• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

American Horror Story

Bayan Arıza tarafından 28 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

Efenim tüm sezonları yalayıp yutmuş bir insan evladı olarak bu diziye tek kelimeyle bayıldığımı söylemek istiyorum. Kimi zaman ruhunuzu adeta boğan bir dizi; ama  bir o kadar da tarifi imkânsız bir merak uyandırıyor bünyede. Ruhu sıkılıyor insanın ama “ne olacak?” diyorsunuz içten içe. Ve en önemlisi de müthiş oyunculuklar. Özellikle Jessica Lange’i ezelden beridir severdim, bu diziyle bir kez daha hayran oldum hatuna.

Türe “Korku” diyebilirim rahatlıkla. Ryan Murphy ve Brad Falchuk isimli iki müthiş adam yaratmış bu kaotik diziyi. Bu iki usta Nip/Tuck’ın da yaratıcılarından aynı zamanda.

Dizi 3 sezon şimdilik; 4. sezon için de anlaşılmış. Her sezon farklı bir konsept içeriyor. Örneğin ilk sezon bir evde, ikinci sezon rahibelerin gözetimindeki akıl hastanesinde geçiyor. Üçüncü sezonda “cadılık” teması işleniyor. İlk sezondaki oyuncuların büyük bir kısmı diğer sezonlarda da karşımıza çıkıyor.

İlk sezon yukarıda belirttiğim üzere üç katlı karanlık ve ürkütücü bir evde geçiyor ve sezonun adı “Murder House”. İlk kez 2011’de gösterildi dizi. İkinci sezonun adı “Asylum”, üçüncü sezon ise “Coven” adını taşıyor. Şahsen ben ilk 2 sezonu daha çok sevdim. Hatta en sevdiğim sezonları sıralayacak olursam, “2-1-3” derim.

İlk sezon olan Murder House’da Jessica Lange ile beraber evin psikiyatristi “Ben”i Dylan McDermott, Ben’ın karısı “Vivien”ı Connie Britton canlandırıyor. Bir de teenage’imiz var ki kendisi evimizin kızı “Violet”. Taissa Farmiga oynuyor Violet karakterini. Bu kızcağız aynı zamanda Bates Motel’deki Vera Farmiga’nın da kızkardeşi. Pek sevdiğim Jessica Lange ise “Constance Langdon” karakterine hayat vermiş. Bir de hastalıklı kafa “Tate” Evan Peters var ki kendisi Jessica Lange ile beraber üç sezondur severek izlediğimiz oyunculardan.

İkinci sezon olan Asylum’da Six Feet Under’dan sevdiğimiz James Cromwell kötü niyetli cani doktor Dr. Arthur Arden’ı canlandırıyor. Ayrıca Heroes dizisinde “Sylar” karakterini canlandıran ve pek sevdiğim Zachary Quinto da cani psikiyatrist Dr. Oliver Thredson’a hayat veriyor.

Korku filmlerini, dizilerini seviyorsanız, gizemli şeyler ilginizi çekiyorsa, karanlık ortamlar size keyif veriyorsa -mesela Bates Motel’in dizi versiyonunu sevdiyseniz- kuşkusuz bu diziyi de seveceksiniz. Kurgu, oyunculuklar, diyaloglar, mizansen, kısacası her şey çok etkileyici. Muhtemelen seversiniz diye düşünüyorum ve tavsiye ediyorum.

‘Mom’ CNBC-e’de başlıyor

Bayan Arıza tarafından 28 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

‘Two and a Half Men’ ve ‘The Big Bang Theory’nin yaratıcısı Chuck Lorre imzalı yeni komedi ‘Mom’, bugün 20:00’de CNBC-e’de başlıyor.

‘Two and a Half Men’ ve ‘The Big Bang Theory’nin yaratıcısı Chuck Lorre imzalı yeni komedi ‘Mom’, iki çocuklu bir annenin başından geçen komik hikayeleri ekrana taşıyor. Hayatına yön vermeye çalışan eski alkolik anne rolünde izleyeceğimiz Christy’i ise ünlü oyuncu Anna Faris canlandırıyor. ‘Mom’, birbirinden komik bölümleriyle bugün 20:00’de CNBC-e’de başlıyor!

Christy, alkolü yeni bırakmış, iki çocuk annesi genç bir kadındır. Bir restoranda garson olarak çalışan Christy’nin evli olan şefiyle yolunda gitmeyen bir ilişkisi vardır. İçkiyi bıraktıktan sonra “Adsız Alkolikler” isimli toplantılara katılmaya başlar ve orada yıllardır görüşmediği annesiyle karşılaşır. Hayli trajik gözüken hayatı ise bir anda komediye dönüşür.

