• Montreal çıkışlı indie rock grubu The Dears, “Garanti BBVA Konserleri” kapsamında 11 Nisan’da Babylon’a konuk oluyor!

    1995’te bir araya gelen Kanadalı grup The Dears, “orkestral pop-noire” olarak tanımladıkları sound’larıyla çıkış albümleri “End of Hollywood Bedtime Story”i 2000’de yayımladı. 2000’lerin başında Kanada’nın indie rock rönesansı olarak bilinen sahnenin önemli temsilcileri arasında yer alan The Dears, 2001’de “Orchestral Pop Noir Romantique” ve 2002’de “Protest” kısaçalarlarını paylaştı. Serge Gainsbourg’u ...

  • 31 Ocak: Dorock XL Kadıköy Konserleri >Noah Gundersen

    Amerika’lı şarkıcı ve söz yazarı Noah Gundersen, ilk kez İstanbul seyircisiyle buluşuyor. ‘First Defeat’, 'Family', ‘Bad Desire’ gibi hitlerinin yanı sıra Sons of Anarchy dizisine hazırladığı şarkılarla bilinen sanatçı 31 Ocak akşamı Dorock XL sahnesinde. Kaynak: Biletix

  • Günümüzün en iyi progresif post-rock temsilcilerinden Russian Circles, 18 Nisan’da Türkiye’deki ilk konserleriyle %100 Studio’da fırtınalı iki geceye imza atacak!

    İlk albümleri “Enter”ı 2006 yılında yayınlayan ve isminin aksine Şikago’da kurulan grup Russian Circles, 2019 yılında post rock’ı arşa taşıyan isimlerden biri olmayı başarıyor. 2019 Ağustos’unda piyasaya sürülen, müziğin en güzel köşelerine dokunan albümleri Blood Years ile yaratıcı süreçlerini sorgulamamıza sebep olan topluluk; oldukça aktif bir müzik kariyerine sahiptir. Kapı Açılış 20:00 Etkinlik ...

  • 10-15 Aralık: Efsane müzikal Fame, 75. Yılını Kutlayan Yapı Kredi Ana Sponsorluğunda ilk defa Türkiye’de…

    Popüler kültür tarihinin efsaneleri arasında yer alan Fame Müzikali, 75. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda hayallerinin peşinden koşan herkese ilham vermek için orijinal kadrosuyla Londra’nın dünyaca ünlü müzikal sahnesi West End’den İstanbul’a geliyor! 30. yıl turnesinde, dansın tüm coşkusunu yaşatacak 80’lerin unutulmaz ikonu müzikal, 10-15 Aralık 2019 tarihleri arasında ...

  • 15 Şubat-> Tindersticks

    Kendine özgü tarzı, orkestralı müziği ve harika şarkı sözleri ile yıllardır türün öncüsü Tindersticks, Fransız yönetmen Claire Denisortaklığında çıkardığı “Trouble Every Day” ve “Nénette Et Boni” ile hem müzik hem de sinema dünyasına damga vurdu. Yönetmenin son filmi “High Life”ın soundtrackini besteleyen Tindersticks, Nottingham’ın dokusundan çıkan şarkılarıyla İş Kuleleri Salonu’nda.

  • 20 Şubat->Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

Sid Vicious (Sex Pistols) Hakkında Bilmediğiniz 10 Şey:

Bayan Arıza tarafından 18 Mayıs 2014 tarihinde yazıldı.

Birçoğunuz Sid Vicious’ın karizmatik, biraz tartışmalı da olsa, müzik tarihinin en etkileyici punk gruplarından Sex Pistols’ın bas gitaristi olarak biliyordur. 22 yıllık kısa hayatında hep sınırda yaşadığını da muhtemelen duymuşunuzdur. Eğer onu çok yakından takip ettiyseniz aşağıda sıralayacaklarımızdan da haberiniz olabilir, fakat muhtemelen bazı notlar sizi de oldukça şaşırtacaktır.

