• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Soundgarden iki sene sonra ilk şarkısını yayınladı

Bayan Arıza tarafından 28 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

2010 senesinde Matt Cameron, Chris Cornell, Ben Shepherd ve Kim Thayil’den oluşan orijinal kadrosuyla yeniden bir araya gelen ve bunu 2012 senesinde piyasaya sürülen “King Animal” albümüyle taçlandıran Soundgarden, önceki gün yepyeni bir şarkıyla yeniden gündeme geldi. “Storm” adlı bu çalışmada karanlık riffleri ön plana çıkartan grup, şarkının 1985 senesinde hazırlanan bir demodan kalma olduğunu belirtiyor.

İlk stüdyo albümü “Ultramega OK”i 1988 senesinde çıkartan Soundgarden, bundan önce 1985 senesinde içerisinde “The Storm” adlı bir şarkının da yer aldığı 7 şarkılık bir demo hazırlamıştı. Bu demoyu 1987 tarihli “Screaming Life” adlı EP takip etmişti.

Kaynak: Radyo Eksen

Led Zeppelin IV ve Houses Of The Holy yeniden yayınlanıyor

Bayan Arıza tarafından 27 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

1968’de John Bonham, John Paul Jones, Jimmy Page ve Robert Plant tarafından kurulan Led Zeppelin, dünya çapında 300 milyondan fazla albüm satışına imza attı.

Grubun müzik tarihine damga vuran albümleri “Led Zeppelin IV” (Amerika tarihinde en çok satan üçüncü albüm) ve “Houses Of The Holy” önümüzdeki hafta delüks versiyon olarak tekrar yayınlanıyor!

“Houses Of The Holy”de yer alan ‘The Rain Song’ (Mix Minos Piano) ve “Led Zeppelin IV”da yer alan ‘Black Dog’(Basic Track With Guitar Overdubs) & ‘Rock and Roll’(Alternate Mix) şimdi iTunes’dan satın alabilirsiniz!

Led Zeppelin IV ve Houses Of The Holy şu an iTunes’da ön satışta!

Led Zeppelin IV Şarkı Listesi: 

1. “Black Dog” 2. “Rock And Roll” 3. “The Battle of Evermore” 4. “Stairway To Heaven” 5. “Misty Mountain Hop” 6. “Four Sticks” 7. “Going To California” 8. “When The Levee Breaks”

Companion Audio Disc: 

1. “Black Dog” – Basic Track With Guitar Overdubs 2. “Rock And Roll” – Alternate Mix 3. “The Battle Of Evermore” – Mandolin/Guitar Mix From Headley Grange 4. “Stairway To Heaven” – Sunset Sound Mix 5. “Misty Mountain Hop” – Alternate Mix 6. “Four Sticks” – Alternate Mix 7. “Going To California” – Mandolin/Guitar Mix 8. “When The Levee Breaks” – Alternate UK Mix

Houses of the Holy Şarkı Listesi:

1. “The Song Remains The Same” 2. “The Rain Song” 3. “Over The Hills And Far Away” 4. “The Crunge” 5. “Dancing Days” 6. “D’yer Mak’er” 7. “No Quarter” 8. “The Ocean”

Companion Audio Disc:

1. “The Song Remains The Same” – Guitar Overdub Reference Mix 2. “The Rain Song” – Mix Minus Piano 3. “Over The Hills And Far Away” – Guitar Mix Backing Track 4. “The Crunge” – Rough Mix – Keys Up 5. “Dancing Days” – Rough Mix With Vocal 6. “No Quarter” – Rough Mix With JPJ Keyboard Overdubs – No Vocal 7. “The Ocean” – Working Mix

Kaynak: Radyo Eksen

Ane Brun KüçükÇiftlik Park’ta

Bayan Arıza tarafından 23 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.
Bağımsız müziğin Norveçli ismi Ane Brun, bir yıl aradan sonra yeniden İstanbul’da!

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen Ane Brun konseri 12 Aralık Cuma gecesi KüçükÇiftlik Park’ta.

