulara değiniyor. Festivalin konuğu olarak İstanbul’a gelecek olan Arshad Khan, Abu filmi ile Vancouver Uluslararası Güney Asya Film Festivali’nde En İyi Film Ödülü, TWIST Seattle Film Festivali ve Austin LGBTIQ Film Festivali’nde Jüri Ödülü kazandı.    Buon Inverno / Giovanni Totaro   Buon Inverno, ekonomik krizle çalkalanan İtalya’nın meşhur adası Sicilya’daki yazlıkçıların hayatına sıcak, renkli ve son derece alışılmadık bir bakış atıyor. İtalyan yönetmen Giovanni Totaro’nun ilk uzun metrajlı belgeseli Buon Inverno, dünya prömiyerini IDFA Amsterdam Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde gerçekleştirdi.       My Generation / David Batty   İki Oscar’lı efsane İngiliz oyuncu Michael Caine’in gençlik yılları üzerinden 1960’larda İngiltere’de müzik ve sanat aracılığıyla gerçekleşen kültürel devrimi inceleyen bu keyifli belgesel, The Beatles, The Kinks ve Rolling Stones parçalarıyla dolu bir şölen; Paul McCartney, Marianne Faithfull, Twiggy ile yapılan röportajlar sayesinde de benzersiz bir dönem portresi. David Batty’nin yönettiği My Generation, filmin anlatıcısı ve kahramanı Michael Caine’e 2017 Venedik Film Festivali’nde Fondazione Mimmo Rotella Ödülü’nü kazandırdı.   Ramen Heads / Koki Shigeno   Japonya’nın yıllar süren eğitim ve çıraklıkla ancak ustalığına erişilen eriştesi “ramen”in bu ülkedeki yerini araştıran Ramen Heads, ramen ustası Osamu Tomita’yı izliyor. Tomita Usta’nın kusursuz erişte için malzeme bulma, hazırlama ve pişirme sürecindeki takıntılı yaklaşımını gözlemleyen Ramen Heads, bir yemek etrafında kültürün nasıl oluştuğunu gözler önüne seriyor. Dünya prömiyerlerini IDFA Amsterdam ve San Sebastian Film Festivallerinde yapan Ramen Heads, Japonya’da en çok izlenen televizyon belgeseli yönetmenlerinden Koki Shigeno’nun ilk uzun metrajlı belgeseli.   Antonio Lopez 1970: Sex Fashion & Disco / James Crump    1970’lerin New York ve Paris moda sahnesinin en etkili isimlerinden, vizyoner moda illüstratörü Antonio Lopez’in 1969-1973 yılları arasındaki görkemli yaşamını, parlak çevresini ve kışkırtıcı sanatını konu alan bu film, bizi cinsel devrimin, modanın ve disko müziğin tam kalbine götürmeye niyetli bir zaman kapsülü. Antonio Lopez 1970: Sex Fashion & Disco 2017 DOC NYC Film Festivalinde Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı.   Ni Juge, Ni Soumise / Yves Hinant & Jean Libon    Güçlü kara mizahi yönüyle kurmacaya göz kırpan, sansürsüz bir dil kullanan, politik olarak yanlış Ni Juge, Ni Soumise, sürprizlerle dolu Brükselli Yargıç Anne Gruwez’i izliyor. Gruwez, bir davadan diğerine bakarken zanlılara ve vakalara sıra dışı yaklaşımıyla hem şaşırtıyor hem de sempatikliği ve tavizsiz duruşuyla kendine bir hayran kitlesi ediniyor. San Sebastian’da dünya prömiyerini yapan bu ilginç belgeselin yönetmenleri, Belçika ve Fransa’da 20 yıl aralıksız yayınlanan kült belgesel programı Strip-Tease’in yaratıcıları Yves Hinant ve Jean Libon.   The Greenaway Alphabet / Saskia Boddeke   The Greenaway Alphabet, festivale birkaç kez konuk gelen, Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı, Sayılarda Boğulmak ve Gece Bekçisi gibi yapıtlarının çoğunu izlediğimiz, yenilikçi yönetmen Peter Greenaway’in sinemasına, sanat görüşüne, ilişkilerine ve aile yaşamına samimi bir bakış atıyor. Greenaway’in eşi, multimedya sanatçısı Saskia Boddeke’nin yönettiği bu ilk belgesel, alfabede olduğu gibi A harfinden başlayarak bir yandan sanatçının16 yaşındaki kızı Zoë ile çeşitli konular üzerine spontane muhabbetlerini takip ederken, bir yandan da dünya görüşünü ve sanatını etkileyen öğeleri kapsıyor.    Peter Greenaway, 1997 yılında İstanbul Film Festivali’nin Sinema Onur Ödülü’nü aldı. Kaynak: Milliyet sanat