1. Sid Vicious’ın gerçek adı; John Simon Ritchie idi.

2. Vicious’ın, 70’lerin punk rock figürü Nancy Spungen’le aile içi şiddetin ve keyif verici maddelerin sık sık araya girdiği bir ilişkisi vardı. İlişkileri uzun sürmedi. Spungen, karnına aldığı tek bıçak darbesiyle, birlikte kaldıkları otel odasının banyosunda, ölü bulundu. Vicious bu olay yüzünden yargılandı ama ceza alamadan, aşırı dozda uyuşturucu yüzünden, hayatını kaybetti. (Bir çok yazar ve yönetmen, Vicious’un katil olmayabileceğini, sık sık odalarını ziyaret eden uyuşturucu satıcısının bu cinayeti işlemiş olabileceğini iddia etmişti)

3. Sid Vicious takma adını Sex Pistols solisti Johnny Rotten’ın hamster’ı Sid’den almıştı. Sid onu ısırınca Rotten’de takma adı bulmuştu.  Ritchie: “Sid is really vicious!” yani “Sid gerçekten çok hırçın” deyince meşhur isim de doğmuş oldu.

4. Sex Pistols’ın menajeri Malcolm McLaren konuk olduğu bir belgeselde; “Eğer Johnny Rotten’le tanışmadan önce Sid’le karşılaşsaydım, onu solist yapardım” demişti. “Gruptaki en karizmatik adam o!” diye belirtmişliği vardır.

5. Vicious’ın bas gitar çalmadaki becerisi  bazen sorgulanmıştı. Bir röportajında grubun gitaristi Steve Jones’a “Never Mind the Bollocks” albümündeki basları neden Vicious değil de siz çaldınız diye sorulduğunda Jones, “Sid o sırada sarılık olmuştu, hastanedeydi, çalacak halde değildi. Zaten çalabilecek miydi o da meçhuldü” demişti.

6. Sid büyük ihtimalle ölümüne sebep olan eroine kendi annesi Anne tarafından alıştırılmıştı. Sid’in ölümünden yıllar sonra verdiği bir röportajında Anne kendi oğluna aşırı dozda eroin kullanması yönünde telkinde bulunmuş olabileceğini itiraf etmişti.

7. Vicious’ın konserlerde hoplayıp zıplayarak yaptığımız pogo’nun da mucidi olduğu söylenir.

8. Sex Pistols’a katılmadan önce Vicious, Siouxsie and the Banchees ve The Flowers of Romance gruplarında davul çalıyordu.

9. Vicious,  The Damned elemanlarından birine şişe fırlatayım derken başka bir kıza isabet eden ve kızın kör kalmasına sebep olan olay yüzünden İngiltere’de bir süre hapis yatmıştı. Bundan sonra olayın gerçekleştiği  100 club kapılarını tüm punk gruplarına kapatmıştı.

10. 2006 senesinde Sex Pistols, Sid Vicious’la birlikte, rock and roll hall of fame’e katıldı. Punk rock’ın tipik bir davranışı olarak grup bu ödülü gitaristleri Steve Jones’un “Bir kere sizi müzeye koydular mı rock n roll bitmiş demektir” sözleriyle reddetmişti.

Kaynak: Radyo Eksen

Foo Fighters Albümü Sonbaharda Yayınlanacak

Bayan Arıza tarafından 16 Mayıs 2014 tarihinde yazıldı.

Foo Fighters’ın merakla beklenen albümü sonbaharda dinleyicisi ile buluşacak.

2011 çıkışlı Wasting Light‘ı takip edecek LP Roswell/RCA Records etiketiyle yayına sürülecek.

Kayıtları; Şikago, Austin, Nashville, Los Angeles, Seattle, New Orleans, Washington ve New York’taki değerli stüdyolarda tamamlanan albümün kayıt aşamasını detaylandıran belgeseli de HBO kanalında gösterilecek.

Kaynak: Radyo Eksen

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Gemide

Bayan Arıza tarafından 16 Mayıs 2014 tarihinde yazıldı.

