• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

İlker Yıldırım’dan Konser Kritiği: Red Fang

Bayan Arıza tarafından 14 Şubat 2014 tarihinde yazıldı.

9 Şubat 2014 Red Fang İstanbul Konseri   Red Fang, yeni kuşak stoner rock-metal grupların arasında yıldızı hızla parlayan ve zirveye emin adımlarla ilerleyen 2005 yılında kurulmuş Portlandlı bir grup. Gitar ve vokalde Bryan Giles, bas gitar ve vokalde Aaron Beam, gitarda  David Sullivan ve davulda John Sherman'dan oluşan grup, 2009'da kendi isimlerini taşıyan ilk albümleri Red Fang'i 2011'de ise büyük beğeni toplayan Murder The Mountains'ı yayınladı. Bu albümle beraber Helmet, Crowbar, Mastodon gibi gruplarla turneye çıktılar. 2013 sonlarına doğru ilk iki albüme göre daha karanlık bir albüm olan Whales and Leeches geldi. Özellikle Blood Like Cream şarkısı albümün ateşleyisi oldu.    Normalde bu konser 6 Haziran 2013'te yapılacaktı ancak malum isyan günlerinden dolayı iptal edildi, iyi de oldu aslında yeni albümden şarkıları canlı dinleme fırsatı bulabildik. Grubu izlemek için 9 Şubat gecesi Jolly Joker'in yolunu tuttuk. Mekan doluydu ve farklı yaşlardan için de yabancıların da olduğu bir dinleyici kitlesi hazır kıta beklemedeydi. On gibi sahneye çıkan Red Fang açılışı Hank Is Dead ile yaptı ve hiç yavaşlamadan seyirciyi kendine hayran bıraktı. Grup elemanları ne çaldıklarının ve kime çaldıklarının farkındaydılar ve bir rock grubundan istenen üç şeyi verdiler; ruh, enerji ve heyecanı…konser boyunca özellikle ön tarafta headbang, pogo, crowd surfing, stage dive gibi etkinlikler ve eylemlilik hiç durmadı ve enteresan bir şekilde hiç kavga da çıkmadı:) Om konserindeki gibi aralarında olmaktan çok keyif aldığım bir izleyici kitlesi vardı. Özellikle Wires ve son albümden Blood Like Cream üstüste çalınınca katılım ve coşku tavan yaptı. Grup bu şarkılar sonrası veda etti ama seyirci bu gidişi kabul etmedi ve alkışlar eşliğinde geri dönüp biste 4 şarkı daha çaldılar. Grup farklı zamanlarda Türkçe ve İngilizce teşekkür etti seyirciye. Sempatiktiler, enerjiktiler. Eminim tekrar gelecekler ve daha büyük bir kitleye çalacaklar. Son senelerde seyrettiğim en iyi performanslardandı ve gelmeyenler gerçekten harika bir performanstan mahrum kaldılar. Açık havada izlemek çok keyifli olur bence Red Fang’i. Bu arada Jolly Joker daha yumuşak ortamlı rock konserlerine ev sahip yaptığından mekanın çalışanları, crowd surfing ve stagedive aktivitelerinde şaşkın şaşkın bakışıyorlardı:)    Red Fang konseri, ülkemizde stoner rock-metal konserlerine açlığı gösterdi. En kısa zamanda Black Label Society, High On Fire, Kylesa, Baroness, Uncle Acid and The Deadbeats gibi grupların gelmesini diliyorum.    İLKER YILDIRIM

 

RHCP Stüdyo Yolunda

Bayan Arıza tarafından 5 Şubat 2014 tarihinde yazıldı.

Kaliforniya’lı funk rock ekibi RHCP stüdyoya kapanacak.

Super Bowl XLVIII devre arası performansında Bruno Mars ile sahneyi paylaşan RHCP, 1991 yılının hiti “Give It Away” ile maçın kendisinden çok izlendi.

RHCP, Super Bowl öncesinde yine hayranlarının karşısına çıkıp, Brooklyn Barclays Center’da gerçekleşen Big Hello To Brooklyn organizasyonunda 17 hit parçasını kalabalığa çaldı.

4′lü yakında yeni albüm için stüdyoya kapanacağını duyurdu.

Kaynak: Radyo Eksen

Tarihte Şubat ayında neler olmuş bi’hatırlayalım…

Bayan Arıza tarafından 4 Şubat 2014 tarihinde yazıldı.

 

* 2 Şubat 1979: Sid Vicious öldü. 

* 2 Şubat 1981: Duran Duran ilk 45'liği Planet Earth'ü piyasaya sürdü. 

* 3 Şubat 1959: Buddy Holly, Richie Valens ve Big Bopper geçirdikleri uçak kazasında hayatlarını kaybetti. 

* 6 Şubat 1962: Axl Rose (William Bailey) doğdu. 

* 11 Şubat 1969: The Joshua Tree, U2'nun milyon kopya satan ilk albümü oldu. 

* 12 Şubat 1981: Debbie Harry, Blondie'den ayrıldığını açıkladı. 

* 13 Şubat 1961: Henry Rollins doğdu. 

* 14 Şubat 1958: İran tüm rock'n'roll albümlerini yasakladı. 

* 14 Şubat 1981: Billy Idol, Generation X'ten ayrıldığını açıkladı. 

* 15 Şubat 1977: Glen Matlock, Sex Pistols'tan kovuldu, yerine Sid Vicious geçti. 

* 17 Şubat 1967: Beatles, "Strawberry Fields Forever&Penny Lane" 45'liğini piyasaya sürdü. 

* 18 Şubat 1968: Gitarist Dave Gilmour Pink Floyd'a katıldı. 

* 23 Şubat 1958: Japan elemanlarından David Sylvian doğdu. 

* 24 Şubat 1992: Kurt Cobain ve Courtney Love Hawaii'de evlendi.

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

 

 

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Captain Phillips

Bayan Arıza tarafından 4 Şubat 2014 tarihinde yazıldı.

2013 yılı sinema adına verimli bir yıl oldu. Pek çok  iyi iş çıkmasına rağmen Oscar alamayan filmler olduğu kadar iyi iş çıkarmamasına rağmen Oscar alan filmler de  oldu. Sinema kuşağında ödülü pek önemsemeyen benim gibiler için bunlar gereksiz detaylar. Mevzuya dönecek olursak Paul Greengrass sizler için tanıdık bir isim olabilir ama benim kendi hakkında bilgi sahibi olmadığım bir yönetmen.

2013 yılında sinemaya kazandırılan  Amerikan yapımı bir film olan “Captain Phillips”, Paul Greengrass’ı tanımak için ve Amerikan ordusunu yücelten, militarizmi öven, filmde yer alan Somalilerin “biz el kaide" değiliz söylemlerine şahitlik ettiğimiz Amerikan yapımı  bir film.

2013 yılının belki en iyi filmlerinden biri değil ama kayda değer bir yapım olduğunu söylemek gerek. Tom Hanks ismini görür görmez filme zıplayanlardan değilim, ama öyle zıplayanlara da haksızlık etmemek gerek.

“Captain Phillips”in mevzusuna dönecek olursak senaryo gerçek bir olaydan esinleniyor.

Richard Phillips ile Stephan Talty birlikte kaleme aldıkları “A Captain’s Duty: Somali Pirates, Navy SEALs, and Dangerous Days at Sea” adlı kitaptan uyarlanan film, deneyimli bir kaptanın Somali açıklarında korsanlarla yaşadığı mücadeleyi anlatıyor.