Dizi: The OA

Bayan Arıza tarafından 12 Şubat 2018 tarihinde yazıldı.

Şimdilik tek sezonluk bir Amerikan bilim kurgu dizisi. Netflix'in açıklamasına göre yeni sezon çekimleri de başlamış.

Evinden kaybolduktan yedi yıl sonra, genç bir kadın yeni gizemli yeteneklerle geri döner ve gizli bir görev için beş yabancıyla bir ekip kurar. Dizimizin konusu en kısa şekliyle bu. Bir sürü kavram var, yaşam-ölüm, melek, cennet vb.

Başroldeki esas kızımız Brit Marling aynı zamanda dizinin de yaratıcısı. Yönetmenliğini üstlenen Zal Batmanglij -ki kendisi Brit Marling ile beraber projelere imza atan bir yönetmen.

Brit Marling "The OA" karakterine yani "Praire Johnson"a hayat veriyor. "Homer" rolünde Emory Cohen ve manyak doktor Hunter rolünde de önceki rollerinden tandığımız/bildiğimiz Jason Isaacs var.

Spoiler vermek istemiyorum ama dizinin konusu harika. İlginç, kendini izlettiriyor. Merak uyandırıyor. Ancak yine de daha iyi işlenebilirdi gibi geliyor. Finalde de daha iyi bir şey bekliyordum. Kafamda bazı şeyleri oturtamadım.

Yine de 2.sezonu merakla beklemekteyim. Sanıyorum 2. sezonla açılacak. İzlemek lâzım.

Duman’ın bas gitaristi Ari Barokas’dan solo albüm!

Bayan Arıza tarafından 12 Şubat 2018 tarihinde yazıldı.
Duman grubunun bas gitaristi olarak tanıdığımız, ‘aman aman', ‘sor bana pişman mıyım’, ’yürek’, ‘senin marşın', ‘gözleri kanlı' gibi sevilen Duman şarkılarının da sahibi Ari Barokas ilk solo albümü, ‘Lafıma gücenme’yi müzikseverlerin beğenisine sunuyor.

Sözü müziği kendisine ait 10 yeni şarkısını akustik grup soundu ile seslendiren Ari Barokas aynı zamanda albümün prodüktörü. Akustik gitar ve vokalde Ari Barokas’a, davulda ‘Mehmet Demirdelen’, kontrbasta ‘Ekin Bilgin’, akustik gitarda ‘Utku İnan’ ve geri vokallerde ‘Gülin Kılıçay ve Dilara Sakpınar’ eşlik ediyor. İstanbul Pür Stüdyoları’nda canlı olarak kaydedilen albümün mix ve mastering’i ise İrlanda’da yapıldı. Albümde yer alan şarkılar sırasıyla; 'yaşıyorum sil baştan’, ‘salaksın’, ‘yalnızlık kanında var’, ‘gavurlar’, ‘yalan’, ‘beyni yok’, ‘nafile’, ‘ömrümüz yine geçiyor’, ‘yangın var’, ‘egotango’… Eş zamanlı olarak DUMAN ile yeni albüm çalışmalarına ve yoğun turne programına aralıksız devam eden Ari Barokas’ın albümü ‘Lafıma gücenme', Garaj Müzik etiketiyle 7 Şubat’ta dijital müzik platformlarında, 12 Şubat ise tüm müzik marketlerde yerini alıyor.

