• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Müzisyenlerin Tuhaf Rolleri

Bayan Arıza tarafından 6 Haziran 2013 tarihinde yazıldı.

Robert DeNiro veya Cameron Diaz’ın beyaz perdeye düşmesi değil de filmlerde boy gösteren müzisyenlerin her zaman daha büyük haber değeri oluyor.

Consequence Of Sound küçük rolleri olan büyük müzisyenleri hatırlatmak istemiş:

1 – Kanye West (Aşkın Gurusu – The Love Guru)

2 – The Offspring (Tehlikeli Eller – Idle Hands)

3 – Tom Jones (Çılgın Marslılar – Mars Attacks!)

4 – Ween (It’s Pat: The Movie)

5 – Blink-182 (Amerikan Pastası – American Pie)

6 – ZZ Top (Geleceğe Dönüş 3 – Back to the Future 3)

7 – Jonathan Richman (Ah Mary Vah Mary – There’s Something About Mary)

8 – Vanilla Ice (Ninja Kaplumbağalar II – Teenage Mutant Ninja Turtles II)

9 – Radiohead (South Park)

10 – Michael Stipe (Pete ve Pete’in Maceraları – The Adventures of Pete and Pete)

11 – Michael Jackson (Simpsonlar – The Simpsons)

12 – The Beach Boys (Bizim Ev – Full House)

13 – Robert Smith (South Park)

Kaynak: Radyo Eksen

Efes Pilsen sponsorluğunda Beyoğlu Ghetto’da gerçekleştirilecek olan; 7 Haziran’daki Jehan Barbur, 8 Haziran’daki Kadebostany ve 15 Haziran’daki Fisherspooner konserleri ileri bir tarihe ertelendi.

Kaynak: Milliyet

Gezi Parkı’nda Kandil hazırlıkları

Bayan Arıza tarafından 5 Haziran 2013 tarihinde yazıldı.

Taksim Gezi Parkı’ndaki inşaat çalışmalarına karşı protestolarla başlayan gösteriler 9. güne girerken, bu geceki Miraç Kandili için de direnişin merkezi haline gelen Gezi Parkı’nda bir hazırlık var.

Saat 21:00’de Kur’an okunacak, Kandil simidi dağıtılacak.

Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçlık alanın, buraya tarihi Topçu Kışlası ve alışveriş merkezi inşa edilmesi için kaldırılmasına yönelik inşaat çalışmalarına karşı direnişle başlayan gösteriler 9. güne girerken, bu geceki Miraç Kandili için de direnişin merkezi haline gelen Gezi Parkı’nda bir hazırlık var.

// Dün sosyal medya üzerinde paylaşılan bazı mesajların Gezi Parkı eylemlerine göndermede bulunarak Miraç Kandili’ni hatırlatması üzerine; hem olası provokasyonları önlemek, hem de park alanında 9 gündür mücadele eden her kesim ve inançtan insanın ortaklığını vurgulamak için uyarılar ve Miraç Kandili’ne yönelik hazırlıklar yapılıyor.

“Mülk Allahındır” sloganlarıyla ilk günden itibaren eylemlere ve Gezi Park’taki nöbet bekleyişine katılan ‘Anti Kapitalist Müslümanlar’ da Miraç Kandili için inananları direniş alanına çağırdı.

Dün gece Gezi Park’ta toplanarak eğlenceler düzenleyen kalabalıktaki ‘fısıltı gazetesi’yle yaygın olarak dolaşan, “Yarın Miraç Kandili, daha dikkatli oluyoruz; miting alanında içki içmiyoruz” uyarıları, el ilanları ve ağaçlara yapıştırılan bazı duyurularla da desteklendi. Yazar İhsan Eliaçık da Twitter hesabı üzerinden, Miraç Kandili nedeniyle alanda Yasin suresi okuyup dua edeceklerini duyurdu. İhsan Eliaçık’ın bazı tweetleri şöyle: “Alanda polis yok, hükümet yok, böyle olunca huzur var… Herkes coşkulu, saygılı, bedava aş, ekmek, su… Türkiye böyle bir şey görmedi.” “Cuma günü Taksim’de Cuma namazı da kılabiliriz. Taksim Platformu’nun kararına göre hareket edeceğiz. Miraç kandilini de onlar söyledi.” “Taksim+Gezi parkı+Civarlar ucsuz bucaksız bir kalabalık vardı. Kaç kişi eder bu alan feleğim şaştı.” “Çarşı gurubu da Taksimdeki Miraç programına gelecek, neler üretecekler merak ediyorum.”

Kaynak: Milliyet/Radikal

Haziran ayında tarihte neler olmuş, bir göz atalım…

Bayan Arıza tarafından 4 Haziran 2013 tarihinde yazıldı.

