• Montreal çıkışlı indie rock grubu The Dears, “Garanti BBVA Konserleri” kapsamında 11 Nisan’da Babylon’a konuk oluyor!

    1995’te bir araya gelen Kanadalı grup The Dears, “orkestral pop-noire” olarak tanımladıkları sound’larıyla çıkış albümleri “End of Hollywood Bedtime Story”i 2000’de yayımladı. 2000’lerin başında Kanada’nın indie rock rönesansı olarak bilinen sahnenin önemli temsilcileri arasında yer alan The Dears, 2001’de “Orchestral Pop Noir Romantique” ve 2002’de “Protest” kısaçalarlarını paylaştı. Serge Gainsbourg’u ...

  • 31 Ocak: Dorock XL Kadıköy Konserleri >Noah Gundersen

    Amerika’lı şarkıcı ve söz yazarı Noah Gundersen, ilk kez İstanbul seyircisiyle buluşuyor. ‘First Defeat’, 'Family', ‘Bad Desire’ gibi hitlerinin yanı sıra Sons of Anarchy dizisine hazırladığı şarkılarla bilinen sanatçı 31 Ocak akşamı Dorock XL sahnesinde. Kaynak: Biletix

  • Günümüzün en iyi progresif post-rock temsilcilerinden Russian Circles, 18 Nisan’da Türkiye’deki ilk konserleriyle %100 Studio’da fırtınalı iki geceye imza atacak!

    İlk albümleri “Enter”ı 2006 yılında yayınlayan ve isminin aksine Şikago’da kurulan grup Russian Circles, 2019 yılında post rock’ı arşa taşıyan isimlerden biri olmayı başarıyor. 2019 Ağustos’unda piyasaya sürülen, müziğin en güzel köşelerine dokunan albümleri Blood Years ile yaratıcı süreçlerini sorgulamamıza sebep olan topluluk; oldukça aktif bir müzik kariyerine sahiptir. Kapı Açılış 20:00 Etkinlik ...

  • 10-15 Aralık: Efsane müzikal Fame, 75. Yılını Kutlayan Yapı Kredi Ana Sponsorluğunda ilk defa Türkiye’de…

    Popüler kültür tarihinin efsaneleri arasında yer alan Fame Müzikali, 75. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda hayallerinin peşinden koşan herkese ilham vermek için orijinal kadrosuyla Londra’nın dünyaca ünlü müzikal sahnesi West End’den İstanbul’a geliyor! 30. yıl turnesinde, dansın tüm coşkusunu yaşatacak 80’lerin unutulmaz ikonu müzikal, 10-15 Aralık 2019 tarihleri arasında ...

  • 15 Şubat-> Tindersticks

    Kendine özgü tarzı, orkestralı müziği ve harika şarkı sözleri ile yıllardır türün öncüsü Tindersticks, Fransız yönetmen Claire Denisortaklığında çıkardığı “Trouble Every Day” ve “Nénette Et Boni” ile hem müzik hem de sinema dünyasına damga vurdu. Yönetmenin son filmi “High Life”ın soundtrackini besteleyen Tindersticks, Nottingham’ın dokusundan çıkan şarkılarıyla İş Kuleleri Salonu’nda.

  • Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

  • 6-7 Aralık-> The Aristocrats 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da!

    Dirty rock, folk ve cazı harmanlayarak, tek bir albümde en iyi şekilde özetleyen grup kimdir? Tabii ki The Aristocrats! Rock virtüöz üçlüsü The Aristocrats unutulmayacak performanslarıya 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da! more_link_text

Frances Bean Cobain gizlice evlendi

Bayan Arıza tarafından 29 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.

Kurt Cobain ve Courtney Love'ın kızı Frances Bean Cobain, yaklaşık beş senedir beraber olduğu The Eeries'in vokalisti ve gitaristi olan Isaiah Silva ile dünya evine girdi. Ne var ki Frances Bean'in annesi Courtney Love'ı nikahına davet etmemesi dikkat çekti. 

15 kişilik sade bir nikahla evlenen Frances Bean Cobain ile Isaiah Silva'nın Courtney Love'ı neden davetliler arasına dahil etmediği anlaşılmazken, Courtney Love önceki gün Instagram üzerinden attığı bir mesajla kızına karşı tepkisini az da olsa gösterdi. Love, mesajında "Eğer benim bu hafta içerisinde önemli organizasyonlarda yer alamadığımı düşünüyorsanız, bir daha düşünün" dedi.