Film, ilk dakikasından itibaren Kaptan Phillips’in gemide olan görevini anlatırken, kısa zaman dilimi içinde mevzu Kaptan Phillips ve ekibinin Somalili korsanlar karşısında amansız mücadelesine tanık oluyor. Gemi içinde diyaloglar, aksiyon sahneleri yönetmen adına başarılı. “Captain Philips”  aynı zamanda Muse’nin "sorun yok her şey yoluna girecek, ben el kaide değilim” sözleri film boyunca hafızamıza kazınıyor.

Somalili korsanların, Kaptan Phillips ve ekibiyle  mücadelesi devam ederken kaptan Phillips’in ekibinin Somalili korsanların lideri Muse’yi rehin almasıyla film aksiyon olarak başka rotaya taşınıyor, Muse’nin serbest bırakılmasıyla gemi kaptanıyla yaptıkları anlaşmayı geçersiz sayıyor Somalili korsanlar. Bu süreçten sonra Somalili korsanlar kaptan Phillips’i filikada konuk ediyorlar. Amaçları sadece para olan Somalili korsanlar filmin sonlarına doğru Amerikan ordusunun kendilerini ters köşe yapmasıyla karşılaşıyor.

Yönetmenin Amerikan ordusunu yüceltmesi ve militarizme yer vermesi şaşırtıcı değil. “Görüyorsun Somalileri. Sadece bir adamımızı kaçırdılar. Biz de üzerilerine ordumuzu yığdık. Anla ne kadar güçlüyüz. Bizle uğraşırsan sonun ölüm!” sözleriyle Amerikan ordusunu yüceltmesini daha iyi anlıyoruz. Sonrasında akıllara “Amerika’nın Irak'ta ne işi var kardeşim? Dünyada para olmayan yerde Amerika olur mu” sorularını soruyoruz kendimize. Cevabıysa “Paranın olmadığı yerde Amerika olur mu” diye kendi kendimize yanıtlıyoruz.

Oyunculuklara gelince; film  her ne kadar Kaptan Philips rolünde oynayan Tom Hanks’ın üstünden ilerlese de. "Muse" rolünde Barkhad Abdi ile Bilal rolünde adaşı Barkhad Abdirahman’ı filmde bu işin hakkını veren oyunculardan. Tom Hanks ile Somalili korsanları oynayan iki oyuncu Tom Hanks’tan daha çok göze çarpıyor.

Tom Hanks’ın oyunculuğun dibine vurduğu zaman dilimi son on-on beş dakika. Filmin bitimine az kala Tom Hanks o sahnede oyunculuğun dibine vuruyor, Olağanüstü bir takdiri hak ediyor. Sadece isminden dolayı Tom Hanks ismini öne çıkaranlar olsa da Somalili korsanları canlandıran oyuncuların da hakkını yememek lazım. İlk tecrübelerini bu filmle elde ettiğini düşünürsek sinema sektörü adına büyük kazanç.

Filmin politik tarafını eleştirmek gerekirse film belli bir yere kadar seyirciyi sıkmamayı, seyircinin filmin içinde kalmasını başarıyor, sonra “Amerikan ordusu yüceltmeleri, milliyetçilik edebiyatı” yapmalarıyla sıkıcılığı arttırıyor. Sıkıcılığı arttırmasının yanında film, finali Amerikan ordusunun Kaptan Phillips’i kurtarmasıyla Amerika’nın gövde gösterisine dönüyor. Amerika kahraman oluyor, korsanlar da  gemiyi ele geçirmek isteyen hırsız konumunda oluyor.

Sonuç olarak Tom Hanks’ın son 5-10 dakika oyunculuğun dibine vurduğu, bunların yanında Muse rolünde Barkhad Abdi ile Bilal rolünde adaşı Barkhad Abdirahman’ın iyi performanslarının birini verdiği "Captain Phillips / Kaptan Phillips", aksiyon olarak seyirciye aksiyon adına iyi bir şeyler sunsa da, Amerikan ordusunun yüceltilmesiyle dibe batıyor.

Yönetmen: Paul Greengrass Senaryo: Billy Ray (senaryo), Richard Phillips ve Stephan Talty (kitap)

Oyuncular: Tom Hanks, Barkhad Abdi, Barkhad Abdirahman Orijinal Müzik: Henry Jackman  Görüntü Yönetimi: Barry Ackroyd Kurgu: Christopher Rouse Kostüm Tasarımı: Mark Bridges Süre: 134 dk. Ülke: ABD

Oscar ödüllü aktör aşırı dozdan öldü

Bayan Arıza tarafından 2 Şubat 2014 tarihinde yazıldı.

Ünlü aktör Philip Seymour Hoffman, aşırı dozda uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybetti.

Hollywood'dan beklenmeyen bir kayıp haberi geldi.

Oscar ödüllü Amerikalı aktör ve yönetmen Philip Seymour Hoffman, New York'taki evinde ölü bulundu.

New York polis teşkilatından (NYPD) yapılan açıklamada, 46 yaşındaki Hoffman'ın, Manhattan'nın Greenwich Village bölgesindeki apartman dairesinde, aldığı aşırı dozda uyuşturucu nedeniyle öldüğü kaydedildi. 

Geçen yıl eroin bağımlılığı nedeniyle tedavi aldığını açıklayan Hoffman'ın ölümüyle ilgili New York Post gazetesinin internet sitesinde yer alan haberde de, polisin ünlü oyuncuyu evinin banyosunda kolunda şırıngayla bulduğu kaydedildi.

'Capote' filminden 2005 yılında Capote adlı filmle en iyi aktör Oscarı alan ve Altın Küre'de en iyi performans ödülünün sahibi olan Hoffman, geçen hafta Utah'ta yapılan Sundance Film Festivali'ndeki 'A Most Wanted Man' ve 'God's Pocket' filmlerinin gösterimine katılmıştı.

Televizyon dizileri ve tiyatro çalışmaları da bulunan Hoffman, Mayıs 2013'e kadar, alkol ve uyuşturucu tedavisi görmüştü.

Kaynak: ntvmsnbc

Dracula’nın yazarının kayıp günlüğü bulundu!

Bayan Arıza tarafından 31 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Dracula'nın yazarı Bram Stoker'ın tavanarasında bulunan kayıp günlüğü yayımlandı.

Dünya edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Dracula'nın yazarı Bram Stoker'ın, ölümünün 100. yıldönümünde yayımlanan ve pek çok edebiyatseverin merakla beklediği kayıp günlüğü, Türkçe'de.

İthaki Yayınları'nın Kalem ve Yaşam dizisinin ilk kitabı olma özelliğini de taşıyan Bram Stoker'ın Kayıp Günlüğü, Stoker'ın 1871-1882 yılları arasındaki yaşantısına ışık tutmakla birlikte, gotik edebiyatın başyapıtı sayılan Dracula'ya ilişkin pek çok ilginç bilgiye de yer veriyor.

Stoker'ın Dublin Kalesi’nde memur olarak çalıştığı dönemi kapsayan 100 küsur sayfalık günlük, yazarın torununun oğlu Noel Dobbs'un evinin tavanarasında bulunur. Stoker'ın akrabası Dacre Stoker ve Transilvanya Dracula Derneği'nden Dr. Elizabeth Miller tarafından kitaplaştırılır.

