• Güzel günler göreceğiz elbet ama ne zaman?

    Maalesef başka bir gündemimiz yok. Eski günlerimizi özlüyoruz. Normalleşmeyi istiyoruz. Evde kalarak -sözde- virüsten uzak kalıyoruz ama daha ne kadar koruyabileceğiz kendimizi? Yaşlıların ya da 20 yaş altındaki gençlerin evden çıkmaması güzel. Peki biz çalışmak zorunda olan yetişkinler ne yapacağız? Evimizi, çocuğumuzu ve yaşlılarımızı koruduk. Ama dışarıdan topladığımız virüsleri eve ...

Coldplay, Berlin’deki konserinde ‘Everglow’ şarkısını Türkiye için çaldı

Bayan Arıza tarafından 11 Temmuz 2016 tarihinde yazıldı.

Önceki akşam Berlin’de konser veren Coldplay, Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirilen terör saldırısını unutmadı ve bir şarkısını Türkiye’ye adadı.

Coldplay solisti Chris Martin, 'Everglow' şarkısını söylemeden önce saldırıda hayatını kaybedenleri andı ve piyanosunun üstüne Türk bayrağı serdi.

 

Kaynak: Radyo Eksen

Tarihte Temmuz ayında neler olmuş?

Bayan Arıza tarafından 11 Temmuz 2016 tarihinde yazıldı.

* 1 Temmuz 1946: Debbie Harry (Blondie) doğdu.

* 2 Temmuz 2005: G8 zirvesine katılan politik liderlerin dikkatini Afrika'daki açlık ve yoksulluğa çekmek isteyen konserler serisi "Live 8" başladı.

* 2 Temmuz 1973: Brian Eno, Roxy Music'ten ayrıldığını açıkladı.

* 2 Temmuz 1991: Guns'n'Roses'ın solisti Axl Rose konser sırasında grubu videoya çeken hayranının üzerine atladı. Çıkan kargaşada 60 kişi yaralandı ve konser alanı hasar gördü.

* 3 Temmuz 1969: The Rolling Stone elemanlarından gitarist Brian Jones, gece yarısı yüzmek için girdiği havuzda keyif verici maddeler ve alkolün etkisindeyken boğularak 27 yaşında hayatını kaybetti (Ne varsa şu 27'de? Tüm iyi adamlar 27'de gidiyor).

* 7 Temmuz 2006: Pink Floyd'un efsane üyelerinden Syd Barrett yaşama veda etti. Cambridge'deki evinde, pankreas kanseri sonucu 60 yaşındayken hayatını kaybeden müzisyen, 1965 yılında Pink Floyd'a katılmış ve üç sene sonra da gruptan ayrılmıştı. 15 yaşındayken babasının hayatını kaybetmesinin de etkisiyle zor dönemler geçiren müzisyen, bir süre sonra keyif verici madde bağımlısı olmuş ve Pink Floyd'la çalıştığı son dönemlerde artık tanınmaz hale gelmişti. Bu değişimden oldukça etkilenen grup arkadaşları da Barrett için "Wish You Were Here" adındaki şarkılarını bestelemişlerdi. Barrett'in hayatını kaybettiği ev, belli bir süre hayranlarının ziyaretine açık kaldıktan sonra, sanatçıyı tanımayan Fransız bir çifte satılmıştı.

* 7 Temmuz 1927: İlk İngiliz DJ, Christopher Stone, Savoy Hall'daki BBC Stüdyoları'nda ilk programına başladı.

* 7 Temmuz 1968: Yardbirds dağıldı.

* 8 Temmuz 1969: Çekimleri Avustralya'da gerçekleşen Ned Kelly'nin setinde intihara teşebbüs eden Marianne Faithfull filmdeki rolünü kaybetti.

* 8 Temmuz 1980: Jello Biafra, San Francisco Belediye Başkanlığı için yapılan seçimlerde 4. oldu.

* 9 Temmuz 1975: Jack White yani gerçek adıyla John Anthony Gills, Detroit'te dünyaya geldi.

* 11 Temmuz 1979: Neil Young filmi "Rust Never Sleeps"in ilk gösterimi gerçekleşti.

* 12 Temmuz 1996: Jonathan Melvoin öldü (Smashing Pumpkins).

* 12 Temmuz 2008: The Rolling Stones elemanlarından 61 yaşında, 4 çocuk babası olan Ron Wood, 23 yıllık eşini terk ederek, 18 yaşındaki Rus sevgilisinin yanına taşındı.

* 12 Temmuz 1970: Janis Joplin yeni grubu "Full Tilt Boogie Band"le ilk konserini Luisville'de verdi.

* 18 Temmuz 1988: Alman şarkıcı, söz yazarı, aktris ve manken Christa Paffgen yani bildiğimiz adıyla Nico hayatını kaybetti.

* 24 Temmuz 1958: Japan elemanlarından Mick Karn doğdu.

* 28 Temmuz 1995: Jimi Hendrix'in babası James Al Hendrix, oğlunun tüm haklarını aldı.

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

Portishead, cover’ladığı ABBA şarkısı SOS’in videosunu yayınladı

Bayan Arıza tarafından 26 Haziran 2016 tarihinde yazıldı.