“bi'memleket gibidir gemi. her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır. kaidelere uyulmalıdır; kanunlara, nizamlara… ben de bu memleketin başşeyi gibiyim; başbakanı gibiyim mesela. her şey benden sorulur. denize çıktın mıydı bu küçücük gemi bi'memleket oluverir…aslında bi'başbakandan daha çok görevim var; çünkü onun bakanları var, adamları var, falanı var filanı var. benim yok. bu gemide güvenlik de eğitim de sağlık da eğlence de benden sorulur. kâmil de başbakanın en kıyak yardımcısı; siz de vatandaş, aynı zamanda memur gibisiniz. bu yüzden çok kıyak, çok disiplinli ve çakı gibi olmalıyız. sürekli kendimizi ve birbirimizi kollamalıyız…”   Kaptan’ın filmin başında bahsettiği gemi onlar için devlet gibi. Mevzuların hepsi geminin içinde gerçekleşiyor. Düzeni ve kontrolü sağlamak da kaptan ve mürettebatın işi. Kaptan görevi veriyor, tayfa uyguluyor. Gırgır, şamata her bok dönüyor geminin içinde.   Her şey tıkırında giderken Kaptan’ın paralarına çöküyor bir kesim adamlar. Sonrasında boksör denen adamın Kaptan’ın parasını kaptırması sonucu geminin elemanları adamların peşine düşüyor, bu esnada adamların esnesine binip adamlara yara veriyorlar, boksör bir hayat kadınını tayfanın içine katıyor. Her şey bir kadının gemiye sızmasıyla ve o kadına tecavüz edilmesiyle bozuluyor.   Bir kadının düzeni nasıl bozabileceğini gösteriyor “Gemide”, her şeyin nasıl bozguna uğradığını, bir kadının arkadaş ortamını nasıl bozduğunu film boyunca çıplak gözlerle izliyoruz. Kadın, gemiye sızdıktan sonra gemi, günahkâr bir şehre dönüşüyor. Kaptan’ın dediği gibi "Bu dünya iki şeyden yıkılacak, bi binadan, bi de zinadan." Sözü her şeyi açıklıyor. Kaptan’ın her zaman yanında olan Kâmil ile Kaptan ters düşüyor zaman geçtikçe. Gemide bulunan herkes birbiriyle ters düşüyor bir kadın için.     Tayfa arasındaki güven ve birbirini kollama kadından önce ve kadından sonra diye filmde ayrılıyor. Aynı zamanda filmde tayfa arası cigara muhabbetleri başı çekiyor. Özellikle Kâmil’in spor toto kazandığı ama spor totoyu yatırmadığı, kazandığı Samsunspor-Fenerbahçe maçını anlattığı sahne yeme de yanında yat cinsinden. Erkan Can ve Haldun Boysan oyunculuğun dibine vururken Naci Taşdöğen ve Yıldıray Şahinler bu iki ismin yanında hiç sırıtmıyor. Filmde müzikler Uğur Yücel’e ait. Final sahnesindeki müziğin uyumunu da atlamamak gerekir. Diyalog anlamında bu topraklarda böyle sahici işler zor çıkar, karanlık atmosferde bir gemiyle ve o tayfayla nasıl etkili bir iş ortaya çıkaracağını Serdar Akar bu filmiyle göz önüne seriyor. Aynı zamanda film 35. Altın Portakal Film Festivali’nde Serdar Akar’a “En İyi Yönetmen”, Erkan Can’a “En İyi Erkek Oyuncu” ödüllerini getiren film olmuştur.   Serdar Akar’a dönem itibariyle ayrı parantez açmak gerekir. Akar senaryoyu yazdıktan sonra oyuncuları belirliyor, ona göre filmi şekillendiriyor. "Gemide filmini çekerken maddi problemleriniz oldu mu?" sorusuna Serdar Akar şöyle cevap veriyor;   "Olmaz mı! Aslında şöyle söylemem lazım: Maddi problem olmadı, çünkü madde yoktu! Hakikaten yoktu. Ama para yok diye de senaryoda en ufak bir değişiklik yapmadım. Düşünebiliyor musunuz, filmde bir gemi olması gerekiyor ve hiç para yok! Bir arkadaş vasıtasıyla bulduk gemiyi. Geminin sahibine önce sadece senaryo yazıyoruz dedik. Sonradan bizim bir filmimiz var, sizin geminizde çekmek istiyoruz dedik. Adam bize kaç gün lazım diye sordu. 7 gün dedik. Bu gemiyi 7 gün size kiralasam, sülaleniz gelse ödeyemez, indirim yapsam gene ödeyemez, dedi. Doğruydu. Ama çekim yapmak istediğimiz zaman bayramdı. Ve bayramda gemi limanda duracaktı, bir de tadilat işleri vardı. O zaman bayram süresince çekin, dedi. Sonra tadilat bitince sefere çıkıp, yolda da çektik. Çekimler 17 gün sürdü. Geminin içi de komple dekordur. Yine paramız yoktu ama arkadaşlarımız vardı. Bizim için platolarını açtılar. O filmde şöyle bir durum var: Herkes benim film yapmamı bekliyordu, o yüzden telefon edip, "film çekiyorum, artık film var mı?" diye sorunca, büroya yüzlerce kutu film geldi. HAKİKATEN, GERÇEKTEN hep beraber yapılmış bir filmdir Gemide. Hiç tanımadığım reklâmcılardan film geldi".   Sonuç olarak, 90'lı yıllarda Aksaray civarında çekilen, ordaki ortamları, dalavereleri ve erkek kültürüne özgü öğeleri anlatan "Gemide", insanoğlunun ikiyüzlü olduğuna da  vurgu yapıyor.  Serdar Akar filmlerinde gördüğümüz samimi ve gerçekci diyaloglar, erotizm, bir gemi ve kaptanın tayfası, küfürbaz sahneler, sokak kültürü, dumanlı kafalar, dönen cigara muhabbetleri, gerçek hayatı doğal şekilde yansıtmasının yanında kısaca özetlemek gerekirse; düzeni bir kadının nasıl bozacağını, gemide çalışan tayfanın bir kadın yüzünden nasıl ters düşeceğini ve düşük bütçeyle nasıl büyük yapıtlar çıkacağını gösteren bu topraklarda çıkan en sahici işlerden biri "Gemide".   Filmde Altını Çizdiklerim:   “Seni karılar mı dövdü lan  Ne diyorsun lan  Karılara bakıp duruyorsun  S.ktir lan!"