Kaynak: Milliyet

Dizi: The Lizzie Borden Chronicles

Bayan Arıza tarafından 8 Şubat 2018 tarihinde yazıldı.

Amerika'nın Lifetime kanalında yayınlandı ama Netflix'te bulmak mümkün. Tek sezonluk mini dizi 8 bölüm maalesef:/

Lizzie Borden Chronicles, 1892 yılında babası ve üvey annesinin korkunç cinayetleri sonrasında tartışmalı bir şekilde beraat eden Lizzie Borden’ın bu olay sonrasında etrafında geçen olayları ve kişileri konu ediniyor. Bugün bile çözülmemiş bir olaydır.  Lizzie Borden Davası, o dönemlerde Amerikan kamuoyunu uzun süre meşgul eden bir cinayet soruşturmasıdır.

Anne ve babasını baltayla doğrayarak öldürmekle suçlanan Lizze Borden’in bu cinayetleri neden ve nasıl işlediği uzun yıllar tartışılmıştır. Bugün hala olayla ilgili cevaplandırılamamış karanlık noktalar vardır.

Lizzie Borden, zaman içinde çocuk tekerlemelerine konu olacak kadar ünlenmiş, giderek populer kültürün bir parçası haline gelmiştir.

Yeterli paraları olmasına rağmen her şeye sahip olamaması onu çıldırtan başlıca neden. Bu sebeple bir kleptoman haline gelip şehirdeki irili ufaklı mağazalardan sürekli bir şeyler çalmıştır.

Christina Ricci esas kızımız Lizzie Borden olarak rolünün hakkını fazlasıyla veriyor. Bu rol için biçilmiş kaftan.

Clea Duvall ise Lizzie’nin ablası Emma rolünde; Cole Hauser ve Jonathan Banks de diğer oyunculardan bazıları.

Kaçmaz!

Dizi: Hinterland (Galce “Y Gwyll”)

Bayan Arıza tarafından 29 Ocak 2018 tarihinde yazıldı.

Bu kez Galler'e gidiyoruz, Keltçe isimler, yerler, diyaloglar bolca duyabileceğiniz bir polisiye daha.

Çok kaliteli bir dizi, senaryo, oyunculuklar, karanlık hava, manzaralar, doğa, aksan her şey güzel.

Galler kanalı S4C'nin 2013 yapımı dedektif draması. Netflix'te "Broadchurch" tadında suç temalı İngiliz dizisi ararken buldum, iyi ki de buldum.

Ayrıca, dizi yayınladığı tarihte Galler'de 350 bin kişi tarafından izlenmiş ve o güne kadar en fazla kişi tarafından izlenen yapım olma özelliğini taşıyor.

Dizi çok uzun, adeta sinema şöleni. Biraz ağır gidiyor. Ancak bu türü sevenlerin hoşuna gidebilecek diye düşünüyorum. Bölümler 90 dakika sürüyor, her bölümde farklı bir dava işleniyor. Asıl adamımız dedektif Tom Mathias (Richard Harrington) ve 4 kişilik ekibi olayları çözmekle uğraşıyor.

 

Dizi: Broadchurch

Bayan Arıza tarafından 29 Ocak 2018 tarihinde yazıldı.

3 sezonu da keyifle izledik. İngilizler polisiyeyi de iyi biliyor yahu. Aksanlara bayıldım. Manzaraya bayıldım. Bol bol güney İngiltere kıyılarını ve doğa güzelliklerini izledik durduk. Dizi Portishead Somerset'te çekilmiş zaten. Doğası muhteşem.

Her bir sezon 8 bölümden oluşuyor.

Doctor Who'nun kadrosundan, Black Mirror'dan oyuncular görmek mümkün. Zaten esas adamımız dedektif Alec Hardy yani David Tennant İskoç aksanıyla bizi mutlu mesut ediyor.

Esas kızımız, başına gelmedik kalmayan diyelim Olivia Colman ise Alec Hardy'nin has elemanı yardımcısı Dedektif Ellie Miller'ı canlandırıyor.

Yine Black Mirror'ın 3. bölümünde oynayan Jodie Whittaker var, O da dizide "Beth Latimer" karakterini canlandırıyor.