Stoker'ın ilk nesir ve şiir girişimlerini içeren günlük, aynı zamanda yazara dair pek çok biyografik bilgi ve kapsamlı dipnotları içeriyor. Bram Stoker'ın pek çok fotoğrafı ile birlikte, günlüğün birçok sayfası yazarın kendi el yazısının olduğu şekliyle kitapta yer alıyor. Edgar Allan Poe'dan Mary Shelley'e, Stoker'ın hangi yazarlardan ilham aldığının ipuçlarını da bu günlükte yakalamak mümkün. Eserde, her bölümün başında editörlerin giriş niteliğindeki açıklamalarına da yer veriliyor.

Bram Stoker'ın Kayıp Günlüğü, hem genç bir yazarın nasıl edebiyatın usta isimlerinden biri haline geldiğini hem de Dracula gibi bir klasiğin yazarının nerelerden ilham aldığını gösteriyor.

Kaynak: ntvmsnbc

 

Grammy Ödül Töreni: Kazananlar & Performanslar

Bayan Arıza tarafından 28 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Grammy’ler sahiplerini buldu.

56. Grammy ödül töreninde Yılın Albümü ve Yılın Kaydı ödülü Daft Punk’ın oldu.

Dans müziğin öncü ikilisi Daft Punk’ın toplamda 5 Grammy ödülünü aldığı Grammy’ler aynı zamanda RAM albümünün ilk sahne performasına da ev sahipliği yaptı. İkilinin yine, her zamanki gibi, ikonik kasklarının ardında olduğu Grammy’lerde Vampire Weekend’se En İyi Alternatif Albüm ödülünü kucakladı. Dave Grohl ve Paul McCartney’i bir araya getiren “Cut Me Some Slack” En İyi Rock Şarkısı ödülünü, Led Zeppelin En İyi Rock Albümüödülünü,Black Sabbath En İyi Metal Performansı ödülünü aldı.

Seramoninin açılışı epik çift Beyonce ve Jay-Z çifti tarafından yapıldı. Rahatlığı, sempatik halleri, müthiş uyumları ve fevkaladenin fevkindeki sahne hakimiyetleri ile sahneye taşıdıkları parça “Drunk In Love” oldu.

Fransız elektornik müzik 2′lisi Daft Punk’a “Get Lucky” performansında Pharrell Williams, Nile Rodgers’a Stevie Wonder’da katıldı ve ortaya harika bir funk-disco-soul partisine.

Nine Inch Nails “Copy Of A” ile başlayan performanslarının ardından sahneyi Queens Of The Stone Age’ e bıraktı.  3 dalda Grammy adayı topluluk …Like Clockwork albümünün çıkış 45′liği “My God Is The Sun” parçasını çaldı.

 

Sir Paul McCartnety, Ringo Starr ile birlikte “Queeny Eye” parçasını çaldı, sunumu Julia Roberts yaptı.

Metallica’ya “One” performansında Çin’li piyanist Lang Lang eşlik etti.

 

Yılın Kaydı: Get Lucky (Daft Punk)

Yılın Albümü: Random Access Memories (Daft Punk)

Yılın Şarkısı: Royals (Joel Little & Ella Yelich O’Connor. Şarkı sözü yazarı: Lorde)

En İyi Yeni Sanatçı: Macklemore & Ryan Lewis

En İyi Pop Solo Performans: Royals (Lorde)

En İyi Düet/Grup Pop Performans: Get Lucky (Daft Punk)

En İyi Enstrümantal Pop Albümü: Steppin’ Out (Herb Alpert)

En İyi Vokal Pop Albümü: Unorthodox Jukebox (Bruno Mars)

En İyi Dans Kaydı: Clarity (Zedd, Foxes)

En İyi Dans/Elektronik Albümü: Random Access Memories (Daft Punk)

En İyi Geleneksel Pop Vokal Albüm: To Be Loved (Micheal Bublé)

En İyi Rock Performansı: Radioactive (Imagine Dragons)

En İyi Metal Performansı: God Is Dead? (Black Sabbath)

En İyi Rock Şarkısı: Cut Me Some Slack (Dave Grohl, Paul McCartney, Krist Novoselic & Pat Smear)

En İyi Rock Albümü: Celebration Day (Led Zeppelin)

En İyi Alternatif Albüm: Modern Vampires Of The City (Vampire Weekend)

En İyi R&B Albümü: Something (Snarky Puppy With Lalah Hathaway)

En İyi Geleneksel R&B Performansı: Please Come Home (Gary Clark Jr.)

En İyi R&B Şarkısı: Pusher Love Girl (James Fauntleroy, Jerome Harmon, Timothy Mosley & Justin Timberlake. Söz yazarı: Justin Timberlake)

En İyi Çağdaş Urban Albümü: Unapologetic (Rihanna)

En İyi R&B Albümü: Girl On Fire (Alicia Keys)

En İyi Rap Performansı: Thrift Shop (Macklemore & Ryan Lewis, Wanz)

En İyi Rap Ortaklığı: Holy Grail (Jay Z – Justin Timberlake)

En İyi Rap Şarkısı: Thrift Shop (Ben Hanggerty & Ryan Lewis. Şarkı sözü yazarları: Macklemore & Ryan Lewis, Wanz)

En İyi Rap Albümü: The Heist (Macklemore & Ryan Lewis)

En İyi Country Solo Performans: Wagon Wheel (Darius Rucker)

En İyi Country Düet/Grup Performansı: From This Valley (The Civil Wars)

En İyi Country Şarkısı: Merry Go ‘Round (Shane McAnally, Kacey Musgraves & Josh Osborne. Şarkı sözü yazarı: Kacey Musgraves)

En İyi Country Albümü: Same Trailer Different Park (Kacey Musgraves)

En İyi New Age Albümü: Love’s River (Laura Sullivan)

En İyi Enstrümantal Caz Albümü: Money Jungle: Provocative In Blue (Terri Lyne Carrington)

En İyi Blues Albümü: Get Up! (Ben Harper With Charlie Musselwhite)

En İyi Regge Albümü: Ziggy Marley In Concert (Ziggy Marley)

En İyi Dünya Müzik Albümü: Savor Flamenco (Gipsy Kings)

En İyi Müzik Video: Suit & Tie (Justin Timberlake, Jay Z)

En İyi Müzik Film: Live Kisses (Paul McCartney)

Kaynak: Radyo Eksen

 

 

Pete Seeger’ı Korkusuz Savaşlarıyla Hatırlayacağız

Bayan Arıza tarafından 28 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Folk müziğin kemik müzisyeni Pete Seeger hayatını kaybetti.

60 yıldır müzikle uğraşan Amerikalı ozan, 94 yaşındaydı.

Güçlü yazarlığının yanı sıra, siyasi aktivist duruşu, dürüstlüğü, çevre ve sosyal adalet için verdiği korkusuz savaşlarıyla her birimize örnek olan Seeger, 2011 Occupy Wall Street’te de Manhattan’daydı.

Folk müzik ikonu, solcu duruşu sebebiyle 1950′lerde kara listeye alınmıştı.

Sanatçının NY’da, geçirdiği bir rahatsızlığın ardından yatırıldığı hastanede hayatını kaybettiği açıklandı.