***   “Or.spunun kızlığını bozduysak evlenecek halimiz yok ya. Kim bilir kaça satacaktı zarını pislik”   ***

– ben yapmadım abi, anamı s.ksinler ki ben yapmadım. sus lan ibne! ulan sizin vicdanınızı s.kiyim. nasıl bu boku hep beraber yediysek, yine hep beraber s.ke s.ke halledicez.”   ***

“Bu polisler olayları nasıl çözüyor?  Mesela bir cinayet oldu, napıyor he?  Hani saçının telinden, parmak izinden falan mı buluyor?   Herkesin parmak izi mi var poliste? Yok. Ama buluyor. İstedi mi her olayı çözüyor di mi lan? Sen o zaman neden ıslak geldin boksör?”   ***

– ben bu kıza aşık oldum abi… – ne? – napim abi? evleneyim mi ben bu orospuyla? – eğer bu kız bakireyse onu sen or.spu yaptın ibne. bir de hiç utanmadan arkadaşına da peşkeş çektin amc.k pezevenk. – peşkeş çekmedim abi. sana söylemekle beni tehdit etti zorla s.kti. – iğrençsiniz ibneler. bir de kızı öldürmeye kalkıyorlar. siz hakikatten kancıksınız lan. katil ibneler.

***

bu cigaraya acımam, sana değil, cigaraya acımam, sokarım g.tüne. önüne bak kaldırma kafayı.

***   – kaptan şunu yağlasana be. – napıcam, yağlayıp g.tüme mi sokucam?

***

"hatırlıyor musun?"  "hatırlıyom am.na koyim. hiç iyi şeyleri hatırlamaz bu kotkafa"

***

"Düzen bozuluyor Kâmil, dikkatli olmak lazım"

***

"Şu küçücük gemide niye düzen bozuluyo be Kâmil? Hee niye? Bi kız vardı, noldu?"

 ***  "P.zevengi öldür bir, cinayet. kızı al iki, adam kaçırma. kızı en az iki kişi s.k üç, ırza t.cavüz. her gece esr.ra takıl nerden baksan dört içicilik. heriflerin cebinden paralarını al beş gasp. bütün bu bokları yedikten sonra polislerin suratına bakıp "kusura bakmayın abi kaza oldu" diyemezsin. adamın g.tünden kan alırlar kâmil kan. hadi kız or.spu. ki bu ibneler bakireydi diyorlar. bakire kız nasıl or.spu olur anladım gitti. off her şey karışık. neyse… karı or.spu s.ktik, herif p.zevenk öldürdük, paralarını aldık. demezler mi "ulan siz misiniz bu kentin zaptiyesi". s.kerler oğlum hepimizi s.kerler. am.na kodumun boksörü neler açtı başımıza."

Soma: “Abi Baretim Kaybolmasın Maaşımdan Keserler”

Bayan Arıza tarafından 15 Mayıs 2014 tarihinde yazıldı.