Portishead, Tom Hiddleston filmi High-Rise için yorumladığı ABBA şarkısı SOS’in videosunu yayınladı.

Video, 16 Haziran’da öldürülen İngiltere İşçi Partisi milletvekili Jo Cox’un, “We have far more in common than which divides us” sözüyle sonlanıyor.

İsveçli topluluk ABBA, ‘SOS’ şarkısını 1975 yılında piyasaya sürmüştü.

Kaynak: Radyo Eksen

Haziran ayında müzik dünyasında neler olmuş bi’bakalım

Bayan Arıza tarafından 14 Haziran 2016 tarihinde yazıldı.

* 1 Haziran 1974: Alanis Morissette doğdu.

* 2 Haziran 1967: David Bowie'nin ilk albümü yayınlandı.

* 3 Haziran 1964: Rolling Stones, ABD'deki ilk TV şovuna "The Hollywood Palace"te Dean Martin'le çıktı.

* 5 Haziran 2002: The Ramones kurucularından Dee Dee Ramone, aşırı dozdan hayatını kaybetti.

* 6 Haziran 1992: Broadway müzikali Tommy, 5 Tony ödülü aldı.

* 7 Haziran 1967: Dave Navarro doğdu.

* 8 Haziran 1974: Rick Wakeman solo kariyeri için grubu Yes'ten ayrıldı. 2 sene sonra geri döndü.

* 9 Haziran 1972: David Bowie, "Rise and Fall of Ziggy Stardust" albümünü çıkardı.

* 10 Haziran 1966: Janis Joplin, San Francisco'da ilk konserini verdi.

* 11 Haziran 1965: The Pixies'ten Joey Santiago doğdu.

* 12 Haziran 1972: Creedence Clearwater Revival, "Mardi Gras" albümüyle altın plak aldı.

* 12 Haziran 1982: Bruce Springsteen, Jackson Browne, James Taylor gibi sanatçılar Central Park'ta nükleer silahsızlanma için 450 bin kişiye konser verdi.

* 13 Haziran 1980: Meat Loaf'ın başrolde olduğu, Alan Rudolph'un yönettiği Roadie filminin prömiyeri gerçekleşti. Roy Orbison, Alice Cooper, Blondie filmde yer alan konuk oyunculardı.

* 15 Haziran 1965: Bob Dylan ilk kez elektrikli gitar kullanarak hit parçası "Like a Rolling Stone"u kaydetti.

* 17 Haziran 1976: Ian Dury, Kilburn and the High Roads'la birlikte son konserini verdi.

* 18 Haziran 1948: Nick Drake doğdu.

* 18 Haziran 1942: Paul McCartney doğdu.

* 21 Haziran 1975: Ritchie Blackmore, Deep Purple'dan ayrılıp Rainbow'u kurdu.

* 21 Haziran 1981: Steely Dan dağıldı.

* 22 Haziran 1981: John Lennon'ı vuran Mark David Chapman, birinci dereceden suçlu bulundu.

* 23 Haziran 1981: Robert Fripp 7 yıl aradan sonra King Crimson'ın yeniden bir araya geldiğini açıkladı.

* 23 Haziran 1962: Sonic Youth davulcusu Steve Shelley doğdu.

* 24 Haziran 1965: John Lennon 2. kitabı "A Spainard in the Works"u yayımladı.

* 24 Haziran 1990: Roger O'Donnell, The Cure'dan ayrıldı.

* 25 Haziran 1995: Pearl Jam, çıktığı turneyi iptal etti. Grup elemanları bilet fiyatlarının gerektiğinden fazla olduğunu ve hayranlarının kandırıldığını açıkladı.

* 28 Haziran 1969: Jimi Hendrix, yeni bas gitaristinin eski silah arkadaşı Billy Cox olduğunu açıkladı.

* 28 Haziran 1997: Pink Floyd'un Dark Side of the Moon albümü, Billboard listesindeki 1056. haftasını doldurdu.

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

Sigur Rós Kritiği (11 Haziran 2016, Zorlu PSM, İstanbul)

Bayan Arıza tarafından 13 Haziran 2016 tarihinde yazıldı.

"Von" ile başlayan Sigur Rós sevgim yıllar boyu artarak devam etti. 90'lı yılların sonuydu onları ilk duyduğumda. Dolayısıyla neredeyse 17-18 senedir bu an'ı bekliyordum. Ama bu kadar muhteşem olabileceğini düşünemezdim.

Jónsi'nin bu dünyaya ait olmayan sesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyor. Eğer izlediğime "konser" dersem bugüne dek izlemiş olduğum 1500 tane grubu hiçe saymam gerekir. Çünkü üzgünüm bu yaşadığımız an'a "konser" diyemiyorum. Bu dünyanın dışından bir şeyler yaşadık. Bir ilâhi gibi, bir dua, bir yakarış gibi.

Radiohead'i 2000 yılında "Kid A" turnesi kapsamında Selanik'te izlediğim zaman da "bu adamlar buraya ait olamaz" demiştim. Bunu 2. kez diyorum şimdi.