– 1 Haziran 1974: Alanis Morissette doğdu. – 2 Haziran 1967: David Bowie'nin ilk albümü yayınlandı. – 3 Haziran 1964: Rolling Stones, ABD'deki ilk TV şovuna "The Hollywood Palace"te Dean Martin'le çıktı. – 5 Haziran 2002: The Ramones kurucularından Dee Dee Ramone, aşırı dozdan hayatını kaybetti. – 6 Haziran 1992: Broadway müzikali Tommy 5 Tony ödülü aldı. – 7 Haziran 1967: Dave Navarro doğdu. – 8 Haziran 1974: Rick Wakeman solo kariyeri için grubu Yes'ten ayrıldı. 2 sene sonra geri döndü. – 9 Haziran 1972: David Bowie, "Rise and Fall of Ziggy Stardust" albümünü çıkardı. – 10 Haziran 1966: Janis Joplin, San Francisco'da ilk konserini verdi. – 11 Haziran 1965: The Pixies'ten Joey Santiago doğdu. – 12 Haziran 1972: Creedence Clearwater Revival, "Mardi Gras" albümüyle altın plak aldı. – 12 Haziran 1982: Bruce Springsteen, Jackson Browne, James Taylor gibi sanatçılar Central Park'ta nükleer silahsızlanma için 450 bin kişiye konser verdi. – 13 Haziran 1980: Meat Loaf'ın başrolde olduğu, Alan Rudolph'un yönettiği Roadie filminin prömiyeri gerçekleşti. Roy Orbison, Alice Cooper, Blondie filmde yer alan konuk oyunculardı. – 15 Haziran 1965: Bob Dylan ilk kez elektrikli gitar kullanarak hit parçası "Like a Rolling Stone"u kaydetti. – 17 Haziran 1976: Ian Dury, Kilburn and the High Roads'la birlikte son konserini verdi. – 18 Haziran 1948: Nick Drake doğdu. – 18 Haziran 1942: Paul McCartney doğdu. – 21 Haziran 1975: Ritchie Blackmore, Deep Purple'dan ayrılıp Rainbow'u kurdu. – 21 Haziran 1981: Steely Dan dağıldı. – 22 Haziran 1981: John Lennon'ı vuran Mark David Chapman, birinci dereceden suçlu bulundu. – 23 Haziran 1981: Robert Fripp 7 yıl aradan sonra King Crimson'ın yeniden bir araya geldiğini açıkladı. – 23 Haziran 1962: Sonic Youth davulcusu Steve Shelley doğdu. – 24 Haziran 1965: John Lennon 2. kitabı "A Spainard in the Works"u yayımladı. – 24 Haziran 1990: Roger O'Donnell, The Cure'dan ayrıldı. – 25 Haziran 1995: Pearl Jam, çıktığı turneyi iptal etti. Grup elemanları bilet fiyatlarının gerektiğinden fazla olduğunu ve hayranlarının kandırıldığını açıkladı. – 28 Haziran 1969: Jimi Hendrix, yeni bas gitaristinin eski silah arkadaşı Billy Cox olduğunu açıkladı. – 28 Haziran 1997: Pink Floyd'un Dark Side of the Moon albümü, Billboard listesindeki 1056. haftasını doldurdu.

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

Yüzde 50’yi evinde zorla tutuyorum

Bayan Arıza tarafından 4 Haziran 2013 tarihinde yazıldı.

Reuters muhabiri Birsen Altaylı’nın sorduğu sorular ve Başbakan Erdoğan’ın cevabı sonrasında gelişen o diyalog, dün sosyal medyada gündem oldu. İşte o diyalog:

– Altaylı: Sizin bu grupları tanımlarken bir ideolojik şey içine sokmanız, hareketi biraz küçümser tavırda olmanızın kitleleri daha fazla öfkelendirdiği yorumları var. Siz buna katılıyor musunuz? Bunlara ilişkin herhangi bir yumuşatıcı bir tavır içine girecek misiniz? – Erdoğan: Önce ‘yumuşatıcı ifadeler’ ne olabilir bana onu öğretirseniz ben ona göre konuşurum. – Altaylı: Ama bütün illerde eylemler var. – Erdoğan: İllerde bu ideolojik yapıların uzantıları vadır. Ana muhalefet partisinin bütün toplumda Türkiye genelinde temsilcileri var. Onları ayağa kaldırmış olabilir. Aşırı uçların aynı şekilde belli illerde yapılanmaları var. Onlar devreye girmiş olabilir. Sizin aldığınız bir mesaj var mı? – Altaylı: Toplumun yarıya yakın bir kesiminin hükümetin uyguladığı bazı uygulamalardan rahatsız olduğu mesajı alıyorum – Erdoğan: Nedir söyle? – Altaylı: Eğitimden tutun alkol yasasından, yasaklamalarından tutun herkesin kendisi ile ilgili bir yasağa karşı harekete geçmiş olarak görüyoruz. Çünkü bizim alanlarda gördüğümüz insanlar gerçekten hiçbir siyasi herhangi bir yere bağlı olmayan insanlar. Bence herkesi şaşırtan bu. Ayrıca alanlardaki bu insanların çoğu CHP’yi de desteklemiyor. – Erdoğan: Bir dakika ya çok ilginç bir yere geldiniz. Burada şimdi hiç CHP yok. Peki kim var orada? Tespiti yapabildiniz mi? – Altaylı: Gencecik insanlar var sokakta. Üniversite öğrencileri var. – Erdoğan: Üniversite öğrencilerinin ideolojileri yok mu? – Altaylı: Ev kadınları neden ayaklandı. – Erdoğan: Bakın onların ideolojisi yok mu? – Altaylı: Ama siz ana muhalefete bağlıyorsunuz – Erdoğan: Şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz bu ülkenin en az yüzde 50’si var. Ve biz onlara diyoruz ki ‘aman sabırlı olun.’ Siz eğitime yönelik orada bir pankart mı gördünüz. Söyler misin bana. İşte Reuters’i böyle bilgilendiriyorsunuz. – Altaylı: Hayır… Ben herkesin kendi… -Erdoğan: Alkol yasağı yok, üzenlemesi vardır. Fransa’dan Reuters’in mensubusun. Fransa’daki uygulama bak.

Kaynak: Milliyet

Almanya’dan yepyeni filmler seçkisi

Bayan Arıza tarafından 30 Mayıs 2013 tarihinde yazıldı.

İstanbul Modern Sinema, Goethe-Institut Istanbul işbirliğiyle bu yıl beşinci kez düzenlenecek olan Almanya’dan Yepyeni Filmler seçkisi, 6-16 Haziran 2013 tarihleri arasında seyirciyle buluşuyor.

Artık gelenekselleşen gösterim programında, yılın öne çıkan, uluslararası festivallerde gösterilmiş ve ödül kazanmış Alman filmleri yer alıyor. Küratörlüğünü Goethe-Institut Istanbul Müdürü Claudia Hahn-Raabe, İstanbul Modern Film Programları Yöneticisi Müge Turan, sinema yazarı Engin Ertan ve Goethe-Institut Istanbul Film Projeleri Sorumlusu Fügen Uğur’un üstlendiği program bu yıl “Yeni Yollar” başlığını taşıyor. Seçkide yer alan filmler, hayatında yeni bir sayfa açan, yeni bir başlangıç deneyen veya olaylara yeni bir perspektiften bakmaya çalışan karakterleri, birbirinden çok farklı hikayelerle perdeye taşıyor. Programda Berlin Film Festivali’nde büyük ilgi gören Ramon Zürcher’in “Tuhaf Bir Kedicik”, “Almanya’nın Brokeback Mountain’ı” olarak nitelendirilen