Kaynak: Radyo Eksen

Cem Kurtuluş’tan Film Kritiği: Green Street Hooligans

Bayan Arıza tarafından 29 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.

“Green Street Hooligans“, tren istasyonunda tren bekleyen fanatiklerin ağız dalayışıyla açılıyor. Bu açılıştan film, rotayı Matt Buckner denen bir gencin Amerika’da Harvard’da okurken okuldan atılmasıyla yolunun holiganizmin beşiği olan İngiltere’ye düşmesine çeviriyor. Amerika’da kavga nedir bilmeyen bu genç, ablasının kocası Steve ile tanışıyor, daha sonraları Steve’in kardeşi Pete Dunham ile tanıştıktan sonra hayatı bir nevi değişime uğruyor. Bu genç West Ham kültürünü kısa sürede kavrıyor, kavgaya karışıyor. Ortamda sadece bir kişi sevmiyor kendisini, o da ortamın eskilerinden olan Bovyer. Bu tartışmalar bir süre devam ediyor.

Yeşil Sokak Holiganları olarak tabir edilen “Green Street Elite“ grubunun içinde kendine kendi gibi hisseden Matt Buckner daha sonraları bir sürü kavgaya girişiyor, ama bir süre sonra Bovyer açığını yakalıyor, ortamdaki herkese “bu gazeteci piçin teki" diye Matt’ı rezil ediyor. Matt’ın tek suçu babasının gazeteci olması, ama MATT kimseyi ispiyonlamıyor, kimseyi gambazlamıyor. Pete Dunham ve çetesi kendi arkadaşları tarafından Milwall’lılar tarafından saldırıya uğruyor ve daha sonraları “REİS“ diye hitap edilen kişinin Pete’nin abisi Steve Gunham olduğunu öğreniyoruz.

Bu filmde sokak kültürünün ne kadar önemli olduğunun, dostluğun ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor, ama  dost olarak görünenlerin de arkadan vuracağını da söylüyor “Green Street Hooligans“. Bir kadının gözünden holiganizm iyi işleniyor bu filmde. Odaklandığımız nokta futbolun bir kavgadan ötesi olduğu ve paylaşmanın bu kültürde ne kadar önemli olduğu vurgusu. İşte kadın yönetmen bunu iyi başarıyor. Filmin en can alıcı, en hüzünlü sahnesiyse, Pete Gunham ekibinin Milwall’lılarla ettiği kavgada ölmesi ve arkadaşlarının başında olduğu sahne. Böyle bir an düşünün ve ölüyorsunuz, geride arkadaşlarınız var. İşte  hiçbir sahne insanın canını bu denli yakmış olamaz.

Sonuç olarak; Son zamanlarda popüler filmler kategorisinde olan, futbol holiganizmini iyi işleyen bir film olan “Green Street Hooligans“ can alıcı bazı sahneleriyle, “Bir kadın nasıl holiganizm’i anlatır?“ sorusunu cevaplamayı fazlasıyla başarıyor.

Altını Çizdiklerim:

“Onlar, yazmış olmak için her şeyi yazan pezevenklerdir.”

“Birkaç yumruk yiyip camdan yapılma olmadığını anladığınızda sınırlarınızı zorlamadan yaşadığınızı hissedemezsiniz…” 

Janis Joplin’in Porsche’si satışa çıkartılıyor

Bayan Arıza tarafından 17 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.

Brian Jones, Jimi Hendrix, Jim Morrison, Dave Alexander, Pete Ham, Kurt Cobain ve Amy Winehouse gibi 27 yaşındayken hayatını kaybeden rock müzik efsanesi Janis Joplin'in kendisiyle özdeşleşmiş psychedelic Porsche'si Aralık ayında New York'ta açık artırmayla satışa çıkartılıyor. 

1965 model 356C Cabriolet model Porsche, Janis Joplin tarafından 1968 senesinde satın alındı. Bir arkadaşının yardımıyla arabayı psychedelic forma dönüştüren Joplin, 1970 senesinde yaşama veda etmeden önce sık sık bu arabayı kullanıyordu. 1990 senesinde restore edilen araba, son 20 senedir Rock and Roll Hall of Fame'in müzesinde bulunuyordu.   

Kaynak: Radyo Eksen

Chris Cornell yeni albümünün ilk single’ının video klibini yayınladı

Bayan Arıza tarafından 15 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.