Pete Seeger – We shall overcome

If I Had A Hammer Pete Seeger – Live in Australia, 1963

Pete Seeger – Turn Turn Turn

Pete Seeger – “Forever Young”

Kaynak: Radyo Eksen

Michel Gondry İstanbul’a geliyor

Bayan Arıza tarafından 26 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.
Günümüzün en önemli yönetmenlerinden Michel Gondry, !f İstanbul’un konuğu olarak Türkiye’ye geliyor. Gondry’nin merakla beklenen son filmi 'Uzun Boylu Adam Mutlu Mu? Noam Chomsky ile Canlandırma Bir Sohbet' de Türkiye galasını !f İstanbul’da yapıyor.

 

13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, bu yıl da yılın en çok konuşulan filmlerini ve yönetmenlerini Türkiye’ye getiriyor.

Festivalin İstanbul’da ağırlayacağı konuklar arasında ünlü Fransız yönetmen Michel Gondry de bulunuyor. Gondry’nin Noam Chomsky ile yaptığı sohbetlerden oluşan son filmi Is the Man Who Is Tall Happy? An Animated Conversation with Noam Chomsky/Uzun Boylu Adam Mutlu Mu? da festivalin “Digiturk Galaları” bölümünde gösterilecek.

‘2000’Lİ YILLARIN İLK BÜYÜK FİLMİ’Nİ ÇEKTİ Björk’ten Massive Attack’e, Rolling Stones’tan Radiohead’e pek çok ünlü şarkıcı ve gruba çektiği video kliplerle adını duyuran Gondry, 2001’de ilk sinema filmi olan Human Nature/İçgüdü’yü yönetti. Bir önceki filminde olduğu gibi Charlie Kaufmann imzalı senaryosuyla çektiği ikinci uzunu Eternal Sunshine of the Spotless Mind/Sil Baştan’la 2000’ler sinemasına silinmemecesine adını yazdırdı. Fatih Özgüven’in “Bilgisayar kuşağı için ‘Yurttaş Kane’” sözleriyle tanımladığı ve “2000'li yılların ilk büyük ve önemli filmi” olduğunu söylediği film, 50’ye yakın ödül ve senaryosuyla da Oscar kazandı. Gondry sonraki filmleri The Science Of Sleep/Rüya Bilmecesi (2006), Be Kind Rewind/Lütfen Başa Sarın, Yeşil Yaban Arısı/The Green Hornet,The We and the I ve son olarak geçtiğimiz sezon izlediğimiz Günlerin Köpüğü/L'écume des jours filmleriyle hayranlarını şaşırtmaya devam etti.

Gondry’nin Günlerin Köpüğü’yle aynı dönemde çektiği ve belgeselin kahramanı sebebiyle de merakla beklenen son filmi Uzun Boylu Adam Mutlu Mu?, Noam Chomsky ile Canlandırma Bir Sohbet ise Türkiye’deki ilk gösterimini !f İstanbul’un “Digiturk Galaları” bölümünde yapacak.

Dilbilimci, filozof, tarihçi, mantıkçı, aktivist, siyasi eleştirmen ve yazar sıfatlarının hepsi birden olan Noam Chomsky’le yaptığı sohbetleri canlandırma sinemasını kullanarak büyüleyici bir izleme deneyimine dönüştüren Gondry, yaşayan en büyük filozoflardan birinin çocukluğundan bugüne süren etkileyici hayatına tanıklı etmemizi sağlıyor.

13. !f İstanbul 13 Şubat’ta başlıyor İş Bankası Maximum Kart partnerliğinde ve Mars Cinema Group ortaklığında yapılacak 13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 13-23 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak; 7 Şubat-2 Mart 2014 tarihlerinde ise Ankara Cinemaximum Armada ve İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier sinemalarında gerçekleşecek.

Kaynak: ntvmsnbc

8 yeni film vizyonda

Bayan Arıza tarafından 24 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.
Steve McQueen’in yönettiği 9 dalda Oscar adayı ’12 Yıllık Esaret’ ve En İyi Yabancı Film dalında Oscar adayı ‘Kırık Çember’le birlikte bu hafta 8 yeni film gösterime giriyor.

Bu hafta 8 yeni film vizyona girecek.

’12 YILLIK ESARET’ Steve McQueen’in yönettiği “12 Yıllık Esaret” filminde, Chiwetel Ejiofor, Michael Fassbender, Benedict Cumberbatch ile Paul Dano rol aldı.

9 dalda Oscar adayı olan ve sinemaseverlerin merakla beklediği filmde, iç savaş öncesi ABD’de ailesiyle birlikte özgür yaşayan Solomon Northup’un köle olarak kaçırılması ve satılması sonrası yaşadıkları etkileyici bir dille anlatılıyor.

“Son dönemin en önemli filmlerinden biri” olarak da görülen “12 Yıllık Esaret”, 71. Altın Küre Ödülleri’nde “Dram” dalında “En İyi Film” seçildi.

‘KIRIK ÇEMBER’ “Çölde Kutup Ayısı” filmi ile İstanbul Film Festivali’nde “Altın Lale” kazanan Felix Van Groeningen’in yönettiği “Kırık Çember”, aktris Veerle Baetens’e ise 2013 Avrupa Film Ödülleri’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü kazandırdı.

Berlin Uluslararası Film Festivali’nden iki farklı ödül ile dönen film, iyi oyunculuklarla ve iç ısıtan şarkılarla süslenmiş buruk bir aşk hikayesini anlatıyor.

‘FRANKENSTEIN: ÖLÜMSÜZLERİN SAVAŞI’ Tarihin en ayrıksı karakterlerinden biri olan Frankenstein’ın üzerine çekilen onlarca filmden sonra yepyeni bir hikayeye odaklanan “Frankenstein: Ölümsüzlerin Savaşı”, Dr. Victor Frankenstein’ın kendi elleriyle yarattığı Adam’ın hikayesini ele alıyor.

Film, yaratıldığı günden bu yana, yaklaşık 200 yıldır amaçsız bir şekilde hayatını devam ettiren Adam’ın, Gargo ve İblisler arasındaki savaşını anlatıyor.

Orijinali Mary Shelley tarafından 1818 yılında yayınlanan hikaye, 1910 yılında ilk kez sinemaya uyarlandığından bu yana çeşitli örnekleriyle beyaz perdede yer aldı.

Bu son uyarlamanın yönetmen koltuğunda “Karayip Korsanları: Kara İnci’nin Laneti” adlı filmin senaryosunu da yazan Stuart Beattie bulunuyor.

‘JACK RYAN: GÖLGE AJAN’ Oscar ödüllü yönetmen Kenneth Branagh’ın filmi “Jack Ryan: Gölge Ajan”da, oyuncular Chris Pine, Kevin Costner ve Keira Knightley sevenleriyle buluştu.

Filmin konusu özetle şöyle:

“Yıllar önce New Yorklu yönetici olarak CIA tarafından göreve getirilen Jack Ryan, ABD ekonomisini çökertmek ve global kargaşa yaratmak için yapılmış bir planı ortaya çıkarınca, bunu durduracak yeteneklere sahip tek kişinin de yine kendisi olduğu ortaya çıkar. Ryan, tek başına başarmaya çalışacağı bu görevde bildiği her şeyi kullanacaktır. Jack görevi tamamlamakta ve bu komplodan canlı çıkmakta kararlıdır.”