Sadece kulaklarımıza değil gözlerimize de hitap ettiler. Hatta ruhumuza girdiler! Muhteşem bir sahne şovu, müzikle uyumlu ışıklar, görseller, her şey…

İlk kez Zorlu PSM'de deneyim yaşadım. Konseri oturarak izledik. Sahneye uzaktık. Ama sahneyi tamamıyla görebildik ve o görsel şovu uzaktan izlemek müthişti. Rüya mıydı, gerçek miydi, ben neredeydim, bu adamın sesi nasıl bu kadar büyülü olabilirdi? Cennetin müziğini yaptıkları kesin.

glosoli, ny battery, kveikur, hafsol, vaka, e-bow aklıma gelenler.

"ovedur" ile başlayan konser "hafsol" ile bitti sandık. bis yapıp geri geldiler "popplagid"i çaldılar.

Hiç bitmesin istedim, sonsuza dek sürsün. Ya da ben o an'ın içinde huzurlu ve mutlu bir şekilde öleyim. İyi ki varlar! Ve iyi ki onları izleyebilme şansı yakaladık!

Charles Bukowski “Kediler” kitabından alıntılarım

Bayan Arıza tarafından 6 Haziran 2016 tarihinde yazıldı.

Charles Bukowski “Kediler”

Parantez Yayınları Çeviri: Avi Pardo Editör: Abel Debritto Birinci Baskı, Ocak 2016

Okurken altını çizdiklerim:

“Araplar kediye hayranlık duyar, kadınları ve köpekleri hakir görürler, çünkü onlar sevgilerini belli ederler  ve sevgi, kimilerine göre, zayıflığa işaret eder. Öyledir belki. Ben sevgimi fazla belli etmem. Karılarım ve kız arkadaşlarım ruhumu ayrı tuttuğumdan yakınırlar -ve bedenimi püriten bir biçimde sunduğumdan, belki; fakat lanet kediye dönersek, bir kedi sadece KENDİ’dir”. (sayfa: 15)

***

“Kedinin içinde ruhlar ya da tanrılar yoktur, boşuna aramayın. Ebedi çarkın bir resmidir kedi, deniz gibi. Güzel olduğu için denizi okşamazsın ama kediyi okşarsın –neden?- SADECE SANA İZİN VERDİĞİ İÇİN. (sayfa: 16)

***

“Bazen insan ne yapacağını bilemez öylece uzanıp hiçbir şey düşünmemeye çalışmak iyidir.” (sayfa: 40)

***

“evrenin ezilmiş kedileridir Aşk.” (sayfa: 44)

***

“İşte size harikulade bir kedi. Dili dışarıda, şaşı. Kuyruğu kesik. Harikulade bir kedi, sezgileri güçlü. Röntgen çektirmek için onu veterinere götürdük –ona araba çarptı. Veteriner, ‘bu kediye iki kez araba çarpmış, vurulmuş ve kuyruğu kesilmiş,’ dedi. “Ben bu kediyim” dedim. “Kapıma geldiğinde açlıktan ölmek üzereydi. Nereye geleceğini biliyordu. İkimiz de sokak serserileriyiz.” (sayfa: 56)

***

“Yapılması gerekeni yapma cesaretinden yoksun olduğumu bilmek kötü bir duyguydu”. (sayfa: 59)

***

Buldog kediye biraz daha yaklaştı. Katliamı izleyemezdim. Kediyi o şekilde bırakmaktan çok büyük utanç duydum. Kedinin kaçmaya çalışma olasılığı her zaman vardı, fakat onu engelleyeceklerini biliyordum. O kedinin karşısında sadece buldog yoktu, insanlık vardı. Döndüm ve yürüdüm, bahçeden çıktım ve kaldırıma ulaştım. Kaldırımdan yaşadığım eve doğru yürüdüm ve orada, evinin ön bahçesinde babam durmuş bekliyordu.

“Neredeydin?” diye sordu. Cevap vermedim. “İçeri gir” dedi, “ve o kadar mutsuz görünme, yoksa seni gerçekten mutsuz ederim!”. (sayfa:60)

***

“bazen benimle söyleşi yapmaya gelirler, hayata ve edebiyata dair sorular sorarlar ve sarhoş olup şaşı ezilmiş vurulmuş ve kuyruğu kesilmiş bir kedimi tuttuğum gibi havaya kaldırıp onlara gösterir ve, “bakın, şuna bakın!” derim.