Stephan Lacant’ın “Serbest Düşüş”, Barbara Sukowa’nın müthiş bir performans sergilediği Margarethe von Trotta’nın “Hannah Arendt” ve yapımcıları arasında Fatih Akın’ın da yer aldığı hınzır bir müzik belgeseli olan “Fraktus” gibi filmler yer alıyor.   Hannah Arendt, 2012 Almanya, 35mm, Renkli, 113’, Almanca/ İngilizce Yönetmen: Margarethe von Trotta Oyuncular: Barbara Sukowa, Axel Milberg, Janet McTeer, Julia Jentsch, Ulrich Noethen   1960 yılında Kudüs'te Yahudi soykırımının baş sorumlularından biri olan Adolf Eichmann mahkeme önündedir. Ünlü filozof ve yazar Hannah Arendt ise davayı New Yorker adına izlemektedir. Karşısında bir canavar bulacağını düşünürken yalnızca ortalama bir bürokratla karşı karşıya olduğunu fark eder. Dava üzerine kaleme aldığı makalede ortaya attığı “kötülüğün sıradanlığı” teziyse büyük tepki çeker. Ünlü yönetmen Margarethe von Trotta’nın favori oyuncusu Barbara Sukowa ile altıncı ortak çalışması, geçtiğimiz yüzyılın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt’in yaşamından kesitler sunuyor. Sukowa’ya En İyi Kadın Oyuncu dalında Lola ödülü kazandıran “Hannah Arendt”, bu yıl İstanbul Film Festivali’nin de en çok ilgi gören filmlerindendi.   Tuhaf Bir Kedicik (Das Merkwürdige Kätzchen), 2013 Almanya, Blu-ray, Renkli, 72’, Almanca Yönetmen: Ramon Zürcher Oyuncular: Jenny Schily, Anjorka Strechel, Mia Kasalo, Luk Pfaff , Matthias Dittmer Bu yıl Berlinale’de Forum bölümünde gösterilen “Tuhaf Bir Kedicik” festivalin en hoş sürprizlerinden birisi olarak anılmıştı. Hatta IndieWire sitesinin yazarları “Tuhaf Bir Kedicik”i Berlin Film Festivali’nin en iyi 10 filminden birisi olarak seçmişti. Zürcher’in filmi Nisan ayında Kopenhag’daki CPH:PIX festivalinde de Yeni Yetenek Büyük Ödülü’nü kazandı. Bir öğrenci filminin (dffb’de usta yönetmen Béla Tarr’ın verdiği bir seminerin bitirme projesi olarak çekilmiş) böylesi bir başarıya ulaşacağını kimse tahmin etmemiş olmalı… İki kardeş ailelerinin evine ziyarete giderler. Akrabalarla birlikte yenecek bir yemekte yaşananlar son derece gündelik küçük detaylarla doludur; bir kedi ve köpek, bozuk bir çamaşır makinesi, portakal kabuklarıyla yapılan bir deney, kopmuş bir düğme… Birileri giderken birileri gelir, bir hareketin ardından bir başkası, edilen bir sözün peşinden bir diğeri… Zürcher’in filminin en büyük başarısı, gündelik hayatın saçmalıklarıyla yarattığı sürükleyici koreografide yatıyor.   Serbest Düşüş (Freier Fall), 2013 Almanya, Blu-ray, Renkli, 100’, Almanca Yönetmen: Stephan Lacant Oyuncular: Hanno Koffler, Max Riemelt, Katharina Schuttler, Maren Kroymann Marc genç ve geleceği parlak bir polistir. Babasıyla aynı mesleği seçmiş ve hep ailesinin beklentilerini yerine getirmiştir. Hamile kız arkadaşıyla birlikte anne ve babasının yakınına, taşraya taşınır. Ancak katıldığı eğitim programı sırasında odasını paylaştığı meslektaşı Kay ile yaşadıklarından sonra, özel hayatının temelleri sarsılmaya başlar. Marc bir yandan Kay'ın kendisine gösterdiği duygusal ve cinsel ilgiyi karşılıksız bırakamaz, diğer yandan da kız arkadaşı Bettina'dan ve orta sınıf hayatının konformizminden vazgeçemez. Bu yıl Berlin Film Festivali’nde Perspektive Deutsches Kino bölümüne açılış filmi olarak seçilen “Serbest Düşüş” eleştirmenlerden çok olumlu tepkiler almıştı. Eleştirmenler “Serbest Düşüş”ün küçük bir kasabada ve polis teşkilatı içerisindeki homofobiyi işlemekteki başarısına dikkat çekerken, kimileri filmi “Brokeback Mountain” ile de karşılaştırmıştı. Stephan Lacant’ın filminin en büyük kozuysa kuşkusuz başrol oyuncuları Hanno Koffler ve Max Riemelt. Son dönem Alman sinemasının iki gözde aktörü canlandırdıkları karakterler arasındaki tutkuyu eksiksiz şekilde perdeye taşıyorlar.   