Bu ülkede işçiler yürümesin diye alınan önlemler maalesef işçiler ölmesin diye hiç alınmadı…

‘Yurttaş Kane’ senaryosuna 15 bin dolar

Bayan Arıza tarafından 4 Mayıs 2014 tarihinde yazıldı.
Sinema dünyasının efsanevi yönetmenlerinden Orson Welles'in “Yurttaş Kane" filminin senaryosu 15 bin dolara satıldı.

 

Sinema dünyasının efsanevi yönetmenlerinden Orson Welles'in kamerası, kül tablası ve "Yurttaş Kane" filminin senaryosu Heritage Müzayede Evi’nde düzenlenen törende satıldı.

Müzayede evi yetkilileri, açık artırmada Orson Welles'e ait 67 eşyanın toplam 180 bin dolara satıldığını söyledi.

Ünlü yönetmenin 1941 tarihli "Yurttaş Kane" filminin senaryosu, 15 bin dolara alıcı buldu. Welles, sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri kabul edilen "Yuttaş Kane"in yönetmenliğini ve senaristliğini üstlenmiş, aynı zamanda filmde rol almıştı.

Dokuz dalda Oscar'a aday gösterilen filme sadece En İyi Senaryo Ödülü verilmişti. Senaryoya 2 bin dolar değer biçilmişti.

Welles'in İspanya'da bir boğa güreşini kaydetmek için kullandığı Bell & Howell marka kamerası, 37 bin dolara satıldı. Ünlü yazar Ernest Hemingway'in hediye ettiği gümüş kül tablası da 5 bin dolara alıcı buldu.

Kaynak: ntvmsnbc

Sayılarla Damon Albarn

Bayan Arıza tarafından 3 Mayıs 2014 tarihinde yazıldı.

İlk solo albümünü yayınlayan Damon Albarn’a dair birkaç detaya bakmaya ne dersiniz?

9 – Damon Albarn’ın ailesinden dolayı zaman zaman birçok farklı coğrafyada bulunduğu biliniyor. Albarn, 9 yaşındayken 3 aylığına ailesiyle İstanbul’da da yaşadı.

13 – Blur’un “13″ albümü özellikle Damon Albarn’ın hayatında büyük bir dönüm noktası oldu. Uzun zamandır beraber olduğu Justine Frischmann’dan ayrılan Albarn, albümde birçok duygusal şarkıya imza attı.

15 – Damon Albarn, “Everyday Robots”ta yer alan “Hostiles” parçasını 15 yaşındaki kızı Missy’le oynadığı bir video oyununun ardından yazdığını söylüyor.

18 – Bu sene tarihler Ocak 18′i gösterdiğinde beklenen haber geldi ve Damon Albarn’ın yeni albümünün isminin “Everday Robots” olacağı açıklandı.

20 – 1994 yılında yayınlanan “Parklife” albümü bu yıl yayınlanalı tam 20 yıl oldu.

21 – Nisan 2012′de Blur’den fanlarını sevindirecek bir boxset haberi geldi. Grubun yayınlanmış 7 albümünün yanı sıra konser görüntülerinin de yer aldığı “Blur 21″ hayranların beğenisine sunuldu.

26 – Damon Albarn, müzik kariyerine başlayalı tam 26 yıl oldu.

28 – Damon Albarn, ilk kez solo olarak yayınladığı albümü “Everday Robots”u 28 Nisan 2014′te yani 2 gün önce yayınladı.

46 – 1968 Whitechapel doğumlu Damon Albarn, bu yıl 46 yaşını doldurdu.

48 – 1990 yılında Blur’un yayınladığı ilk single “She’s So High” İngiltere listelerine 48.sıradan giriş yaptı.

53 – Blur tarihinde ilk kez bir Grammy’e aday gösterildi. Grubun 2009′da yeniden toplanmasının ardındaki duygusal hikayeyi anlatan “No Distance Left To Run” belgeseli 53.Grammy Ödülleri’nde “En İyi Uzun Formatlı Müzik Videosu” ile adaylardan biri olarak yerini aldı.

Busen Dostgül

Kaynak: Radyo Eksen

Kurt’ten Mektup Var!

Bayan Arıza tarafından 1 Mayıs 2014 tarihinde yazıldı.

