• Güzel günler göreceğiz elbet ama ne zaman?

    Maalesef başka bir gündemimiz yok. Eski günlerimizi özlüyoruz. Normalleşmeyi istiyoruz. Evde kalarak -sözde- virüsten uzak kalıyoruz ama daha ne kadar koruyabileceğiz kendimizi? Yaşlıların ya da 20 yaş altındaki gençlerin evden çıkmaması güzel. Peki biz çalışmak zorunda olan yetişkinler ne yapacağız? Evimizi, çocuğumuzu ve yaşlılarımızı koruduk. Ama dışarıdan topladığımız virüsleri eve ...

Tarihte Ağustos ayında neler olmuş bi’hatırlayalım…

Bayan Arıza tarafından 4 Ağustos 2014 tarihinde yazıldı.

* 2 Ağustos 1977: The Who, 350 bin sterlin ödeyerek Shepperton Stüdyoları'nı satın aldı.

* 3 Ağustos 1963: Beatles 294. ve son konserini Liverpool'daki Cavern Club'da verdi.

* 6 Ağustos 1996: Eddie Vedder ve Chris Cornell, Ramones'un son konserinde grupla birlikte sahneye çıktı.

* 9 Ağustos 1964: Bob Dylan ve Joan Baez, New York'daki Forest Hills'de ilk defa birlikte sahneye çıktılar.

* 13 Ağustos 1976: The Clash, Londra'da ilk konserini verdi.

* 16 Ağustos 1980: Cozy Powell Rainbow'dan, Bill Ward Black Sabbbath'dan, Jah Wobble Public Image Ltd.'den ve Jools Holland da Squeeze'den ayrıldıklarını açıkladı.

* 21 Ağustos 1952: Joe Strummer doğdu.

* 21 Ağustos 1970: Supertramp'in ilk albümü çıktı.

* 22 Ağustos 1967: Layne Staley doğdu.

* 22 Ağustos 1978: Joy Division, ilk 45'liği "An Ideal for Living"i piyasaya sürdü.

* 22 Ağustos 1981: İlk Monsters of Rock Festival'i Donnington Castle'da gerçekleşti.

* 28 Ağustos 1978: Television dağıldı.

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

   

Radiohead Davulcusu Philip Selway’den Yeni Video

Bayan Arıza tarafından 4 Ağustos 2014 tarihinde yazıldı.

Radiohead Davulcusu Philip Selway’den Yeni Video

Sonbaharda yeni albüm için stüdyoya girmeye hazırlanan Radiohead’in davulcusu  Philip Selway, 7 Ekim’de Bella Union etiketiyle piyasada olacak ikinci solo albümü Weatherhouse’da yer alan şarkısı ‘Coming Up for Air’in videosunu paylaştı.

İspanyol film ortaklığı NYSU’ya teslim edilen video Madrid’de çekildi.

Kaynak: Radyo Eksen

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Noah

Bayan Arıza tarafından 4 Ağustos 2014 tarihinde yazıldı.

Darren Aronofsky, daha önce “Black Swan" ve "The Wrestler” filmiyle tanıdığım bir yönetmen. İzlediğim  filmlerde kötü iş çıkardığını söylemek benim adıma yanlış olur, en azından The Wrestler filmiyle bendeki yerinin ayrı olduğunu söylemem gerekir.  2014 yılı sinema açısından  fazlasıyla tatmin edici bir yıl oldu mu bilmem ama bu senenin çokça konuşulan filmlerinden biri “ Noah” (NUH)  Darren Aronofsky film hakkında şunları diyor;

“İzleyiciler, Nuh hikayesinin bütün muhteşem anlarını bekleyebilirler… Gemi, hayvanlar, düşmüş melekler, ilk gökkuşağı, güvercin. Ama yeni ve beklenmedik açılardan yakalanacaklar. Daha önce görülenleri tekrarlamak yerine Yaratılış kitabında yazılanları dikkatle inceledik ve ardından bu mucizelerin gerçekleşebileceğini düşündüğümüz bir ortam yarattık.” 