Birbirinden ünlü oyuncuları konuk edecek olan ‘Mom’ın ilk bölümünde, yaklaşık 10 yıldır Two and a Half Men’de izlediğimiz oyuncu Jon Cryer’i göreceğiz. Gelecek bölümlerde ise genç aktör Justin Long ve Oscar ödüllü oyuncu Octavia Spencer’ı izleyeceğiz.

Yayınlanacak birinci bölümde; Christy, yaptığı bir dizi hatanın ardından hayatını yoluna koymaya karar veren genç bir kadındır. Fakat yabancılaştığı annesi ortaya çıkınca bu kararı uygulaması daha da zorlaşır.

“Aile Krizi” isimli ikinci bölümde ise; Christy ve Bonnie bir aile krizi ortaya çıkınca kişisel farklılık ve çatışmalarını bir kenara bırakıp, ekip olarak mücadele etmeye başlarlar.

Kaynak: ntvmsnbc

 

Cats Müzikali ilk kez İstanbul’da

Bayan Arıza tarafından 28 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

Broadway’in en uzun soluklu müzikallerinden biri olan ve bugüne kadar 50 milyondan fazla kişi tarafından izlenen CATS Müzikali 1 Ocak’tan itibaren Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde sahnelenecek.

Dünyanın en önemli müzikallerinden olan Cats Müzikali, Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde izleyiciyle buluşacak.

Türkiye’ye ilk kez gelen müzikal, 1 Ocak’tan 2 Şubat 2014’e kadar toplam 16 kez İstanbul’da sahnelenecek.

T.S. Eliot’un “Old Possum’s Book of Practical Cats” adlı kitabına ve Andrew Lloyd Webber’in rekorlar kıran uyarlamasına dayanan müzikal, kediler arasındaki bir öyküyü anlatıyor.

Bugüne kadar 300’den fazla şehirde, 50 milyondan fazla kişi tarafından izlenen, ilk kez 1891’de Londra’daki West End’de, 1982’de de Broadway’de izleyici ile buluşan müzikal, Londra’da 20 yıl boyunca sahnelendi.

Müziğin, dansın, şiirin, hayallerin, tiyatronun ve aşkın “mükemmel” uyumunu içinde taşıyan Cats, en iyi müzikal ve en iyi yönetmen dalları dahil olmak üzere Broadway’de 7 kez Tony Ödülü’nü kazandı. Olivier Award en iyi müzikal ödülü ve en iyi orijinal kadro kategorisinde de Grammy ödülü bulunan Cats, 2008 yılında İngiltere çapında kapalı gişe oynadı.

Kaynak: ntvmsnbc

 

‘Hiçbir rol için bu kadar heyecanlanmamıştım’

Bayan Arıza tarafından 28 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

CNBC-e’de yayınlanacak A Young Doctor’s Notebook’ta izleyeceğimiz Daniel Radcliffe, “Dizinin yapımcıları ne kadar büyük bir Bulgakov hayranı olduğumu bilmedikleri için onları çabucak reddetmemi bekliyorlarmış. Oysa hayatım boyunca hiçbir rol için bu kadar heyecanlanmamıştım” diye konuştu.

Dünya onu Harry Potter olarak tanıdı, ancak Daniel Radcliffe Potter’dan fazlası olabileceğini çoktan ispatladı.

Radcliffe ile gerçekleştirdiğimiz telefon röportajında, hayranı olduğu bir yazarı canlandırma deneyiminden, Jon Hamm’den ve kariyerinden konuştuk.

A Young Doctor’s Notebook uluslararası olmak konusunda sınır tanımıyor doğrusu. Amerikalı bir TV yıldızı ile İngiliz bir film yıldızı, Rus bir yazarı canlandırmak üzere bir arada. Üstelik hikaye de Rusya’da geçiyor. Bu deneyimi nasıl tanımlarsınız?

İlginç olacak, ama siz bu şekilde listeleyene kadar projenin ne kadar uluslararası olduğunu fark etmemiştim. Bence yerinde bir kombinasyon oldu, çünkü Rus komedisi ile İngiliz komedisi arasında ciddi benzerlikler var. Jon Hamm çok başarılı bir drama oyuncusu olarak tanınıyor, ama komedi konusundaki yeteneği tartışılmaz düzeyde. Diğer yandan Rusya’dan çıkan bu ilginç malzemenin üç İngiliz komedi yazarının süzgecinden nasıl geçtiğine tanık olmak da sıradışı bir deneyimdi. Siz böyle art arda sıralayınca, “Bu uluslararası karmaşa, pek de iyi bir sonuç vermemiş olsa gerek” gibi geliyor insana, ama gerçekten de iyi bir sonuç veriyor.