İstanbullu müzikseverlerin 2011 ve 2013 yıllarında Salon’da canlı izleme fırsatı buldukları Ane Brun, üçüncü İstanbul ziyaretini Garanti Caz Yeşili ve Goldnight katkılarıyla, 12 Aralık’ta yapacak. İstanbul’a her gelişinde, Salon’da verdiği her konserde izleyicileri performansıyla büyüleyen müzisyen hayranlarıyla bu defa akustik bir konserde, KüçükÇiftlik Park sahnesinde buluşacak.

Norveçli müzisyen, 2003’te yayımladığı ilk albümü Spending Time with Morgan’ın ardından yayımladığı Temporary Dive (2005) albümüyle Norveç Grammy Ödülleri’nde “En İyi Kadın Sanatçı” seçildi. Son stüdyo albümü olan It All Starts with One’ı 2011’de yayımlayan Brun, müzikteki 10. yılını geçtiğimiz yıl retrospektif bir albümle kutladı. Brun, albüm için düzenlenen turne kapsamında, Kasım 2013’te İstanbul’a ikinci kez uğramış ve Salon İKSV’deki üç performansıyla dinleyicilere hafızalardan silinmeyecek konser deneyimleri yaşatmıştı. Özellikle bir tür meditasyon alanı olarak gördüğü sahnedeki farklı tarzıyla dikkat çeken Ane Brun’ün Salon İKSV’deki tüm performansları için biletler günler öncesinden tükenmişti.

 

Daha önce albümlerine almadığı şarkılarını ve cover’ları Rarities (2014) adlı son albümünde bir araya getiren Ane Brun, bu kez hiç duyulmamış parçalarını ve Ain't No Cure For Love (Leonard Cohen), From Me To You (The Beatles), It's Alright (Baby's Coming Back) (Eurythmics) gibi klasikleşmiş şarkıların yorumlarını İstanbullu hayranlarıyla paylaşmak için 12 Aralık’ta KüçükÇiftlik Park’ta olacak. Ane Brun öncesinde ise 2013 yılında Skisser albümüyle müzik dünyasına adım atan İsveçli şarkıcı ve söz yazarı Alice Boman, huzur veren sesiyle KüçükÇiftlik Park sahnesinde olacak.

Biletler 24 Ekim Cuma günü satışta

Ane Brun konserinin biletleri 24 Ekim Cuma günü satışa çıkıyor! Fiyatları 90 TL (oturmalı birinci kategori), 75 TL (oturmalı ikinci kategori), 60 TL (ayakta) ve 50 TL (öğrenci) olan biletler, Biletix satış kanalları ve hizmet bedeli olmadan ana gişe İKSV’den, pazar günleri hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında temin edilebilecek. Lale Kart üyeleri için indirimli ön satış ise 23 Ekim Perşembe günü gerçekleştirilecek.

Kaynak: Milliyet

Cadılar Bayramı bu yıl Hard Rock Cafe’de!

Bayan Arıza tarafından 23 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

Efsanevi Rockerlar Hard Rock Cafe Cadılar Bayramı Partisinde Yeniden Canlanacak

Simgeleşmiş İstiklal Caddesine ve İstanbul’un göbeğindeki canlı müzik merkezine yakın konumu ve ayrıca restoran alanları, üst düzey teknoloji ve tasarım özellikleriyle de eksiksiz olan Hard Rock Cafe Istanbul, Ekim ayını Halloween parti ile kapatıyor. 31 Ekim 2014 Cuma akşamı 21:30’da başlayacak olan partide ölü rock yıldızları konsepti ile rock severler mekanı tam anlamıyla yeraltı dünyasına çevirecekler ve gece boyunca DJ partiye katılanlara eşlik edecek. Gecenin sonunda en iyi kostümün sahibini ise özel bir ödül bekliyor. İster Elvis Presley, isterseniz 27’ler kulübünden bir seçim yapıp Jim Morrison, Jimi Hemdrix, Janis Joplin veya Amy Winehouse olun. Hemen hazırlıklarınıza başlayın ve Hard Rock Cafe’nin yeraltı dünyasında yerinizi alın.