‘UZAK ÇIĞLIK’ Video oyunu “Uzak Çığlık”ın sinemaya uyarlaması olan macera filminin yönetmenliğini Uwe Boll yaparken, oyuncu kadrosunda Til Schweiger, Emmanuelle Vaugier ve Udo Kier gibi isimler yer alıyor.

Filmin konusu şöyle:

“Eski özel kuvvetler görevlisi Jack Carer ile başarılı ve hırslı bir gazeteci olan Valerie, pasifikte bulunan bir adanın üzerinde var olan, çok gizli bir askeri bilgiyle ilgili araştırma yapmaktadır. Yola çıkmak üzereyken, Dr. Krieger tarafından verilen bir emir doğrultusunda ciddi bir saldırıya uğrayan ikili, kontrolden çıkan askerlerden kaçarak hayatta kalma savaşının içine girerler.”

‘ŞÖHRET TEPESİ’ Paul Schrader’in yönettiği “Şöhret Tepesi”nin oyuncu kadrosunda, Lindsay Lohan, James Deen, Nolan Gerard Funk ve Amanda Brooks gibi isimler bulunuyoryer alıyor.

Los Angeles’da geçen filmde, bir korku filminin yapımcılığını ve finansörlüğünü üstlenen Christian ile bir yıla yakın süredir birlikte olduğu oyuncu kız arkadaşı Tara arasındaki ilişki konu ediliyor.

‘ŞEYTANIN GÜNÜ’ Matt Bettinelli Olpin ile Tyler Gillett’in yönettiği “Şeytanın Günü”nde, Zach Gilford, Allison Miller, Steffie Grote ve Sam Anderson rol alıyor.

Film, korku ve gerilim türünü sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor.

‘KÖFTE YAĞMURU 2’

Cody Cameron, Kris Pearn’ın yönettiği “Köfte Yağmuru 2” haftanın tek animasyon filmi.

Devam filmi olan Köfte Yağmuru’nun ilk bölümünde, Flint, suyu yiyeceğe dönüştüren bir makine icat etti. Devam filmindeyse Flint, durdurduğunu sandığı icadının halen çalışmakta olduğunu öğrenir. Bu bölümde Flint, dünyayı, makinesinin yarattığı hayvan ve yiyecek karışımı mutant yaratıklardan kurtarmaya çalışacak.

GÖSTERİMDEKİ FİLMLER

DÜZENBAZ Bu hafta David O. Russell’in yönetmen koltuğuna oturduğu ‘Düzenbaz/American Hustle’ izleyici ile buluşacak.

10 dalda Oscar’a aday olan filmde, Bradley Cooper, Jennifer Lawrence, Christian Bale ve Amy Adams rol alıyor. Filmin konusu kısaca şöyle: Dolandırıcı Irving Rosenfeld ile İngiliz ortağı Sydney Prosser, FBI ajanı Richie DiMaso tarafından yakalanınca, onun için çalışmak zorunda kalırlar. DiMaso ve FBI departmanını yöneten beyinler başka dolandırıcıları yakalamak için birlikte Arap Şeyhi’nin yönettiği Atlantic City’de düzenlenecek yüksek profilli kumarbazların katılacağı zekice bir oyun kurarlar.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

SEN ŞARKILARINI SÖYLE Coen Kardeşler’in yine bir dönem dramasına imza attıkları ‘Sen Şarkılarını Söyle/Inside Llewyn Davis’, haftanın merakla beklenen filmlerinden.

Ünlü folk sanatçısı Dave Van Ronk’un hayatından ilhamla yola çıkarak, dönemin müzik piyasasında yaşananları ünlü sanatçılar Bob Dylan, Joan Baez ve Joni Mitchell eşliğinde beyazperdeye taşıyan filmin başrollerinde Justin Timberlake, John Goodman ve son dönemin dikkat çeken yeteneklerinden Carey Mulligan yer alıyor.

Senaryosunu da Joel ve Ethan Coen kardeşlerin yazdığı film, 2013 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarıştı ve Jüri Büyük Ödülü’nü kazandı.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

KADIN İŞİ: BANKA SOYGUNU Farklı nedenlerle hayal kırıklığına uğramış, kalbi kırık 4 kadının banka soygunu macerasını anlatan “Kadın İşi: Banka Soygunu”, haftanın yerli yapımlarından.

Meltem Cumbul, Filiz Ahmet, Özge Ulusoy ile Esra Dermancıoğlu’nun rol aldığı filmin yönetmenliğini A. Taner Elhan yaparken, senaryosunu Şahin Alparslan yazdı.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

ÇILGIN DERSANE Kamil Çetin’in yönettiği ve bir devam filmi olan ‘Çılgın Dersane 3’te, Duygu Çetinkaya, Okan Karacan, Paşhan Yılmazel ile Ozan Aydemir rol alıyor. Senaryosunu İrfan Saruhan, Şafak Güçlü, Servet Aksoy’un yazdığı, ilki 2007 yılında gösterime giren filmin konusu şöyle: Özlem Dershanesi’nin öğrencileri dershaneler arası müzik yarışmasının finali için Antalya’ya gelmişlerdir. Kendileri adına yarışacak olan Ali’nin aniden hastalanmasıyla hiç de akıllarında olmayan otel çalışanı Zeynep’i kendi adlarına yarışmaya hazırlarlar. İlk görüşte Zeynep’e aşık olan Ali, arkadaşlarıyla birlikte Zeynep’in hayatındaki bilinmeyen gerçekleri öğrenerek, onun için hayati bir önem taşıyan sorununu çözmek için kolları sıvarlar’.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

KARLAR ÜLKESİ Haftanın animasyon filmi ‘Karlar Ülkesi’,  Altın Küre Ödülleri’nde En İyi Animasyon ödülü kazandı. Chris Buck ile Jennifer Lee’nin yönettiği film, Kristen Bell, Idina Menzel, Jonathan Groff ile Josh Gad’ın seslendirmesiyle vizyona gireceK.

Animasyon film sevenleri sinema salonlarına çekmesi beklenen filmin konusu kısaca şöyle: Bir kehanet, bir krallığı sonsuza dek kışa mahkum edince, Anna, dağ adamı Kristoff ve onun sağ kolu ren geyiği Sven ile işbirliği yaparak, kız kardeşi Kar Kraliçesi Elsa’yı bulmak ve buz büyüsünü bozmak için uzun bir yolculuğa çıkar. Her adımda gizemli yaratıklara rastlayan Anna ve Kristoff, krallığı yok olmaktan kurtarmak için büyük bir savaş verirler.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘GLORIA’ Şili sinemasının parlak isimlerinden Sebastian Lelio’nun imzasını taşıyan Gloria 58 yaşında, boşanmış ve kedisiyle birlikte yalnız yaşayan bir kadının hişkayesini anlatıyor. Yaşının icap ettiğine karşı gelip hayattan elini eteğini çekmeyi kabul etmeyen Gloria, bekârların arasına karışmaya karar verir. Gece kulüplerinde aşk ve macera peşinde umut, hayal kırıklığı ve boşluk hissiyle karşı karşıya kalır. Bir deniz subayıyla tanışıp yakınlaştığındaysa kendi sırlarıyla da yüzleşmek zorunda kalacaktır. Acaba bu ilişki aşk yolundaki son durağı mı olacaktır? Berlin film festivalinde izleyiciyle buluşan ve övgü dolu eleştiriler alan filmde başrolü üstlenen Paulina Garcia hafızalardan silinmeyecek bir performans sergiliyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘FERAH FEZA’ Başka sinema kapsamında vizyona giren ‘Ferah Feza’ Malatya Film Festivalinde Jüri Özel Ödülü’nü almıştı. Hayalci ve çoğuna göre sorumsuz bir genç olan Ali’nin hayattaki en büyük keyfi kendine boş zamanlar yaratmak ve etrafında gördüğü ayrıntılardaki tesadüflere anlam yüklemektir. Bu şekilde onu daha mutlu edecek bir hayata dair işaretler topladığına inanır. Bir süre limanda demirledikten sonra, bir daha dönmemek üzere açılan devasa gemileri özenerek izler. Onlara bakarak uzaklardaki o mutlu diyarlar hakkında hayaller kurar. Bir gece, bir sebepten, bir kulenin tepesine tırmanır. Çevreye bakınırken karşıdaki yıkık duvarda yarım bırakılmış bir gemi grafitisi görür. Gemilerle bambaşka bir duygusal bağı olan Ali, bu çok önemli işaretin anlamını hemen kavrar. Bu resmi yapan kişiyi bulmalıdır! Bu kişi, ona uzak diyarlara yapacağı yolculukta eşlik edecektir. Elif Refiğ’in imzasını taşıyan Filmde Uğur Uzunel, Sitare Akbaş, Mert Asutay, Hüseyin Sevimli ve Sırrı Süreyya Önder rol alıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