Filmin bu kadar konuşulma nedeni hikayenin İncil’den uyarlanma olmasıydı, ikincisi ise oyuncu kadrosu. İncil'den alıntılar içermesi  Vatikan’da  tepki çekti, çoğu seyirci bu filmi bu nedenle izlemedi.  Dini açıdan bakacak olursak;  şöyle kabataslak bir şey söyleniyor kaynaklarda."  Kuran, Tevrat, İncil’de yazan ortak düşünce;  Tanrı  Nuh’tan bir gemi yapmasını ve her tür hayvandan birer çift almasını istediği yönünde. "

Darren Aronofsky insanlık tarihinin en önemli hikayelerinden biri olan Nuh’un Tufanını alıp yeniden kurgulamış.  Hikaye’nin Nuh’un Tanrı ile haberleşmesi üzerine başlıyor. Babadan oğula geçiyor hikaye. Nuh’u filmin başlarından itibaren bir bilge olarak görüyoruz.

Bir gemi inşa edip insanlığı felaketten kurtarılışını anlatıyor “ Noah” ( Nuh) Her şeyin insanın yok ettiğini resmediyor.   Ailesiyle kendi gemisini inşa eden Nuh, bu gemide ailesiyle birlikte yaşıyor, bir şeyler için uğraşıyor.  Nuh, insanların dünyayı mahvettiğinden, inşa ettiği Gemide masum olan hayvanları kurtarmaktan bahsediyor. NUH, dünyaya karşı bir savaş halinde, aslında bu savaş insanlığa karşı verdiği bir savaş. Çünkü her şeyi insanlar mahvediyor. Gemi inşa eden Nuh’u bu süreçte zorlu süreç bekliyor. 

Cennetten ayrılıp dünyaya gelen, ceza olarak da taş suretine bürünenleri karşımızda görüyoruz.  Taşa dönüşmeleri Tanrı'dan izinsiz dünyaya inmelerinden kaynaklanıyor.  İlk başta taş suretler Nuh’a yardıma yanaşmasa da sonrasında Tanrı’dan aldıkları emirle Nuh’a yardım ediyor.  Nuh’u bu süreçte ayakta tutan hem inancı, hem de Taş suretler oluyor. Nuh, tanrı tarafından gönderilmiş biri olarak karşımızda. Taşa dönüştürülenler de Nuh’un koruyucu melekleri. 

Hikaye bu çizgide ilerliyor. Hikaye bu çizgide ilerlerken Nuh’un çocuklarına ve karısına dair elle tutulur bir diyaloga rastlayamıyoruz. Özellikle kardeşler arasında diyalog olmaması filmin en büyük eksiklerinden biri.  Filmin başlarından itibaren kurtarıcı, bilge bir karakter olarak karşımıza çıkan Noah (Nuh), filmin ikinci yarısında seyirciyi şaşırtıyor. Filmin ikinci yarısında acımasız birine dönüşen Nuh, yakın zamanda kendisinin böyle olmayacağını anlıyor, merhametli biri olduğunu hatırlıyor. Özellikle Oğlu ile evlat edindiği Ila'nın çocuklarını öldürmek zorunda kalıp öldürememe sahnesi filmin en buruk sahnelerinden biriydi.

“Noah", görselleriyle, efektleriyle iyi bir iş ortaya koysa da 2.5 saate yakın zaman dilimi film için uzun süre.  Russell Crowe ismi üzerinde de dikkatlice durmak gerekir. Başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkan Russel Crowe oynadığı “ Noah” (Nuh) karakterinin hakkını verirken, başka bir oyuncu seçimi olsaydı bu kadar etkileyici olur muydu diye düşünmeden edemiyoruz.  Anthony Hopkins’de Noah’ın büyükbabası rolüyle karşımıza çıkıyor, iyi iş çıkarıyor. Nuh'a partner olarak eşlik eden  Naameh rolüyle karşımıza çıkan Jennifer Connelly , Russel Crowe yanında sırıtmıyor. 