Ama anlamazlar, “Celine’den etkilendiğinizi söylüyorsunuz…” gibi bir şeyler söylerler. “hayır,” derim kedimi onlara doğru tutarak, “olanlardan etkilenirim ben, bundan etkilenirim, bundan!…” (sayfa: 65)

***

“Kuyruksuz, şaşı bir kedi bir gün kapımıza geldi ve onu içeri aldık. Yaşlı pembe gözleri vardı. Etkileyici bir tipti. Hayvanlar insana esin verir. Yalan söylemeyi bilmezler. Doğal güçler gibidirler. Televizyon beni beş dakikada hasta eder, fakat bir hayvanı saatlerce seyredebilir ve zarafetten ve görkemden başka bir şey görmem, olması gerektiği gibi hayat.” (sayfa: 67)

***

“bunların tek yaptıkları koşmak, yemek, uyumak, sıçmak ve boğuşmak fakat bazen hareket etmeden ömrümde gördüğüm insan gözlerinden çok daha güzel gözlerle bana bakarlar. iyi tipler. (sayfa: 73)

***

“tanrım” diyecekler, “Chinaski sadece kedilere dair yazıyor!” “tanrım,” derlerdi eskiden, “Chinaski sadece fahişelere dair yazıyor!”. (sayfa: 74)

***

Sokak kedileri gelmeye devam ediyor: şimdi 5 kedimiz var ve narin, kaprisli, kibirli, doğal olarak zeki ve olağanüstü güzeller.

Kedilerin en güzel yanlarından biri kendini kötü, çok kötü hissettiğinde – kendilerine özgü tarzlarıyla dinlenmekte olan bir kediye baktığında bir ders niteliğindedir, ve 5 kediye bakmak 5 kat daha iyidir.” (sayfa: 78)

***

“insan davranışına yaklaşan her şey değerini yitirmeye başlar.” (sayfa: 80)

***

“Ortalıkta birkaç kedi bulundurmak iyidir. Kendinizi kötü hissediyorsanız kedileri seyredin, kendinizi daha iyi hissedersiniz, çünkü olan her şeyin olması gerektiği olduğunu anlarsınız. Heyecanlanmak için bir neden yok. Kediler bunu bilirler. Kurtarıcıdırlar. Ne kadar çok kediniz varsa o kadar uzun yaşarsınız. Yüz kediniz varsa on kediniz olduğunda yaşayacağınızdan on kat daha uzun yaşarsınız. Bir gün bu keşfedilecek ve insanlar binlerce kedi sahibi olup sonsuza dek yaşayacaklar.” (sayfa: 90)

***

Bizim Çete

Kedilerimize, Ezra, Celine, Turgenev, Ernie, Fyodor ve Gertrude adlarını takmak istedim fakat İyi biri olduğum için karımın onları adlandırmalarına izin verdim ve işte sonuç; Ting, Ding, Beeker, Bhau, Feather ve Beauty.

bir Tolstoy bile yok lanet grupta.” (sayfa: 98)

***

“Park yerine doğru yürüyorum. Kediler bitkin bir vaziyette ortalığa yayılmışlar. Bir sonraki hayatımda kedi olmak istiyorum. Günde 20 saat uyumak ve beslenmeyi beklemek. Ortalıkta takılıp kıçımı yalamak. İnsanlar fazlasıyla sefil, öfkeli ve tek amaçlı.” (sayfa: 105)

***

“Kediniz var mı? Ya da kedileriniz? Uyurlar, yavrum. Günde 20 saat uyuyup yine de çok güzel görünebilirler. Heyecanlanmak için bir neden olmadığını bilirler. Bir sonraki öğün. Ve arada sırada öldürecek bir şeyler. Güçler tarafından yırtılmakta olduğumu hissettiğimde bir ya da birkaç kedimi seyrederim. 9 kedim var. uyuyan ya da uyuklamakta olan birine bakarım ve gevşerim. Yazmak da kedilerimden biridir. Yazmak yüzleşmemi sağlar. Beni gevşetir. Bir süre için en azından. Sonra devrelerim karışır ve baştan başlamak zorunda kalırım. Yazarların yazmayı nasıl bıraktıklarını hiçbir zaman anlayamadım. Nasıl gevşerler?” (sayfa: 110)

Engelsiz Filmler Festivali başlıyor

Bayan Arıza tarafından 23 Mayıs 2016 tarihinde yazıldı.
Türkiye'de görme, işitme ve ortopedik engellilerin erişebildiği  ilk film festivali olan Ankara Engelsiz Filmler Festivali 24-29 Mayıs 2016 tarihleri arasında dördüncü kez perdelerini açıyor.

 

24 Mayıs Salı akşamı saat 20:00'de Opera Sahnesi'nde düzenlenecek Açılış Töreni ile sinemaseverlerle buluşacak Ankara Engelsiz Filmler Festivali, bu sene de Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklerine, dünya sinemasının ödüllü filmlerinden kısa filmlere, yönetmen ve oyuncuların katılımıyla yapılacak söyleşilerden atölye çalışmalarına dopdolu bir programı seyircilerinin beğenisine sunacak.   

KÜLTÜREL YAŞAMA EŞİT KATILIM   

Engeli olan-olmayan herkesin bir arada film izleyebildiği Türkiye'deki tek film festivali olan Ankara Engelsiz Filmler Festivali, tüm filmlerini göremeyenler için sesli betimleme, duyamayanlar içinse işaret dili ve ayrıntılı altyazı eşliğinde gösteriyor. Festival’de yönetmen ve film ekipleriyle yapılan söyleşiler, atölye çalışmaları işaret dili çevirmeni eşliğinde gerçekleştiriliyor.  Açılış ve Ödül törenlerinin ise işaret dili çevirisinin yanı sıra sesli betimlemesi yapılıyor. Tüm Festival mekanları ortopedik engelli sinemaseverler için erişilebilir olanlardan seçiliyor.   