Biraz The Killing tadında, "katil kim?" sorularıyla kafayı yedirten başarılı bir polisiye. Beth Latimer'in 11 yaşındaki oğlu Danny öldürülüyor, ilk sezon kim yaptı diye merak ediyoruz. 2. sezonda mahkeme yeniden masaya yatırılıyor, 3. sezonda ise bambaşka bir cinayet hikayesi var. Sürükleyici, merak uyandırıcı, polisiye severlerin bayılacağı bir dizi.

Dizi: Black Mirror

Bayan Arıza tarafından 29 Ocak 2018 tarihinde yazıldı.

İngiliz dizilerine olan hayranlığım her geçen gün katlanarak gidiyor. Gerçi içinde Amerika'da çekilmiş bölümler de var. Bu dizi resmen beni benden aldı.

Black Mirror, İngiliz Channel 4 kanalında yayınına 2011 tarihinde başlayan distopik bir dizidir. Kazandığı başarı ve popülaritesi sonrasında 2015 yılında Amerikan Netflix tarafından yayın hakları satın alınmıştır.

Yaratıcısı Charlie Brooker 71 doğumlu bi Adalı. Aynı zamanda da dizinin yazarlarından biri.

4 sezon da ve içindeki bölümler de birbirinden bağımsız. biraz bilim kurgu, biraz gizem, biraz felsefe dizinin genel konusu. her bölümde olaylar bi şekilde çözülüyor gibi olsa da kafamda bir dolu soru işaretleri ile bitiriyorum bölümü. Kara Ayna, çoğu bölüm ile bizi ters köşeye yatırıp, pek güzel toplum eleştirisi yapıyor.

İlk olarak İngiltere'de yayınlanmaya başlayan Black Mirror yaşam ve teknolojinin karanlık tarafına odaklanıyor. Bir sezonu sadece 3 bölümden oluşan dizi, 2013'te "en iyi mini dizi" Emmy ödülünü kazandı.

Filmin yaratıcısı Charlie Brooker dizinin içeriği ve yapısı hakkında şunları söylüyor: "Her bir bölüm farklı bir yerde, farklı bir gerçeklikte geçiyor. Hem de farklı oyuncu kadroları ve yönetmenle."

Eğer teknoloji bir uyuşturucuysa, ki öyle hissettiriyor, bunun yan etkileri neler? Teknoloji rahatlıkla rahatsızlığın arasında bir yerde. Her bir duvara, her bir masaya baktığınızda gördüğünüz şey bir kara ayna (Black Mirror): yani ya bir tv, ya bir monitör ya da bir akıllı telefon.

Şiddetle tavsiye edenzi. Kesinlikle bağımlılık yaratıyor…

The Cranberries’in solisti Dolores O’Riordan hayatını kaybetti

Bayan Arıza tarafından 16 Ocak 2018 tarihinde yazıldı.
İrlandalı müzik grubu The Cranberries'in solisti Dolores O'Riordan'ın 46 yaşında hayatını kaybetti. Diğer taraftan rock müzisyeninin ani ölümü, sanatçının bulunduğu albümlerin satışında patlama yarattı. İrlandalı müzisyen Dolores O Riordan, sesiyle Zombie, Linger, Ode to My Family, Dreams, Animal Instinct ve When You're Gone gibi şarkılara hayat vermişti.

"Zombie" isimli parçayla 90'lı yıllara damgasını vuran The Cranberries grubunun solisti Dolores O'Riordan'ın 46 yaşında, İngiltere'nin başkenti Londra'da bulunduğu esnada aniden hayatını kaybettiği belirtildi.

O'Riordan'ın yayıncısı, müzisyen ve The Cranberries'ten ekip arkadaşlarının kısa bir sürekliğine yeni albüm kayıt çalışmaları için Londra'da olduğunu belirterek, O'Riordan'ın ailesinin şu anda "yıkılmış" bir durumda olduğunu ve bu zor zamanda özel yaşamlarına saygı duyulmasını istediklerini söyledi.

