• Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

  • %100 Metal İftiharla Sunar; Thrash metalin dev ismi OVERKILL 26 Eylül 2019 Perşembe akşamı KüçükÇiftlikPark’ta!

    Temelleri 1980 yılına dayanan ve isimlerini Motörhead’in “OverKill“ parçasından alan New Jersey’li grup 1985 yılında yayınladıkları “Feel The Fire” ve  sonrasında peş peşe çıkardıkları “Taking Over” ve “Under The Influence” albümleri ile kısa sürede tüm dünyaya OVERKILL ismini öğrettiler. more_link_text

  • 30 Kasım-> Yıllardır yaratacılığından ve enerjisinden ödün vermeyen dev isim New Model Army, 30 Kasım’da %100 Studio’da!

    1980'de Bradford'da kurulan New Model Army; punk rock, kuzey ruhu ve zamanın atmosferinden ilham aldı. Günümüze kadar uzun, yaratıcı ve netice dolu bir yolculuk geçiren grup; post-punk, folk-rock, politik-rock, goth ve metal gibi farklı alt kültürlerinden etkilense de bir etikete ait olmayı her zaman reddetti. more_link_text

  • 6-7 Aralık-> The Aristocrats 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da!

    Dirty rock, folk ve cazı harmanlayarak, tek bir albümde en iyi şekilde özetleyen grup kimdir? Tabii ki The Aristocrats! Rock virtüöz üçlüsü The Aristocrats unutulmayacak performanslarıya 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da! more_link_text

  • Mor ve Ötesi senfonik, Yoğun istek üzerine 7 Ekim’de yeniden sizlerle…

    Ülkemizin en önemli müzik gruplarından mor ve ötesi geçtiğimiz sonbaharda ilk defa seyirci ile buluşturdukları “senfonik” projesi ile sahne alıyor! Şef Orçun Orçunsel yönetimindeki Avrasya Filarmoni Orkestrasıve Şef Masis Aram Gözbek yönetimindeki Magma Filarmoni Korosunun eşlik edecek. mor ve ötesi Kerki|Solfej konserleri ile Harbiye Açıkhava'da sizlerle! more_link_text

  • 13 Eylül-> İstanbul Blue Night Sunar: Evanescence

    Müziğinde rock, metal ve senfonik öğeleri birleştiren Evanescence, “Synthesis Live” turu ile şehrin olmazları olduran festival markası İstanbul Blue Night sponsorluğunda 13 Eylül’de Volkswagen Arena’ya konuk oluyor! Evanescence öncesinde, alternatif rock’ı ve pop’u kendine özgü stiliyle bir araya getiren VERIDIA’yla buluşuyoruz. more_link_text

  • Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

Melvins Vokali Buzz Osborne’dan Solo LP

Bayan Arıza tarafından 20 Mart 2014 tarihinde yazıldı.

Melvins ön adamı Buzz Osborne solo albüm müjdesi verdi.

Kuruluş tarihi olan 1984′ten beri Melvins’le çalan, kaydeden ve sahneleyen Buzz’un ilk olacak solosu 3 Haziran’da servis edilecek.

This Machine Kills Artists adı verilen LP ve ilk 45′liği “Dark Brown Teeth.”

Buzz Osborne – Dark Brown Teeth

Kaynak: Radyo Eksen

Weezer Stüdyoda!

Bayan Arıza tarafından 20 Mart 2014 tarihinde yazıldı.

Weezer stüdyoda olduğunu duyurdu.

LA menşeli power pop hareketi duyduğumuzda ilk dönemlerine götüren bir de tanıtım videosu paylaştı.

Son albümleri Hurley modern rock’a vasat bir örnek olan topluluğun yeni LP’sinden tanıtımda duyduklarımızdan sonra umutluyuz.

Weezer – =w=

Kaynak: Radyo Eksen

Pixies Basçısı Kim Deal’den Yeni Müzik – The Root

Bayan Arıza tarafından 20 Mart 2014 tarihinde yazıldı.

Pixies olayını tamamen bitiren Kim Deal bir süredir solo 45′liklerini web sitesi üzerinden paylaşmakla meşguldü.

Deal, servis ettiği limitli sayıdaki single’lara bir yenisini ekledi.

