• Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

Cem Kurtuluş’tan bu kez albüm kritiği: Accept “Stalingrad”

Bayan Arıza tarafından 3 Ekim 2014 tarihinde yazıldı.

Bazı albümler hakkında ne kadar yazarsanız yazın eksik bir şeyler mutlaka vardır. Müzikten ziyade içinde barındırdığı anlamlar albüm bütünlüğü açısından önemlidir. Heavy metal tarihi boyunca önemli mevzulara değinen heavy metal grupları hep oldu, hep de olacaktır.  

“Blood Of The Nations” albümüyle etrafı kana bulayan, UDO’nun yerine Mark Tornillo takviyesi yapan Accept grubu dünya için mesaj vermeye devam ediyor. Bu mesajı da tarihin en kanlı savaşlarından biri olan Stalingrad savaşını anlatarak ele alıyor. Albüme ismini veren “Stalingrad” üstünde konuşulması gereken bir albüm.

Blood Of The Nations ile iyi bir geri dönüş yapan Accept, Mark Tornillo abimizin öncülüğünde iyi işler çıkarmaya devam ediyor. Sound olarak melodik bir albümle karşı karşıya olduğunuz “Hung, Drawn and Quartered” ile açığa çıkıyor. Savaşın her türlüsünü çarpıcı şekilde anlatan şarkılar olsa da “Stalingrad” sözleriyle öne çıkıyor, ama  müzikal olarak sınıfta kalıyor. Onuru için savaşanlar, donan ve verilen emirleri uygulamakta olan askerler, parçalanmış cesetler, ölümler ve  Stalingrad savaşının getirileri..

"Hellfire" ile yangın devam ediyor. Gün ışığında güzelliği gören insanların birden bir küle döndüğünü anlatıyor. “Blood Of The Nations” albümündeki şarkılara göre benzerlik gösteriyor. Şarkının bitimine 2 dakika kala gelen sololar savaş psikolojisini halini yansıtıyor.

Bombardıman “Flash To Bang Time” ile devam ediyor. Albümdeki favorilerimden. Güçlü sesiyle yeri göğü inletmeyi başarıyor Mark Tornillo abimiz. Girişiyle eski Accept albümlerine selam çakıyor. Bilmeyenler için şarkının isminin askeri anlamda şöyle bir ifadesi var; “Ateş etmekte olan bir silah alevinin gözle görülmesi ile aynı silahtan çıkan patlama sesinin duyulması arasında geçen zaman”. Sololar albümün ilk şarkılarına göre vasat şekilde değil, çok da sırıtmıyor.

“Blood Of The Nations “ albümünde ballad koymayı unutmayan Accept, bu albümde de “Shadow Soldiers” ile selamlıyor bizi. Duygu yüklü girişle açılıyor şarkı, özgürlüğü için savaşan askerler asıl tema şarkıda.  Wolf abimiz gitarda döktürüyor yine.  Wolf Hoffman bu şarkının yazılma nedenini bir röportajında şöyle açıklamıştır; "but “stalingrad” is not a concept album; the band tackles numerous topics, such as … the price paid by soldiers who died for rest in places like arlington national cemetery (“shadow soldiers”)".

Wolf abimiz kaldığı yerden devam ediyor “Revolution” ile. Ekonomik olaylardan tut açlık mevzusuna kadar geniş yelpazede değiniyor. Nakarat her şeyi özetliyor; “What's wrong, with this picture , The poor get poorer and the rich get richer“.  Saldırı “Against The World" ile devam ediyor. Tornillo abimiz başta olmak üzere Accept tayfası üzerine düşeni yapıyor. 

Ballad değeri taşıyan duygusal noktalara taşıyan “Twist Of Fate” ile beraber yola devam ediyoruz. Vokalin iniş-çıkışları yerinde, Accept’in 1980 dönemlerine selam çakmasının yönünde adeta hard rock kokuyor. 

Mevzuyu uzatmadan albüm hakkında söyleyebileceğim “Blood Of The Nations” albümüyle karşılaştırılmaması olur. “Her albümü yeni bir tat" önerisiyle albümü dinlemeye davet ediyorum sizi.

Thom Yorke yine algılarımızla oynadı

Bayan Arıza tarafından 29 Eylül 2014 tarihinde yazıldı.

Son birkaç haftadır twitter hesabından esrarengiz görseller paylaşarak bizi bin türlü meraka düşüren Thom Yorke yapacağını yaptı ve bir ilke imza atarak Torrent’ten ikinci solo albümünü yayınladı.

Cuma akşamı, bir anda BitTorrent’ten 6 Dolar karşılığında satışa sunulan ‘Tomorrow’s Modern Boxes’ ilk haftasını doldurmadan 116,000 civarı download rakamına ulaştı.

BitTorrent ortaklığını bir “deney” olarak yorumlayan Thom Yorke’a bu deneyiminde eşlik eden isim ise pek tabii Radiohead’in vazgeçilmez prodüktörü Nigel Godrich oldu.

Müzik dünyasını karıştıran ve aynı zamanda birçok dinamiğin algısını kurcalayan Thom Yorke’un bu atılımı ne gibi sonuçlar getirecek, yakın zamanda göreceğiz….

8 kayıttan oluşan Thom Yorke’un ikinci solo albümü Tomorrow’s Modern Boxes’ın kapak tasarımı ise uzun zamandır birlikte çalıştıkları Stanley Donwood’a ait.

01 A Brain in a Bottle

02 Guess Again!

03 Interference

04 The Mother Lode

05 Truth Ray

06 There Is No Ice (For My Drink)

07 Pink Section

08 Nose Grows Some

 

Tomorrow’s Modern Boxes’ı bu adreste bulabilirsiniz.

Kaynak: Radyo Eksen

Röyksopp’un final albümü: The Inevitable End

Bayan Arıza tarafından 29 Eylül 2014 tarihinde yazıldı.

2000’lere henüz giriş yaptığımız zamanlarda ufuk açıcı ilk albümleri ‘Melody A.M.’ ile bizi şaşkına çeviren Norveçli elektronik müzik ikilisi Röyksopp’tan; bir üzücü, bir de sevindirci haber var.

Üzücü haber; Kasım’da final albümlerini yayınlayacaklarını duyurdular. Sevindirici haber ise; farklı platformlarda yeni müzikler paylaşmaya devam edecekler.

En son 2010’da dördüncü albüm Senior’ı yayınlayan Röyksopp’un son albümü ‘The Inevitable End’ ise 11 Kasım’da Cherrytree/Interscope aracılığıyla satışa sunulacak.

Bu sene piyasaya sürdükleri ‘Do It Again’ EP’sinde birlikte çalıştıkları İsveçli şarkıcı Robyn, yeni uzunçalarda da ikiliye katıldı ve iki şarkının sesi oldu.

The Inevitable End:

01 Skulls 02 Monument ft. Robyn (T.I.E. Version) 03 Sordid Affair ft. Ryan James of Man Without Country 04 You Know I Have To Go ft. Jamie McDermott of the Irrepressibles 05 Save Me ft. Susanne Sundfør 06 I Had This Thing ft. Jamie McDermott of the Irrepressibles 07 Rong ft. Robyn 08 Here She Comes Again ft. Jamie McDermott of the Irrepressibles 09 Running to the Sea ft. Susanne Sundfør 10 Compulsion ft. Jamie McDermott of the Irrepressibles 11 Coup de Grace 12 Thank You

Do It Again EP’sinde yer alan ‘Monument’, yeni düzenlemesiyle The Inevitable End’de yer buldu.

Kaynak: Radyo Eksen

Morrissey’in yeni provakatif hediyelikleri

Bayan Arıza tarafından 28 Eylül 2014 tarihinde yazıldı.

Morrissey, dünya turnesinin iptali ardından, hediyeliklerini satmak için kendine yeni bir site kurdu. Bunlar arasında en dikkat çeken şüphesiz, iki renk seçeneğiyle “Be Kind To Animals Or I’ll Kill You” yazan t-shirt’ler oldu. Bunun dışında “Shoplifters Of The World Unite” yazan bez çanta, kendi fotografının basılı olduğu kaydırmaz banyo paspası, ve boks eldivenleri de yer alıyor.

Daha fazlası için sitesini  ziyaret edebilirsiniz.

Kaynak: Radyo Eksen

The Who’nun dönüşü

Bayan Arıza tarafından 28 Eylül 2014 tarihinde yazıldı.

The Who bu sene kariyerlerinin 50. yılı olması sebebiyle arşivlik bir set piyasaya sürecek. Şüphesiz The Who Hits 50! adındaki setin en güzel yanı 8 yıl aradan sonra kaydedilen yeni The Who şarkısının da eklenecek olması.

Rolling Stone Dergisi’nde çıkan habere göre; Roger Daltrey ve Pete Townshend tarafından kaydedilen “Be Lucky”nin kayıtlarında Zak Starkey, basta Pino Pallodino, klavyede Mick Talbot ve prodüktör Dave Eringa yer aldı.

The Who’nun bu yeni şarkısını aşağıda bulabilirsiniz.

 

Kaynak: Radyo Eksen

Efsane grup AC/DC’nin merakla beklenen yeni albümü “Rock or Bust” 2 Aralık’ta Sony Music etiketiyle yayınlanacak. Grubun 6 yıl aradan sonra yayınladığı bu ilk albümde 11 yeni şarkı yer alacak.

AC/DC son olarak 2008 yılında “Black Ice” albümünü yayınlamış ve dünya çapında 8 milyona yaklaşan bir satış başarısına ulaşmıştı.

“Rock or Bust” grubun 41 yıllık müzikal kariyerindeki kurucu üye Malcom Young’ın yer almayacağı ilk albüm olacak. 2014 yılının ilk aylarında yayınlanan resmi bir bültenle Malcom Young’ın rahatsızlığından ötürü grup çalışmalarına ara verdiği açıklanmıştı. Müzisyenin devam eden sağlık durumu nedeniyle grup çalışmalarına geri dönemeyeceği netleşti.

2015 yılında dünya turnesine çıkacak olan AC/DC’ye; kurucu üyeler Angus ve Malcom Young’ın yeğeni ve “Rock or Bust” albümünde de gitar çalan Stevie Young eşlik edecek.

Kaynak: Radyo Eksen

PJ Harvey’den “Red Right Hand” yorumu

Bayan Arıza tarafından 28 Eylül 2014 tarihinde yazıldı.

BBC’nin yeni yayınlanacak Peaky Blinders dizisi için PJ Harvey, Nick Cave & The Bad Seeds’ ‘Red Right Hand’ şarkısını seslendirdi.

Şarkıyı; Ekim’de yayınlanacak BBC’nin tarihi dizisinin üçüncü bölümünde duyacağız. Arctic Monkeys, Johnny Cash de dizinin soundtrack’inde şarkılarıyla yer alacak.

Harvey’nin ‘Red Right Hand’ cover’ı, sanatçının geçen sene piyasaya sürdüğü protest şarkı ‘Shaker Aamer’ in ardından duyacağımız ilk kayıt olacak.

Kaynak: Radyo Eksen

 

Rollins Band’in ilk albümü “Life Time” yeniden basılıyor

Bayan Arıza tarafından 28 Eylül 2014 tarihinde yazıldı.

Henry Rollins grubu Rollins Band’in ilk albümü, 1987 tarihli Life Time’ı yeniden piyasaya süreceklerini duyurdu. 18 Kasım’da Dischord Records etiketiyle yayınlanacak albümün plak formatında yayınlanacak paketinde yeniden basım, güncellenmiş tasarım ve bonus dijital şarkılar yer alacak.

Albümün açılış şarkısı şöyleydi; “Burned Beyond Recognition”

  Kaynak: Radyo Eksen

Jack White Konseri 7 Kasım’da, Black Box İstanbul’da!

Bayan Arıza tarafından 23 Eylül 2014 tarihinde yazıldı.

Günümüzün en yetenekli müzisyen ve prodüktörlerinden, efsanevi The White Stripes kurucusu Jack White’ın ilk Türkiye konseri, 7 Kasım’da, Black Box Istanbul’da gerçekleşecek.

1999 yılında The White Stripes ile birlikte hayatımıza girip, “Hotel Yorba”, “Seven Nation Army”, “Fell In Love With a Girl”, “Icky Thump” gibi hitlere imza atan ve Meg White ile arkasında pek çok başarılı albüm bırakan Jack White, ilk solo albümü Blunderbuss’ı 2012’de yayınlamıştı.

The White Stripes’ın yanı sıra The Raconteurs ve The Dead Weather gibi projeleri de olan Jack White; Danger Mouse ve Daniele Luppi işbirliğiyle “Rome” adlı albümdeki üç şarkıya da vokal yapmıştı. Rolling Stone Dergisi tarafından gelmiş geçmiş en iyi gitaristlerden biri olarak gösterilen White’ın ikinci albümü Lazaretto, kendi plak şirketi Third Man Records etiketiyle yayınlandı ve son yirmi yılın en çok satan plağı oldu.

21. yüzyılın en yetenekli ve üretken isimlerinden Jack White’ın beklenen İstanbul konseri sonrasında ise Eksen Dj’leri, Radyo Eksen Partisi ile dinleyicileriyle buluşacak.

Jack White konseri biletleri, Biletix’te…

Kaynak: Radyo Eksen

Redd’den kötü haber

Bayan Arıza tarafından 16 Eylül 2014 tarihinde yazıldı.

Türkiye'nin önemli rock gruplarından Redd'de grup üyelerinden iki kişi yoluna başka yerden devam edecek.   Redd, grubun gitaristi Berke ve klavyecisi İlke Hatipoğlu’yla yollarını ayırdı. Redd grubundan yapılan açıklamada, gerekçe olarak “Artarak devam eden müzikal görüş ayrılığı” ifadesine yer verildi. Redd yoluna bu iki isim olmadan devam edecek.   2002 yılında Berke Hatipoğlu, Doğan Duru, Güneş Duru ve İlke Hatipoğlu tarafından kurulan Redd grup, ayrılık kararını yaptıkları basın açıklamasıyla duyurdu. 2011 yılında yayımlanan ‘ Hayat Kaçık Bir Uykudur’ albümünün kayıtları sırasında başladığı iddia edilen görüş ayrılığının şu sıralar çalışmalarına başlanan yeni albüm sürecine de yansıması nedeniyle grubun yolları ayrıldı.   REDD’DEN AÇIKLAMA GELDİ   Ayrılık nedeni olarak müzikal görüş ayrılıklarını gösteren Redd’in yazılı açıklaması şöyle:   “Uzun süredir Redd içinde var olan müzikal görüş ayrılıkları artarak devam etmiş ve bu ayrılıkları gidermeye yönelik çabalarımız ne yazık ki sonuç bulamamıştır. Bu nedenle yola bizimle ayrı devam etme kararı alan grubun gitaristi Berke ve klavyecisi İlke Hatipoğlu ile beraber çalışmaya devam etmemiz imkansız hale gelmiştir.

 Redd, bir müzik grubu olarak içinde dinleyicisini de barındıran ortak anlamlar bütünüdür. Bu ortak değer ancak üretenler ve/veya dinleyenlerin isteğine bağlı olarak son bulabilir. Başka bir deyişle, grubun müzikal misyonunun sona ermesi ya kendi kararına ya da dinleyicisinin değerlendirmesine bağlıdır, başka kimseye değil.   Redd ne ana akım, ne ticari kaygılar için ne de belli bir dinleyici kitlesine hoş görünmek adına müzik yapan bir gruptur. Ürettiğimiz söz ve müzikler kişisel deneyimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar ve ortaklaşarak bütüncül bir anlam kazanır.   Her şey değişkendir ve bu durum müzikal yaklaşımlar açısından da geçerlidir. 2002 yılından beri Redd olarak sürdürülen bu müzikal yolculuk, dönem dönem aramıza katılıp ayrılan farklı müzisyenlerin de katkılarıyla, çeşitli dönüşümler yaşayarak gelişip, zenginleşmiştir. Üretimi faal tutan da bu çeşitliliktir.   Ne yazık ki, Redd olarak müzikal ve kavramsal yaklaşımımız Berke ve İlke Hatipoğlu ile artık ortak doğrultuda evrilememektedir. Bunun sonucu olarak, “Hayat Kaçık Bir Uykudur”un kayıtları sırasında yaşamaya başladığımız çekişmelerin bugünlerde kaydı için stüdyoya girmekte olduğumuz yeni albüm sürecine taşınması imkansızdır. Müzikal farklılaşmanın üretimi verimsiz kılmasının yanı sıra, İlke ve Berke Hatipoğlu’nun bu sürece dahil olma konusunda açık ve aleni isteksizliklerini ifade etmeleri de ortak bir paydada hareket edilmesini imkansız hale getirmiştir.   Bu koşullar altında, Redd olarak bundan sonra yolumuza onlarsız devam etmek zorunda olduğumuzu, bütün dinleyenlerimize üzülerek bildiririz."

Kaynak: Sözcü