• Montreal çıkışlı indie rock grubu The Dears, “Garanti BBVA Konserleri” kapsamında 11 Nisan’da Babylon’a konuk oluyor!

    1995’te bir araya gelen Kanadalı grup The Dears, “orkestral pop-noire” olarak tanımladıkları sound’larıyla çıkış albümleri “End of Hollywood Bedtime Story”i 2000’de yayımladı. 2000’lerin başında Kanada’nın indie rock rönesansı olarak bilinen sahnenin önemli temsilcileri arasında yer alan The Dears, 2001’de “Orchestral Pop Noir Romantique” ve 2002’de “Protest” kısaçalarlarını paylaştı. Serge Gainsbourg’u ...

  • 31 Ocak: Dorock XL Kadıköy Konserleri >Noah Gundersen

    Amerika’lı şarkıcı ve söz yazarı Noah Gundersen, ilk kez İstanbul seyircisiyle buluşuyor. ‘First Defeat’, 'Family', ‘Bad Desire’ gibi hitlerinin yanı sıra Sons of Anarchy dizisine hazırladığı şarkılarla bilinen sanatçı 31 Ocak akşamı Dorock XL sahnesinde. Kaynak: Biletix

  • Günümüzün en iyi progresif post-rock temsilcilerinden Russian Circles, 18 Nisan’da Türkiye’deki ilk konserleriyle %100 Studio’da fırtınalı iki geceye imza atacak!

    İlk albümleri “Enter”ı 2006 yılında yayınlayan ve isminin aksine Şikago’da kurulan grup Russian Circles, 2019 yılında post rock’ı arşa taşıyan isimlerden biri olmayı başarıyor. 2019 Ağustos’unda piyasaya sürülen, müziğin en güzel köşelerine dokunan albümleri Blood Years ile yaratıcı süreçlerini sorgulamamıza sebep olan topluluk; oldukça aktif bir müzik kariyerine sahiptir. Kapı Açılış 20:00 Etkinlik ...

  • 10-15 Aralık: Efsane müzikal Fame, 75. Yılını Kutlayan Yapı Kredi Ana Sponsorluğunda ilk defa Türkiye’de…

    Popüler kültür tarihinin efsaneleri arasında yer alan Fame Müzikali, 75. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda hayallerinin peşinden koşan herkese ilham vermek için orijinal kadrosuyla Londra’nın dünyaca ünlü müzikal sahnesi West End’den İstanbul’a geliyor! 30. yıl turnesinde, dansın tüm coşkusunu yaşatacak 80’lerin unutulmaz ikonu müzikal, 10-15 Aralık 2019 tarihleri arasında ...

  • 15 Şubat-> Tindersticks

    Kendine özgü tarzı, orkestralı müziği ve harika şarkı sözleri ile yıllardır türün öncüsü Tindersticks, Fransız yönetmen Claire Denisortaklığında çıkardığı “Trouble Every Day” ve “Nénette Et Boni” ile hem müzik hem de sinema dünyasına damga vurdu. Yönetmenin son filmi “High Life”ın soundtrackini besteleyen Tindersticks, Nottingham’ın dokusundan çıkan şarkılarıyla İş Kuleleri Salonu’nda.

  • Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

  • 6-7 Aralık-> The Aristocrats 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da!

    Dirty rock, folk ve cazı harmanlayarak, tek bir albümde en iyi şekilde özetleyen grup kimdir? Tabii ki The Aristocrats! Rock virtüöz üçlüsü The Aristocrats unutulmayacak performanslarıya 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da! more_link_text

Oscar adayı filmler !f İstanbul’la geliyor

Bayan Arıza tarafından 24 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

13 Şubat’ta başlayacak !f İstanbul’da gösterilecek 5 film, 2014 Akademi Ödülleri’nde toplam 11 dalda adaylık kazandı. ‘Dallas Buyers Club’, ‘The Grandmaster’, ‘The Wind Rises’, ‘Cutie and the Boxer’ ve ‘The Square’, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da seyirciyle buluşacak.

!f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nde gösterilecek 5 film, bu yılki Oscar Ödülleri’nde toplam 11 dalda adaylık kazandı.