Sahnelerinizin çoğunda Jon Hamm ile birliktesiniz. Birlikte iyi bir ekran kimyası yakalamışsınız. Onunla çalışmak nasıldı?

Jon, birlikte çalışmaktan memnuniyet duyduğum, çok iyi bir insan olmasının yanı sıra, karşısındaki oyuncunun işini kolaylaştıran, yardımsever bir aktör. Mad Men’de yönetmenlik de yaptığı için, bir sahnenin nasıl çekilmesi gerektiği konusunda teknik açıdan son derece yetkin. Örneğin günün sona ermesine bir saat kalmışsa ve hala çekecek iki uzun sahnemiz varsa, prova esnasında şöyle bir şey diyebiliyor: “İkimiz de odanın şu tarafına adım atmıyoruz. Dolayısıyla kameranın tam bir dönüş yapıp, tüm odayı görmesine gerek yok.” Bu öneri bize yarım saat kazandırabiliyor. Jon bu açıdan bulunmaz bir oyuncu. Özellikle sadece 20 günlük bir çekim takviminiz varsa…

Bulgakov’un büyük bir hayranı olduğunuzu duyduk. Onun eserleriyle nasıl tanıştınız? Bu rolün size önerilmesi bir tesadüf müydü?

İster inanın ister inanmayın, tamamen bir tesadüftü. Bulgakov ile 18 yaşında, The Master and Margarita’yı okuyunca tanıştım. Kitap, amazon.com hesabımdaki tavsiye listesindeydi. Satın aldıktan sonra, bir buçuk yıl kadar kitaplığımda bekledi. Nihayet okuduğumda yazarın büyük bir hayranı oldum. İşin komiği, dizinin yapımcıları ne kadar büyük bir Bulgakov hayranı olduğumu bilmedikleri için onları çabucak reddetmemi bekliyorlarmış. Oysa hayatım boyunca hiçbir rol için bu kadar heyecanlanmamıştım. Rolü Jon Hamm ile paylaşacağımı öğrenince heyecanım ikiye katlandı.

O zaman teklifin üzerine atladığınızı söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle! Resmen üzerine atladım. Jon, rol için beni ikna etmek üzere New York’taki evimi ziyaret etti. Ama kapıdan içeri girer girmez, benim ikna edilmeye ihtiyacım olmadığını anladı. O kadar istekliydim ki!

Kaynak: ntvmsnbc

Yeni Albümün İlk Konseri Grammy Ödüllerinde

Bayan Arıza tarafından 22 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

Fransız elektronik müzik veteranı Daft Punk’ın, RAM‘i yayınlamasının ardından yakın tarihte canlı performansına şahit olamayacağımızı biliyorduk.

Ancak 2′linin konser vermeme kontenjanı doldu.

Ocak 26′da gerçekleşecek Grammy töreninin, 4. albüm RAM’in ilk canlı performansına ev sahipliği yapacağı duyuruldu.

Böylelikle geçtiğimiz haft sonu Bands In Town aplikasyonundan duyurulan, Londra Camden Town’ı kaosa boğacak Koko konserinin bir yanlış anlaşılma olduğu da netlik kazandı.

Kaynak: Radyo Eksen

Radyo Eksen Müzik Ödülleri

Bayan Arıza tarafından 20 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.
2013’ün en iyilerini yine Eksen dinleyicisi belirliyor.

Bu sene dokuzuncusu gerçekleşecek Radyo Eksen Müzik Ödülleri’nin sonuçları yine dinleyicilerden gelen oylarla belirleniyor.

Albümleri, beklenmeyen geri dönüşleri, büyük kayıpları ve iddalı yeni çıkışlarıyla 2013 yılının en iyilerini www.radioeksen.com adresindeki anketten oylayabilirsiniz.

Sekiz farklı kategoride beşer adayın bulunduğu oylama, 31 Aralık Salı gününe kadar devam edecek ve sonuçlar yılbaşı gecesi Radyo Eksen’den açıklanacak.