"Higher Truth" adlı 4. solo albümünü 18 Eylül tarihinde yayınlayacak olan Soundgarden ve Audioslave vokalisti Chris Cornell, albümden seçtiği ilk single "Nearly Forgot My Broken Heart"ın video klibini yayınladı. 

Jessie Hill'in yönetmenliğini üstlendiği "Nearly Forgot My Broken Heart" adlı şarkının video klibinde ünlü aktörler Eric Roberts ve W. Earl Brown ile kamera karşısına geçen Chris Cornell, vahşi batıda geçen klipte asılmaktan son anda kurtulan bir tutukluyu canlandırıyor. 

Kaynak: Radyo Eksen

Koç Holding Sponsorluğunda 14. İstanbul Bienali

Bayan Arıza tarafından 15 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Bienali'nin 2007-2026 yılları arasındaki 20 yıllık sponsorluğunu Koç Holding üstlendi. 

Bu sponsorluğun amacı, ülkemizde özellikle genç kuşakların çağdaş sanata ilgisini artırmak, çağdaş sanatla henüz hiç tanışmamış olanların dikkatini çekmek ve böylece çağdaş sanata duyulan ilgiyi canlandırıp yaygınlaştırmaktı. Koç Holding sponsorluğundaki ilk Bienal, 2007'de gerçekleşti. 

İstanbul Bienali, Türkiye'de düzenlenen sanat etkinlikleri arasında, yurtdışında en fazla ilgiyi çeken ve en fazla bilinen sanat etkinliği haline geldi.

Uluslararası sanat platformlarında büyük yankı uyandıran İstanbul Bienali’nin on dördüncüsü, 5 Eylül–1 Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. TUZLU SU: Düşünce Biçimleri Üzerine Bir Teori başlığını taşıyacak 14. İstanbul Bienali,Carolyn Christov-Bakargiev tarafından bir dizi işbirliğiyle şekillendiriliyor ve şehre dalga dalga yayılmaya hazırlanıyor. 

14. İstanbul Bienali’nde, Afrika, Asya, Avustralya, Avrupa, Ortadoğu, Latin Amerika ve Kuzey Amerika'dan 80’in üzerinde katılımcının çalışmaları Boğaz’ın Avrupa ve Anadolu yakasında bulunan 30’dan fazla mekânda gezilebilecek. TUZLU SU, müzelerin yanı sıra tekneler, oteller, eski bankalar, otoparklar, bahçeler, okullar, dükkânlar ve özel konutlar gibi kara ve su üzerindeki geçici yerleşim alanlarına yayılacak. Mekan detayları için tıklayınız 

Bu sene tüm ziyaretçiler için kapılarını ücretsiz olarak açacak Bienal kapsamında Koç Holding farklı projelerin gerçekleşmesine de katkıda bulunuyor.

Çocuklar ve Gençler İçin Eğitim Programları

İlk defa 10 yıl önce İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve PACE Çocuk Sanat Merkezi işbirliğiyle tasarlanan ve Koç Holding desteği ile hayata geçen Çocuklar ve Gençler İçin Eğitim Programları, 14. İstanbul Bienal’inde, aynı bienal gibi genişleyerek, ilk defa adalara uzanacak. 

Proje Genel Hedefleri: Müze/Sergi kültürünü yerleştirmek/geliştirmek,  Sanata ve özellikle günümüz sanatına (Çağdaş Sanata) olan ilgiyi artırmak,  Çocuklara öğretici ve akılda kalıcı bir tecrübe yaşatmak, Çocukları temel sanat terimleri ve kavramları ile tanıştırmak, bilgilerini tazelemek,  Yapılacak aktiviteler ile çocuklara Bienal mekanını gezerken öğrendiklerini pratiğe dönüştürme fırsatı yaratmak. 

Yaş Grupları: Aktiviteler aşağıdaki yaş gruplarına uygun hazırlanmakta: – 8-11 yaş – 12-14 yaş – 15+ yaş

Program Mekanları : Çocuk ve gençler için hazırlanan bu eğitim programı, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu ve Büyükada olmak üzere 2 farklı mekânda uygulanacak.   