!f İstanbul’un Digiturk Galaları bölümünde gösterilecek Dallas Buyers Club, “En İyi Film”, “En İyi Erkek Oyuncu”, “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, “En İyi Özgün Senaryo”, “En İyi Kurgu”, “En İyi Makyaj” dallarında adaylık alarak, “American Hustle”, “Gravity” ve “12 Years a Slave”den sonra en çok adaylığa sahip film oldu. !f İstanbul’un açılış filmi de olacak Dallas Buyers Club, en son Altın Küre Ödülleri’nde Matthew McConaughey’e drama dalında en iyi erkek oyuncu, Jared Leto’ya da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini kazandırarak Oscar şansını artırmıştı.

Digiturk Galaları bölümünde gösterilecek Wong Kar-Wai filmi The Grandmaster/Büyük Usta, “En İyi Görüntü Yönetmeni” ve “En İyi Kostüm Tasarımı” dallarında adaylık kazanırken, Hayao Miyazaki’nin sinemaya vedası olacağını söylediği The Wind Rises/ Rüzgâr Yükseliyor da beklendiği gibi “En İyi Canlandırma Film” dalında aday oldu.

BELGESELLER BU SENE TAM !F’LİK! Oscar yarışının öne çıkan bölümlerinden belgesel dalında ise !f İstanbul’un 2014 programından 2 film yer alıyor. Bunlardan ilki Zachary Heinzerling’nin Sundance’te Belgesel dalında yönetmenlik ödülü, Tribeca’dan da Seyirci Ödülü’nü kapan filmi Cutie and the Boxer/Genç Kız ve Boksör. Boks gibi şiddet içerikli bir sporu, son derece artistik bir biçimde resim sanatına yansıtan Ushio Shinohara ile kendisi gibi sanatçı olan eşi Noriko’nun birlikte açacakları sergiye hazırlıklarını anlatan film, şimdiden 2014’ün en ışıltılı filmlerinden biri olacak görünüyor.

Belgesel dalının bir diğer !f 2014 filmi ise, Toronto’da En İyi Belgesel Ödülü’nü alan, Uluslararası Belgesel Birliği (IDA) tarafından da yılın en iyisi seçilen The Square/Meydan. Jehane Noujaim’in yönettiği bu çarpıcı belgesel, Mısır’da yaşanan olaylarda yer alan bir grup aktivistin yaşadıklarını konu alırken, duymaya alıştığımız kanlı savaş haberlerinin, seçimlerin, protestonun arkasındaki insanlara dair portreler ve kişisel hikâyeleri paylaşıyor.

En İyi Belgesel dalının beklenen adaylıklarından The Act of Killing/Öldürme Eylemi ise Türkiye’de ilk kez ve sadece geçen yıl !f İstanbul’da gösterilmişti.

YARIŞACAK FİLMLER BELLİ OLDU Dünya sinemasının dikkat çekici genç yeteneklerini İstanbul’da buluşturan ve yeni sinemanın nabzını tutan !f İstanbul’da yarışacak filmler de belli oldu. Mehmet Günsür, Michael Hausman, Dennis Lim, Philippe Falardeau ve Christoph Terhechte’den oluşan jüri, Uluslararası Keş!f Yarışması’nda 2014’ün ilham veren yönetmenini arayacak. 12 ülkeden 9 filmin yarışacağı Keş!f’te Türkiye’yi Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın birlikte yazıp yönettikleri Mavi Dalga temsil ediyor.

13 ŞUBAT’TA YOLA ÇIKIYOR 3. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 13-23 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul’da, 27 Şubat-2 Mart 2014 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de gerçekleşecek. !f İstanbul bağımsız sinemanın en iyilerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music partileriyle İstanbul’un eğlence hayatına alternatif olacak.

13. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 13-23 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak; 27 Şubat-2 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum Armada ve İzmir’de ise Cinemaximum Konak Pier sinemalarında gerçekleşecek.

Festival biletleri ise 31 Ocak’ta biletix’te indirimli ön satışta

Kaynak: ntvmsnbc

Tezer Özlü “Yeryüzüne Dayanabilmek İçin”

Bayan Arıza tarafından 24 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (Ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar.

Tezer Özlü’nün yurtdışındayken Türkiye’deki dergilere yazdığı, dünya edebiyatıyla, sinema ve tiyatroyla kurduğu ilişkiyi kendi edebiyatı içinden yorumladığı yazılardan oluşan Yeryüzüne Dayanabilmek İçin, yazarın iç dünyasını takip eden tutkun okurlar için yeni bir ışık sağlıyor. Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk’un yazarından yine yaşamla ve ölümle hesaplaşan yazılar…

Kaynak: Pandora Kitabevi

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Psikometrist”

Bayan Arıza tarafından 24 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Psikometrist; bir nesneye dokunarak, geçmişte o nesneye dokunmuş kişi ya da kişiler hakkında bilgi edinebilme yetisine sahip kişilere verilen sıfat.