Benim Güzel Yurdum (Die Brücke am Ibar), 2012 Almanya, Blu-ray, Renkli, 88’, Sırpça/ Hırvatça Yönetmen: Michaela Kezele Oyuncular: Zrinka Cvitešic, Mišel Maticevic, Andrija Nikcevic, Miloš Mesarovic Kosova, 1999… Sırplar ve Arnavutlar arasında savaş sürerken Danica iki oğlu Vlado ve Danilo ile birlikte, çoğunluğunu Sırpların oluşturduğu bir mahallede yoksul bir hayat sürmektedir. Oğullarının babasını Arnavutlar öldürmüştür. Danilo o günden beri tek bir kelime bile konuşmamaktadır. Vlado sürekli okuldan kaçmaktadır ve kimseyle ilişki kuramamaktadır. Tüm bu koşullara ve yaşananlara rağmen normal bir hayatı sürdürmeye çalışan ailenin kapısını bir gün ağır yaralı bir asker çalar. Ramiz bir Kosova Kurtuluş Ordusu mensubudur ve Sırp askerlerden kaçmaktadır. Danica'nın evinde saklanmak ister. Danica çocuklarını ve kendini tehlikeye attığını bile bile Ramiz'i saklamayı kabul eder. Geçtiğimiz ay Ankara’da Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde de gösterilen “Benim Güzel Yurdum”, Nürnberg Türkiye/Almanya Film Festivali’nde de En İyi Film seçilmiş ve Seyirci Ödülü’nü kazanmıştı.   Fraktus (Fraktus – Das letzte Kapitel der Musikgeschichte), 2012 Almanya, Blu-ray, Renkli, 92’, Almanca/ İngilizce / İspanyolca Yönetmen: Lars Jessen Oyuncular: Devid Striesow, Heinz Strunk, Rocko Schamoni, Jacques Palminger Lars Jessen imzalı “Fraktus”, Rob Reiner imzalı meşhur mockumentary (uydurma belgesel) “This Is Spinal Tap”i örnek alıyor ve onun gibi bir kült olma yolunda ilerliyor. 80’li yılların başında kurulmuş Alman grubu Fractus’u duymuş muydunuz? Muhtemelen hayır. Ancak Westbam’den Scooter’a, Blixa Bargeld’den Dieter Meier’e pek çok ünlü müzisyen Fraktus’un öneminin altını çiziyorlar. Bazı müzik yazarlarına göre bu avantgart elektro-pop grubu olmasaydı tekno türü de asla doğamazdı… Ancak bir konserlerinde çıkan yangın ve grup içi çekişmelerden dolayı Fraktus kısa zaman içerisinde dağıldı ve unutuldu. Pek başarılı sayılmayacak bir müzik menajeri olan Roger Dettner ise onlara eski itibarlarını kazandırmakta kararlı. Bir film ekibi eşliğinde grup üyelerinin izini sürüyor ve onları yeniden birleşmeleri için ikna etmeye çalışıyor. Filmin vizyona girdiği dönemde grubun “eski kayıtları”nın dijital olarak yeniden elden geçirildiği bir best of albümü, YouTube’a yüklenen “80’lerden kalma” video klipler ve bir konser turnesi Fraktus’u gerçekten fenomene dönüştürdü. Yapımcıları arasında Fatih Akın’ın da yer aldığı bu müzik ‘belgesel’i yılın en eğlenceli filmlerinden.   We Are Modeselektor / Biz Modeselektor’uz (2013) Yönetmenler: Romi Agel & Holger Wick Gernot Bronsert ve Sebastian Szary… Ya da günümüzün en başarılı elektronik müzik gruplarından Modeselektor. Özellikle bazı şarkılarında Thom Yorke’un vokal yapması ertesinde uluslararası alanda dikkat çeken Alman grup, stüdyo albümleri ve dillere destan canlı performanslarıyla dünyanın dört bir yanında sayısız insana ulaştı, Björk’ten Radiohead’e kadar pek çok önemli müzisyen ve grup için remix yaptı. Birkaç yıl önce konser vermek için İstanbul’a da gelen Modeselektor, ülkemizde de bir hayran kitlesine sahip. Romi Agel ve Holger Wick’in yönettiği bu belgesel, Doğu Almanya’da büyüyen Bronsert ve Szary’nin, birleşme sonrası Almanya’da teknoyu keşfetmeleri ve taşrada kendi imkânlarıyla müzik yapmayı öğrenmelerinden başlıyor, oradan bugünkü büyük başarılarına kadar geliyor. “Biz Modeselektor’uz” böylece sadece grubun tarihini anlatmıyor; elektronik müziğin 90’lardan bu yana Almanya’da gördüğü ilginin, o yıllarda yeni yeni gelişen bu kültürün yaratıcıları ve tüketicileri için Berlin’in bir mabede dönüşmesinin de izlerini sürüyor. Bronsert ve Szary’nin kendi arşivlerinden gelen video ve fotoğraflar 90’ların kulüp kültüründen ilginç ayrıntılar sunarken, Modeselektor’un konser görüntüleri, sahne arkasına dair anlar, grubun yakın çevresiyle yapılan söyleşiler de belgeselde yer alıyor. Apparat veya Ellen Allien gibi başka ünlü elektronik müzik sanatçıları da kamera önüne geçiyorlar.     