SENİN HİKAYEN’ “Devrim Arabaları”, “Kaybedenler Kulübü”, “Labirent” filmlerinin yönetmeni, Tolga Örnek, yeni filmi “Senin Hikayen”i, sinemaseverlerle buluşturuyor.

Timuçin Esen, Selma Ergeç, Nevra Serezli, Sait Genay, İdil Fırat, Başay Okay, Levent Can, Murat Serezli, Yeşim Ceren Bozoğlu, Şirin Kılavuz, Gözde Kocaoğlu ve Yeliz Orçin’in rol aldığı filmde, Cem Bender ve Tolga Örnek’in oğlu Derin Örnek de konuk oyuncu olarak izleyici karşısına çıkacak.

Dramatik komedi türündeki filmin konusu şöyle:

“Ailesine bağlı, eğlenceli, gündelik sıkıntılarla enerjisini kaybetmeyen Hakan (Timuçin Esen) ile daha gerçekçi, kuralcı ve özgür Esra (Selma Ergeç), 30’lu yaşlarının ortalarında, kariyerlerine odaklanmış evli bir çift. Birbiriyle gayet iyi anlaşan bu çiftin kariyerleri de 7 yıldır devam eden evlilikleri de bir dönüm noktasındadır; çocuk sahibi olma kararı. Karar aşamasında devreye, babaanne olmayı kafasına koyan Meral de (Nevra Serezli) girer. Sakin, sevgi dolu ve mantıklı bir baba olan Orhan’ın (Sait Genay) itirazlarına rağmen, çok sempatik ama baskın bir karakter olan Meral’in tatlı müdahaleleriyle durum, daha da karmaşık ve komik bir hal alır. Çocuk meselesini aile içinde gündemin ilk maddesine yerleştiren Meral’in acele etmesinin ne yazık ki çok önemli bir nedeni vardır. Beklenmedik bir anda hamilelik müjdesi gelir.”

‘YUNUS EMRE AŞKIN SESİ’ Yönetmenliğini Kürşat Kızbaz’ın üstlendiği ‘Yunus Emre Aşkın Sesi’ haftanın bir diğer yerli filmi. Sadece anadolu değil, evrensel alanda da tarihin en önemli düşünürlerinden biri olarak kabul gören ve hümanizmin öncülerinden olan Yunus Emre’nin fikirleri yüzyılları aşıp bugünlere ulaşmıştır. Yunus Emre’nin evrensel düşünce alanında kendine yer eden barış ve sevgi düşünceleri ekseninde ünlü düşünürün hayatını ele alan film, izleyiciyi aşk yolunda kendini arayan yunus emre ile buluşturuyor. Filmde başlıca rolleri Devrim Evin, Ahmet Mekin, Altan Erkekli, Bülent Emin Yarar, Altan Gördüm, Suna Selen ve Burak Sergen gibi isimler paylaşıyor.

‘SAĞ SALİM 2: SİL BAŞTAN’ 2012’de vizyona giren komedi filmi Sağ Salim’in devam filmi olan filmde Salih’in hikayesini izlemeye devam ediyoruz. Salim kimsesi olmayan bir cenazeyi memleketine götürmeye karar verir. Ancak bu yolculuk yolda karşılaştığı yol arkadaşı Nihal’le birlikte azılı katiller ve kötü adamlarla mücadele ettikleri bir maceraya dönüşür. Nihal’in annesi intikam için rehin alındığında ise işler iyice karışır. Adamlarımız artık seri katil olarak aranmaktadır ve yakalanmamak için kılık değiştirmek zorunda kalırlar. Ne var ki bu da çözüm olmaz ve talihsizlikler iyice çığrından çıkar. Salim tekrar eline silah almak zorunda kalır, Nihal ise başı beladan kurtulmayan Salim’den uzaklaşıp annesini tek başına kurtarmak zorundadır.

‘ÇOCUK POZU’ Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü alan Çocuk Pozu Rumen sinemacı Calin Peter Netzer’in imzasını taşıyor. Bükreş’in üst sınıf ailelerinden birine mensup olan bayan Cornelia, oğlunun sebep olduğu ölümcül bir trafik kazasından sonra onun tüm sorumluluklarını eline alır. Barbu, kazada küçük bir çocuğu öldürmüştür. Bayan Cornelia, kazanın ardından başlayan karmaşık hukuki süreç boyunca oğlu hakkında tüm gerçekleri öğreneceği gibi durumu düzeltmek için tüm varlığını ortaya koyacaktır. Romanya’da izleyici rekoru kıran film bir yanıyla kdereli bir ana oğul hikayesi bir yanıyla da sert bir toplumsal eleştiri.

‘KAÇIŞ PLANI’ Sylvester Stallone ve Arnold Schwarzenegger’i bir araya getiren kaçış planı aksiyon sinemasından hoşlananlar için. Dünyanın en önemli güvenlik uzmanlarından biri olan ray breslin, işinde son derece tanınan bir güvenlik tasarımcısıdır. Kendi tasarlayıp inşa ettiği üst düzey korumalı hapishanenin konuklarından biri ise kendisi olur. Kendi tasarladığı hapishanede şimdilerde mahkum olarak yer alan ray, yüksek güvenlik engellerini bir bir aşarak firar etmeyi planlamaktadır. Bu yolda hapishanenin en saygı duyulan mahkumlarından olan gizemli emil ile anlaşır. Emil’in tek derdi arkadaşlarına zarar gelmemesi, hapishane şartlarının mümkün mertebe insancıl olmasıdır. Ancak ray’in planları bambaşkadır…

‘PARANORMAL ACTIVITY: İŞARETLİLER’ Paranormal Activity serisinin son halkası olan ‘Marked Ones / İşaretliler’ serinin önceki filmlerini beğenenlere yeni bir korku dalgası vaad ediyor. Jesse, fark edildikten sonra gizemli güçler tarafından lanetlenmeye başlar ve hayatı cehenneme döner. Ailesi onu kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapar fakat bu hiç de kolay olmayacaktır ve iyi ile kötü arasında gerçek bir savaş başlar, kimin kazanacağı ise belli değildir. Filmin yönetmenliğini, serinin ikinci, üçüncü ve dördüncü filmlerinin yazarlığını yapmış olan Christopher Landon yapıyor.