“Dünyada en iyi filmleri biz çekeriz, en iyi sinemayı biz biliriz” diyen Amerikalılardan sonra sinemaya farklı bir boyut kazandıran Güney Kore sineması son zamanlarda yükselişe geçti. Çalıntı olmayan kendine ait senaryolar, oyunculuklar, kamera açıları, film arasındaki müzikleri ve pek çok detayla sinemaya farklı bir boyut kazandırdılar. Güney Kore sinemasına yeni başlamış olanlar için kaçırılmamasıgereken bir yapım “Psychometry.”

Filmin konusuna dönecek olursak, Dedektif olarak 3 yıldır görevini yapmakta olan Yang bir polis memurudur, görev esnasında bir kızın kurban olmasını araştırırken gözlerden kaçan bir grafiti bulur. Bu grafiti aynı zamanda cinayetin senaryosunu yansıtmaktadır, Yang grafitiyi kimin yaptığını öğrenmek için yapanın peşine düşer. Filmin başlarından itibaren polis-hırsız kovalamacası şeklinde düşündüğünüz filmin seyri zaman geçtikçe şeklini alıyor.

Polis memurunun grafitiyi yapanı bulma çabası,pek çok olay gelişiyor bu zaman dilimi içinde. Grafiti burada bir metafor olarak seyirciye yansıtılıyor.

Mevzuya geri dönecek olursak, Polis memuru Yang kaçırılan kız katilleri bulmak için hem grafitiyi yapan adamı bulmak için yola düşüyor, hem de katillerin izini sürüp peşlerini bırakmıyor, kendilerini görevden alan amirine referanslar sunuyor. Amir, Yang’ın kendilerini kandırdığını düşünüyor. Yang araştırmaktan vazgeçmiyor.

Grafitiyi yapan çocuğun doğa üstü yetenekleriyle dokunduğu kişinin geçmişe dair bilgi edinebilme yetisi herkesi şaşırtıyor. Yang’ın eline dokunarak geçmişine gidiyor, bazen de grafitici’nin kendi geçmişinde yaşadığı olaylar hüzünlü sahneler olarak seyirciye aktarılıyor. Her dokunduğu kişinin Geçmişine gitmesinin ardından Yang, grafiticinin bu doğa üstü yeteneğini katilleri bulmak için kullanıyor.

Film, içinde bulundurduğu müzikleriyle seyirciye gerilimin içine itiyor. Bazı sahnelerle psikolojik unsurları gözardı edemiyorsunuz. Film boyunca katilin kim olduğu sorusu kafamızı kurcalaması, filmin başlarından itibaren katilin gösterilmemesi de filmde gerilimini ve gizemini arttıran unsurlardan. Aynı zamanda çoğu sahnede yerinizden kımıldamıyorsunuz; “hem ne olacak acaba?” sorusuyla karşılaşıyorsunuz, hem de “keşke böyle bir özelliğim olsaydı” diye iç geçiriyorsunuz.

Ayrı bir parantez açmak gerekirse Güney Kore sinemasında çocuk karakterler filmde hiç sırıtmıyor. Çocuk karakterler filmde en baş köşeye koyulması gerekir. Tatlılıkları, mimikleri, masumiyeti ve bir çok şey…Çocuk karakterlere hayran kalmamak mümkün değil. Hem masumiyetlerini seviyorsunuz, hem de bazı sahnelerde seyirciye hüzün yaşatıyorlar.

Filmde amiri oynayanların aptala yatıyor olması film adına sırıtan bir detay. Çoğu yerde memur Yang üzerinden ilerliyor film.

Oyunculuklara değinmek gerekirse Kim Bum ve Kim Kang-woo harika iş çıkarmışlar. Grafiti rolünde oynayan Kim Bum özellikle melankoli tavırlarıyla, dramatik yönüyle filmde oyunculuk olarak daha iyi iş çıkarmış. Bazı dövüş sahneleri daha iyi yapılabilirdi, ama bu filmin ahengini bozmuyor. Senaryosu başta olmak üzere her şeyi kendine özgü bir yapım olan “Psychometry” Güney Kore sinemasının son yıllarda dram-gerilim türü adı altında çıkan başarılı filmlerden biri.