Program Gün ve Saatleri : Programlar, bienalin açık olduğu her gün (23 – 27 Eylül, Kurban Bayramı hariç) gerçekleştirilecek. 2 saat sürecek atölyelerde çocuklar ve gençler, 8-11, 12-14 ve 15-18 yaş grupları olmak üzere 3 farklı yaş aralığında 25’er kişilik gruplar halinde ve PACE Çocuk Sanat Merkezi eğitmenleri eşliğinde 14. İstanbul Bienali’ni gezebilecekler. Eğitim programı, isteğe bağlı olarak, hem Türkçe hem de İngilizce olarak uygulanacaktır. 

Rezervasyon : Program ücretsizdir.  E-Posta: cocuk@iksv.org / children@iksv.org  Telefon : 0 (212) 334 07 45 Cep Telefonu : 0 (549) 795 14 32

Rehberli Tur Projesi

Bienalin en iyi şekilde değerlendirilebilmesi için Koç Holding desteğiyle gerçekleşen bu proje kapsamında Bienal öncesi özel bir eğitime tabi tutulan, yabancı dili ileri seviyede, deneyimli rehber kadroları görev almakta.. 

1. Genel İzleyici İçin Rehberli Tur Genel izleyici için Bienal mekânlarında günde 4 defa düzenli olarak turlar gerçekleştirilecek.

2. Üniversite Öğrencileri İçin Rehberli Tur Bienal’in önemli bir ziyaretçi kitlesini oluşturan üniversite öğrencileri için her sene Koç Holding tarafından farklı projeler gerçekleştirilmekte. Rehberli Tur kapsamında öğrenciler genel izleyici için planlananlardan farklı olarak daha interaktif bir halde Bienal’i gezme fırsatı bulacaklar. 

3. Küratör, Direktör ve Koleksiyonerler İçin Özel Turlar Bienal kapsamında hem yerel hem de uluslararası sanat profesyonellerinden oluşan gruplara farklı programlar sunulacak.

Rehberli Tur Programı : Her gün 11.00, 13.30, 15.00, 16.30  Rehberli turlar Antrepo no.3, Galata Rum İlköğretim Okulu ve ARTER’de gerçekleştirilecek. Rehberli tur biletleri mekân girişlerindeki gişelerden alınabilir.

Rehberli Tur Ücretleri : Rehberli tur bileti: 20 TL (20 kişi ve üzerindeki gruplar için 15 TL)  Öğrenci rehberli tur bileti: 10 TL (20 kişi ve üzerindeki gruplar için 7 TL)

Rezervasyon ve Detaylı Bilgi İçin : rehberlitur@iksv.org

Detaylı bilgi: http://14b.iksv.org/

İKSV’de yenilik: Yenilikçilik Merkezi açıldı

Bayan Arıza tarafından 12 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından İstanbul Kalkınma Ajansı'nın desteğiyle tasarım, mimarlık, sanat, müzik, sinema gibi yaratıcı endüstrilerin gelişimi için bilgi-belge ve etkinlik merkezi işlevi görecek İKSV Yenilikçilik Merkezi açıldı.

İKSV Yenilikçilik Merkezi’nin açılış etkinlikleri kapsamında 7 ve 8 Eylül tarihlerinde Salon İKSV’de atölye çalışmaları ve paneller gerçekleştirildi. 7 Eylül Pazartesi, Maker Olacak Çocuk işbirliğiyle başlangıç ve proje geliştirme atölye çalışmaları ile 3 boyutlu yazıcıların gelecekte, bilim, sanat, tıp, uzay teknolojileri gibi muhtelif alanlarda ne tür yenilikler getireceği konuşuldu ve bir robot üzerine çalışıldı. 8 Eylül Salı günü ise arşiv ve kütüphanelerin dünü, bugünü ve yarınının tartışıldığı ‘Yaratıcı Endüstrilerde Bir Üretim Alanı Olarak Arşiv’ başlıklı panel düzenlendi. Panelin ardından İstanbul Kalkınma Ajansı ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı temsilcilerinin katılımıyla İKSV Yenilikçilik Merkezi açıldı.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı, İstanbul Kalkınma Ajansı’nın Yenilikçi İstanbul Mali Destek Programı kapsamında aldığı fon ile Yenilikçilik Merkezi Kurulum Projesi’ne Eylül 2014’te başladı. Proje süresince yaratıcı endüstrilere yönelik tasarım, mimarlık, sanat, müzik, sinema gibi çeşitli alanlarda içeriğe sahip bir kütüphane oluşturularak İKSV’nin bugüne kadar yaptığı etkinliklere dair basılı, görsel, işitsel arşivi entegre edildi.