Hot Shot – Kim Deal

Kim Deal and Morgan Nagler – ‘The Root’ [Official Video] from Kim Deal Music [Official] onVimeo.

Kaynak: Radyo Eksen

Hollywood kadınları unutuyor

Bayan Arıza tarafından 20 Mart 2014 tarihinde yazıldı.

Kadınlar, Hollywood'da da var olma mücadelesi veriyor. Geçen yıl çekilen filmlerdeki kadın karakter sayısında ciddi oranda düşüş var.

Sinemanın kalbi Hollywood'da geçen yıl çekilen 300 büyük bütçeli filmdeki kadın karakterlerin sayısında ciddi bir düşüş olduğu belirlendi.

Merkezi San Diego'da bulunan Televizyon ve Film Dünyasında Kadınlar Merkezi tarafından yapılan çalışmaya göre kadınlar, geçen yıl çekilen büyük bütçeli filmlerdeki ana karakterlerin yüzde 15'ini, önemli karakterlerin de yüzde 29'unu canlandırdı. Filmlerde konuşması olan kadın karakterlerin oranı ise yüzde 30.

300 filmde 7 bin karakteri inceleyen araştırmaya göre, bu filmlerden sadece yüzde 13'ünde önemli erkek ve kadın karakterlerin sayısı eşit.

Filmlerdeki kadın karakterlerin genellikle erkek karakterlerden daha genç olduğuna işaret edilen araştırmada, "Filmlerdeki kadın karakterlerin yüzde 75'i beyazlardan oluşuyor. Asyalı kadınlar, en düşük orana sahip. Filmlerdeki erkek karakterlerin yüzde 75'i meslek sahibiyken bu oran kadın karakterlerde yüzde 60'a düşüyor" denildi.

Geçen yıl çekilen filmlerde görev alan kadın yönetmen, yapımcı, senarist ve sanat yönetmenlerinin oranı ise yüzde 16'ya düştü.

Araştırmacılardan Dr. Martha Lauzen, "The Hollywood Reporter" dergisine yaptığı açıklamada, son 10 yılda filmlerdeki kadın karakterlerin sayısının önemli oranda düştüğünü söyledi.

Woody Allen'ın "Blue Jasmine" filmindeki performansı ile bu yılki En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ına layık görülen Cate Blanchett de ödül töreninde kadınların sinema endüstrisindeki varoluş savaşına değinmişti.

Kaynak: ntvmsnbc

 

Metallica’dan yaza damgasını vuracak turne!

Bayan Arıza tarafından 20 Mart 2014 tarihinde yazıldı.
Metallica, önümüzdeki yaza damga vuracak sahne performansını istek parçalardan oluşacak özel bir konser ile İstanbul'daki hayranlarıyla buluşturacak.

Sayısız ödüllü rock metal grubu ilk kez gerçekleştireceği "Metallica By Request" projesiyle, müzikseverleri çığır açan interaktif Metallica konseri deneyimi ile tanıştıracak. Bu özel Metallica konseri, Pozitif Live organizasyonuyla 13 Temmuz Pazar günü İTÜ Stadyumu'nda gerçekleşecek. Biletler 18 Mart Salı günü itibariyle tüm Biletix satış noktaları ve biletix.com üzerinden satışa sunulacak.

Metallica Müzikseverleri İstanbul Konserinde Çalacakları Parçaları Seçmeye Davet Ediyor!

Avrupa'da bir çok farklı şehirde gerçekleşecek olan Metallica konserlerine biletini internet üzerinden alan müzikseverler, izleyecekleri konserde çalınacak şarkıları oylama hakkına sahip olacak ve Metallica'nın 30 yılı aşkın süredir kaydettiği 140'dan fazla parça ile rüyalarını süsleyen şarkı listesini oluşturabilecek. Birçok şehirde oylama sonucu açılış parçası olarak en çok istek alan ?One? ve ?Master of Puppets? ile yapan Metallica'nın geleneksel olarak 18 şarkıdan oluşan sahne şovunun, 17 şarkısı verilen bu oylar sayesinde belirlenecek. 18. şarkıyı ise oylama heyecanının dışında kalmayan Metallica ekibi, kaydettikleri yeni parçalar arasından seçecek. Metallica hayranları www.metallicabyrequest.com sitesinden diğer müzikseverlerin hangi şarkılara oy verdiğini ve oylama sonuçlarına ulaşabilecek. "Stüdyoda dört duvar arasında sıkışıp kalmaktan kurtulup önümüzdeki yaz boyunca Avrupalı dostlarımızın bize vereceği enerjiyi görmek için çok heyecanlıyız. Dahası, çılgın hayranlarımızın seçtiği parçaları çalmak çok eğlenceli olacak gibi duruyor, bu durum genelde şarkı listelerini yapan benim omuzlarımdaki büyük bir yükü hafifletecek" – Lars Ulrich