Filmin IMDB’den 6.1 alması sizi şaşırtmasın, oyunculuklarıyla, kendine özgü senaryosuyla filmin hak ettiği değeri aldığına inanmayanlardanım. Türkiye piyasasında sinemalarda gösterime girmemesi de bu ülkedeki sinema severlerin genelinin popülist filmlere yakın olmasından dolayı.

Özet olarak, halen Amerika sinemasının kendini devasa aynada görmesi bir yana, kendileri de böyle klas filme imza atsalardı kendilerini dünyanın devi olarak görmekten vazgeçerlerdi sanırım.

Arkadaşlarımın, can dostlarımız için kurduğu faydalı bir site: Petmosfer.com

Bayan Arıza tarafından 20 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Petmosfer.com  ile Can Dostlarımız için farklı bir atmosfer yarattık!

2014 Ocak ayında yayın hayatına başlayan Petmosfer bir Lokomotif Network girişimdir. Petmosfer; pet shoplar, veterinerler, hayvan barınakları ve derneklere hızlıca ulaşmanızı sağlar. Lokasyon bazlı bir site olan Petmosfer, iletişim bilgilerinden haritada işaretleme özelliğine kadar tüm hizmetleri ücretsiz sunmaktadır.

Petmosfer’e ücretsiz üye olarak hakkınızdaki bilgi, telefon, faks, adres bilgilerinizi ekler ve haritada işaretleme özelliğini ücretsiz kullanabilirsiniz. Böylece, tüm pet shoplar, veterinerler ve barınaklar daha ulaşılabilir olurken, can dostlarımıza hizmet etmenin neşesini yaşarız.

Sosyal Medyada Petmosfer kayıp can dostlarımızın bulunması ya da gönüllü yapılan etkinlikler için duyurulara da destek vermektedir. Ayrıca can dostlarımızın bakımı için pratik bilgiler yayınlanmaktadır.

Ücretsiz üye olun, işletmenizi ekleyin ve Türkiye’nin her yerinden ulaşılabilir olun. Herkesi bu atmosfere bekliyoruz. Özellikle de can dostlarımız için…

www.petmosfer.com

bilgi@petmosfer.com

www.facebook.com/Petmosfer

twitter.com/Petmosfer

Ahmet Ümit Agatha Christie’ye komşu oldu

Bayan Arıza tarafından 19 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Yazar Ahmet Ümit’in ismi, Pera Palace Hotel Jumeirah’ın 410 numaralı odasına verildi.

Düzenlenen törende konuşan otelin genel müdürü Pınar Kartal Timer, buranın İstanbul’un simge binaları arasında yer aldığını belirterek, ilk kez yaşayan bir yazarın isminin, otel odasına verildiğini dile getirdi.

Timer, otelde, Mustafa Kemal Atatürk’ün müze odası başta olmak üzere, cumhurbaşkanları İsmet İnönü ve Celal Bayar ile yazarlar Ernest Hemingway ve Agatha Christie’nin odalarının da bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Ahmet Ümit bey de Agatha Christie hanıma komşu geliyor. 411 no’lu oda Agatha Christie odasıdır. Kendisinin odası da 410 numaralı. Proje sıcacık bir sohbet esnasında, Pera Palas’ta bir röportajı esnasında Ahmet Ümit beyle tanışmamızla başladı. Neden bir oda da yazar Ahmet Ümit adına olmasın diyerek yola çıktık ve Ümit de bu fikri sıcak karşıladı.”

Yazar Ahmet Ümit de Timer’in bu konudaki önerisini memnuniyetle karşıladığını anlatarak, şöyle konuştu:

“Pera Palas’ın benim için başka bir anlamı var. 18 yıl önce ilk polisiye romanım ‘Sis ve Gece”nin tanıtımı tam da burada, bu salonda oldu. O açıdan Pınar hanım bu öneriyi getirince gurur duydum. Şu an İttihat ve Terakki üzerine çalışıyorum. Baş karakterlerimizden bir tanesi Şehsuvar Sami’nin otelde kaldığı odanın numarası belli değildi ama şimdi belli. 410 numaralı odada kalacak. Benim için çok gurur verici bir şey. İstanbul’un anıtlarından birisi olan bu otelde, bu binada en azından bir odasında adımın geçiyor olması son derece sevindirici bir şey.”