Üzerinde  daha fazla tespitler yapabileceğimiz , 'Benim Tanrım Yok' diyen bir yönetmenin filmi “ Noah”.  Nuh, hikayesini  İncil’den alıyor. Bunun üzerinden Vatikandan ayar yese de filmin uzun değil de kısaltılması film adına iyi bir iş olabilirdi. Vatikandan ayar yemesinden değil, filmin süresinin uzun olduğundan.

Not: Bu Bir Eleştiri Yazısı Değildir, üstünde daha fazla tespit yapılacak bir film olduğundan eleştirmenlerin bu tespitleri yapması daha doğru olur. Bu sadece film hakkında kişisel film analizi kategorisine girebilir.

Yeni karakterler geliyor

Bayan Arıza tarafından 31 Temmuz 2014 tarihinde yazıldı.

Dünyaca ünlü dizi Game of Thrones'a 9 yeni karakter daha geldi.

 

ABD’de düzenlenen Comic Con fuarına katılan Game of Thrones kitap serinin yazarı George RR Martin ve dizi ekibi, dizinin 5. sezonu hakkında ipuçları verdi.

Karayip Korsanları filmiyle tanınan Jonathan Pryce, diziye yeni katılan oyuncular arasında en dikkat çeken isim oldu. Pryce’ın yanı sıra Keisha Castle Hughes, Alexander Siddig ve Toby Sebastian diziye yeni katılan isimlerden oldu.

5. sezonuyla 2015 yılında seyirciyle buluşacak diziye yeni katılan karakterlerin çoğu Dorne Krallığı’na mensup olacak ve akrabaları Oberyn Martell’in intikamını almak için çaba sarf edecek.

 

Kaynak: Sözcü

Her bilet bir fidan!

Bayan Arıza tarafından 31 Temmuz 2014 tarihinde yazıldı.

Heavy metalin dev isimleri Ağustos'ta KüçükÇiftlik Park'ta buluşacak. Megadeth, HIM, Amon Amarth, Haggard gibi isimlerin buluşmasında her bilete bir fidan dikilecek.

 

Bu yıl ilki düzenlenen Rock Off Festival, heavy metal’in dev isimleri Megadeth, HIM, Amon Amarth’ı ağırlayacak. Gojıra, Stratovarıus, Jorn Lande, Haggard, Turısas, Ayşe Saran, Murat İlkan, Murder Kıng, Knight Errant’ın da sahneye çıkacağı festival 2-3-4 Ağustos tarihlerinde Maçka KüçükÇiftlik Park’ta düzenlenecek.

Festival kapsamında Dragon’s Den etkinlik çadırında, Rock FM moderatörlüğünde Roger Waters’ın gitaristi Dave Kilminster ile workshop, Danny Cavanagh (Anathema) akustik performansı, festival gruplarından Jorn Lande ve Haggard soru-cevap seansı, Türkiye ’nin en önemli spor yorumcularından Kaan Kural ile söyleşi gibi etkinlikler de var. Sosyal sorumluluk kapsamında TEMA Vakfı’yle işbirliğine giden festivalde her bilet için bir fidan dikilecek. Biletleriyle Rock Off Festivali Hatıra Ormanı’nı oluşturulacak katılımcılara basılı ya da e-mail yoluyla sertifika iletilecek.

Festival Programı

2 Ağustos Cumartesi HIM Stratovarius Haggard

3 Ağustos Pazar Amon Amarth JORN Turisas

4 Ağustos Pazartesi Megadeth Gojira

 

Kaynak: Sözcü

Açlık Oyunları: Alaycı Kuş’un fragmanı yayınlandı

Bayan Arıza tarafından 31 Temmuz 2014 tarihinde yazıldı.