Daha fazla bilgi için www.pozitiflive.com ve www.metallicabyrequest.com adresini ziyarat ederek konser ve oylama sistemiyle ilgili detaylara ulaşabilirsiniz.

Metallica Hakkında

1981 senesinde davulcu Lars Ulrich ve gitarist/vokalist James Hetfield tarafından kurulan Metallica, dünya çapında 110 milyonu aşan albüm satışı ve milyonlarca insanın, kısa sürede tarihin en etkileyici ve en başarılı heavy metal gruplarından birine dönüştü. Ekip bir çok multi-platinyum albüme imza attı, bu ödüllü albümlere 1991'de yayınlanıp, Soundscan tarihinin en çok satılan albümü seçilen Metallica da dahil. Son albümleri Death Magnetic, 2008'de Billboard Top 200 listesine en tepeden girdikten sadece altı hafta sonra platinyum plak mertebesine ulaştı ve 32 farklı ülkede listelerde #1 oldu. Metallica, 30 yılı aşkın kariyeri boyunca aralarında 9 Grammy ödülü, 2 Amerikan Müzik Ödülü ve bir çok MTV Video Müzik ödülünün bulunduğu sayısız ödüle layık görüldü ve grup 2009'da Rock and Roll Hall of Fame'de yerlerini aldı.

Kaynak: Milliyet

Tricky garajistanbul sahnesinde!

Bayan Arıza tarafından 20 Mart 2014 tarihinde yazıldı.

Trip-hop müziğinin ustası Tricky garajistanbul sahnesinde!

Doksanlı yıllarda, doğuşuna tanıklık ettiğimiz Bristol çıkışlı, trip-hop müziğinin en önemli temsilcilerinden olan İngiliz müzisyen; Tricky, 10 Nisan’da garajistanbul’da sahne alıyor.

Birçok albüm çıkarmış, birçok sanatçı ve müzisyenlerle işbirliğine girmiş ve Beşinci Element gibi dizi ve filmlerde önemli roller üstlenmiş olan Tricky, 2013 yılında yayınlamış olduğu “False Idols” albümünün ardından İstanbul seyircisiyle garajistanbul’ da buluşuyor. Bu özel konserin biletleri Biletix ve garajistanbul gişesinde!

Kapı Açılışı: 21:00

Sahne : 22:00

Bilet Kategorileri : Öğrenci : 50.-TL

Normal : 60.-TL

VIP : 120.-TL

Kaynak: Milliyet

Krist Novoselic’den Akordeon’la “Royals” Yorumu

Bayan Arıza tarafından 15 Mart 2014 tarihinde yazıldı.

İlginç bir cover’la karşı karşıyayız.

Nirvana basçısı aynı zamanda politikacı Krist Novoselic yılın büyük çıkış yapan sanatçısı Lorde’a ait “Royals” kaydını yorumladı.

Novoselic’in akordeon çaldığı enstrümantal yorum, demokratik oy platformu FairVote gecesinde gerçekleşti.

Krist Novoselic – Lorde’s “Royals” on the Accordion

Kaynak:  Radyo Eksen

Her yer Berkin her yer eylem

Bayan Arıza tarafından 11 Mart 2014 tarihinde yazıldı.

Başbakan Erdoğan'ın emriyle vahşi polis saldırısı sırasında, başına gaz kapsülü isabet eden 14 yaşındaki Berkin Elvan 269 gün sonra yaşamını yitirdi.

Kaynak: Cumhuriyet

 

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: The Diving Bell And Butterfly

Bayan Arıza tarafından 11 Mart 2014 tarihinde yazıldı.