Festival, böylece "bir arada film izleme" deneyimini mümkün kılarak, tüm bireylerin kültürel yaşama eşit katılımına imkan veriyor.   

KİM NASIL İZLEYECEK?  

Festival'de görme engelli sinemaseverler, Festival stantlarından edinecekleri kulaklıklarla filmleri sesli betimlemeli olarak takip edebilecekler. İşitme engelli seyirciler ayrıntılı Türkçe altyazı ve filmin sağ alt köşesine yerleştirilen işaret dili çevirisi ile; engeli olmayanlar ise orijinal sesleri ile filmleri izleyebilecekler.   

Filmlerin erişilebilirlik uygulamaları, Sesli Betimleme Derneği tarafından hazırlanıyor.   

GÖSTERİMLER GOETHE-INSTİTUT ANKARA VE ULUCANLAR CEZAEVİ SİNEMA SALONU'NDA   

Bu sene Festival'e Goethe-Institut Ankara ile Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu ev sahipliği yapıyor. Her ikisi de ortopedik engelli sinemaseverlerin erişimine uygun olan mekanlardan Goethe-Institut Ankara, yenilenmiş binasını Nisan ayı başında açtı. Ulucanlar Cezaevi Sinema Salonu ise 81 yıl boyunca cezaevi olarak kullanıldıktan sonra 2011'de müze ve kültür sanat merkezine dönüştürülen Ulucanlar Cezaevi Müzesi içinde yer alıyor.    

YANA NOVİKOVA İLK KEZ TÜRKİYE'DE!  

Ankara Engelsiz Filmler Festivali bu sene çok özel bir konuğu misafir ediyor. Cannes Film Festivali'nde Eleştirmenler Haftası Büyük Ödülü'nü alan ve Cannes’da başlayan macerasını, uğradığı her festivalde el üstünde tutularak devam ettiren Kabile The Tribe filminin başrol oyuncularından Yana Novikova, filmin Festival'deki gösterimi sonrasında seyircilerin sorularını yanıtlamak üzere Ankara'da olacak. Tamamı işaret dili ile çekilen ilk film olan ve aşk, nefret ve şiddeti anlatmak için konuşmaya ve sese ihtiyacımız olmadığını kanıtlayan Kabile The Tribe filminin 23 yaşındaki genç oyuncusu, filmin diğer oyuncuları gibi işitme engelli. Novikova, beyazperdedeki ilk oyunculuk deneyimi olmasına rağmen zor bir rolün altından başarıyla kalkmış, filmdeki rolü ile uzun süre hafızalardan çıkmayacak etkileyici bir performansa imza atmıştı.   

TÜRKİYE VE DÜNYA SİNEMASININ EN İYİLERİ ERİŞİLEBİLİR OLARAK SEYİRCİLERLE BULUŞUYOR   

Festival'de bu sene uzun, kısa ve belgesel 27 film; "Engelsiz Yarışma", "Türkiye Sineması", "Dünyadan", "Engel Tanımayan Filmler", "Uzun Lafın Kısası", "Çocuklar İçin", "Sinema Tarihinden" ve "Otizm Dostu Gösterim" tematik başlıkları altında sinemaseverlerle buluşuyor.   

2015 yılının en çok ses getiren yerli yapımlarından oluşan Engelsiz Yarışma programında bu sene Emin Alper'in Abluka, Faruk Hacıhafızoğlu'nun Kar Korsanları, Deniz Gamze Ergüven'in Mustang, Emine Emel Balcı'nın Nefesim Kesilene Kadar ve Tolga Karaçelik'in Sarmaşık filmleri yer alıyor.    

Oyuncu Tansu Biçer, sinema yazarı Cüneyt Cebenoyan ve yazar, psikolog Gündüz Vassaf'tan oluşan Engelsiz Yarışma jürisi; En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödüllerinin sahiplerini belirleyecek.   

Festival seyircileri ise yarışmada yer alan filmleri Braille alfabesi ile de basılacak pusulalar ile oylayarak Seyirci Özel Ödülü'nü belirleyecekler.   

Engelsiz Yarışma ödülleri 29 Mayıs Pazar günü saat 20:00'de Opera Sahnesi'nde gerçekleştirilecek Ödül Töreni'nde sahiplerini bulacak.   

Seyirciler, Ankara Engelsiz Filmler Festivali boyunca gerçekleştirilecek söyleşilerde, filmlerin yönetmen, oyuncu ve film ekipleriyle bir araya gelecekler. İşaret dili çevirmenleri eşliğinde yapılacak söyleşiler sırasında seyirciler film ekiplerine izledikleri filmlerle ilgili merak ettikleri soruları sorma fırsatı bulacaklar.    

TÜRKİYE SİNEMASI   

Türkiye sinemasının öne çıkan filmlerinden derlenen yarışma dışı Türkiye Sineması bölümünde bu sene Yüksel Aksu'nun İftarlık Gazoz ve Durul Taylan, Yağmur Taylan'ın Vavien filmleri seyircilerle buluşuyor.   