Daha sonra Ümit ve beraberindekiler, yazarın bazı eşyalarının ve kitaplarının da bulunduğu 410 numaralı odayı gezdi.

Kaynak: ntvmsnbc

Bon Jovi’den bilet satış rekoru

Bayan Arıza tarafından 19 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.
Bon Jovi, yılın en çok konser bileti satan grubu oldu. Grubun, “Because We Can” turnesindeki bilet satışı 259,5 milyon dolara ulaştı.

BD’li ünlü rock grubu Bon Jovi, yılın en büyük 20 dünya turnesinde ilk sıraya yerleşti.

Pollstar’ın anketine göre, 1983’te New Jersey’de kurulan grup, 10 Şubat’ta Washington’da başlayıp 17 Aralık’ta Avustralya’da sona eren “Because We Can” adlı turnesinde 259,5 milyon dolar bilet satışına ulaştı.

Listenin ikinci sırasında 188,6 milyon dolar bilet satışıyla Beyonce yer alıyor. Pink, Justin Bieber ve Bruce Springsteen, dünya turneleri ile listenin üçüncü, dördüncü ve beşinci sırasında geldi.

Taylor Swift, Elton John, Rihanna, Depeche Mode, One Direction ve Rolling Stones’un turnelerinin de yer aldığı ilk 20 dünya turnesinin toplam geliri ise 2,43 milyar dolara ulaştı.

Bilet satışlarının, bir önceki yıla oranla yüzde 24 oranında arttığı belirlendi.

Kaynak: ntvmsnbc

BAFTA adayları belli oldu

Bayan Arıza tarafından 13 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

BAFTA ödülleri 2013 adayları açıklandı. ‘Gravity’ (Yerçekimi) aralarında en iyi film ve en iyi yönetmen kategorilerinin de bulunduğu 11 dalda aday oldu.

İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödüllerinin bu yılki adayları belli oldu.

Ünlü Amerikalı aktris Sandra Bullock’un oynadığı “Gravity” (Yerçekimi) filmi, aralarında en iyi film ve en iyi yönetmen kategorilerinin de bulunduğu 11 dalda BAFTA ödüllerine aday oldu.

“American Hustle” (Düzenbaz) filmi ile köleliğin konu edildiği “12 Years a Slave” (12 Yıllık Esaret) filmleri de 10 dalda aday gösterildi.

BAFTA 2013 ödülleri için bazı kategoriler ve adaylar şöyle:

En İyi Film: 12 Years a Slave, American Hustle, Captain Phillips, Gravity, Philomena

En İyi Yönetmen: Alfonso Cuaron (Gravity), Paul Greengrass (Captain Phillips), Steve McQueen (12 Years a Slave), David O Russell (American Hustle), Martin Scorsese (The Wolf of Wall Street)

En İyi Erkek Oyuncu: Christian Bale (American Hustle), Bruce Dern (Nebraska), Leonardo DiCaprio (The Wolf of Wall Street), Chiwetel Ejiofor (12 Years a Slave), Tom Hanks (Captain Phillips)

En İyi Kadın Oyuncu: Amy Adams (American Hustle), Cate Blanchett (Blue Jasmine), Sandra Bullock (Gravity), Judi Dench (Philomena), Emma Thompson (Saving Mr Banks)

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Barkhad Adbi (Captain Phillips), Daniel Bruhl (Rush), Bradley Cooper (American Hustle), Matt Damon (Behind the Candelabra), Michael Fassbender (12 Years a Slave)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Sally Hawkins (Blue Jasmine), Jennifer Lawrence (American Hustle), Lupita Nyong’o (12 Years a Slave), Julia Roberts (August: Osage County), Oprah Winfrey (The Butler)

En İyi İngiliz Filmi: Gravity, Mandela: Long Walk to Freedom, Philomena, Rush, Saving Mr Banks, The Selfish Giant

BAFTA ödüllerini kazananlar 16 Şubat’ta Londra Kraliyet Opera binasında düzenlenecek törenle belli olacak.

Kaynak: ntvmsnbc

Hitit alfabesini çözen Halet Çambel öldü

Bayan Arıza tarafından 13 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Hitit alfabesini çözen bilim insanı Prof. Dr. Halet Çambel, İstanbul’daki evinde 98 yaşında vefat etti. Çambel, 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil eden iki kadın sporcudan biriydi.