Katılımcıların arşiv ve kütüphane içeriğine ulaşabilecekleri bir portal yenilikcilikmerkezi.iksv.org ve çalışmalarını gerçekleştirebilecekleri bir merkez haline getirildi. Merkezde yaratıcı iş gücünün ve özellikle üniversite öğrencilerinin randevu sistemi üzerinden çalışabilmeleri, ilgili donanımları kullanabilmeleri mümkün olacak. Araştırmacılar ayrıca İKSV Yenilikçilik Merkezi’nde yaratıcı projeler üretebilecekleri yazılım ve donanım imkânlarına sahip olacaklar. Merkezin kurulumu süresince yaratıcı endüstriler alanında farklı başlıklar altında panel, eğitim ve atölye çalışmaları da gerçekleştirildi.

İKSV Yenilikçilik Merkezi, önümüzdeki yıllarda yaratıcı endüstrilere yönelik panel, eğitim ve atölye çalışmaları ile ilgili değişen temalar ele alınarak yıllık takvim belirleyecek. Böylelikle erişim, kullanım, üretim sürekliliğini sağlamayı hedefleyen merkez, düzenlenen etkinliklerle arşivini genişleterek büyümeye devam edecek. Aynı zamanda yaratıcı işgücü için bir çalışma merkezi olarak düzenlenen İKSV Yenilikçilik Merkezi’nin kapıları bu alanda çalışan herkese açık olacak. Bilgi için: yenilikcilikmerkezi.iksv.org

Kaynak: Radikal

Efsanevi Gitarist’in albümü 18 yıl sonra ilk kez plak formatında…

Bayan Arıza tarafından 12 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.
2001 yılında genç yaşta trajik bir şekilde aramızdan ayrılan, Türkiye’de yetişmiş en yetenekli gitaristlerden biri olan, Blues tandanslı Türkçe Rock türünde yazdığı şarkıları ve sergilediği eşsiz performanslarıyla bir dönemin idolü Yavuz Çetin‘in ‘İlk‘ albümü, 18 yıl sonra ilk kez plak formatında müzikseverlerle buluşuyor.

 

Türkçe Rock Müziği ‘nin  en başarılı albümlerinden birisi olarak kabul edilen ve dönemi itibarıyla Rock tutkunlarının vazgeçemediği bu albüm, yüksek ses kalitesinde, açılır kapaklı, 180 gr. ağırlığında, ayrıca önlü arkalı poster ve Yavuz Çetin‘in yakın dostlarının kendisiyle ilgili anıları, duyguları ve düşüncelerinin yer aldığı 2 sayfalık ‘çok özel buklet‘ li yepyeni tasarımıyla plakseverlere sunuluyor…

Yaşamı boyunca 1960' lı ve 1970' li yılların Blues ve Rock müziklerinden etkilenir Yavuz Çetin… Blues ve Rock  müziğinin ruhunu  Türkçe sözlerle harmanlar ve birbirinden güzel şarkılar yazarak kısa sürede büyük bir hayran kitlesine sahip olur.

Jimi Hendrix’i ve dünyaya mal olmuş Blues şarkılarını da yorumlamaktan her zaman büyük bir keyif alır.

Kendine özgü duruşu, tavırları, sevecenliği ,paylaşımcılığıyla dostları ve müzisyen çevresinde bunun yanısıra olağanüstü müzikal yeteneği, stili ve şarkılarıyla kısa sürede müzik dünyasında farkedilen ve çok sevilen Yavuz Çetin, kendi şarkılarının yanısıra çok sayıda sanatçının stüdyo albümlerinde yer almış ve sahne performansları sergilemiştir. Kurucusu olduğu Labirent, Grup Pi, Yavuz Çetin Band ve 16 yıl çaldığı Blue Blues Band'in yanısıra uzun süre MFÖ grubunun gitaristliğini de üstlenmiş ve sayısız sahne performansı sergilemiştir.

Ercan Saatçi ile Aykut Gürel’in prodüktörlüğünde ve Yavuz Çetin‘in süpervizörlüğünde gerçekleşen sanatçının bu ‘İlk‘ albümünde toplam 12 adet söz ve müziği kendisine ait olan şarkı yer almaktadır. Kendisine Özkan Uğur, Göksel, Sunay Özgür, Cengiz Tuncer, Yavuz Darıdere ve Serdar Öztop gibi tanınmış başarılı müzisyenler eşlik etmiştir.