Kaynak: Milliyet

Şiddet var ama ‘İyiyim’

Bayan Arıza tarafından 23 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

Devlet Tiyatroları, bu kez kadın sorunlarına tek kişilik oyun olan 'İyiyim'le değiniyor.

Devlet Tiyatroları (DT), ilk kez perde açacağı, tek kişilik oyun “İyiyim”le Türkiye’deki kadın sorunlarını tiyatro sahnesine taşıyor.

Senaryosunu Hüseyin Alp Tahmaz’ın kaleme aldığı, hayata yenik başlayan bir kadının, yıllarca kaçtığı geçmişiyle yüzleşme anının anlatıldığı “İyiyim”in yönetmenliğini Volkan Özgömeç üstleniyor.

Yönetmen Özgömeç, yaptığı açıklamada, eserin, temelinde kadından hareketle aslında var olduğu dünyayı ve cinsiyet ayrımı yapmadan insanların yaşadıklarını konu edindiğini söyledi.

Stüdyo Sahne’de sanatseverlerle bir araya gelen oyunda Zeynep Hürol’un, 40 yaşında hayatla yüzleşen Vanlı Ayşe adlı bir kadını canlandıracağını anlatan Özgömeç, “Günlük yaşamda sık kullandığımız bir kelimedir iyiyim ancak bu iyiyimlerin bir çoğu gerçek duygumuzu ifade etmez aslında. Öyle kalıp hale gelmiştir ki bu sözcük, sıfat olma özelliğini kaybetmiştir adeta günlük kullanımda. Anlamını yitirmiştir. İçimizde fırtınalar koparken, gözyaşlarımız pınarlarından süzülmek üzereyken bile sarf etmişizdir mutlaka. Bu yönüyle de bir ironi simgesine dönüştürmüşüzdür. İşte eserin baş kahramanı Ayşe de ‘iyiyim’ sözcüğü üzerinden topluma ayna tutacak” diye konuştu.

“Sevgiyle nefretin iç içe geçtiği bir hikaye”

Volkan Özgömeç, İyiyim’de bu ironinin Ayşe adlı karakterin üzerinden anlatıldığını belirtti. Ayşe’nin hikayesinin düşle gerçeğin, geçmişle şimdinin, sevgiyle nefretin, iyiyle kötünün iç içe geçtiği bir hikaye olduğunu kaydeden Özgömeç, şöyle devam etti:

“Ayşe 40 yaşında, feodal yapıdaki bir aileden gelen fakat büyük şehirde büyümüş, üniversite mezunu bir kadın. Ayşe’nin hayatında işler çoğu kez istediği gibi gitmemiş. Ne özel hayatında ne de iş hayatında gerçek anlamıyla iyi olma, iyi hissetme durumunu yaşayamamış. Çocukken ailece yaşadıkları trajik bir olayın ardından mutlu aile tablosu bozulmuş, babası annesine karşı şiddet uygulamaya başlamış. Ayşe ve altı kız kardeşi de buna tanık olmuş. Bu sebeple annesini hep ezilmiş bir kadın olarak gören Ayşe, babasıyla da sıkıntılı bir ilişki yaşamış.”

Özgömeç, Ayşe’nin yaşadıklarının kendi kurduğu ailede de mutsuzluğa neden olduğunu dile getirdi. Ayşe’nin yanlış evliliğiyle annesinin kaderini yaşamaya başladığını anlatan Özgömeç, “Ayşe’nin travması iş hayatını da etkiliyor, rekabetçi iş ortamında haksızlığa uğradığını düşündüğü tüm yaşadıklarına bir de yaşlanma korkusu ekleniyor. Tüm mutsuzluğuna rağmen, Ayşe’nin oyun süresince telefonla arayanlara ‘iyiyim’ diye cevap vermesi, bu sözcüğün ironisini göstermektedir” ifadesini kullandı.

Kaynak: Sözcü

‘Sanata siyaset baskısını kınıyoruz’

Bayan Arıza tarafından 23 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

Devlet Tiyatroları genel müdürünün ayrılığı sonrasında örgütlü STK'lar da kınama yayınladı.

Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV), Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB), Devlet Tiyatrosu Sanatçıları (DETİS), Kültür Sanat-Sen ve Işık-Der ortak yazılı açıklama ile siyasetin sanata baskısına şu ifadelerle tepki gösterdi.

Açıklamada, “Başta Devlet Tiyatroları olmak üzere yurdumuzdaki bütün ödenekli sanat kurumlarını yasalarıyla birlikte ortadan kaldırmayı ve ülke sanat yaşamını siyasal iktidarların baskı ve denetimine almayı hedefleyen Türkiye Sanat Kurulu (TÜSAK) TÜSAK yasa tasarısı taslağına, her platformda destek vermiş olan A. Necat Birecik, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü makamına vekaleten atanmıştır.

DEVLET TİYATROLARI’NDA YÖNETİM DEĞİŞTİ

Biz; Devlet Tiyatroları içinde örgütlü tüm Sivil Toplum Kuruluşları, söz konusu yasa taslağını hazırlayan zihniyetin, çok manidar olan bu tercihinin, kurum içindeki çalışma barışını bozarak, tüm yurt sathında halkımıza götürdüğümüz sanat hizmetimizi, nitelik yitimine ve kesintiye uğratacağından kaygı duyuyoruz. 65 yıllık mesleki ve kurumsal tecrübemizle gördüğümüz bu tehlikeyi yaratanları kınıyoruz.” ifadelerine yer verildi.

Kaynak: Sözcü

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: “Palo Alto”

Bayan Arıza tarafından 23 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

Edebiyattan sinemaya uyarlanan filmler her ne kadar çekici gibi görünse de bazı filmler bunun hakkını veremiyor. Kitapla aynı olmasını bekleyemezsiniz ama en azından  iyi iş çıkarmasını, kendinizden bir parça bulmak istersiniz.

Film Ekimi’nde (11-17 Ekim) haftası olması sebebiyle  ne kadar iyi filmler olsa da beklentinizi karşılamayacak filmler de öne çıktı. Bu filmlerden biri Gia Coppola, senaryosunu yazıp yönettiği bu ilk filmini, James Franco’nunyazdığı “ Palo Alto Öyküleri “ kitabından beyazperdeye uyarlanan “ Palo Alto”.

Gia Coppala,  bu filminde genç kuşağa sesleniyor, gençlik sorunlarına yöneliyor. Utangaç, aileden kopuk, melankolik karakterler yaratıyor Coppala.  Cinselliğe kadar uzanan bir yelpazede sunuyor bu filmi. Amerikan vari diyaloglarla sunarken filmi izlerken kopukluklar yaşıyorsunuz. Kurgu eksikliğini film bağlantısında net olarak gözlemliyorsunuz.

Hikâye kabataslak olarak  Teddy,  April, Fred karakterleri üzerinden ilerlese de, bu karakterlere ilerleyen zamanda Emily ve takım koçu MR.B katılıyor. Bu karakterler film içinde önemli yere sahipler, ama ana karakter "April" karşımızda duruyor. Yönetmen, April'in gözünden anlatıyor çoğu şeyi.

Karakter tanıtmak gerekirse; Teddy melankolik takılan uyuşturucuyla alkolle kafayı bozan  bir karakter olarak karşımıza çıkarken, Emily cinselliğe düşkün, sevgi eksikliği yaşayan bir kız. Filmde dikkatleri üzerine çıkan diğer karakter “April”.  April aynı zamanda takım koçunun oğluna bebek bakıcılığı yapıyor. Aralarında bir süre sonra hoşlanma durumu gelişiyor, ama zamanla April bunun doğru bir şey olmadığını, MR.B’nin kendisini kullandığını düşünüyor.

April’den hoşlanan diğer bir karakter uyuşturucuyla zamanını geçiren ve sonrasında uyuşturucuyu bırakmak isteyen Teddy.  Teddy karakteri olarak Jack Kilmer, filmde oyunculuğuyla  iyi iş çıkarıyor. Melankolik rolünü  oynamasının bunda etkisi fazla. Diğer oyuncular sınıfta kalmasa da Jack Kilmer isminin öne çıktığını söylemek yanlış olmaz. Karakterler arası kopukluk filmi izlerken net görülüyor.