Berlin’de 27 Ağustos 1916 tarihinde, Almanya’da askeri ateşe görevinde bulunan Hasan Cemil Bey (Çambel) ile dönemin Berlin Büyükelçisi’nin kızı Remziye hanımın üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Halet Çambel, yurt dışında arkeoloji eğitimi gördü.

Atatürk’ün emri ile başlatılan Hitit tarihi araştırmalarında Çorum Hattuşaş’da binlerce tabletin ortaya çıkmasında görev alan Prof. Dr. Çambel, 1946 yılında Osmaniye’nin Kadirli İlçesi sınırlarındaki Karatepe Höyüğü kazını başlattı. Karatepe’de iki dilli kalıntıları iğneyle kuyu kazarcasına ortaya çıkaran Prof. Dr. Halet Çambel, ömrünü bu hoyüğe adadı. Eşi Nail Çakırhan da bu kazı bölgesinin restorasyonunda başarısı ile mimar olmadığı halde ‘Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görülmüştü.

67 YILDIR HÖYÜKTE YAŞIYORDU Prof. Dr. Halet Çambel, eşi Nail Çakırhan ile birlikte bu höyükte bir kulübede yaşamaya başladı. Daha sonra aynı yerde 2 odalı bir ev yaparak yaşamını sürdürürken araştırmalarına devam etti.

Prof. Dr. Halet Çambel’e, Kültür ve Turizm Bakanlığı 2010 Yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verilmişti. Arkeoloji alanında yaptıkları çalışmalar ve arkeoloji bilimine üstün katkılarından dolayı Prof. Dr. Nimet Özgüç ile birlikte ödüle layık görülen Prof. Dr. Çambel, ödülünü Şubat 2011’de düzenlenen bir törenle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün elinden almıştı.

Prof. Dr. Halet Çambel için salı günü saat 10.00’da Boğaziçi Üniversitesi’nde tören yapılacak, çarşamba günü de Muğla’daki köylerinde 2008 yılında vefat eden eşi Nail Çakırhan’ın yanına defnedilecek.

Prof. Dr. Halet Çambel, Suat Aşeni Fetgeri ile birlikte 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil ederek, Olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcular olmuştu.

Kaynak: ntvmsnbc

Malt Konser Kritiği (10 Ocak 2014: Kadıköy Sahne)

Bayan Arıza tarafından 12 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

Kadıköy Sahne’deki ilk konser deneyimimizi Malt ile yaşamış olduk, pek leziz oldu nitekim. Efenim, Kadıköy’de canlı müzik yapılan mekân sayısı az olduğundan ve sevdiğimiz gruplar genellikle Taksim’de sahne aldıklarından açıkçası bizim için son zamanlarda konserler hayâl olmuştu. Evimizin Anadolu yakasında olmasından dolayı ve Taksim’in gitgide kaosa dönen hali sebebiyle hiç yolumuz oraya düşemiyordu. Özellikle o betonlaştırılmış iğrenç halinden sonra görmek bile istemiyorduk.

Web siteme etkinlik eklemek için Biletix’teki konserlere göz atarken Malt’ın Kadıköy konseri haberini gördüm. Görünce de hemen atladım tabii. Hem de Kadıköy Sahne’yi bir tecrübe edelim diyorduk.

Konser mekânı tam Shaft’ın karşısında kalıyor sayılır. Üstteki gişeden de etkinliklere bilet alabilirsiniz. Biz şahsen konser günü biletimizi aldık. Biletix hizmet bedeli alıyor, gişeden aldığınızda hizmet bedeli de ödemiyorsunuz. Aklınızda olsun.

Bir merdivenle aşağı hemen iniyorsunuz. Giriş, çıkışlar kolay. Vestiyeri var. Vestiyere kışlık ne varsa bıraktıktan sonra içeri geçtik. 22.30’da başlaması gereken konser 23.00’te başladı. Cuma olduğundan ve geç başlayacağını bildiğimizden 22.40 gibi mekâna geçerek sahne önü sayılabilecek bir noktada yerimizi aldık. İçerisi geniş sayılır. Tek dezavantaj içeride kolon olması. O kolonlar da olmasa mekân daha da geniş olurmuş. Taksim’deki mekânlara göre -hele ki en son Anathema konserinde yaşadığımız rezalet Garajİstanbul tecrübesinden sonra- burası cennet gibi geldi. İçerisi havadar sayılır, çok basık değil, ışıklar güzel, en azından Garajİstanbul’daki gibi ısıtmıyor, sadece ışık veriyor:) Ulaşımı kolay, müzik sistemi güzel. Garsonlar sürekli olarak “bir şey içer misiniz?” diye tepenize binmiyor. Tipik Kadıköy kibarlığı mevcut yani. Canınız ne zaman isterse o zaman içiyorsunuz. Şişe bira 15TL. Bu da uygun sayılır. Kaldı ki biz sürekli Kadıköy’de Zincir’e gidiyoruz. Orada canlı müzik olmadığı halde 9-10TL bira. Burada canlı müzik olduğundan ve alkole yapılan zamlardan sonra bira fiyatı çok gelmedi açıkçası.