Heyecanla beklenen The Hunger Games (Açlık Oyunları) serisinin son filminin ilk fragmanı yayınlandı.

Büyük bir hayran kitlesi bulunan serinin üçüncü halkası olan Açlık Oyunları: Alaycı Kuş – Bölüm 1’in fragmanı ilk olarak ABD’nin San Diego kentinde düzenlenen Comic Con fuarına gösterildi ardında da tüm dünya ile paylaşıldı.

Yönetmenliğini, ikinci filmi de yönetmiş olan Francis Lawrence’ın üstlendiği filmin başrolünde serinin diğer filmlerinde olduğu gibi Jennifer Lawrence ve Josh Hutcherson’ı izleyeceğiz. Açlık Oyunları: Alaycı Kuş – Bölüm 1’de Hutcherson ve Lawrence’a Liam Hemsworth, Julianne Moore ve Philip Seymour Hoffman da eşlik etti.

Geçtiğimiz Şubat ayında hayatını kaybeden Philip Seymour Hoffman'a da filmin fragmanında yer verildi.

FİLMİN KONUSU

Jennifer Lawrence’ın hayat verdiği Katniss Everdeen karakteri, evi 12. Bölge'nin tamamen yıkıma uğradığını öğrendiğinde neler olup bittiğini görebilmek için oraya geri döner. Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir. Kazananların kaldıkları evler dışında her şey harabeye dönmüş, insanlar artık yeraltında yaşamaya başlamış ve hükümetin ölümcül politikasının karşısında hayatta kalmak için mücadele etmeye başlamışlardır. Nükleer silahların dahi söz konusu olduğu bu atmosferde, Katniss gerçekten de protesto hareketinin yüzü olmaya başlar ve bu sorumluluğu bir türlü kabullenemez. Yükselen bu isyan dalgasının içerisinde yer alamamasının nedenlerinden en önemlisi de Peeta'nın hayatının tehlikede olmasıdır.

Kaynak: Hürriyet

Yayınlanmamış Radiohead parçaları

Bayan Arıza tarafından 23 Temmuz 2014 tarihinde yazıldı.

Eylül’de albüm için çalışmaya başlayacağız diyen Radiohead stüdyoda hangi parçaları kaydedecek, olası yeni parçaları neler öğrenmek ister misiniz?

Biz de.

O halde İngiltere’nin tutarlı olarak en başarılı grubunun önceki albümün turnesinde çaldığı ama daha önce bir albümde kullanmadığı parçalara bir göz atalım…

 

Identikit: 2012′de kaydedildi, The King of Limbs turnesinde ilk kez duyuldu. Grubun progresif elektronik tarzına müthiş bir örnek.

Identikit, 27-02-2012, Miami

 

Cut a Hole: 2012′de kaydedildi, The King of Limbs turnesinde prömiyerini yaptı.

Cut A Hole, 27-02-2012, Miami

 

Full Stop: Grubun resmi olarak kaydettiği son parça. The King of Limbs turnesinde çalındı. Jigsaw Falling Into Place temposu ve saldırganlığına + Ok Computer dönemi gitarları.

Ful Stop, 10-06-2012, Chicago

 

Skirting on the Surface: OK Computer döneminde kaydedildiğini okuduk. İlk olarak grubun dominant karakteri Thom Yorke’un solo albümünü takiben çıktığı bir sahnede (2009) ardından The King of Limbs turnesinde duyuldu.

Skirting on the Surface, 05-03-2012, Miami

 

The Present Tense: Parça kaydedildi ama herhangi bir yerde yayınlanmadı ve Thom solo performansları harici bu parçayı grupla beraber hiç sahneye taşımadı.

The Present Tense, 19-07-2009, Blythburg

 

Open The Floodgates: Thom’un ilk ve tek solosu The Eraser dönemini çağrıştıran bu kayıt 2009 ve 2010 yıllarında yine Thom tarafından solo bir performans’ta sahneye taşındı.