Ramon Sampedro'nun yaşamını ele alan gerçek bir hikaye olan Mar Adentro (The Sea Inside/İçimdeki Deniz) filmini izledikten sonra karar verdim "The Diving Bell And Butterfly" filmini izlemeye. Ramon Sampedro'dan ayıran bir yanı vardı bu filmin.   Ramon Sampedro yazıyor, okuyor yatağa bağlı olarak yaşamını sürdüren ölüm üzerine destan yazan bir adamdı, Jean-Dominique Bauby sandalyeye ve yatağa bağlı göz kapaklarıyla dünya haritasını çizmiş kendini mücadeleye adayan  bir adam.

Filmin adı kahramanımız Bauby'nin kendi bedeninde hapsolmasını ve özgürlük çabasını simgelemektedir. Söz konusu dalgıç, sünger avcılarının kulaklığına benzer eski tip, metal bir dalgıç elbisesi giymektedir. Bauby rüyalarında kendisini, bedenini simgeleyen bu elbisesin içinde görmektir. Hareket edememekte, elbise ile birlikte derinlere batmaktadır. Bağırır, çırpınır, ama kimse sesini duyamaz. Kelebek özgürlüğün, bedeni durmuş bir insanın içinde yaşamaya devam eden insanlığın simgesi olarak"  seyirciye yansıtılıyor.   Hikayenin özüne baktık mı ikisinin birbirinden farkı yoktu, yaptıklarının farklılıkları gözardı edilemezdi. Ramon Sampedro ölüm üzerine destan yazarken, Jean-Dominique Bauby ölüme meydan okuyordu.   The Diving Bell And Butterfly, The Sea Inside (İçimdeki Deniz) gibi ölüm üzerinden yola çıkıyor. Burada anlatılan, ölümden çok yaşamayı arzulayan, bir şeyler başarmayı isteyen bir karakter üzerine kurulu.   Konuya dönecek olursak; kahramanımız Jean-Dominique Bauby, dünyaca ünlü bir moda dergisinde (Elle) editörlük yapan genç biri. Geçirdiği ani bir felçle bütün beyin fonksiyonlarını yitiriyor. Tek gözüyle iletişim kurabilen Bauby terapisti sayesinde hastalık sürecini atlatmak için mücadele veriyor. Aynı zamanda filmin ilk yarım saatinde sol gözüyle olaylara bakıyoruz.   Terapistiyle göz kapaklarıyla anlaşan Bauby kısa zaman içinde konuşamadıklarını yazıya döküyor, bunun sonucunda ortaya bir kitap çıkarıyor. Kendisini dalgıç elbisesi içinde tasvir eden Bauby, yaşamak için çırpınan biri değil, aynı zamanda ölmek için çırpınan biri de değil. Filmde terapistiyle kurdukları diyalog seyirciye "aralarında duygusal bağ mı var" sorusunu seyirciye yöneltiyor.    Elindeki imkânları kullanıyor Bauby. Yaptıklarını yapmaya devam ediyor. Yaşamaktan bir an olsun vazgeçmiyor, aynı zamanda ikinci kitabını hazırlamak için yola koyuluyor.   Film, Bauby'nin denizi seyrederken çocuklarının babalar gününde babalarını görmeye gelip konuşması ve Bauby'nin felçli olmasına rağmen konuşamamama sahnesi ve Bauby'nin babasının telefonda onu özlediğini söyleyip Bauby'nin hastalığına rağmen konuşamaması sahnesinde seyirciye burukluk yaşatıyor.   Filmde, tek gözüyle bir adamın neleri başarabileceğine farklı bir açıdan bakan yönetmeni takdir etmek gerekir. Film aynı zamanda içinde bulundurduğu soundtracklerle filmin atmosferine seyirciyi ortak etse de oyunculuk yönünden eksik kalıyor.   Kişisel olarak "The Sea Inside" filmini izledikten sonra, oradaki hem oyuncu kadrosu hem de filmin etkileyiciliği bende derin iz bırakmıştı, ama "The Diving Bell And Butterfly" için aynısını söyleyemem. Oyuncu kadrosu konusunda Mathieu Amalric yerine Bauby karakterinde başka oyuncu tercihi yapılabilirdi.   Cannes Festivali’nde "En İyi Yönetmen Ödülü"nü getiren “Dalgıç ve Kelebek/Le scaphandre et le papillon”, Elle dergisi editörü Jean-Dominique Bauby’nin gerçek yaşam hikâyesinden yola çıkarak yazdığı ve Türkçe’ye de çevrilen "Kelebek ve Dalgıç Giysisi" filmi benim için  Mar Adentro (The Sea Inside/ İçimdeki Deniz) filminin gölgesinde kalmış bir film olsa da sountrackleriyle, durağan anlatımıyla ve aynı zamanda  yönetmenin bu filmi çekmek için Fransızca öğrendiği bir filmdir.   Altını Çizdiklerim:   – "İçimi istila eden acıyı anlatmaya sözcükler yetmez. Ben, babaları saçlarını bile okşayamıyor, tüylü enselerinden yakalayamıyor ya da küçük, sıcak, pürüzsüz bedenlerine sarılamıyorum. Yine de onları hayatta görmek beni çok sevindirdi. Hareket ediyor ve gülümsüyor görmek. İşte buna güzel bir gün derim."  