Malt çıkana kadar Türkçe rock gruplarının şarkılarını dinledik, Şebnem Ferah, Vega, Kurban, Radical Noise, Dejavu, Feridun Düzağaç, Hayko Cepkin, Manga vb.

Nihayetinde 90’lı yıllarda “Badluck” grubunun solistliğini yapan, radyo ve televizyonların tanınan simalardan Cenk Durmazel, Barış Ertunç ve Cenk Turanlı’dan oluşan pek sevdiğimiz Malt sahne aldı. Davulda soyadını hatırlayamadım ama adı Gerçek olan sıkı bir davulcu vardı. Hemen alışmıştı Malt şarkılarına.

Malt 2005’te kuruldu. 2007’de “Kendi Adını Taşıyan İlk Albüm” ve 2010’da “Arıza” adlı iki albüm çıkarttılar. Yine bu leziz iki albümden şarkılar ve Nilüfer ile ortak söyledikleri “Ara Sıra Bazı Bazı”yı da dinlemiş olduk.

Hangi şarkıları çaldılar? Eh iki albümden de dolu dolu bi’sürü şarkı dinledik zevkle. Aklıma gelenleri hemen sıralayanzi:  ilk albümden katır, portakal, dolmuş, deprem, gezegen, motor, aşkın gözü, gol; ikinci albümden en sevdiğim Malt şarkısı olan neanderthal, olmaz, yangın, yeniden, arıza, doldur, evdeymiş ve vefat eden arkadaşları için yazdıkları kapıya yazdır. Yine “Mutlu” da sahneye bi sürü kişi çağırdılar ve halay çekilerek “ben mutluyum ulan” diye bağırıldı:)

Çok kalabalık değildi içerisi –böyle olmaması da iyiydi-. Sıkış tepiş bir durum olmadığından konser de keyifli, mutlu ve eğlenceliydi.

Yaş ortalamasını çok kestiremedim. Çünkü, yeni jenerasyon da vardı. 22-23 yaş diyelim. 90’lı yıllar tayfasından yaşı kemale ermiş bizim gibi tipler de vardı. Ama kaliteli bir seyirci grubuydu. Taksim’dekilerle kıyaslayınca gayet düzgündü insanlar. Yani düşünsenize eviniz Anadolu yakasında, sevdiğiniz grup neredeyse ayağınıza kadar gelmiş, eh gitmemek olmaz:)

Şahsen biz bundan sonra Kadıköy’de izlicez gruplarımızı. Redd umarım yakında bir konser verir de onları da orada izleriz. Mekânı bir gün siz de tecrübe edin efenim. Sevgiler…

Cannes’da jüri başkanı Jane Campion

Bayan Arıza tarafından 9 Ocak 2014 tarihinde yazıldı.

14-25 Mayıs’ta yapılacak Cannes Film Festivali’nde jüri başkanlığını yönetmen ve senarist Jane Campion yapacak.

67. Cannes Film Festivali’nin bu yılki jüri başkanlığını Yeni Zelandalı yönetmen ve senarist Jane Campion yapacak.

Campion, festivalinin internet sitesinden yaptığı açıklamada, “Jüri başkanlığına seçilmekten büyük onur duydum. Festivalin açılışını dört gözle bekliyorum” ifadesini kullandı.

Ünlü sinemacı, 1993 yılında düzenlenen Cannes Film Festivali’nde “Piyano” isimli filmiyle Altın Palmiye ödülünü kazanmıştı. Campion, yine aynı filmle, Oscar en iyi özgün senaryo Akademi ödülünü kazanmıştı.

67. Cannes Filim Festivali, 14-25 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek.

Kaynak: ntvmsnbc