Ölümünden tam 20 yıl sonra Seattle Polis Departmanı tarafından tekrar araştırmaya açılan davası, öldüğü yerden çekilen fotoğrafların paylaşılması ve kendisine ait özel eşyaların görücüye çıkmasının ardından Kurt Cobain’e ait bir başka mahrem belge gündeme geldi.

CBS televizyonun haberine göre; San Francisco’daki Phoenix Hotel’de yazıldığı düşünülen ve Cobain’in cüzdanında bulunan mektubun içeriği Courtney Love hakkında.

Mektubun paylaşılan kısmında şu satırlar geçiyor: “Do you Kurt Cobain take Courtney Michelle Love to be your lawful shredded wife even when she’s a bitch with zits and siphoning all yr money for doping and whoring…

“Sen, Kurt Cobain; arsızlığına, kötü alışkanlıklarına ve tüm paranı keyif verici maddelere yatırmasına rağmen, Courtney Love’ı eşin olarak kabul ediyor musun?”….

Kaynak: Radyo Eksen

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Behzat Ç. Ankara Yanıyor

Bayan Arıza tarafından 1 Mayıs 2014 tarihinde yazıldı.

Bazı diziler vardır, içinde işlediği konularla gerçekleri suratınıza bağıra bağıra anlatır, ama o gerçekler gün gelir devlet tarafından susturulur.  Behzat Ç ilk izlediğimden beri devlet makamlarına, medyaya ve bozuk düzende yer alan her şeye karşı bir başkaldırı niteliğinde bir diziydi. Zaman geçtikçe diziye devlet baba "elveda" dedirtti. Çünkü insanların gerçekleri görmesini istemediler.

Behzat Ç ekibi “Behzat Ç Seni Kalbime Gömdüm” (2011) adlı ilk sinema uyarlamasıyla  karşımıza çıktı.  Dizinin gölgesinde kalan bir yapımdı bu, zaman geçtikçe Behzat Ç ekibi ikinci filmi çıkarmak için yollara düştü, film yakın zamanda sinemaseverlerle buluştu.

Mevzuya dönecek olursak;  “Behzat Ç  Ankara Yanıyor” olarak vizyona giren film yine her şeye ayar vermekten çekinmiyor, samimi diyaloglarla dikkat çekiyor. Dizide eski oyuncu kadrosunun yanı sıra yeni oyuncularda var. 

Behzat yerine başkomiserlik yerine geçen Himmet ve yardımcısı filmde oyunculuk açısından sırıtmış. Onun haricinde kadroda “Şevket, Memduh Başkan” gibi karakterler olsaydı filmin izlenebirliliği daha da artabilirdi.

“Ankara Yanıyor” ismi  itibariyle belki tuhaf kaçabilir ama Erdal Beşikçioğlu’nun dediği gibi "Ankara yanıyorsa, muhakkak Türkiye de yanıyordur”. Filmin çekimleri Ankara ve Kıbrıs’ta gerçekleşiyor. Kıbrıs’ta çekilen filmde Kıbrıs’a inceden gönderme yapılıyor.

Konuya dönecek olursak; mevzu, içişleri bakanlığına yapılan saldırıyla startı veriyor.  Behzat Ç. yine kurtarıcı kahraman olarak karşımıza çıkıyor.

Altyapıda çocuklara futbol eğitimi veren Behzat’ın çocukları toplayıp “istediğiniz kadar yetenekli olun iyi bir takımınız yoksa hepsi hava gazı” sözü "Dar Alanda Kısa Paslaşmalar" filmine selam çakıyor. Altyapıda Behzat’ın yakınının polisin gaz fişeği sonrası vurulması Behzat’ı değiştiriyor.  Tehlikeli işlerin adamı Behzat bu olaylara el atmaktan geri kalmıyor, ekibe geri dönüyor. 

Behzat ve ekibi yollara düşüyor, yollara düştükleri süre boyunca çok olay geliyor başlarına. Cinayet ekibi olarak eve baskın yaptıkları anda eve biber gazı atılması günümüz olaylarına gönderme yapıyor.  Filmde içişleri bakanı suikastı aydınlatamıyor, devlet bir katil buluyor, onu içeri tıkıyor. Mevzular bu şekilde ilerliyor.