Open The Floodgates, 02-10-2009, Echoplex

 

Derlediklerimiz dışında kalitesi çok düşük birkaç parça daha olduğuna eminiz. Belki karşımıza yepyeni kayıtlarla çıkarlar, ki bu daha müthiş olur. Aslında bu liste şimdilik beklemek zorunda olan Radiohead hayranlarının oyalaması için hazırlandı.

Kaynak: Radyo Eksen

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Bayan Arıza tarafından 23 Temmuz 2014 tarihinde yazıldı.

Emrah Serbes bir kitabında “Barış Bıçakçı’nın en iyi kitabı, Aramızdaki en kısa mesafe. Ama o bunun farkında değil.”  diyordu. Bu tespitini doğru bulmuştum Emrah Serbes’in.

Yazarlar kendi yazdıkları kitapları bazen görmezden gelebiliyordu, “Aramızdaki en kısa mesafe” haricinde Barış Bıçakçı’nın diğer iyi kitabı Bizim Büyük Çaresizliğimiz. Yakın zamanda erken yaşta kaybettiğimiz Seyfi Teoman’ın sinemalaştırdığı bir eser. Kitaptan uyarlanan bu eser Seyfi Teoman’ın ikinci filmi, maalesef son filmi oldu.

Bizim Büyük Çaresizliğimiz’e Türk Sinemasının kayda değer işlerinden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Her ne kadar çoğu filmde olduğu gibi kitaptan sinemaya uyarlanan eserlerde eksiklikler olsa da, bu filmde de eksik olduğunu söylemek gerekir. 

Film; bir cenaze evi  sahnesiyle başlıyor. Bu esnada her şeyden habersiziz, filmin kahramanları ortalıkta yok.Kitabın tamamını okumamış biri olarak kitap ilk okuduğum itibariyle akıcı bir anlatıma sahipti, filmse ağır temposuyla, tutuk anlatımıyla dikkat çekiyor. 

Konuya geçecek olursak; Lise yılların beri iki arkadaş Yurt dışında yaşayan arkadaşları Fikret Türkiye’ye dönerken trafik kazası geçiriyor, Trafik kazası geçirmesinin ardından Kazada annesini ve babasını kaybediyor. Fikret kardeşini en yakın arkadaşlarını emanet ediyor. İlk başlarda yaşadığı travmanın etkisinden kurtulamayan Nihal bir süre sonra Çetin ve Ender’le her şeyini paylaşarak bu travmadan kurtulmak istiyor. Bu travmadan yavaş yavaş kurtuluyor. İlkte Çetin ve Ender’i abi olarak gören Nihal kısa sürede ikisinin de hayatında iz bırakıyor. Arkadaşlarını tanıştırıyor, beraber sinemaya gidiyorlar.

Araya bir kadın girse de iki arkadaşın dostluğu zedelenmiyor. İkisi de Nihal’e aşık olsa da birbirlerine karşı bunu belli etmiyorlar, ama sonrasında aşık olduklarını birbirlerine açıklıyorlar. Filmde daha çok Ender ve Nihal arasındaki daha güçlü. Film aynı zamanda bir kadının bir dostluğu bozabileceğinin sinyalini verirken, gerçek dostlukların araya bir kadın girse dahi bozulmayacağını resmediyor.  

Filmde her ne kadar Ender ve Çetin ikilisinin Nihal’e aşık olmalarındaki çaresizlik aktarılsa da, asıl çaresizlik aslında Nihal’in Ender ve Çetin gibi dosta sahip olamaması asıl çaresizlik. Film boyunca aşk mevzuları ağırlıkta olsa da Ender ve Çetin’in sıkı dostluğunu görüyoruz. Ender karakteriyle karşımıza çıkan İlker Aksum iyi iş çıkarmış. Çetin karakteriyle karşımıza çıkan Fatih Al’da İlker Aksum’a göre başarılı oyuncu performansıyla öne çıkıyor. Nihal’ı oynayan Güneş Sayın yerine başka bir oyuncu tercihi yapılabilirdi, ama filmde çok sırıttığını söyleyemeyiz.