Yılın Albümü: Arcade Fire – Reflektor Washed Out – Paracosm My Bloody Valentine – MBV Arctic Monkeys – AM Vampire Weekend – Modern Vampires of the City

Yılın Grubu: Pearl Jam Nick Cave and the Bad Seeds The National Queens of the Stone Age Kings Of Leon

Yılın Kadın Vokali: Deap Vally – Lindsey Troy Warpaint – Emily Kokal Goldfrapp – Alison Goldfrapp Neko Case Mazzy Star – Hope Sandoval

Yılın Erkek Vokali: David Bowie Jake Bugg Kurt Vile Julian Casablancas Miles Kane

Yılın En İyi Çıkış Yapan İsmi: Savages Fidlar Haim Palma Violets Atoms For Peace

Yılın Konseri: Arctic Monkeys – Rock’n Coke 2013/ Hezarfen Havaalanı 07 Eylül The Hives – Eksen On Fair/Parkorman 15 Eylül The XX – Parkorman 07 Ağustos Roger Waters – ITÜ Stadyumu 04 Ağustos Iron Maiden – BJK İnönü Stadyumu 26 Temmuz

Yılın Videosu: Queens of the Stone Age – The Vampyre of Time and Memory Paul McCartney – Queenie Eye Yeah Yeah Yeahs – Sacrilege Phoenix – Trying To Be Cool Travis – Moving

Yılın Şarkısı: Editors – Sugar Foals- Inhaler Daft Punk – Get Lucky Pixies – ‘Indie Cindy’ Pearl Jam -Sirens

Kaynak: ntvmsnbc

Kediler 5 bin yıl önce evcilleştirildi

Bayan Arıza tarafından 20 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

Bilim insanları, Çin’de bulunan fosiller üzerinde yaptıkları incelemelerde kediler hakkında bugüne kadar saklı kalan bilgiler ortaya çıkardı. 5 bin yıl öncesine uzanan fosiller, kedilerin fare yakalamak için kullanıldığı ve böylece evcilleştirildiklerini savunuyor.

Kedi en sevdiğimiz iki evcil hayvandan biri olmasına rağmen geçmişi hakkında çok fazla bilgimiz yok. Çin’de Taş Çağı’ndan kalan bir köyde yapılan kazılar ise araştırmacılara uzun yıllardır merak ettikleri soruların cevabını göstermiş olabilir.

Çin orta bölgesinde yer alan Quanhucan adlı çitçi köyünde yapılan kazılarda bulunan 5 bin 300 yıllık fosiller, kedilerin insanlarla sanıldığından daha uzun zamandır birlikte yaşadığını öne sürdü.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada yer alan ABD’nin Washington Üniversitesi’nden Fiona Marshall, “Kedilerin insanlarla yaşamaya başladıkları sürecin ilk deliline ulaştık” dedi

Marshall, avcı-toplayıcı kabileler tarafından binlerce yıl önce evcilleştirilmeye başlanan köpeklere kıyasla, kedilerin ‘çiftçilerin evcil hayvanları olarak’ insanlarla beraber yaşamaya başladığını belirtti.

USA Today’de yer alan habere göre, antik çiftçi köyünde bulunan kedinin kemiklerinde şaşırtıcı derecede fazla tahıl kalıntısı bulundu. Bu bulgu, vahşi kedilerin evcil kedilere dönüşme sürecinin bir delili olarak kabul edildi.

‘FARE YAKALAMAK İÇİN GELDİLER’ Fosillerin DNA’sı henüz araştırılmamış olması nedeniyle, araştırmacılar iki olasılığı öne çıkarıyor. Çin’de bulunan kediler ya Ortadoğu’dan getirilmiş evcil hayvanlardı; ya da çiftçiler tarafından evcilleştirildiler.

ABD’nin Missouri Üniversitesi’nde genetik bilimci olan Leslie Lysons, “Vahşi kediler utangaç hayvanlar… Büyük olasılıkla insan yerleşimlerine farelerden dolayı yaklaştılar ve köylüler de onları yakalamalarına izin verdi” dedi .

Lysonsy, vahşi kedilerin zamanla fare yakalamakla evcilleştiği teorisinin doğru olabileceğini belirtti. Kedi fosillerinden bazılarının dişlerinin aşınmış olması, vahşi kedilerin uzun yıllar köyde çiftçiler tarafından beslendiğini savunan bir diğer bulgu oldu.

Evcil kedilere ait keşfedilen ilk tarihi bulgular, 4 bin yıllık antik Mısır çizimleriydi. Bilim insanları, Quanhucan fosilleri üzerinde yapılacak DNA analiziyle kedilerin kökenini ortaya çıkarmayı amaçlıyor.