‘Erkeğin Olmak İstiyorum‘ , ‘Bilmem Neden İnat Ettim‘ , ‘Kimse Bilemez‘, ‘Bodrum Gecesi Yüzünden‘, ’Ağlamayı Sevmem Ben’, ‘Sahil‘, ‘Birkaç Saat‘ ve ‘Fanki Zonki Tonki' gibi Çetin’in bugün de hala dillerden düşmeyen hit şarkılarını barındıran plak, bu hafta itibarıyla EMI – Universal Müzik Türkiye dağıtımıyla büyük müzik marketlerde, İstanbul’un plak dükkanlarında ve rainbow45records web sitesinde satışa sunulmuştur.

Kaynak: NTV

Türk müziğinin iki usta ismi hayatını kaybetti!

Bayan Arıza tarafından 12 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.
Uzun yıllar TRT’de ritim saz sanatçısı olarak görev yapan Ali Mecit Özdindar ve Türkiye’nin önde gelen müzisyenleri arasında gösterilen baterist Atilla Atalay hayatını kaybetti.

 

51 yaşında hayatını kaybeden Atalay, Yıldız Tilbe gibi çok sayıda ünlü isimle çalışmıştı. İki  müzisyenin acı haberini, Türk sanat müziği sanatçısı Onur Akay Instagram  hesabından duyurdu.

'Türk müziği ritimsiz kaldı.’ yazan Akay, ‘TRT  İstanbul Radyosu ritim saz sanatçısı Ali Mecit Özdindar'ı kaybettik. 

Özdindar, bugün saat 13:30’da TRT İstanbul Radyosu’nda yapılan törenden  sonra, ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından,  Üsküdar Valide-i Atik Camii’nden uğurlandı. Henüz usta sanatçımızın acısı tazeyken, bir başka usta müzisyen ve davul çalma tekniğini özenle geliştirmiş değerli hoca Atilla Atalay’ı, genç yaşta kalp krizinden kaybettiğimizin haberini aldık. Atalay'ı Yıldız Tilbe şarkılarında, Özdindar'ı ise sayısız sanatçının şarkılarında hep dinlediniz. İki  değerli müzisyenin ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilerim.’ dedi.

Atilla Atalay kimdir? Türkiye’nin önde gelen müzisyenleri arasında gösterilen Atilla Atalay,  1964 yılında Eskişehir’de doğdu. Müzik çalışmalarına 1983 yılında  İzmir'de başladı ve 1991 ve 1992 dönemi Bilkent Üniversitesi caz  bölümünü kazanana kadar orada devam etti. 1997'de caz bölümünden mezun olduktan sonra özel dersler vermeye başlayan müzisyen, bugüne kadar çok sayıda öğrenci yetiştirdi ve çok sayıda ünlü isimle çalıştı.

Ali Mecit Özdindar kimdir? Özdindar, uzun yıllar TRT İstanbul Radyosu’nda ritm saz sanatçılığı yaptı. Muazzez Abacı, Ahmet Özhan, Ayşe Taş ve Umut Akyürek gibi çok  sayıda radyo sanatçısı ve Türk müziği sanatçısına TRT’de eşlik etti. 

Kaynak: NTV

Sıradışı Anne: Muhafazakâr ve asi

Bayan Arıza tarafından 12 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.

Sartre’ın devrimci ile asi arasındaki farkı tanımlayan sözleri var. Sartre, asinin, aslında düzenle çatışan biri olmadığını, tek istediğinin kendi sınırsız özgürlüğü olduğunu, kendine yönelik bu megaloman fanteziyi gerçekleştirmeye çalıştığını söyler. Kral ya da kraliçe olmak gibi, her şeye egemen olan ama sorumluluk taşımayan biri olmaktır asinin hayali. Rock’n’roll dünyasında bu düşün peşinde koşan çokça bulunur.

Oysa devrimci, disiplinli bir çalışma içindedir. Kendisinin olduğu kadar ve bazen daha da önce başkalarını da düşünür. Hedefi düzen içinde kral olmak değildir, krallığı kaldırmaktır.