İrlandalı rock yıldızı son dönemde D.A.R.K. isimli rock grubuyla da birlikte çalıştığı ve O’Riordan’ın cansız bedeninin Londra’daki otel odasında bulunduğu ifade edildi. O’Riordan’ın ölüm sebebi hakkında bir açıklama yapılmazken incelemelerin devam ettiği açıklandı.

CRANBERRIES SON ALBÜMÜNÜ 2017'DE ÇIKARDI

The Cranberries son albümünü 2017 yılının başında çıkarmış, fakat ABD ve Avrupa turnelerini O'Riordan'ın olumsuz sağlık koşulları nedeniyle iptal etmişti. 

Grup yaptığı açıklamada , O'Riordan'ın 'devam eden sırt probleminden' dolayı acı çektiğini ve doktorların ona yaklaşan konserlerini iptal etmesini tavsiye ettiğini bildirmişti.

O'RİORDAN'A 2015'TE BİPOLAR BOZUKLUK TANISI KONMUŞTU

O'Riordan ise geçen yıl 2015 yılında kendisine bipolar bozukluk tanısı konulduğunu ve kariyeri boyunca depresyonla mücadele ettiğini söylemişti. Üç çocuk annesi O'Riordan ayrıca 2013 yılında intihar girişiminde bulunmuştu. 

O'Riordan son sosyal medya paylaşımını 4 Ocak'ta Twitter üzerinden yapmış; kedisiyle olan bir fotoğrafını paylaşarak şu notu yazmıştı:

" Güle güle Gio. İrlanda'dan ayrılıyoruz."

 

ÖLÜM HABERİ ALBÜM SATIŞLARINDA PATLAMA YARATTI

ABD’li internet sitesi TMZ’nin haberine göre, Dolores O'Riordan'ın ani ölüm haberi, ünlü sanatçının albümlerinin satışını yüzde 900 binin üzerinde artırdı.

Riordan’ın sebebi henüz açıklanmayan ölüm haberinin ardından saatler sonra, Amazon verileri dikkate alınarak yapılan incelemede The Cranberries’in son albümü “Something Else”in satışlarında yüzde 913,350 değerinde bir artış gözlemlendi.

46 yaşında vefat eden rock müzisyeninin yer aldığı dört albüm ise, çok satan albümler listesine girdi. Buna göre, “Are You Listening” %147,552, “Everybody Else is Doing It” %107,520, "To the Faithful Departed" 93,781, ve "Wake Up and Smell the Coffee" isimli albümlerin satışları %77,096 oranında yükseldi.

 

DOLORES O'RIORDAN KİMDİR?

6 Eylül 1971'de İrlanda'nın Limerick kentinde doğan, Dolores O'Riordan'ın tam adı Dolores Mary Eileen O'Riordan'dır. İrlandalı şarkıcı ve söz yazarı Dolores O'Riordan, The Cranberries'in dünya çapında başarı ve ün kazanmasında 13 yıl boyunca başroldeydi. İlk solo albümü Are You Listening? Mayıs 2007'de çıkmıştır. Zombie şarkısıyla da dünya çapında ününe ün katmıştır.

1989-2003: THE CRANBERRIES KARİYERİ

Dolores O'Riordan 1990 yılında The Cranberry Saw Us grubuna solist olarak seçildi. Grubun adı daha sonra The Cranberries olarak değiştirilmiştir. Grubun diğer elemanları Noel Hogan, Mike Hogan ve Fergal Lawler'dır.

Yayınlanmış beş albümleri bulunmaktadır: Everybody Else Is Doing It, So Why Can't We? (1993), No Need to Argue (1994), To the Faithful Departed (1996), Bury the Hatchet (1999) and Wake Up and Smell the Coffee (2001), grup dağılmadan önce bir best of Stars – The Best of 1992 – 2002 (2002). Grup 2009 yılında tekrar birleştikten sonra 2012 yılında Roses albümünü çıkardılar.

O'Riordan 90'larda sürekli değişen saç rengi ve şekilleri ile tanındı. Ayrıca sahne performanslarını genelde çıplak ayakla yapardı.