“Bizim Büyük Çaresizliğimiz” aşk çaresizliğinden çok, bir dostluk hikayesi. Dostluk hikayesi güzel işlenmiş. Bu dostluk tam anlamıyla Behzat Ç-Hayalet-Harun-Akbaba karakterlerinde güçlü bağ gibi yansıtılıyor. Ama Çetin ve Ender’in dostluğu eşsiz görülebilecek dostluklardan. Bir kadının bir dostluğa parçalamayacağını, alt edemeyeceğini gözünüze sokuyor Seyfi Teoman. Bu dünyada böyle güçlü dostluklar var mı dedirten bir eseri sunuyor bize.  Seyfi Teoman’dan kalan kıymetli bir yapıt elinizdeki film. Çok kez Ender ve Çetin’i kendinizde görebileceksiniz.

Son olarak; İyi bir film kriteri Seyfi Teoman için şöyleydi; "Benim için iyi film kriterleri; samimi olması, dürüst olması, herhangi bir hesap içermemesi."

Söyleyecek sözü olan bir isimdi Seyfi Teoman, aramızdan ayrıldığında da bu kıymetli eseri bizlere bırakarak gitti. 

İzlerken Altını Çizdiklerim:

"Nihal hakkında ne düşünüyorsun?

  Ben ona aşık oldum Çetin.

  Ben de be, ben de"

*

“Nihal: Seni özledim Ender.

 Ender: Bizde seni özledik, aile gibi olduk. Alışmışız sana."

*

“Bana yalnızca insan kendini anlayabilir gibi geliyor. O da zaman zaman.”

Yazar Chuck Palahniuk, efsanevi Fight Club (Dövüş Kulübü) filmine esin olan aynı adlı kitabının ikincisini yazmaya başladı. Ancak bunun da filminin çekilip çekilmeyeceği henüz belli değil. Palahniuk, illüstrasyonları Cameron Stewart tarafından yapılan 2015′te başlayacak 10 sayılık bir seri yazacak.

Fight Club 2 geçmiş ve gelecek arasında gidip gelecek. Orjinal kitabın sonundan itibaren 10 yılı alacak olan Palahniuk, ana karakterle problemli Marla Singer’ı evlendiriyor ve çiftin Junior adında 9 yaşında bir oğlu oluyor ancak hikaye anlatıcı ana kahraman, tıpkı kendi babasının ona yaptığı gibi oğlunu doğru yetiştiremiyor.

Palahniuk aynı zamanda okuyucuların Tyler’ın gerçek kökeni hakkında fikir sahibi olacağını da ekliyor ve Tyler’ın sapkınlığının yüzyıllarca geriye dayandığına dair ipuçları veriyor.

Palahniuk Project Mayhem organizasyonu da dahil, ilk kitaptaki karakterlerin çoğunu geri getiriyor ve ana karakter oğlunun hayatı tehlikeye girdiğinde onu korumak için bunu kullanacağını belirtiyor.

 

Kaynak: Sözcü

Eddie Vedder: “Imagine”

Bayan Arıza tarafından 21 Temmuz 2014 tarihinde yazıldı.

John Lennon’ın ütopik kaydı “Imagine”, Eddie Vedder tarafından coverlandı.

Geçen hafta PJ’in Londra konserinde savaş karşıtı bir konuşma yapan Vedder’ın sözleri alkış almıştı.

Pek tabii söylenenlerden hoşlanmayanlar ve Vedder’ı tehdit edenler de olmuştu…

Kendisini eleştiren ve sözlerinden rahatsızlık duyduğunu belirtenlere sanatçının cevabı yine son derece yumuşak ve soğuk kanlı bir biçimde oldu.

Vedder, ilk defa bir Lennon bestesi olan “Imagine”ı sahne performansına taşıdı.

Kaynak: Radyo Eksen