47 RONIN’ Carl Rinsch’in yönetmen koltuğuna oturduğu, senaryosunu Hossein Amini ve Chris Morgan’ın kaleme aldığı, “47 Ronin” filminin başrolünde Keanu Reeves, Hiroyuki Sanada ve Kô Shibasaki yer alıyor.

Maceraseverleri sinema salonlarına çekmeyi hedefleyen aksiyon içerikli film, ustaları öldürülen 47 samurayın intikam alması üzerinden şekilleniyor.

‘GENÇ VE GÜZEL’ François Ozon imzalı “Genç ve Güzel”de, başrolleri Marine Vacth, Geraldine Pailhas ve Frederic Pierrot paylaşıyor.

“4 mevsim ve 4 şarkıyla 17 yaşındaki bir kızın çağdaş portresi” olarak tanımladığı son filminde, yaşıtları ve arkadaşları gibi, okul ve ev arasında sıradan bir hayat sürdüren 17 yaşındaki İsabelle’in hayatını konu ediniyor.

Filmde geçen her mevsime, bir Françoise Hardy şarkısı eşlik ediyor.

‘JUSTIN BIEBER’S BELIEVE’ Jon M. Chu’nun yönettiği ve genç şarkıcı Justin Bieber’in oynadığı “Justin Bieber’s Believe”, bugün vizyona giriyor.

Dünyanın gözü önünde büyüyen ve milyonlarca takipçisi olan Bieber’ın sahne ışıklarının arkasındaki serüvenini konu alan filmde, izleyiciyi sürprizler bekliyor. Şarkıcının konserlerindeki çarpıcı bölümlerden kesitlerin de yer aldığı film, dünya ile aynı anda Türkiye’de sinemaseverlerle buluşuyor.

‘DİRENİŞ GÜNLERİNDE AŞK’ Fransız yönetmen Olivier Assayas’ın yönettiği “Direniş Günlerinde Aşk” filminde, Clement Metayer, Lola Creton, Felix Armand rol alıyor.

Batı Avrupa’da geçen dram türündeki filmin konusu şöyle:

“1968 Mayıs’ı, etkilerini günden güne ivmelenen bir güçle sürdürmektedir. Dönemin özgürlükçü ve aktivist gençliği hayallerini gerçekleştirme hedefiyle ilerlerken, uzakta görünen ‘devrim’ giderek yaklaşmaktadır. Gilles, Christine ve Alain arasındaki ilişki de dönemin ruhuyla eşzamanlı olarak ilerler. Devrime giden yolun heyecanı ve telaşını yaşayan üç genç, bu süreçte yaşadıklarını sanat üzerinden dışa vurmaya çalışır. Üçü arasında yaşanan aşk üçgeni de dönemin kendisi kadar karışık ve zorludur.”

‘İBLİSİN OĞLU: 13. VAHŞET’ Emre Kaya’nın yönettiği “İblis’in Oğlu: 13. Vahşet” filminde, üniversitede gazetecilik bölümünde okuyan öğrencilerin bitirme tezi için konu ararken, 8 dağcının esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolması ve olayın arkasında düşündükleri Wild’in hikayesini kamera kayıtlarına almaları sırasında yaşadıkları konu ediniyor.

Filmde Fevzi Altunbulak, Burakhan Keyif, Erkan Karadeniz ile Merve Uçar Cangöz rol alıyor.

‘ERKEKLER’ “Fetih 1453″ün yönetmeni ve yapımcısı Faruk Aksoy’un yeni filmi, “Erkekler” izleyiciyle buluşacak.

Komedi dram türündeki filmin oyuncu kadrosunda, Fikret Kuşkan, Ali Poyrazoğlu, Asuman Dabak ve Güneş Emir bulunuyor.

Erkeklerin dünyasına içeriden bir bakışı sergileyen filmin senaryosunu, Yılmaz Okumuş, Hilal Çelenk ve Faruk Aksoy yazdı.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ÖZÜR DİLERİM‘ İlk filmi “Eylül” ile Altın Koza’da “En İyi Yönetmen” ödülüne layık görülen Cemil Ağacıkoğlu’nun ikinci uzun metrajlı filminin oyuncu kadrosunda, Güven Kıraç, Köksal Engür ve Sema Poyraz gibi isimler yer alıyor.

Dram sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefleyen filmin konusu şöyle:

“Kırklı yaşlarına gelen ve annesi Neriman’ın büyük bir özveriyle yetiştirdiği zihinsel engelli Selim, her daim annesinin ve ailesinin üzerine titrediği kişi olmuştur. Erkek kardeşi Zafer evlenmek üzeredir ve bu durum ilginin Zafer’e geçmesi demektir. Zafer kendisine çaresizlikle bağlı olan sevgilisi Hale ile evlilik adımları atarken, ailenin odaklandığı tek durum bu olur. Ne var ki düğün günü, sessizce ortadan kaybolan Selim, aile fertlerini daha önce farkında olmadıkları gerçekleri keşfedecekleri hüzünlü bir kadere sürükler.”

‘SÜRGÜN’ Erol Özlevi’nin yönettiği “Sürgün”de, Tolgahan Sayışman, Saadet Işıl Aksoy, Mahir Günşiray ile Ruhsar Öcal izleyici karşısına çıkacak.

Rıdvan Akar’ın eserinden sinemaya uyarlanan filmin senaryosunu, Selin Tunç kaleme aldı.

Filmde, Büyükadalı zengin bir Rum ailenin kızı olan Eleni ile babası faytoncu olan Sedat arasındaki çocukluk yıllarında başlayan imkansız aşk hikayesi anlatılıyor.

‘KEDİ ÖZLEDİ’ Mustafa Şevki Doğan’ın yönettiği “Kedi Özledi”de, İlker Ayrık ile Algı Eke izleyici karşısına çıkacak.

Yönetmenin uzun süredir üzerinde çalıştığı üçlemenin ilk filmi olan romantik komedinin senaryosuna Baykut Badem ve Filiz Ekinci imza attı.

Çekimleri İstanbul’un farklı semtlerinde gerçekleştirilen filmde, üniversiteyi bitirdikten sonra tanışan ve birbirlerini çok seven anestezist Kadir ile modacı Kıymet, imrenilen ilişkileri çatırdamaya başladığında, “Aşk” isimli kedileri sayesinde ilişkilerini yeniden kurtarmaya çalışacaklar.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘YARIM KALAN MUCİZE‘ Biket İlhan’ın yönettiği “Yarım Kalan Mucize”nin oyuncu kadrosunda Nihan Belgin, Yetkin Dikinciler, Umut Beşkırma ile Dolunay Soysert yer alıyor.

Uzun süren çalışmalar sonucu 1940’lı yılların atmosferini yaratmak üzere tasarlanan filmin çekimleri, İstanbul’un Beykoz ve Şile ilçelerinde gerçekleştirildi.