2003-2008: SOLO KARİYER

O'Riordan 2003'te Örümcek Adam 2'de kullanılmak üzere Black Widow'u yaptı ancak bu şarkı filmde kullanılmadı. Bu şarkı daha sonra ilk solo albümü olan Are You Listening?'de yer aldı. 2004'te İtalyan sanatçı Zucchero'nun Zu&Co. albümünde Pure love adlı şarkısında birlikte çalıştılar. Ayrıca sanatçı aynı yıl bestekâr Angelo Badalamenti ile Angels Go The Heaven isimli parçayı da içeren Evilenko üzerinde çalıştı. 2005'te Jam & Spoon albümü Tripomatic Fairytales 2003'teki "Mirror Lover" şarkısında konuk sanatçı oldu.

O'Riordan'nın ilk solo albümü Are You Listening? 2007'de yayınlandı.2009 yılında ise No Baggage adlı ikinci solo albümünü çıkardı.

2009-GÜNÜMÜZ: THE CRANBERRIES İLE TEKRAR

 Grup 2009'un sonlarına doğru tekrar bir araya gelip, turneye çıkmıştır. Ayrıca bu konserlerden biri İstanbul, biri de İzmir-Çeşme'dedir.

DOLORES O'RIORDAN'IN ÖZEL HAYATI

Dolores Eileen O'Riordan'ın Ailesi tutucu Katolikti ve o da çocukluğunda kiliseye gitmiştir. Büyüdüğünde ise Katolik kilisesine saygı duyuyor olsa da kiliseye gitmemeyi tercih etmiştir. Dolores 18 Haziran 1994'da Don Burton ile evlendi. İlk çocukları Taylor Baxter, 23 Kasım 1997'da; ikinci çocuk Molly, 27 Ocak 2001'de; üçüncü çocuk Dakota Rain Burton, 10 nisan 2005'te doğdu.

1994-2009 arası Kanada'ya bağlı Buckhorn, Ontario'da ailesiyle yaşamışsada O'Riordan eşi ve (kocasının önceki ilişkisinden olan çocuğu da dahil olmak üzere) 4 çocuğuyla Howth (Dublin/İrlanda) 'da 2013'de dönüş yapmış burada yaşamaktadır.

Not: Grubun "Delilah" adlı şarkısı Dolores O'Riordan hamileyken kocasını bir barda sarışın bir kadınla görmesi üzerine yazılmıştır. Delilah, erkekleri sevgililerinden veya eşlerinden uzaklaştırmaya çalışan kadın anlamına gelir.

DİSKOGRAFİ

 The Cranberries

Everybody Else Is Doing It, So Why Can't We? (1993) No Need to Argue (1994) To the Faithful Departed (1996) Bury the Hatchet (1999) Wake Up and Smell the Coffee (2001) Roses (2012)

Solo

Are You Listening? (2007) No Baggage (2009)

Kaynak: NTV

Eric Clapton: Sağır oluyorum

Bayan Arıza tarafından 12 Ocak 2018 tarihinde yazıldı.

Eric Clapton üç yıldır tedavi görmesine rağmen duyma güçlüğü çektiğini belirtip "sağır oluyorum" dedi. Bugüne kadar sayısız konsere imza atan 72 yaşındaki Eric Clapton'ın son açıklaması müzik dünyasını sarstı.

Eric Clapton üç yıldır tedavi gördüğü periferik nöropati hastalığı nedeniyle duyma yetisinde büyük kayıp yaşıyor. Dünyanın en önemli müzisyenlerinden biri olarak kabul edilen, milyonlarca albüm satış rakamı yakalayan Eric Clapton'ın sağlığında son dönemdeki sorunların sanatçının konser programını da olumsuz etkiledi.

 

Son olarak Eric Clapton yaptığı açıklamada gün geçtikçe duyma yetisinde azalma olduğunu belirtip parmaklarınınsa eskisi gibi çalıştığını sözlerine ekledi. BBC tarafından 12 Ocak'ta gösterime girecek olan kendisi hakkındaki belgesel için röportaj veren Eric Clapton, son zamanlarda en çok 70'li yılların özlemini çektiğini ifade etti.

 

Kaynak: Milliyet Sanat