Filmde açığa çıkan diğer bir özellik ana tema sorunu ve senaryonun aksaklığı.  Kötü anlatım ve  sıkılarak 1.5 saatlik zamanı geçirmiş oluyorsunuz.  Araya iyi müzikler serpiştirilse de üzerinizde etki bırakmadığını söylemek gerekir. 

Filmin son sahnesi kötü bir anlatımla seyirciye sunuluyor, bunun haricinde Palo Alto şehrinin  filmde fazla gösterilmemesi film adına eksiklik olarak önümüzde duruyor.

Sonuç olarak  Amerikan sineması her ne kadar  gençlik filmlerinde iyi işler çıkarsa da , Gia Coppala’nın  vasat ve bilindik gençlik filmi olarak karşımızda duran "Palo Alto" bu açıdan    sınıfta kalıyor.

Muse yeni albümlerinin ‘duygusal’ ilk kayıtlarını tamamladı

Bayan Arıza tarafından 21 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

Muse, yeni albümleri için girdikleri stüdyoda, ilk kayıtları tamamladı.

Gigwise’da çıkan habere göre grup Instagram hesaplarında stüdyolarının fotografını paylaşarak “İlk kaydın sonu. Çok duygusal oldu.” yorumunda bulundu.

Grup kendilerine ait olan bu Instagram hesabını 2 hafta önce açmış, hayranlarını stüdyoda çekip paylaştıkları fotograflarla heyecanlandırmıştı.

Muse’un yayınlanacak bu yeni albümü grubun 2012 tarihli ‘The 2nd Law’ albümünden sonra piyasaya çıkacak ilk çalışmaları olacak.

Kaynak: Radyo Eksen

Eski Smiths solisti geçtiğimiz 18 ayda defalarca hastaneye kaldırılmıştı. Sanatçı doktorların vücudunun çeşitli yerlerinde kanser tümörüne rastladıklarını doğruladı.

Koyulan teşhise rağmen 55 yaşındaki Morrissey ölümden korkmadığını ve bunun herkesin başına gelebileceği gerçeğini kabullendiğini söyledi.

Ne tür bir kanserle savaştığı açıklanmayan sanatçı İspanyol gazetesi El Mundo’ya: “Vücudumda şimdiye kadar dört defa kanserli dokuya rastlandı, ama her neyse! Eğer öleceğim varsa ölürüm. Ölmeyeceksem de ölmem” dedi.

“Şimdilik kendimi iyi hissediyorum. Son zamanlarda çektirdiğim fotograflarıma baktığımda sağlıksız göründüğümü fark ettim. Ama bu hastalığın bir getirisi. Bunu kendime dert etmeyeceğim, öldüğümde dinlenirim.”

Morrissey’in şimdiye kadar; ülsere bağlı mide kanaması, zatürree, gıda zehirlenmesi, solunum yolu enfeksiyonu gibi çeşitli rahatsızlıkları olmuştu.

The Irish Blood, English Heart solisti “İlk kitabımı yazmayı bitirdikten sonra artık belki de müzik işinden emekli olmalıyım” diyerek artık müzik yapmayı bırakma yaşı geldiğini de ima etti.

Morrissey; Temmuz ayında 10. stüdyo albümü World Peace is None of Your Business’ı piyasaya sürdükten kısa bir süre sonra plak şirketi Harvest Records ile yollarını ayırmıştı.

“Artık müzik yapmayı bırakacak yaştayım. Bir çok klasik müzik bestecisi 34 yaşına geldiğinde öldü. Ben hala buradayım, ve kimse benimle ne yapacağını bilmiyor. Her zaman genç dinleyicilerim olmuştur. Bu da Smiths şarkılarının tıpkı Ramones gibi eskiye nazaran daha önemli olduğunu düşünmeme sebep oluyor. Kitabımı da yazıyorum ve şimdilik gayet iyi gidiyor. Ama henüz bitmemiş bir iş için böyle kesin konuşmak benim için çok cüretkarca olur. Muhtemelen önümüzdeki sene kitabım yayımlanacaktır. O zaman sonsuza kadar şarkı söylemeyi bırakacağım ki bu da bir çok insanı eminim çok mutlu edecektir!” dedi.

