• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Scott Weiland’ın The Wildabouts gitaristi Jeremy Brown yaşama veda etti

Bayan Arıza tarafından 31 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

"Blaster" adlı yeni stüdyo albümünü bugün piyasaya süren Scott Weiland, albümün hazırlanışı sırasında çalıştığı The Wildabouts grubundan kötü bir haber aldı. Weiland, grubun gitaristi Jeremy Brown'ın yaşama veda ettiğini duyurdu.  "Blaster" albümünün tanıtımını dün Hollywood'da gerçekleştirecek olan Scott Weiland, ne var ki Jeremy Brown'ın organizasyona katılmamasıyla bir hayli şaşırdı. Yaklaşık 1 saat sonra Brown'ın ailesinden gelen telefonla gitaristin öldüğünü öğrenen Weiland, büyük şok yaşadı. Jeremy Brown ile 2008 senesinden beri yakın arkadaş olan Scott Weiland, Brown'ı tanıdığı en iyi gitaristlerden birisi olarak tanımlıyordu. 

Kaynak: Radyo Eksen

Death bas gitaristi Scott Clendenin yaşama veda etti

Bayan Arıza tarafından 27 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

"Scream Bloody Gore" (1987), "Leprosy" (1988), "Spiritual Healing" (1990), "Human" (1991), "Individual Thought Patterns" (1993), "Symbolic" (1995) ve "The Sound of Perseverance"  (1998) adlı albümleriyle efsaneleşen ve death metal'in atası kabul edilen Death'in eski bas gitaristi Scott Clendenin, 47 yaşında yaşama veda etti. Clendenin'in uzun süredir sağlık problemleriyle savaştığı açıklandı.  2001 senesinde metal dünyasında büyük bir saygıya sahip olan Chuck Schuldiner'in hayata veda etmesiyle sona eren Death, Scott Clendenin'i 1998 tarihli "The Sound of Perseverance" albümünde bulundurmuştu. Clendenin, grubun genç vokalist/gitarist Max Phelps'in yer aldığı 2012-2013 seneleri arasında gerçekleştirdiği 'Death to All' adlı turnesinde de yer almıştı. 

radyo eksen

Fortitude

Bayan Arıza tarafından 23 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

"Kutup toprağına gömülen hiçbir şey çürümez".

İşte bir karlı dizi daha. Türevi Forbrydelsen, onun Amerikan versiyonu The Killing, Bron gibi bu da İzlandik, hopelandic!:) Fargo'nun sinema filmini izlediyseniz ve o karlı ortam ilginizi çektiyse evet bu da ilginizi çekecek demektir.

Sky Atlantic dizisi. İngilizler kalkışmış bu kez bu işe. Ünlü oyuncuları bir araya getirmişler ve bizi kutup bölgesinde yer alan Fortitude kasabasına yollamışlar. Forbrydelsen'da "Sarah Lund" karakterine hayat veren Danimarka'nın ünlü oyuncusu Sofie Gråbøl'e de başrollerden birini vermişler. Kendisi Fortitude'de valiyi oynuyor. 

Dizide yer alan oyunculardan bazıları:

Richard Dormer, Johnny Harris, Verónica Echegui, Nicholas Pinnock, emektar oyunculardan İrlanda'lı Michael Gambon, Jessica Raine, Björn Hlynur Haraldsson, Elizabeth Dormer-Phillips ve birçok dizi&filmde oynamış, en son Açlık Oyunları'nda izlediğimiz, ER dizisindeki Dr. Kevin Moretti karakteriyle benimsediğim Stanley Tucci. 

Fortitude'de o güne dek hiçbir suç işlenmemiş, insanlar mutlu mesut yaşıyor. "İnsanlar" dediğimiz de bir avuç insan. Bir bilim adamı öldürülüyor ama ölüm şekli çok vahşi. Kimin yaptığını araştırıyorlar. Anakaradan bir dedektif de bu araştırmaya için adaya geliyor. Cinayeti işleyeni öğrendiklerinde şok yaşıyorlar. Henüz bunun şokunu yaşarken bir cinayet daha oluyor. Aynı şekilde bir ölüm yaşanıyor. Bİr yandan da vali buz oteli yaparak insanları bu küçük kasabaya çağırmak ve o bölgeyi turistik açıdan geliştirmek istiyor. Bir de vahşi kutup ayıları var ki…Aslında dizi hakkında spoiler vermek istemiyorum. Dizinin Türkçe tanıtımlarında ise şöyle diyor:

"Fortitude dünyada başka benzeri olmayan bir yerdir. Kuzey Kutup Bölgesi'nin fırsatları, zenginliği ve keşfi vaadi ile geleceği parlak, kutup doğasının vahşi güzelliğiyle kuşatılmış ve dünyadaki en güvenli kasabalardan bir tanesi olan Fortitude'da hiçbir zaman şiddet suçu işlenmemişti. Ta ki şimdiye kadar."

Dizi, kar ve soğuk içerisinde geçiyor. Çekimlerin bir kısmı İngiltere'de büyük bir kısmı da İzlanda'da gerçekleştiriliyor. Dizinin yaratıcısı Simon Donald. 

Dizinin jeneriği ve müziği de pek güzel seçilmiş.

Kar, soğuk seviyorsanız, İzlanda'nın müthiş doğası ilginizi çekiyorsa, siz de benim gibi İskandinav tutkunu iseniz ve en önemlisi polisiye, gizem seviyorsanız kaçırmayın. 2015 yapımı, henüz 1. sezonda. 9 bölüm yayınlandı. Hemen arayı kapatın bence. Keyifli seyirler!

Bu orjinal web sitelerinden biri: http://www.takepart.com/pivot/fortitude

Björk “Vulnicura”dan ilk video klibi yayınladı

Bayan Arıza tarafından 16 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

20 Ocak tarihinde "Vulnicura" adlı 9. stüdyo albümünü piyasaya süren Björk, albümden ilk video klip çalışmasını "Lionsong" adlı şarkısına gerçekleştirdi. Sanatçı, video klipte albümün kapağında da tercih ettiği giysiyi giymeyi tercih etti. "Lionsong" şarkısının video klip yönetmenliğinde ünlü moda fotoğrafçıları Inez & Vinoodh ile bir araya gelen Björk, bir diğer yandan da albümünü konserleriyle tanıtmaya devam ediyor. Geçtiğimiz Cumartesi New York'taki Carnegie Hall'da sahneye çıkan sanatçı, Mart ayı boyunca aynı şehirde müzikseverlerle buluşmaya devam edecek.

kaynak: radyo eksen

Courtney Love “Revenge”de rol alacak

Bayan Arıza tarafından 13 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

Müzik kariyerinin yanısıra "Basquiat" (1996), "Feeling Minnesota" (1996), "The People vs. Larry Flynt" (1996), "Man on the Moon" (1999), "Trapped" (2002) gibi filmlerde rol alarak oyunculukta da ne kadar yetenekli olduğunu gözler önüne seren Courntney Love, geçtiğimiz Ocak ayında da 'Kansas City Choir Boy' adlı pop operada sahneye çıkmıştı. Ayrıca geçtiğimiz sene "Sons of Anarchy" dizisinde görev alan ve en son olarak da "Empire" adlı dizide Elle Dallas adlı karaktere hayat veren Love, şimdi de 2011 senesinden beri devam eden "Revenge" adlı dizinin oyuncu kadrosuna dahil oldu.  29 Mart tarihinde yayınlanacak olan "Revenge" adlı dizinin "Clarity" adlı bölümünde ilk kez ekranlara yansıyacak olan Courtney Love, dizide White Gold adlı karakteri canlandıracak.  Courtney Love'ın dizideki ilk görüntüleri ise geçtiğimiz gün yayınlandı.  Kaynak: Radyo Eksen

Cem Kurtıluş’tan Film Kritiği: Grinin Elli Tonu

Bayan Arıza tarafından 13 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

Bazı piyasa kitapları fazlasıyla abartılır, bu abartının diğer bir anlamıyla boku çıkarılır ve daha sonra bu piyasa kitapları beyazperde’ye aktarılır. Bu düşünceden yola çıkarsak; elimizde çok konuşulan, tartışılan, dünyada da halen konuşulmaya devam eden bir filmin yazısını ele alacağız.  “ Grinin Elli Tonu”

“Grinin Elli Tonu” kitabı için piyasa kitabı demek yanlış değerlendirme olmaz, çünkü fazlasıyla satılan ama kitabın içinde edebiyat adına pek fazla bir şey bulamayacağınız bir kitap. Kitabın satılmasının tek nedeni bir sözle açıklanabilir; “ SEKS SATAR “ Seks tabiri doğru bir tabir ama her Seks içerikli kitabın içeriği edebi açıdan yetersiz demek yanlış bir düşünce olur. Kitabı bir kenara bırakırsak “ Grinin Elli Tonu”  film olarak başarılı bir yapım olarak karşımıza çıkmıyor, ama filmi izlemek için diretiyorsunuz. Çünkü berbat bir film de olsa izleyip de yorum yapmanın sağlıklı olacağı kanısındayım.

“Grinin Elli Tonu” romantik Bdsm konusuyla öne çıkan  bir film. Filmin başlarından itibaren bir genç kızın arkadaşının hastalığı sonucu genç milyarder bir adamın şirketine gidip röportaj başlamasına tanıklık ediyoruz. Bu röportajla birlikte karakterimiz Anastasia Steel’in yeni bir dünyaya adım attığını görüyoruz.  Filmin ilerleyen dakikalarında erotik sahnelerle kendinden söz ettirecek Gri’nin Elli Ton’unda  el- ayak bağlama- gözbağlama- kırbaç- şaplaktan başka bir şey göremiyoruz, ama bu sahnelerle birlikte Romantik Bdsm’yi iyi yansıttığını söylesek de heyecan verici bir film olmuyor “ Grinin Elli Tonu” .

Ana’nın zengin adam Grey ile bu dünyaya girmesi sonucu kendisini macera dolu yolculuk bekliyor. Helikopter yolculuğu, oyun odası ve sonunda Grey’in  gerçekleriyle yüzleşmesi.. Grey üzerinden ufak kapitalizm eleştirisi getiriyor film, çünkü karşımızda milyarder bir adam var ve parayla bütün her şeyi satın alabileceğini düşünen bir adamı izlemeden geri kalmıyoruz. Parası,gücü her şeyi var bu adamın, bu güçle de Ana’yı kendine itaatkar yapmayı başardığını görüyoruz. 

Christian Grey’i oynayan Jamie Dorman yalnız bir adam,  egosuna düşkün bir adam olarak karşımızda, özellikle  “ ben romantik değilim “ diye üstüne basa basa söylemleri film adına sıkıcı buldum.  Christian Grey’in  altı kemer darbesiyle uyguladığı cezalandırma  metodu  final adına gereksiz olduğunun altını çizmek gerekir. Filmin süresi için 125 dakikanın bir film için çok uzun, bu uzun sürede “ Film bitse de başka filme  geçsek " diye filmin bitmesini bekliyorsunuz. Ayrıca   Film adına diğer eksiklerden biri de yan rol olarak  Ana’nın ev arkadaşı Kate ve Christian Grey’in kardeşi Elliot.  Bu ikiliyi birkaç sahne hariç filmin genelinde göremiyoruz.  Film  porno yıldızlarından da  ayari yiyor. O porno yıldızları filmi yeriyor, gereksiz olduğundan şöyle dem vuruyor.

“Sinema bileti pahalı; o kadar parayı verip rol kesen iki oyuncuyu seyretmek yerine hakiki diyalogları, bunların gerçeğini yapan bizimkileri internette bedava izleyebilirsiniz.”

“Erotik değil. Süngerbob´dan farkı yok. 2015 yılında olmamıza karşın hala erkek organını saklıyorlar kameradan.”

Sonuç olarak; Erotik sinemada o kadar sahici film varken bu filmin gereksiz olduğu kanısındayım, sadece piyasaya oynayan, kadın vücudu adına göğüslerin   gösterildiği, erkek cinsel organının kameralardan gizlendiği vasat Amerikan yapımı romandık bdsm adı altında ve sadece “ Seks Satar, Seks izletir “ düşüncesiyle yola çıkmış düşüncenin ürünü “ Grinin Elli Tonu” oyunculuklar başta olmak üzere vasat bir film olarak sinemadaki yerini alıyor.  

Weezer’dan Brian Bell’in grubu The Relationship yeni bir şarkı yayınladı

Bayan Arıza tarafından 7 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

Weezer gitaristi Brian Bell'in 2006 senesinde oluşturduğu ve 2010 senesinde grup ile aynı ismi taşıyan bir stüdyo albümüne imza attığı The Relationship, 8 Nisan tarihinde Burger Records etiketiyle yeni bir stüdyo albümü yayınlayacak. Grup, yeni albümnden ilk single'ı ise "Oh Allen" adlı çalışmasına seçti. 

Brian Bell'in yanısıra U.S. Bombs'dan Nate Shaw, Albert Hammond Jr. ile olan çalışmalarıyla tanınan Jon LaRue ve Morrissey ve The Bravery ile çalışmış Anthony Burulcich'i kadrosunda bulunduran The Relationship, albüm yayınlanır yayınlanmaz Amerika'da iki ay sürecek bir turneye imza atacak. 

 

Kaynak: Radyo Eksen

Kultur Shock Kritiği (5 Kasım 2015, Nublu İstanbul)

Bayan Arıza tarafından 6 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

Evet efenim yine bir Kultur Shock kritiği ile karşınızdayım. 15 aydır konsere gitmemiştim. Ama Kultur Shock söz konusu olduğunda akan sular duruyor. Evdeki şartları zorladım ve kendimi yine sahne önünde buluverdim. Çünkü Gino ve tayfasını çok seviyorum ve artık aileden biri oldular benim için. 

Konser mekânı ilk kez Kultur Shock sayesinde gittiğim Nublu idi. Daha çok caz gruplarının sahne aldığı bir yer olduğundan, benim de cazla çok haşır neşirliğim olmadığından henüz orayı tecrübe edememiştim. Doğrusu bu ya, Kultur Shock için doğru bir mekân seçimi değildi. Özellikle eski adıyla Balans'ta, Ghetto'da hatta Roxy'de izlemişliğim oldu onları, burası onlar için biraz küçüktü. Sahne, kalabalık ve çok enerjik bir grup için ufaktı. Merdivenli oluşu da sıkıntılıydı. Ancak yine de her şey çok çok güzeldi. O daracık yerde pogo yapıp, göbek atmayı yine başardık 🙂

Yeni albümleri IX'den de çaldılar. Eski albümlerden de çalarak bizi mest ettiler. İlk aklıma gelenleri sıralayayım hemen: İstanbul, Nadija, Country Muhammed, Hashishi, Sarajevo, God Is Busy, May I Help You, Duna ve olmazsa olmaz Zumbul, Mastika, King for today, Home, Unamerikan, Rage Aginst Old Age, Tamni Vijalet, Tutti Frutti:) 

Yaş ortalaması orta şekerdi. Gençler çoğunluktaydı ama bizim gibi orta yaşın başındakiler hatta bizden daha da büyük izleyiciler de vardı. Hepimiz şarkılara eşlik ettik. Boşnakçam her gün daha da ilerliyor :=) "vratiti se" demek istiyorum kendilerine 🙂

Amy ve Paris yine harikaydı. Her konserde olduğu gibi bu konserde de mütevazilikleri ve samimiyetleri göz kamaştırıyordu. Resmen kulaklarımızın pasını sildiler. Biliyorum defalarca söyledim ama iyi ki varlar iyi ki!

Mart ayında neler olmuştu?

Bayan Arıza tarafından 3 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

* 6 Mart 1970: Charles Manson'ın "Lie" albümü piyasaya çıktı.

* 9 Mart 1977: Sex Pistols, A&M Records'la anlaştı. Bir hafta sonra şirket 40 bin sterlin tazminatla anlaşmayı fes etti. 

* 10 Mart 1963: Jeff Ament doğdu. 

* 13 Mart 1996: Buenos Aires'te geceyi Ramones konseri için bilet kuyruğunda geçirenler, biletler kalmayınca kargaşa çıkarttı, birçok kişi yaralandı. 

* 15 Mart 1972: L.A'daki bir radyo kanalının dinleyicileri 1 saat boyunca aynı şarkı çalınca ters giden bir şey olduğunu düşünüp polisi aradı. Polis radyoya baskın düzenledi. Radyo korsanı Robert W. Morgan'ın sürekli çaldığı şarkı Donny Osmond'dan Puppy Love'dı. 

* 19 Mart 1970: Rolling Stone dergisi, John Lennon'ın "Come Together" şarkısının açılışındaki sözleri aslında Chuck Berry'nin "You Can't Catch Me" parçası için yazdığını açıkladı. 

* 20 Mart 1991: Eric Clapton'un 4 yaşındaki oğlu Conor, dairelerinin camından düşüp öldü. Clapton, oğlu için "Tears in Heaven"ı yazdı. 

* 30 Mart 1956: Johnny Cash, "I walk the Line"ın kayıtlarını tamamladı. 

* 31 Mart 1967: Jimi Hendrix, İngiltere turnesinin Finsbury Park ayağında gitarını ilk kez sahnede ateşe verdi. 

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

Johnny Depp, Marilyn Manson konserinde yer aldı

Bayan Arıza tarafından 3 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

Geçtiğimiz haftalarda Alice Cooper ve Aerosmith gitaristi Steve Perry ile The Hollywood Vampires adlı yeni grubu müzik dünyasına duyuran ve grupla Eylül ayında gerçekleştirilecek olan Rock In Rio festivaline çıkmaya hazırlanan Johnny Depp, bir diğer yandan da konserlere gitmeyi devam ettiriyor. Geçtiğimiz hafta Brisbane'deki Foo Fighters konserine seyirci olarak katılan Depp, Cuma gecesi ise aynı şehirde konser gerçekleştiren Marilyn Manson'ın sahnesine dahil oldu. Uzun zamandır Marilyn Manson ile arkadaş olan ve 2011 tarihli "The Rum Diary" adlı filmin soundtrack'inde yer alan Carly Simon'ın 1972 tarihli "You're So Vain" adlı şarkısını Manson ile birlikte baştan yorumlayan Johnny Depp, Cuma günkü konserde sahneye çıkarak grubun 1996 tarihli "The Beautiful People" adlı şarkısında gitarları çaldı.  Müziğin hayatının vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirten Johnny Depp, "Ne var ki sahneye en önde çıkmayı düşünmek bile beni hasta edebiliyor. Yani, asla bir Johnny Depp grubu göremeyeceksiniz." derken, "İnsanın yakın rock yıldızı arkadaşları olması bence büyük şans" açıklamasında bulundu. 

Kaynak: Radyo Eksen