Başrolünde Cem Yılmaz'ın oynadığı, dramla güldürünün iç içe geçtiği İftarlık Gazoz, 70'ler Türkiye'sinden başlayarak darbe dönemine uzanan bir dönemi anlatırken, çekimlerinin yapıldığı Muğla’nın Ula ilçesinin sıcaklığını beyazperdeye taşıyor.   

Engin Günaydın, Binnur Kaya ve Settar Tanrıöğen’in başrolleri paylaştığı Vavien ise, bir taşra hikâyesini kara mizah ve suçla harmanlayarak şehir hayatının karanlığını, orta sınıf ikiyüzlülükleri ve ruhsal gelgitleri perdeye yansıtıyor.   

DÜNYADAN   

Dünya sinemasının son dönemdeki ödüllü filmlerinin yer aldığı Dünyadan bölümü, bu sene İngiltere, Yunanistan ve Fransa sinemasının üç önemli örneğini ağırlıyor. Başrolündeki Charlotte Rampling’in Oscar’lık performansı ve Andrew Haigh’in yönetmenlik becerisiyle öne çıkan 45 Yıl 45 Years (2015), 45. yıldönümlerini kutlamaya hazırlanan evli bir çiftin geçmişindeki muğlak sayfaların, şimdiki zamandaki yankıları üzerine odaklanıyor. Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos'un her türlü geleneksel ilişki kalıbını yerden yere vurarak unutulmaz bir kara mizaha imza attığı Istakoz The Lobster (2015), bekar olmanın yasadışı sayıldığı ve insanların kendilerine uygun bir eş seçmek için kamplara kapatıldığı distopik bir dünyayı anlatıyor. Albert Camus’un Misafir adlı hikayesinden uyarlanan İnsanlıktan Uzakta Far From Men (2014) filminde ise, Cezayirli isyancılar ile Fransız kuvvetlerinin arasındaki bağımsızlık savaşının ortasında "insan" kalabilmeye çalışan bir adamın öyküsünü izliyoruz.   

ENGEL TANIMAYAN FİLMLER   

Festival'in Engel Tanımayan Filmler bölümü, her sene olduğu gibi bu sene de bizleri engellilik ile bildiklerimizi sorgulamaya ve bilmediklerimizi keşfetmeye davet ediyor. Bu özel seçkinin görülmeye değer filmlerinin başında, festivallerde yarattığı tartışmalarla geçen senenin en çok konuşulan filmlerinden biri olan Kabile The Tribe yer alıyor. Tamamı işaret dilinde çekilmiş, hiçbir konuşma ve altyazı içermeyen film, Ukrayna’daki bir sağır ve dilsiz okulundaki hiyerarşik ilişkileri anlatıyor. Giderek artan psikolojik ve fiziksel şiddet dozuyla izleyiciyi çarpan film, aldığı tüm riskleri cesur bir sinema anlayışıyla aşarak bir sinema mucizesi haline gelmeyi başarıyor.   

Engel Tanımayan Filmler seçkisindeki iki belgesel, İsveç ve Türkiye'de yaşayan engelli bireylerin portrelerine daha yakından bakmamızı sağlıyor. Seni Görüyorum I See You (2014) filminde İsveç'te yaşayan görme engelli Rena Yass'ın hikayesini, Yüzde 12.29 (2014) filminde ise İstanbul'daki bedensel engelli bir grup tiyatrocunun hikayelerini dinliyoruz. Seçkideki kısa filmler Hediye The Present ve Salyangoz Adımı Snail's Pace ise, engellerin çocukların dünyasında nasıl yankı bulduğunu gösteriyor.   

UZUN LAFIN KISASI  

Kısa film severleri bu sene Türkiye'de üretilmiş kısa filmlerden renkli bir seçki bekliyor. Gökalp Gönen'in Altın Vuruş, Derya Durmaz’ın Gri Bölge, Selcen Yılmazoğlu'nun Hurşit, Süleyman Arslan'ın Hüvelbaki, Ulaş Karaoğlu'nun Karadeniz, Onur Saylak ve Doğu Yaşar Akal'ın Orman ve Ziya Demirel'in Salı filmleri Uzun Lafın Kısası bölümünde kısa film meraklıları ile buluşacak.   

SİNEMA TARİHİNDEN   

Ankara Engelsiz Filmler Festivali'nin Türkiye ve dünya sinemasının klasiklerini görme ve işitme engelli sinemaseverlerin erişimine uygun olarak sunduğu Sinema Tarihinden bölümü, bu sene Amerikan sinemasının kült komedilerinden Cephede Eğlence M*A*S*H filmini seyircilerin beğenisine sunuyor. Kore Savaşı sırasında cephenin gerisinde görev yapan bir grup cerrahın hikayesini anlatan film, tek bir çarpışma sahnesine yer vermemesine rağmen sinema tarihinin en iyi savaş karşıtı filmlerinden biri sayılıyor.   