– "Bir baba için, cevap veremeyeceği çok iyi bilinen oğluyla konuşmamak olmaması mı?"  

– "Sadece duyma ve işitme duyuları can çekişen ve şimdiden dörtte üçü mezara göre biçimlenmiş bedeninde hâlâ canlılığını koruyan iki duyuydu. Ne diyorsunuz, bu ucube ben miyim?" 

– "Kişisel mucizelere inanmak tehlikelidir. Kendinizi önemliymişsiniz gibi hissettirir. Bununla birlikte mucizevi bir şey gerçekleştiğini söylemeliyim. Şarkı söylemeye başlıyorum., homurdanıyorum, şarkı söylüyorum. Çok az işitiyorum, bazen kalp atışımı duyabildiğimi sanıyorum. Kendi kendime bunun bir kelebeğin kanadından çıkan sen olduğunu söylüyorum. Yadsınamaz bir ilerleme kaydediyorum. Belki de kelebeklerin kulağına sahibim. Hayranlıkla geleceği seyre dalıyorum. Yakında yaz bitecek. Ve ben, bu hastanedeki ilk sonbaharıma başlayacağım. Hayatım artık burası."   – "Zatürree oldum tam da ilerliyorum derken. Tıpkı kıyının kayboluşunu izleyen bir denizci gibi ben de geçmişimin yavaşça gölgenilişini izliyorum yavaş yavaş anılardan oluşan bir küle dönüşünü.  Ne dönüş!".

‘Sherlock 2016’da dönebilir’

Bayan Arıza tarafından 11 Mart 2014 tarihinde yazıldı.
Televizyonun sevilen dizisi Sherlock’un yaratıcıları, yeni sezonun 2016’da ekranlara dönebileceğini açıkladı.

Kısa bir süre önce üçüncü sezonu sonra eren Sherlock’un yaratıcıları Steven Moffat ve Mark Gatiss, dizinin geleceği hakkında ipuçları verdi.

Mini dizi şeklinde yayınlanan serinin yaratıcıları, yeni bölümlerin 2016’da hazır olacağını belirtti. Dizinin bu kadar gecikmesinin sebebi ise, Sherlock sayesinde ünlerine ün katan Benedict Cumberbatch ve Martin Freeman’ın yoğum programları. Gatiss dizinin geleceği için, “Sherlock’un devam etmesini çok isteriz ama başrollerimiz her geçen gün daha da ünlü oluyor” ifadelerini kullandı.

Dizinin Sherlock’u Benedict Cumberbatch’in seriyle yıldızlaştığını hatırlatan Moffat ve Gatiss, “Onun kim olduğunu kimse bilmiyordu. Kanal yöneticileri ve biz onu istedik. İlk deneme çekimine geldiğinde hepimizi etkiledi. Zaten böyle etkileyici yapımlar, yıldız isimlerle yapılmaz, şovun içinden yıldız isimler yaratır” dedi.

Dizinin yayıncı kanalı ise henüz resmi bir tarih açıklamadı.

Kaynak: ntvmsnbc