Alman Hükümetinin Hans cinayetine gözlemci olarak gönderilen Ulrike polis olarak karşımıza çıkıyor, Behzat ve ekibiyle hareket ediyor. Suikast filmin sonuna kadar aydınlanamıyor. Dibi başında Behzat ve ekibiyle hareket eden Ulrike’ın katil olmasını Behzat haricinde kimse anlayamıyor. Bu da polisiye filmlerin olmazsa olmaz özelliklerinden.

Ayrıca Sanem Çelik Ulrike karakterini başarıyla oynamış. Senaryosu haziran ayaklanmasından önce yazılan “Ankara Yanıyor” gezi direnişinin bütün yaşananlarını filme yansıtmış ama yönetmen bazı kısımları filmden çıkarmış, çıkarma nedeni “abi biz bu konulara el attık diye gezi üzerinden prim yaptı demesinler”  düşüncesi.  

Film, dizideki gibi çoğu konuya parmak basmasa da 31 Mayıs’la başlayan gezi direnişine “çatışmıyorlar,direniyorlar “ sözüyle selam ediyor. Ayrıca oyunculuklarda Ercüment Çözer karakteriyle karşımıza çıkan Nejat işler oyunculuk adına  iyi iş çıkarıyor. 

Devletin yaptığı kaçakçılığı, medyanın iki maymunu oynamasına ve birçok konuya açıklık getiriyor. “Behzat Ç Ankara Yanıyor”  dizinin gölgesinde kalan bir film olsa da Ankara Yanıyor, Ankara sınırları içerisinde yapılan kayda değer işlerden biri.

Filmde  Altını Çizdiklerim;

"Mevzu yenmek ya da yenilmek değil. Kiminiz hayatınız boyunca yenilecek kiminizin de şansı yaver gidecek, skoru boşverin siz. Yanınızdaki arkadaşınıza bakın siz,o başarmak için nasıl çabalıyor ve siz napıyorsunuz onu düşünün. siz beraber  yorulmazsanız eğer bir yol olmaz sizden. takım olarak oyun oynamadıktan sonra yenseniz ne olur, yenilseniz ne olur lan. Bazen takım olduğunuzda işler istediğiniz gibi gitmeyebilir. İşte o zaman da içinizden biri eli taşın altına koyacak. anladın mı? Tekmeye gerekirse kafayla girecek, kendini feda edecek. Ama maç bitip soyunma odasına başınız dik gittiğiniz zaman o zaman ben yemişim yenilmesine. Başka zaman yenersiniz. Yani istediğiniz kadar yetenekli olun iyi bir takımınız yoksa hepsi hava gazı".

***

" – Burada ne oldu abi

 – Savaş

– Silah tüccarlarının savaşı,bir de halkın savaşı diyorlar amına koyayım"

***

" – Çatışıyorlar

– Yok,  çatışmıyorlar, direniyorlar"

Tarihte bu ay: Mayıs

Bayan Arıza tarafından 29 Nisan 2014 tarihinde yazıldı.

* 1 Mayıs 1988: Dark Side of The Moon, 725 haftanın sonunda Amerika listelerinden çıktı. 

* 2 Mayıs 1964: The Beatles'ın "Second Album" plağı 2 hafta içinde ABD'de 1 numara oldu ve müzik tarihi içinde listelerde en hızlı yükselen albüm oldu. 

* 4 Mayıs 1959: İlk Grammy Ödülleri'nin sahipleri açıklandı. Kazananlar: Domenico Modugno-Volare, Champs-Tequila ve Kingston Trio-Tom Dooley 

* 6 Mayıs 2005: Audioslave, Küba'da konser veren ilk ABD'li grup oldu.

* 7 Mayıs 1977: The Jam, In The City ile İngiltere müzik listelerine girdi. 

* 7 Mayıs 1991: Macon, Georgia'da bir çiftin, oğullarının Ozzy Osbourne'un müziğinden etkilenerek intihara teşebbüs ettiğini iddia ederek açtığı dava düştü. 

* 9 Mayıs 1968: Beatles, EMI ile kontrat imzaladı. 

* 9 Mayıs 1962: Depeche Mode grubunun solisti David Gahan, İngiltere'de dünyaya geldi.

* 10 Mayıs 1960: Bono (Paul Hewson) doğdu. 