ÇOCUKLAR İÇİN FİLMLER   

Festival'in küçük takipçilerine özel Çocuklar İçin seçkisinde bu sene de birbirinden renkli karakterlerle dolu zengin bir seçki çocukları bekliyor. Seçkideki filmlerden stop-motion tekniğiyle çekilen Kuzular Firarda Shaun the Sheep Movie kara mizah soslu anlatımıyla yetişkinlere de hitap edebilecek eğlenceli bir animasyon.  Her yaştan insanı hayatının belli bir döneminde etkilemiş Küçük Prens kitabının sinema uyarlaması Küçük Prens The Little Prince; öksüz, yuvasını hiç terketmemiş, sakar bir kuş olan Gus'un kimlik arayışını anlatan Minik Kuş Yellowbird ve kanatları olmasına rağmen uçamayan bir ejderha ile arkadaşlarının maceralarına tanıklık edeceğimiz Sevimli Ejderha: Kokonat Coconut: The Little Dragon bu bölümde küçük sinemaseverlere başka dünyaların kapılarını aralayacak.   

ÇOCUKLAR İÇİN OTİZM DOSTU GÖSTERİM   

Ankara Engelsiz Filmler Festivali, ilk kez geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği Otizm Dostu Gösterim ile otizm spektrum bozukluğu yaşayan çocuk ve gençler için de erişilebilir olmaya devam ediyor. Bu özel gösterim kapsamında Küçük Prens The Little Prince adlı canlandırma film, loş bir salonda, ses seviyesi düşük tutularak gösterilecek. Seans öncesi herhangi bir tanıtım filmi ya da reklam gösterilmeyecek; seyirciler gösterim sırasında salonda yiyecek ve içecek bulundurabilecekler ve salonda diledikleri gibi hareket edebilecekler. Böylece öğrenme güçlüğü ya da duyusal problemler yaşayan çocuklar ve yakınları bu gösterim sırasında birlikte film izleyebilecekler.   

HER YAŞTAN SİNEMASEVER İÇİN SİNEMA ATÖLYELERİ   

Engeli olan sinemaseverlerin sinema alanında bilgi ve becerilerini geliştirmek ve sinemasal üretimlerini teşvik etmek amacıyla gerçekleştirilen atölye çalışmaları bu sene de devam ediyor. Duygular Canlanıyor! Animasyon Atölyesi'nde 9-12 yaş grubundan çocuklar stop-motion tekniği ile animasyon film yapımını öğrenecekler. British Council işbirliği ile gerçekleştirilen Herkes İçin Senaryo Atölyesi'nde ise 15- 45 yaş grubundan katılımcılar, fikir aşamasından başlayarak senaryo yazım pratiklerini nasıl geliştirebilecekleri konusunda temel senaryo eğitimi alacaklar.   

ERİŞİYORSAM VARIM! FOTOĞRAF SERGİSİ   

Ankara Engelsiz Filmler Festivali bu sene yan etkinliklerine bir yenisini ekliyor. Türkiye ve İsveç'ten farklı yaş ve engel gruplarındaki toplam 22 bireyin portrelerine ve hikayelerine yer veren Erişiyorsam Varım! Fotoğraf Sergisi, 23-30 Mayıs 2016 tarihleri arasında Goethe-Institut Ankara'da ziyaret edilebilecek. Dileyen ziyaretçiler, sergi alanında dağıtılacak kulaklıklar aracılığıyla sergiyi sesli betimlemeli olarak gezebilecekler.   

İsveç Enstitüsü, Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği (RUSİHAK), Engelli Kadın Derneği (ENGKAD) ve İsveç Konsolosluğu Kültür İşleri Bölümü’nün birlikte organize ettiği bir proje olan Erişiyorsam Varım! Sergisi, ziyaretçilerine, engelli bireylerin toplum içinde eşit ve onurlu bir yaşama sahip olmaları için taleplerinin neler olduğunu öğrenme fırsatı verecek.   

FESTİVAL'İ MÜMKÜN KILAN DESTEKÇİLERİMİZE TEŞEKKÜR EDERİZ   

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla gerçekleştirilen Ankara Engelsiz Filmler Festivali'nin bu seneki ana destekçisi Açık Toplum Vakfı.   

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, ABD Büyükelçiliği, British Council, Fransız Kültür Merkezi, Goethe-Institut Ankara, İsveç Başkonsolosluğu ve Swedish Institute Festival destekçileri arasında yer alıyor.   

Festival'in engelsiz mekanlarını Altındağ Belediyesi ve Goethe-Institut Ankara sağlıyor.  

Outbox, Portline, Ströer-Kentvizyon ve Üniversite Medya Festival'in tanıtım sponsorluğunu yapıyorlar.   

26-45 Yapım, Interpress, Ka Atölye, MNG Kargo, Moiré Productions, Notte Otel ve Sesli Betimleme Derneği Festival sponsorları arasında bulunuyor.   

NTV, Star TV, Agos, Akşam, Birgün, Evrensel, Solfasol, Ankara Life, Arkadaş Kültür Sanat, Gaia Dergi, Kültür Sanat Haritası, MAG, Ab-ilan.com, Bianet.org, Eksisinema.com, Filmhafizasi.org, Medyascope.tv, Populersinema.com, Sadibey.com, Joy Türk, Karnaval.com, Radyo Bilkent ve Radyo Vizyon Festival'in medya sponsorluğunu üstleniyor.       