Kaynak: ntvmsnbc

Avatar’ın devamı Yeni Zelanda’da çekilecek

Bayan Arıza tarafından 20 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

Yönetmen James Cameron, Avatar’ın devamı niteliğindeki üç filmi Yeni Zelanda’da çekecek.

Oscar ödüllü yönetmen James Cameron, ilkini 2009 yılında çektiği Avatar filminin devamını Yeni Zelanda’da çekmek için hazırlıklara başladığını açıkladı.

Ünlü yönetmen, başkent Wellington’da Başbakan John Key ile düzenlediği ortak basın toplantısında Lightstorm Entertainment ve Twentieth Century Fox şirketleri tarafından çekilecek üç filmin yapımcılığını Jon Landau’nun üstlendiğini belirtti.

“Titanic”, “Alliens” ve “The Terminator” gibi efsanevi filmlerin yönetmeni Cameron, Avatar’ın devamı niteliğindeki üç filmin 2015’ten itibaren dokuz ay içinde çekileceğini söyledi.

İlk filmi Aralık 2016’ya yetiştirmek istediklerini kaydeden Cameron, ikinci filmin 2017, üçüncü filmin ise 2018’de gösterime gireceğini ifade etti.

Cameron, filmlerin bazı sahnelerini saniyede 48 kare kullanarak çekecek. Filmlerde genellikle saniyede 24 kare kullanılıyor.

Üç boyutlu çekilecek filmler için bütçenin yüzde 25’ini Yeni Zelanda hükümeti karşılayacak.

Dünya çapında yaklaşık 2,8 milyar dolar gişe geliri elde ederek sinema tarihinin en kazançlı filmlerinden biri olan Avatar, 67. Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödüllerine, 82. Akademi Ödülleri’nde de “En İyi Sanat Yönetmeni”, “En İyi Görüntü Yönetmeni” ve “En İyi Görsel Efekt” dallarında üç ödüle layık görülmüştü.

Pandora adlı bir gezegende geçen film, mavi derili, insansı görünümlü, barışçıl olan Na’vi halkı ile gezegeni ele geçirmeye çalışan insanların öyküsünü anlatıyor.

James Cameron, 26 Mart 2012’de “Deepsea Challenger” adlı tek kişilik denizaltı ile Mariana Çukuru’na inerek 50 yıl aradan sonra çukura giden ilk insan olmuştu.

Kaynak: ntvmsnbc

Aerosmith Mayıs’ta Türkiye’de

Bayan Arıza tarafından 20 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

Aerosmith, Dünya Turnesi kapsamında 14 Mayıs’ta İstanbul’da olacak.

Rock’n Roll’un efsane grubu Aerosmith, Dünya Turnesi kapsamında 14 Mayıs 2014 tarihinde İTÜ Stadyumu’nda sahne alacak.

BKM ve MAP İletişim Organizasyonuyla Türkiye’de ilk kez konser verecek olan grup unutulmaz şarkılarının yanı sıra 11 yıl aradan sonra tamamen yeni şarkılardan oluşan ilk stüdyo albümü ‘Music From Another Dimension’dan da şarkılar seslendirecek.

Rolling Stone dergisinin ‘Tüm zamanların en büyük 100 sanatçısı’ listesinde yer alan Aerosmith, 66.5 milyonu ABD sınırları içinde olmak üzere, sattığı 150 milyon albüm ile ‘gelmiş geçmiş en fazla albüm satan Amerikalı rock grubu’ olarak tarihe geçti. 2001 yılında “Rock and Roll Hall of Fame” tarafından onurlandırılan grup, başta 4 Grammy ödülü olmak üzere birçok ödülün de sahibi.

Steven Tyler (vokal), Joe Perry (gitar), Tom Hamilton (bas), Joey Kramer (davul) ve Brad Whitford’tan (gitar) oluşan Aerosmith’in konser biletleri 19 Aralık’ta satışa çıkacak.

Kaynak: ntvmsnbc

Child Of Lov Hayatını Kaybetti

Bayan Arıza tarafından 17 Aralık 2013 tarihinde yazıldı.

Kariyerine anonim olarak başlayan Dutch artist Child Of Lov, hayatını kaybetti.

Damon Albarn’dan destekli ilk albümünü bu yaz başında Domino’nun kardeşi Double 6 etiketiyle yayınlayan Child Of Lov, 26 yaşındaydı.

Sanatçının geçirdiği bir operasyon sırasında öldüğü söyleniyor.

Kaynak: Radyo Eksen