3 Oda 1 Salon (Drei Zimmer/Küche/Bad), 2012 Almanya, Blu-ray, Renkli, 118’, Almanca Yönetmen: Dietrich Brüggemann Oyuncular: Jacob Matschenz, Anna Brüggemann, Robert Gwisdek, Alice Dwyer Bir önceki filmi “Kaç Kaçabilirsen” ile iki yıl önce Almanya’dan Yepyeni Filmler programında yer alan Dietrich Brüggemann bu sefer “3 Oda 1 Salon” ile karşımızda. Film bir yıl boyunca Berlin’deki sekiz kişilik bir arkadaş grubunu takip ediyor. Yirmili yaşlarındaki bu genç insanlar filmin başından sonuna kadar taşınma halindeler. Taşınmalar hiç bitmiyor, çünkü hayat sürekli devam ediyor. İlişkiler bitiyor, yeni aşklar başlıyor, işler değişiyor, aileler dağılıyor… Ancak her seferinde ne kadar süreceği bilinmeyen yeni bir şey başlıyor. Yönetmene göre, zaten hayatın kendisi de bir yerden diğerine taşınmalardan oluşmaz mı? Brüggemann, tıpkı “Kaç Kaçabilirsen”de olduğu gibi, kız kardeşi Anna ile birlikte capcanlı bir senaryoya imza atmış. Genç yetişkinlerin dünyasını müthiş şekilde kavrayan bu film, dinamik anlatımı ve müzikleriyle de aynı yaş grubundan seyircilerin kalbini çalmaya aday.   Unutma Beni (Vergiss mein nicht), 2012 Almanya, Blu-ray, Renkli, 88’, Almanca Yönetmen: David Sieveking Oyuncular: Gretel Sieveking, Malte Sieveking, David Sieveking Genç Alman yönetmen David Sieveking, birkaç yıl önce çektiği, David Lynch’i ve transandantal meditasyonu konu alan belgeseli “David Wants to Fly” ile ses getirmişti. Yeni filmi “Unutma Beni” ise kendi kişisel tarihine, ailesinin geçmişine bakıyor. Alzheimer hastası annesi Gretel’in bakımını üstlenmek için birkaç haftalığına çocukluğunun geçtiği eve dönen ve bu süreci kamerasıyla belgeleyen Sieveking, aslında anne ve babasının kendi hayal ettiğinden çok farklı bir çift olduğunu öğreniyor. Anne ve babasının özel hayatına dair öğrendikleriyle kendi geçmişine de ışık tutuyor. “Unutma Beni” Alzheimer hastalığına, yaşlılığa ve ölüme dair iyimser bir bakışı koruyor. Sieveking’in filmi Almanya’da çok olumlu eleştiriler almış, pek çok uluslararası festivale davet edilmiş ve ödüller kazanmıştı.     Silvi, 2013 Almanya, Blu-ray, Renkli, 97’, Almanca Yönetmen: Nico Sommer 47 yaşındaki Silvi, beklemediği bir anda kocası tarafından terk edilir. Birden bire hayatı darmadağın olmuştur. Her şeye yeniden başlamaya karar verir ama bunu nasıl yapacaktır? Merak, özlem, çaresizlik, saflık ve bir o kadar da cesaretle, yeni erkeklerle tanışmanın yollarını aramaya başlar. İnternet ilanları bir çözüm olabilir belki ama Silvi’nin talihine genellikle tek gecelik ilişkiler ve henüz alışık olmadığı cinsel fanteziler çıkar. Yönetmen Sommer, belgesele yakın bir tarzla, orta yaşlı kadın kahramanının cinselliği yeniden keşfetme sürecini perdeye taşıyor. Bu yıl Berlin Film Festivali’nde Perspektive Deutsches Kino bölümünde gösterilen “Silvi” özellikle oyuncularının doğal performansları ve mizahı elden bırakmayan anlatımıyla dikkat çekiyor.   Ehliyeti Bakkaldan mı Aldın? (You Drive Me Crazy), 2012 Almanya, Fransa, Blu-ray, Renkli, 84’, İngilize / Almanca / Hintçe / Japonca / Korece Yönetmen: Andrea Thiele Kültür çatışmaları sinemanın, özellikle de komedi türünün en sevdiği temalardan biridir. Andrea Thiele’nin bu son derece eğlenceli belgeselinin konusu da yine kültür çatışmaları. Tokya’da yaşayan Amerikalı Jake, Mumbai’de yaşayan Alman Mirela ve Münih’te yaşayan Güney Koreli Hye-Won… Üçünün de derdi aynı: kendi ülkelerinde aldıkları sürücü belgesi, yeni bir hayat kurmaya çalıştıkları ülkelerde geçerli değil. Yani tekrar ehliyet sınavına girmeleri gerekiyor. Ve bu yeni ülkenin kurallarına uyum sağlamaları sandıklarından çok daha zor. Thiele’nin filmi DOK Leipzig ve SXSW festivallerinin programlarına seçilmiş ve olumlu eleştiriler almıştı.   Kaynak: Milliyet