Fige Restoran, Kalender Zebra, Soul Pub ve Varuna Gezgin Festival'e mekan sponsoru olarak destek veriyorlar.    

Partner festivaller Bosifest ve Festival Inclús.  

TÜM GÖSTERİM VE ETKİNLİKLER ÜCRETSİZ    

Ankara Engelsiz Filmler Festivali her sene olduğu gibi bu sene de tüm gösterimlerini ve yan etkinliklerini ücretsiz olarak gerçekleştiriyor.  

Kaynak: NTV

3D baskı teknolojisiyle üretilen Alüminyum Gitar

Bayan Arıza tarafından 11 Mayıs 2016 tarihinde yazıldı.
3D baskı teknolojisi kullanılarak yapılmayacak hiçbir şey yok. Bunun en güzel örneği ise Olaf Diegel isimli bir girişimcinin kurduğu ODD Guitars'ın yeni projesi The Heavy Metal.

Heavy Metal, özellikle gitar tutkunlarını etkileyecek kadar mükemmel ve 3D baskı teknolojisi kullanılarak üretilmiş bir alüminyum gitar. Tasarımı itibarıyla gitaristleri etkileyeceğini düşündüğümüz bu gitar, 3D baskı teknolojisi ile metal ağırlıklı üretimin test edilmesi amacıyla tasarlanmış.

Olaf Diegel'in kendi elleriyle tasarladığı dünyanın ilk 3D baskı alüminyum gitarı, Telecaster tarzındaki gövdesi, tel örgülü tasarımı ve üzerindeki güllerle dikkati çekiyor. Alüminyum gitarın gövdesi ise tek parça basılmış.

3,7 kilogram ağırlığında olan gitar, standart Telecaster modellerinden biraz daha ağır. Olaf Diegel'in tasarlayarak 3D baskı teknolojisi ile ürettiği alüminyum gitarın farklı modelleri de bulunuyor.

Kaynak: Hürriyet

Pink Floyd tüm kataloğunu plak olarak basıyor

Bayan Arıza tarafından 9 Mayıs 2016 tarihinde yazıldı.

İngiliz grup, tüm kataloğunu plak formatında tekrar basacak

Efsane grup Pink Floyd, albümlerini plak formatında yeniden yayınlamaya başlıyor. En son albümleri ‘The Endless River’ı 2014 yılında yayınlayan Pink Floyd, sırasıyla bütün albümlerini plak formatında yeniden basma kararı aldı.   3 Haziran’da ilk dört Pink Floyd albümü plak formatında piyasaya çıkacak. Bu dört albüm 1967 tarihli ‘The Piper at the Gates of Dawn’, 1968 yılından ‘A Saucerful of Secrets’, 1969'da yayınlanan ‘More’ ve çift albüm ‘Ummagumma’ olarak sıralanıyor. 180 gr. olarak basılacak plakların albüm kapakları ve kılıfları da orijinal baskıların aynısı olacak.    Kaynak: Milliyet sanat

Fatih Akın’a Almanya’dan uyuma katkı ödülü

Bayan Arıza tarafından 7 Mayıs 2016 tarihinde yazıldı.
Türkiye kökenli Alman yönetmeni Fatih Akın uyuma katkılarından dolayı ödüle layık bulundu. Fatih Akın’a Norderney Adası'nın uyum ödülü verilecek.

Türkiye kökenli film yönetmeni, senarist ve prodüktör Fatih Akın, Almanya'nın Aşağı Saksonya Eyaleti'ne bağlı Doğu Frizon adalarından Norderney'in uyum ödülüne layık bulundu. 5 bin euro tutarındaki ödül Fatih Akın'a 4 Haziran'da 27. Uluslararası Emden-Norderney‘ Film Festivali'nde verilecek. Ödül konuşmasını Almanya'nın eski cumhurbaşkanlarından Christian Wulff yapacak.

Jüri, Fatih Akın'ın doğu ile batı arasında git-gel yaşayan insanları filmlerinin odak noktasına alması dolayısıyla bu ödüle layık bulunduğunu açıkladı. Akın'ın yeni bir topluma ayak uydurmanın ne kadar sancılı bir süreç olduğunu çok etkili bir biçimde beyaz perdeye yansıttığı da vurgulandı. Türkiye kökenli yönetmenin filmlerinde ayrıca hoşgörü ve merhamet duygularını da içeren insanî bir dünya görüşünün yansıtıldığının da altı çizildi.

Fatih Akın 1973 yılında Hamburg kentinde Türk göçmen bir ana babanın çocuğu olarak dünayaya geldi. 2004'te çektiği „Gegen die Wand“ (Duvara Karşı) ya da 2007'de çektiği „Auf der anderen Seite“ (Yaşamın Kıyısında) ödüllü filmleri onu uluslararası üne kavuşturdu. Norderney'da 4 Haziran'daki ödül töreninin ardından Fatin Akın'ın 2009'da çektiği „Soul Kitchen“ (Aşka Ruhunu Kat) adlı filmi gösterilecek.

Kaynak: NTV