Kaynak: Radyo Eksen

Tarihte Ekim ayında neler olmuş, bi’hatırlayalım…

Bayan Arıza tarafından 6 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

* 1 Ekim 1954: New Musical Express dergisi ilk defa "Top 20" listesi hazırladı. Frank Sinatra "Three Coins in the Fountain"la 1 numaradaydı.

* 1 Ekim 1971: John Lennon, Imagine ile altın plak kazandı.

* 1 Ekim 2007: Radiohead'in resmi sitesi çöktü. Grubun yeni albümü "In Rainbows"u resmi sitelerinden yayınlayacağını açıklaması üzerine siteye akın eden fanlar, albümü istedikleri fiyata satın alabildi.

* 2 Ekim 1949: Richard Hell doğdu.

* 4 Ekim 1992: Sinead O'Connor katıldığı TV şovu Saturday Night Live'da Papa'nın resmini yırttı.

* 4 Ekim 1970: Janis Joplin öldü.

* 5 Ekim 1962: Beatles, ilk 45'liği "Love me Do"yu yayınladı.

* 7 Ekim 1995: David Bowie, "Outside" albümü için Brian Eno ile tekrar bir araya geldi.

* 7 Ekim 1968: Thom Yorke doğdu.

* 7 Ekim 1995: Alanis Morissette, "Jagged Little Pill" ile Amerika albümler listesinde 1 numaradaydı.

* 8 Ekim 1951: Johnny Ramone doğdu.

* 9 Ekim 1975: John Lennon ve Yoko Ono'nun oğlu Sean Ono Lennon doğdu.

* 9 Ekim 1972: Temptations, "Papa Was a Rolling Stone" 45'liğiyle Amerika listelerine girdi.

* 10 Ekim 1978 Smash Hits dergisinin ilk sayısı yayımlandı.

* 11 Ekim 1963: Beatles, "She Loves You" ile ilk altın plak ödülünü aldı.

* 14 Ekim 1966: Grace Slick, San Fransisco, Fillmore West'te ilk defa Jefferson Airplane'le birlikte sahneye çıktı.

* 16 Ekim 1972: Creedence Clearwater Revival dağıldı.

* 16 Ekim 2001: Bob Dylan konserinde çalışan iki güvenlik görevlisi, sanatçıyı kendi konserine almadıkları için kovuldu.

* 19 Ekim 1981: Blondie'nin ardından Debbie Harry'nin piyasaya sürdüğü ilk solo albümü "Koo Koo" ABD'de altın plak ödülü aldı.

* 21 Ekim 1969: Jack Kerouac öldü.

* 22 Ekim 1976: Damned, klasik punk 45'liği New Rose'u İngiltere'de piyasaya sürdü.

* 26 Ekim 1992: Pearl Jam'in "Vs." albümü piyasaya çıktığı ilk hafta 950 bin kopya sattı.

* 28 Ekim 1977: Sex Pistols, "Never Mind the Bollocks" albümünü yayınladı.

* 28 Ekim 1997: R.E.M. davulcusu Bill Berry, gruptan ayrılacağını açıkladı. 17 yıl R.E.M.'le çalan Berry'nin gruptan ayrılma sebebi, çiftçi olmak istemesiydi.

* 28 Ekim 1968: Cynthia Lennon, John Lennon'a boşanma davası açtı.

* 30 Ekim 1939: Grace Slick doğdu.

* 30 Ekim 1970: The Doors solisti Jim Morrison, Miami konseri sırasında sahnede teşhircilik yaptığı için suçlu bulunarak tutuklandı ve altı ay hapis cezasına çarptırıldı.

* 31 Ekim 1993: River Phoenix öldü.

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler