• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Slayer yeni albümden 2. şarkıyı yayınladı

Bayan Arıza tarafından 18 Nisan 2015 tarihinde yazıldı.

Bu yaza doğru piyasaya sürmeyi planladığı 11. stüdyo albümünün kayıtlarını geçtiğimiz hafta tamamlayan Slayer, albümden ilk single'ı "Implode" adlı şarkısına seçmişti. Grup, geçtiğimiz gün ise albümün 2. single'ı olarak seçtiği "When the Stillness Comes"ı hayranlarının beğenisine sundu.    Yeni albüme 2013 senesinde yaşama veda eden kurucu üye Jeff Hanneman'ın yazdığı "Piano Wire" adlı şarkıyı da dahil eden Slayer, albümde toplam 11 şarkı bulunduracak. Grup, Hanneman'ın boşluğunu Exodus'dan Gary Holt ile tamamlamış ve geçtiğimiz sene gruptan ayrılma kararı alan Dave Lombardo'nun boşluğunu ise Forbidden, Exodus, Systematic ve Testament ile olan çalışmalarıyla tanınan Paul Bostaph ile kapatmıştı. 

Kaynak: Radyo Eksen

Patti Smith hatırlamaya devam ediyor

Bayan Arıza tarafından 17 Nisan 2015 tarihinde yazıldı.

Pek çok eleştirmen tarafından '2010'un en iyi kitabı' olarak gösterilen 'Çoluk Çocuk'un yazarı Patti Smith, hatıralarının devamı niteliğindeki yeni anı kitabını ekim ayında çıkaracak.

Ozan-şarkıcı Patti Smith'in beklenen anı kitabı 'M Train', 6 Ekim'de çıkıyor. Smith, uzun zamandır Çoluk Çocuk (Just Kids) adlı kitabının devamı niteliğindeki 'M Train' üzerinde çalışıyordu. Sanatçı, Çoluk Çocuk'ta fotoğrafçı Robert Mapplethorpe ile olan ilişkisi ve sanatçı olma isteği ön planda tutarken. yeni kitabında müziğinin başrolde olacağını söyledi. Kitapta şarkıcının iki çocuğunun babası, efsanevi grup MC5’in gitaristi Fred “Sonic” de anlatılıyor.

SKANDAL BEKLEMEYİN

Patti, Robert ve o fotoğraf… // KANAT ATKAYA'NIN YAZISI

Patti Smith, sansasyonel öğelere dair beklentileri boşa çıkaracak açıklamalar yaptı:“Şaşalı bir rock'n'roll yaşam tarzı, seks, uyuşturucu hikâyelerim yok. Rock'n'roll sayesinde dünyayı gezdim, müteveffa kardeşimle birlikte çalıştım ve hepsinden iyisi Fred’le de böyle tanıştım. Birçok yönden hayatımı değiştirdi, hikâyem bundan ibaret.”

Kaynak: Hürriyet

Pavement’dan güzel haberler gelebilir

Bayan Arıza tarafından 14 Nisan 2015 tarihinde yazıldı.

Rock tarihine "Slanted and Enchanted" (1992), "Crooked Rain, Crooked Rain" (1994), "Wowee Zowee" (1995), "Brighten the Corners" (1997) ve "Terror Twilight" (1999) adlı beş stüdyo albümü armağan eden ve 1999 senesinde çalışmalarını sonlandıran Pavement, 2010 senesinde yeniden bir araya gelmiş ama bu birliktelik de çok uzun sürmemişti. Ancak, geçtiğimiz gün grubun resmi Facebook sayfasından şöyle bir yazı paylaşıldı; "Güzel haberler yakında geliyor" Bu paylaşım sonrasında sayfada Pavement'ın geçmişten günümüze birçok arşivlik görseli paylaşılırken, grubun beyni Stephen Malkmus, Twitter üzerinden "Belki bir yıldönümü veya 'Terror Twilight'ın yeni baskısı olabilir" gibi bir paylaşımda bulundu.  RADYO EKSEN 

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Bayan Arıza tarafından 14 Nisan 2015 tarihinde yazıldı.

“Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez…”

Bazı filmlerin vizyona girişini merak eder sonrasında bir beklenti içerisine girersiniz. Bu filmler romanlardan uyarlanma filmler olunca beklenti artar. Romandaki çoğu cümleyi filmde göremezsiniz, eksik bir parçası olur bu tür filmlerin.İlhami Algör’ün filmle aynı ismine sahip  kitabından beyazperdeye uyarlanan  “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku” bu türden bir film.  Çiğdem Vitrinel’in sinematografisindeki ikinci filmi.

Bu filmin önemli özelliklerinden biri erkek gözünden anlatıyor olması. Çigdem Vitrinel, orta yaşlı bunalımında yalnız ve romanı çıkmamış bir yazarın dünyasına davet ediyor seyirciyi. Bu dünyanın içinde her şey var. Bu dünyadaki karakterimiz Arif.  Behzat Ç dizisinden tanıdığımız alkolik adamı bu defa duygusal, melankolik, nihilist biri olarak tanıtıyor Vitrinel.

Arif, yarım kalmış romanını bitirmeye çalışıyor, bunun için ilham arıyor. Kendi kafasında kurduğu bir karakter var, filmde bu karakter bize Arif’in iç sesinden yansıtılıyor. Karakterimizin içinde Atılgan’ın Aylak Adam’ını görüyoruz, Müzeyyen ile tanıştıktan sonra hayatı değişime uğruyor. Müzeyyen güzelliğiyle dikkat çeken, hiçbir şeyi sorgulamayan “Kürk Mantolu Madonna“ edasıyla tanıtılıyor seyirciye. Bu dünyada Arif, Müzeyyen’nin esiri olmuş, aşkının peşinden koşuyor, bu kendisi için tutkulu bir aşk.

Filmde üç oyuncu (Ege Aydan, Erdal Beşikçioğlu, Sezin Akbaşoğulları) uyum sorunu çekmiyor, çünkü daha önceleri Behzat Ç dizisinden tanıdığımız oyuncular bunlar.  Bunu filmde de gösteriyorlar. Bu oyuncuların üstüne yan karakterlerde fazla gözükmese de Derya Alabora’nın gözüktüğü sahnelerde kendisine metres rolü biçilmiş, bu role yakıştığını söyleyebilirim.  Kitaptan uyarlanma bir film olduğu için filmin eksik yönleri de var. Kitabı okumadığım için yorum yapmak sağlıklı olmayacaktır. Ege Aydan ile Erdal Beşikçioğlu’nu bir arada görüp Erdal Beşikçioğlu’nun  “siktir be abi“ deyişini filmde  düşünmüşüzdür (En azından aklıma gelmedi değil).

Filmde ayrı bir parantez açma gereği duyduğum şeylerden biri müziklerdi. Filmin ruhuna uygun şarkılar seçilmiş, bu açıdan başarılı buldum. Tekrardan filme dönecek olursak; Arif karakteri üzerinden anlatılıyor film bize. Arif, kadının onu neden terk ettiğini düşünüyor, sonra hata bende mi diye düşünüp duruyor. Her şey bu döngünün içinde yer alıyor. Belki de hata ne Arif de , Ne de Müzeyyen de. Belki de her şey belirsizliklerde yatıyor. Yönetmenin düşündürdüklerinden biri de bu.

Oyuncular başarılı bir performans sergilese de Diyaloglar açısından film beklentiyi karşılayamıyor. Kitabın sayfa sayısı 50-60 sayfa civarı olmasına rağmen  filmin süresinin 1 saat 40 dakika olması film adına uzun bir süre ve bu  zaman diliminde eksik olan çok şey var film adına.  Okumadığımdan dolayı kitabı bir kenara bırakacak olursak “Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku“ günümüz ilişkilerine değinen, arayış peşinde olan bir adamın portresini yansıtıyor seyirciye, bu portreyi yansıtırken beklentinizi yüksek tutmamanız tavsiye edilir!

Filmin Adı: Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Oyuncular: Erdal Beşikçioğlu, Ege Aydan, Sezin Akbaşoğulları, Derya Alabora

Yapım Yılı: 2014

Yönetmen: Çiğdem Vitrinel

Senaryo: Ceyda Aşar

“Montage of Heck”den hiç duyulmamış Kurt Cobain şarkısı çıktı

Bayan Arıza tarafından 12 Nisan 2015 tarihinde yazıldı.

İlk gösterimini 24 Ocak tarihinde Sundance Film Festivali'nde yapan ve 4 Mayıs tarihinde de HBO tarafından yayınlanacak olan Kurt Cobain belgeseli "Kurt Cobain: Montage of Heck" içerisinden Cobain'in daha önce hiçbir yerde duyulmamış bir şarkısı çıktı. Şarkının 2013 senesinde bir depoda ortaya çıktığı belirtiliyor.  Brett Morgen'ın yönetmenliğini üstlendiği "Kurt Cobain: Montage of Heck" belgeselinin hazırlanması toplam 8 sene sürerken, filmde Cobain'in daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış 200 saatlik ses ve görsellerinin yanısıra, heykeller, evde çekilen şahsi görüntüler ve yaklaşık 4000 sayfalık dökümandan yararlanıldı. "Kurt Cobain: Montage of Heck"in prodüktörlüğünü filmin fragmanında daha bebek olarak karşımıza çıkan Kurt Cobain ile Courtney Love'un tek çocuğu Frances Bean üstleniyor

Radyo Eksen

Amy Winehouse belgeseli “AMY”nin fragmanı yayınlandı

Bayan Arıza tarafından 5 Nisan 2015 tarihinde yazıldı.

2011 senesinde daha 27 yaşında hayata veda ederek büyük üzüntü yaratan Amy Winehouse, "AMY" adını taşıyacak olan belgeselle yeniden hayat buluyor. 3 Temmuz tarihinde gösterime girmesi beklenen filmin fragmanı önceki gün yayınlandı. 127 dakikalık "AMY" belgeselinin yönetmenliğini 2010 senesinde Ayrton Senna'nın yaşamını belgeselleştirildiği "Senna" adlı filmle dikkat çeken Asif Kapadia üstlenirken, belgeselde Amy Winehouse'un daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış görsel ve müziklerine yer verilecek.

Kaynak: Radyo  Eksen

Judas Priest’a özel kahve markası çıkıyor

Bayan Arıza tarafından 2 Nisan 2015 tarihinde yazıldı.

Heavy metal'in efsane gruplarından Judas Priest, kendi kahve markasını ortaya çıkartıyor. Grubun 1980 tarihli "British Steel" albümünün 35. senesine özel olarak tasarlanan aynı adlı kahve, 14 Nisan tarihinde satışa sunulacak.  Ürünün ortaya çıkmasında Chicago'lu Dark Matter Coffee ile ortak çalışan Judas Priest, kahvenin satışlarını Chicago'da bulunan üç dükkandan sağlayacak. Fiyatı 18 $ olması beklenen 355 ml'lik kahveyle birlikte sunulacak olan paketin içerisinde ayrıca grubun "Bristish Steel" albümünde yer alan "Grinder” ile 2014 tarihli son stüdyo albümü "Redeemer of Souls"un sadece özel baskısında yer alan "Snakebite" single'ları da bulunacak. 

Tarihte Nisan ayında ne olmuş bi’hatırlayalım. En mühimi Kurt’un doğduğu ay!

Bayan Arıza tarafından 31 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

* 2 Nisan 1983: U2'nun "War" albümü ABD albümler listesine girdi.

* 3 Nisan 1979: Kate Bush ilk konserini Liverpool Empire'da verdi. 

* 5 Nisan 1994: Kurt Cobain öldü. 

* 5 Nisan 1979: North London Avengers grubu adını "Madness" olarak değiştirdi. 

* 6 Nisan 1968: Syd Barret resmi olarak Pink Floyd'dan ayrıldığını açıkladı. 

* 8 Nisan 1977: Damned, Amerika'da konser veren ilk İngiliz punk grubu oldu. Aynı gün The Clash ilk albümünü yayınladı. 

* 9 Nisan 1969: Emerson, Lake and Palmer ilk konserini Londra'da verdi. 

* 9 Nisan 1997: Soundgarden dağıldığını açıkladı. 

* 11 Nisan 1961: Bob Dylan ilk profesyonel konserini Gerde Folk City'de verdi. Aynı konserde John Lee Hooker da vardı. 

* 14 Nisan 1974: Pete Townshend ilk solo konserini Londra Roundhouse'da verdi. 

* 15 Nisan 1976: Rolling Stones, aralarında gitarist Ron Wood'un da olduğu ilk albümleri "Black and Blue"yu çıkardı. 

* 17 Nisan 1970: Johnny Cash Beyaz Saray'da konser verdi. 

* 18 Nisan 1981: Yes dağıldı.

* 19 Nisan 1980: AC/DC solisti Brian Johnson'ın yerine Bon Scott geçti. 

* 20 Nisan 1968: Deep Purple ilk konserini Danimarka Jastrup'ta verdi. 

* 21 Nisan 1947: Iggy Pop doğdu, ondan tam 10 sene sonra da Robert Smith. 

* 21 Nisan 1963: Rolling Stones'un Crawdaddy Club'da verdiği konser sonrasında grup ilk defa Beatles elemanlarıyla karşılaştı. 

* 22 Nisan 1977: Jam, ilk 45'liği "In The City"yi yayınladı. 

* 25 Nisan 1978: Londra 100 Club'daki son punk konserini Alternative TV verdi. 

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

   

Scott Weiland’ın The Wildabouts gitaristi Jeremy Brown yaşama veda etti

Bayan Arıza tarafından 31 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

"Blaster" adlı yeni stüdyo albümünü bugün piyasaya süren Scott Weiland, albümün hazırlanışı sırasında çalıştığı The Wildabouts grubundan kötü bir haber aldı. Weiland, grubun gitaristi Jeremy Brown'ın yaşama veda ettiğini duyurdu.  "Blaster" albümünün tanıtımını dün Hollywood'da gerçekleştirecek olan Scott Weiland, ne var ki Jeremy Brown'ın organizasyona katılmamasıyla bir hayli şaşırdı. Yaklaşık 1 saat sonra Brown'ın ailesinden gelen telefonla gitaristin öldüğünü öğrenen Weiland, büyük şok yaşadı. Jeremy Brown ile 2008 senesinden beri yakın arkadaş olan Scott Weiland, Brown'ı tanıdığı en iyi gitaristlerden birisi olarak tanımlıyordu. 

Kaynak: Radyo Eksen

Death bas gitaristi Scott Clendenin yaşama veda etti

Bayan Arıza tarafından 27 Mart 2015 tarihinde yazıldı.

"Scream Bloody Gore" (1987), "Leprosy" (1988), "Spiritual Healing" (1990), "Human" (1991), "Individual Thought Patterns" (1993), "Symbolic" (1995) ve "The Sound of Perseverance"  (1998) adlı albümleriyle efsaneleşen ve death metal'in atası kabul edilen Death'in eski bas gitaristi Scott Clendenin, 47 yaşında yaşama veda etti. Clendenin'in uzun süredir sağlık problemleriyle savaştığı açıklandı.  2001 senesinde metal dünyasında büyük bir saygıya sahip olan Chuck Schuldiner'in hayata veda etmesiyle sona eren Death, Scott Clendenin'i 1998 tarihli "The Sound of Perseverance" albümünde bulundurmuştu. Clendenin, grubun genç vokalist/gitarist Max Phelps'in yer aldığı 2012-2013 seneleri arasında gerçekleştirdiği 'Death to All' adlı turnesinde de yer almıştı. 

radyo eksen