Bir asinin muhafazakâr olması ilk başta şaşırtıcı gelebilir ama aslında doğaldır. “Sıradışı Anne” asi ve muhafazakâr bir kadının hikâyesi ve kendisi de muhafazakâr bir film. Asiliğe yaptığı güzelleme bir şey değiştirmiyor. Film “Amerikalı” olmaya bir güzelleme. Rock’n’roll bir sosyal tutkal, sınıfları, kültürleri birbirine yapıştıran bir zamk ve aynı zamanda yatıştırıcı işlevi görüyor filmde, çoğu zaman hayatta da olduğu gibi. Filmin son derece kimlikçi, son derece liberal bir ideolojisi var. İster Amerika yerlisi ol istersen Zenci, istersen gay ol, istersen heteroseksüel, ister ot içen yoksul bir rock’çı ol, ister son derece zengin Beyaz bir Amerikalı işadamı; hepimiz biriz, hepimiz Amerikalıyız ve bu ne şahane bir şey, diyor film. Sınıf farkları dediğin ise Bruce Springsteen’in bir şarkısı içinde kaynaşmamızla anında yok olur, bir önemi yoktur! Kimlikçiliğin sefaletinin sıkıcı bir örneği “Sıradışı Anne”. O kadar sıkıcı ki, sıkılmaya daha filmin afişini gördüğüm anda başladım. Bruce Springsteen’in, “Live” albümünün kapağını çağrıştıran bu afiş, filmin Springsteen’e yaptığı tek haksızlık değil. Bruce, bu filme malzeme olmaktan çok daha fazlasını hak ediyor.

Ricki (Meryl Streep) filmin başında Tom Petty’nin “American Girl” şarkısını söylüyor. Ben sizin sevgili, tipik Amerikanlı kızınızım diyor Ricki. Bir zamanlar evli ve çocuklu bir kadınken, kocasını ve çocuklarını terk edip, hayallerinin peşinde rock’çı bir müzisyen olmuş Ricki. Herkesin herkesi sevdiği bir barda şarkı söylüyor. Gitaristle bir ilişkisi var ama sahnedeyken inkâr etmeyi seçtiği bir ilişki bu. Derken eski kocası, Ricki’yi, yeni boşandığı için bunalımda olan kızına destek olması için çağırıyor. Sonrası, herkesin nasıl eskisinden de daha çok birbirini seveceğinin hikâyesi. Ricki’nin, Ortadoğu’da savaşan Amerikan askerlerini destekleyen, Bush’a oy veren biri olduğunu söylemeyi es geçmeyelim. İster Cumhuriyetçi ol, ister Demokrat fark etmez! Amerikalı dediğin, tek millet, tek devlettir. İçindeki farklılıklarla birlikte. Ne güzel değil mi? Sınıf mı dediniz? Başka ülkelerin halkları mı dediniz. Bu filmde yerleri ve önemleri yok, onların.

 

CÜNEYT CEBENOYAN

cuneytcebenoyan@birgun.net

Kaynak: Birgün

Foo Fighters’dan “Molly’s Lips” yorumu geldi

Bayan Arıza tarafından 12 Eylül 2015 tarihinde yazıldı.

Gerçekleştirdiği konserlerde kendi şarkılarının yanısıra farklı isimlerin çalışmalarını da yorumlayan ve bu işi gerçekten oldukça renkli bir hale getirmeyi başaran Foo Fighters, bunun son örneğini geçtiğimiz hafta Queen'in efsanevi vokalisti Freddie Mercury için baştan yorumladığı "Under Pressure" ile gerçekleştirmişti. Grup, önceki gün ise daha önce hiç yorumlamadığı bir Nirvana şarkısını baştan yorumlayarak yine hayranlarından büyük beğeni topladı. 

Önceki gün Edinburgh'de sahneye çıkan Foo Fighters, Dave Grohl'un öncülüğüyle "Molly's Lips"i baştan yorumladı. Grup, ayrıca konserde Van Halen'ın 1978 tarihli "Eruption", Queen'in 1980 tarihli "Another One Bites The Dust" ve Big Country'nin 1983 tarihli "Fields Of Fire" adlı şarkılarını da baştan yorumlayarak konserinin daha da beğenilmesini sağladı. 

Orijinali The Vaselines'e ait olan 1988 tarihli "Molly's Lips" adlı şarkı, 1991 senesinde Foo Fighters'ın beyni Dave Grohl'un da dahil olduğu Nirvana tarafından baştan yorumlanmış ve 1992 tarihli "Incesticide" adlı derleme albüme dahil edilmişti.

Kaynak: Radyo Eksen