* 11 Mayıs 1981: Bob Marley hayatını kaybetti. 1977 yılında parmağında oluşan bir yara yüzünden gittiği kontrolde kendisine deri kanseri teşhisi konmuştu. Almanya'dan uçakla ülkesi Jamaika'ya giderken durumunun kötüleşmesi üzerine Miami'de bir hastaneye kaldırıldı ve bu hastanede hayatını kaybetti. Marley, öldüğünde henüz 36 yaşındaydı. Tümör, ciğerlerine ve beynine kadar ilerlemişti ve bu da sanatçının ölümüne sebep oldu. Oğlu Ziggy'ye söylediği son söz "Para hayatı satın alamaz" oldu. 21 Mayıs'ta Jamaika'da devlet töreniyle defnedildi.

* 12 Mayıs 1973: Lou Reed'in "Walk on The Wild Side" şarkısı İngiltere müzik listelerine girdi.

* 12 Mayıs 1942: Ian Dury doğdu. 

* 13 Mayıs 1968: Beatles, İngiltere'de Kraliçe için konser vermeyi reddetti. 

* 14 Mayıs 1998: Frank Sinatra öldü.

* 14 Mayıs 1957: Elvis Presley, porselen kaplama bir dişini yuttuğu için hastaneye kaldırıldı. 

* 15 Mayıs 1980: Sex Pistols filmi "The Great Rock and Roll Swindle" yayınlandı. 

* 16 Mayıs 1976: Patti Smith ilk İngiltere konserini Stranglers'la birlikte verdi.

* 16 Mayıs 1969: Pete Townshend, konserde sahneye çıkan polis memurunu aşağı itince tutuklandı. 

* 16 Mayıs 1998: Keith Richards, sandalyeden düşüp kaburgalarını zedeledi. "Bridges to Babylon" turnesinin birkaç konseri iptal edildi. 

* 17 Mayıs 1964: Bob Dylan, Royal Festival Hall'da ilk Londra konserini verdi. 

* 18 Mayıs 1980: Joy Division solisti Ian Curtis, İngiltere'deki evinin mutfağında ölü bulundu.

* 20 Mayıs 1971: Chicago grubundan Pete Cetera, Dodgers taraftarlarıyla girdiği kavgada dört dişini kaybetti.

* 22 Mayıs 1959: İngiliz şarkıcı ve söz yazarı Steven Patrick Morrissey dünyaya geldi.

* 27 Mayıs 1964: 11 İngiliz öğrenci, The Rolling Stones solisti Mick Jagger'ın saç kesimini taklit ettikleri için okullarından uzaklaştırıldı.

* 30 Mayıs 1992: Paul Simon, Edie Brickell ile evlendi. 

* 31 Mayıs 1969: John ve Yoko, Give Peace a Chance'i Montreal'daki Queen Elizabeth Oteli'nde kaydetti. 

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

Noel Gallagher: “Yarım Milyar Kondom Karşılığı Oasis’le Birleşirim”

Bayan Arıza tarafından 29 Nisan 2014 tarihinde yazıldı.

Gigwise’da çıkan habere göre Noel Gallagher, eski grubu Oasis’in yeniden birleşmesiyle ilgili çıkan dedikodulara cevap verdi. Kardeşi Liam’la ancak “Yarım milyar kondom” karşılığında aynı sahneyi paylaşacağını söyledi.

Geçen hafta Liam Gallagher, ikonik Britpop grubu Oasis’in harflerini ayrı ayrı tweet’leyince olay olmuş, sıkı hayranları heyecanlanmıştı.

Doğal olarak bu hareket internette hızla yayıldı ve grubun yeniden bir araya geleceği ve hatta Glastonbury’nin ana grubu olacakları

konuşulmaya başlandı.

talkSPORT, 2009 senesinde gruptan ayrılan Noel’e bu birleşme ihtimalini sordu:

“Geçen gün, bu haberler çıktığında, bir gazete bayiindeydim. Daily Star’da ‘Oasis £500 milyon pound’a yeniden birleşecek’ haberini gördüm. Bu da 1 milyar pound’un yarısı eder. Herhangi bir şeyin yarım milyarına bu işi yaparım. Yorkshire Çay poşeti, kondom, erişte.”

Glastonbury organizatörlerinden Emily Eavis, Oasis’in bu sene festivallerinde yer almayacağını açıklamıştı. Grubun gitaristi Bonehead ise Liam’ın bunu yapmasına sebep olarak, Noel hariç diğer tüm grup elemanlarının o gün bir pub’ta buluşmaları olabileceğini söylemişti.

Kaynak: Radyo Eksen