Nine Inch Nails Yeni “S…ci Albümünü” Duyurdu

Bayan Arıza tarafından 29 Mayıs 2013 tarihinde yazıldı.

Trent Reznor 2008′de piyasaya çıkan ‘Slip’i takiben yayınlayacağı yeni albüm detaylarını verdi. Alan Moulder ve Atticus Ross’la birlikte çalıştığını söyleyen sanatçı yeni albümünün çok “s…ci” olacağını söyledi.

“Geçen seneden beri, bittiğini söylemekten büyük mutluluk duyduğum yeni Nine Inch Nails albümü için gizli gizli Atticus Ross ve Alan Moulder’la çalışıyordum. Yeniden bir grup kurmak ve turneye çıkma fikri bu işin arkasındaki gerçek itici güç ve motivasyondu. Film işine ve diğer projelere dalmak yaratıcılığımı ayağa kaldırdı. Bu enerjimi ve dikkatimi yeni Nine Inch Nails albümüne yöneltmek istedim. İşte karşınızdayım.”

Trent Reznor eski gitaristleri Robin Finck’in yeni albüm turnesi için aralarına katılacağını söyledi. Nine Inch Nails bu sene Ağustos ayında gerçekleşecek olan Reading ve Leeds Festivallerinde sahne alacak.

Kaynak: Radyo Eksen

Canlı Dinleyin: Queens Of The Stone Age, ‘…Like Clockwork’

Bayan Arıza tarafından 28 Mayıs 2013 tarihinde yazıldı.

QOTSA; 24 Mayıs’ta, Los Angeles’ta, biletlerin tamamı tükenen bir konser verdi. Bu konserde yeni albüm …Like Clockwork’ün yanı sıra eski şarkılardan da çaldılar. Dinlemek isteyenler için npr’ın sitesini öneririz.

http://www.npr.org/event/music/185557912/first-listen-live-queens-of-the-stone-age-like-clockwork

Kaynak: Radyo Eksen

Kultur Shock Kritiği (24 Mayıs 2013, Roxy İstanbul)

Bayan Arıza tarafından 27 Mayıs 2013 tarihinde yazıldı.

Volim te Kultur Shock! Vrati se, molim te?

Bir Kultur Shock konseri kritiği ile daha karşınızdayım efenim:) Nasıl anlatsam inanın bilmiyorum. Hâlâ ayaklarım havada, yüzümde mutlu bir ifade ve içim içime sığmıyor. Yazıya başlamadan önce "daha önceki konser kritiklerinde ne yazmışım" diye bakayım dedim sonra vazgeçtim. Ama tahminim dördü de birbirine benzeyecektir. "Coşku" kelimesini daha sıkı bir şekilde ifade etmenin bir yolu olsa keşke!:)

Roxy'ye bu vesileyle ikinci gidişim oldu. İlkinde Japon ablalardan mütevvellit noise grubu Afrirampo'yu izlemek için gitmiştim, üzerinden seneler geçmiş. Roxy bambaşka bir yere dönüşmüş, ışıklı, atraksiyonlu bir mekân. Tuvaletin kapıları bile ışıklı yahu:) Konser olmadığı takdirde gideceğim bir yer değil, bundan eminim.

Konserin 21.00'de başlayacağı söyleniyordu tabii ki 1234474457 adet konsere gitmiş bir insan evladı olarak biliyordum ki 23.00'ten önce başlamayacaktı. Üstelik günlerden Cuma ise! Önce mekân dolacak, adamlar para kazanacak filan:)

Biz 21.30 gibi Roxy'nin sokağındaydık. Kapıdaki güvenliğe sorduk ve "22.30 gibi başlar" cevabını aldık. Hemen fırsatı değerlendirdik ve Efes'in yeni çıkardığı ve çok leziz olan Malt birasından götürdük. Zaten bir süre sonra sokak dolmaya başladı, insanlar birasını içiyor ve sohbet ediyorlardı. Çok kaliteli, düzgün ve keyifli bir insan topluluğu vardı. 22.30 gibi millet içeri girmeye başlayınca biz de girdik, sonra pişman olup çıktık:) Tekrar bira moduna girdik ve grup 24.00'e doğru sahne aldığında ön saflarda yerimizi aldık.

Konser, "Zumbul" ile Paris Hurley'nin kemanı ve Gino Yevdjevich'in vokaliyle başladı. Yine çok enerjik, çok içten, çok eğlenceli ve her zaman ki gibi çok mütevazilerdi. İçerde hatr-ı sayılır ölçüde Kultur Shock fan'ları vardı ki şarkıların hepsine eşlik ettik.