Filmde genç bir kızın okula gitme mücadelesini anlatan Biket İlhan, paralelinde Köy Enstitüleri’nin yapılanma ve yıpratılma sürecine de değiniyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘BİR HURDACININ HAYATI’ Yönetmenliği ve senaryosu “No Man’s Land” ve “Shell Shock” filmleriyle tanınan Bosnalı sinemacı Danis Tanovic’e ait olan “Bir Hurdacının Hayatı”, belgesele yakın bir yaklaşımla, bir ailenin cesaret ve umut öyküsünü anlatıyor.

32. İstanbul Film Festivali’nde, insan hakları temalı FACE Avrupa Konseyi Film Ödülü Özel Mansiyon’a layık görülen film, Bosna-Hersek’in 2014 Oscar adayı olarak belirlendi.

Senada Alimanovic, Nazif Mujic, Sanda Mujic ve Semsa Mujic’in oyuncu kadrosunda yer aldığı filmin konusu şöyle:

“Hurda demir toplayarak hayatını zorlukla kazanan Nazif’in eşi Senada, düşük yapar. Ancak gittikleri hastane, sigortaları olmadığı için öyle yüksek bir meblağ talep eder ki, ameliyat olmadan kasabalarına dönmek zorunda kalırlar. Nazif, eşinin hayatını kurtarmak için, on gün boyunca daha çok hurda toplamaya ve yardım bulmaya çabalarken, çağdaş dünyanın umursamazlığı ve gizli ayrımcılığını da göğüslemeye çalışacaktır.”

‘ARKADAŞLAR ARASINDA‘ İlk kez yönetmenlik koltuğuna oturan Gökhan Horzum’un yönettiği “Arkadaşlar Arasında”nın başrollerini İbrahim Kendirci, Fırat Albayram, Salih Bademci ve Sertan Erkaçan paylaşıyor.

Komedi dram türündeki filmin konusu şöyle:

“Yakın zaman içerisinde doğum gününü kutlayacak olan Ayhan’a, arkadaşları tarafından kutlama için ıssız bir koyda içki masası hazırlanır. 30 yaşını kutlayacak olan Ayhan, hayatla ilgili kaygılar taşımakta ve yaşamını sorgulamaktadır. Arkadaşları Deniz, Cenk ve Barış da ondan farklı bir durumda değildir. Ayhan’ın doğumgünü kutlamasında, gece eğlenceli başlar. Ancak içkinin ve birarada olmanın etkisiyle, herkes o güne dek anlatamadığı şeyleri dışa vurmaya başlar. Geçmişin üzücü hatıralarının ya da bugünün dertlerinin paylaşıldığı sohbet, gelecek planlarıyla sona erer.”

‘DİNOZORLARLA YÜRÜMEK‘ Barry Cook ile Neil Nightingale’in yönettiği animasyon türündeki “Dinozorlarla Yürümek”, Umut Tabak, Arda Aydın, Emrullah Uzun ile Gizem Gülen tarafından seslendirildi.

İzleyiciye dinozorların dünyayı yönettiği zamanları görme ve hissetme şansı veren film, dinozor Paçi’nin tüm zorluklara göğüs gerdiği hikayesini anlatıyor.

‘BU İŞTE BİR YALNIZLIK VAR’ Tuna Kiremitçi’nin aynı adlı romanından, senarist ve sinema eleştirmeni Burak Göral tarafından uyarlanan ‘Bu İşte Bir Yalnızlık Var’, izleyiciyle buluşuyor.

Ketche’nin yönettiği filmin oyuncu kadrosunda, Engin Altan Düzyatan, Özgü Namal, Emin Gürsoy ile Gaye Gürsel gibi oyuncular bulunuyor.

Dram sevenleri sinema salonlarına çekmeyi amaçlayan filmin konusu şöyle:

‘Eski müzisyen Mehmet, müzikten uzaklaşmış, boşanmış bir adamdır. Geçimini özel ders vererek sağlamaktadır. Onu, haftada bir gün görüşebildiği 9 yaşındaki kızı Ezgi, hayata bağlamaktadır. Mehmet, başka biriyle evlenen eski eşi Nazlı’yla kızı yüzünden hala görüşmektedir. Mehmet karısıyla evliyken de ailece görüştükleri Ayşe’nin eşinden ayrılması üzerine, ona şiddetli bir aşk duymaya başlar.’

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘HOBBIT: SMAUG’UN ÇORAK TOPRAKLARI’ Hobbit üçlemesinin ilki ‘Hobbit: Beklenmedik Yolculuk’un devam filmi olan ‘Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları’ fantastik macera sevenleri sinema salonlarına çekmeyi hedefliyor.

Yönetmenliğini Peter Jackson’ın yaptığı filmin uyarlama senaryosunu, Jackson’ın yanı sıra Fran Walsh, Philippa Boyens ve Guillermo del Toro’dan oluşan ekip yazdı.

Oyuncu kadrosunda, Ian McKellen, Martin Freeman, Richard Armitage ile Benedict Cumberbatch gibi isimlerin yer aldığı ‘Hobbit: Smaug’un Çorak Toprakları’nın çekimleri, yönetmenin Wellington’daki kendi topraklarında ve Yeni Zelanda’nın çeşitli yerlerinde gerçekleştirildi.

Misty dağlarından başarıyla geçen Thorin ve beraberindekilerin Mirkwood ormanındaki zorlu maceralarına odaklanan filmin konusu şöyle:

‘Yanlarında Büyücü Gandalf olmadan ormanı geçmek zorunda olan Hobbitler, insanların yaşadığı bölgeye ulaştığında Bilbo Baggins’in cücelerle olan anlaşması da son bulacak. Grup, doğuya doğru ilerlemeye devam ederken göl kasabasına, oradan da Yalnız Dağ’a gider. Burada, tüm yaratıklar içinde en korkutucu olan ve gruptakilerin cesaretinin boyutunu sınayacak bir yaratıkla, Ejderha Smaug’la yüzleşecekler.’

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘ANORMAL AKTİVİTE’ Michael Tiddes’in yönettiği ‘Anormal Aktivite’de, Marlon Wayans, Marlene Forte, Essence Atkins ile David Koechner, izleyici karşısına çıkıyor.

Komedi türündeki filmin senaryosunu, izleyicilerin ‘Scary Movie’ serisinden tanıdığı başrol oyuncusu Marlon Wayans yazdı.

Filmde, hayallerindeki eve kavuşan Kisha ve Malcolm’un, Kisha’nın bedenine kötü bir ruh musallat olmaya başladıktan sonra yaşadıkları anlatılıyor.

Filmin fragmanını izlemek için tıklayın

‘DÜĞÜN DERNEK’ Selçuk Aydemir’in yazıp yönettiği komedi filmi “Düğün Dernek” izleyiciyle buluşuyor.

Başrollerde Ahmet Kural ve Murat Cemcir’in oynadığı filmin çekimleri, Erzincan ve Sivas’ta yapıldı.

İmece usulü bir düğün yapmaya kalkışan dört kafadarın sevimli hikayesinin anlatıldığı filmin konusu şöyle:

“Sivaslı Tarık ve Letonyalı Nugesha’nın aynı ülkede çalışabilmek için acilen evlenmeleri gerekir. Ancak damadın babası İsmail için, dört dörtlük bir düğün yapmak şarttır. Sivas’ta düğün gelenekleri ağır, İsmail’de imkan dardır. Ancak, can yoldaşları ile tüm Sivas düğün için seferber edilecektir.”

Kaynak: ntvmsnbc