Gino, dedesi için bir şarkı yazdığını söyledi ve akabinde de şarkıyı dinledik, ilk kez orada duydum. Onun dışında konser sonunda setlisti kaptım; ama setlistin dışına çok çıktılar. 24-25 şarkı çalmışlardır sanırım. Avrupa turnesinin son konseri olması ve İstanbul'a olan sempatileri nedeniyle bizi şarkılara boğdular, çok şanslıydık! Her zamanki sempatik tavırlarıyla bizi mest ettiler. Konser sırasında etrafıma ne zaman baksam herkesin yüzü gülüyordu ve herkes halinden pek mutluydu. Kultur shock'un üyeleri de her şarkıdan sonra o güleç yüzleriyle bize bakıyorlardı. Harika bir iletişim ve hava vardı içeride.

Konser bitti, elbette bis için geldiler, sonra derken bir bis daha. Hiç gitmelerini istemedik. Bizlerle fotoğraf çektirdiler. Facebook sayfalarına koymuşlar birkaç saat sonra birlikte çektirdiğimiz fotoğrafı. Saksofoncu ve bilumum üflemeli çalgılar üstadı Amy Denio ile de Facebook üzerinden konuştuk İstanbul ve konser üzerine. Biliyorum, belki defalarca söyledim; ama doğru. Hayatımda bu kadar samimi grup görmedim!

Konser, 27 Nisan'da Selanik'te başlayan ve son EP'leri Tales of Grandpa Guru kapsamında gerçekleşen Kultur Shock'un Avrupa turnesinin son ayağıydı. İstanbul konseriyle Avrupa turnesini de bitirmiş oldular. Bize, onlara yıllardır verdiğimiz destek için teşekkür etti Gino Yevdjevich, İstanbul'a ve bize dair yine güzel cümleler sarfetti, sağolsun. Sene boyunca Facebook'taki resmî Kultur Shock sayfasına yazdığımız mesajlar etkili oldu mu bilemiyorum ama onlar Türkiye'yi çok seviyor ve turnelerinde mutlaka bizi ekliyorlar. üstelik bu kez 3 şehri kapsıyordu; Ankara, Eskişehir ve son durak İstanbul'du. İletişimi koparmayacağız kesin. Soruyorum size arkadaşlar, hangi müzik grubu üyesi Facebook arkadaş listemizin içinde yer alıyor ve dahası da sohbet ediyor ki biz dinleyicileriyle? Pek nadir!

Bu arada davulcu değişmiş, Chris Stromquist yoktu, ayrıldı mı bilemiyorum; Gino davulcunun bu turnede ilk kez kendilerine katıldığını söyledi. Böylece gruptaki Bulgar sayısı gitarist Val Kiossovski ile beraber ikiye çıkmış oldu.

Yine mükemmeldiler, harika çaldılar. Kalitelerini ve özgünlüklerini gösterdiler, müthiş eğlenceliler ve harika insanlar. Bu, onları dördüncü izleyişim oldu, 44 kere daha izlerim. Samimiyetle söylüyorum, her daim dedim, evimde ağırlamak istediğim ve gönülden sevdiğim harika insanlar topluluğu Kultur Shock.

Setlistteki şarkılara ilâve olarak aklıma gelenleri hemen sıralayayım; Country Mohammed, İstanbul, Hashishi, God is busy, may I help you?, Chororo, Mastika.

Yine gelirler umarım. Böylece 5. kez izleme şansım olursa, kendileri en fazla sayıda izlediğim yabancı grup olma rekorunu da kırmış olur:)

Nice konserlere, sevgiler… Bayan Arıza

 

Metallica’nın Yeni Albüm İçin Yeterli Malzemesi Var!

Bayan Arıza tarafından 27 Mayıs 2013 tarihinde yazıldı.

Metallica’nın yeni bir albüm çıkaracak kadar elinde şarkısı var. Fakat önümüzdeki aylarda girecekleri yoğun tempo yeni bir albüme odaklanmalarını güçleştiriyor. Grup önümüzdeki ay Detroit’te gerçekleştirecekleri kendi festivalleri Orion Music and More ve sonbaharda piyasaya çıkacak yeni 3D filmleri Metallica Through the Never üzerinde çalışıyor.

Metallica solisti James Hetfield, Billboard’a yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Albümü dün yapıp bitirmiş olmak isterdim. Ancak Orion ve film bizi çok meşgul ediyor. Şu anda asıl odaklandığımız şey filmimiz.”

Hetfield; 8 ve 9 Haziran’da gerçekleşecek Orion festivali ve filmden arta kalan zamanlarında bir odaya kapanıp çalıştıklarını, bir albüm çıkaracak kadar materyal topladıklarını da söyleyip ekliyor; “Kesinlike bir albüm çıkaracak kadar şarkımız var. Fakat gerçekten şu anda buna yoğunlaşacak zamanı bulamıyoruz.”

Kaynak: Radyo Eksen