• Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

  • %100 Metal İftiharla Sunar; Thrash metalin dev ismi OVERKILL 26 Eylül 2019 Perşembe akşamı KüçükÇiftlikPark’ta!

    Temelleri 1980 yılına dayanan ve isimlerini Motörhead’in “OverKill“ parçasından alan New Jersey’li grup 1985 yılında yayınladıkları “Feel The Fire” ve  sonrasında peş peşe çıkardıkları “Taking Over” ve “Under The Influence” albümleri ile kısa sürede tüm dünyaya OVERKILL ismini öğrettiler. more_link_text

  • 30 Kasım-> Yıllardır yaratacılığından ve enerjisinden ödün vermeyen dev isim New Model Army, 30 Kasım’da %100 Studio’da!

    1980'de Bradford'da kurulan New Model Army; punk rock, kuzey ruhu ve zamanın atmosferinden ilham aldı. Günümüze kadar uzun, yaratıcı ve netice dolu bir yolculuk geçiren grup; post-punk, folk-rock, politik-rock, goth ve metal gibi farklı alt kültürlerinden etkilense de bir etikete ait olmayı her zaman reddetti. more_link_text

  • 6-7 Aralık-> The Aristocrats 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da!

    Dirty rock, folk ve cazı harmanlayarak, tek bir albümde en iyi şekilde özetleyen grup kimdir? Tabii ki The Aristocrats! Rock virtüöz üçlüsü The Aristocrats unutulmayacak performanslarıya 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da! more_link_text

  • Mor ve Ötesi senfonik, Yoğun istek üzerine 7 Ekim’de yeniden sizlerle…

    Ülkemizin en önemli müzik gruplarından mor ve ötesi geçtiğimiz sonbaharda ilk defa seyirci ile buluşturdukları “senfonik” projesi ile sahne alıyor! Şef Orçun Orçunsel yönetimindeki Avrasya Filarmoni Orkestrasıve Şef Masis Aram Gözbek yönetimindeki Magma Filarmoni Korosunun eşlik edecek. mor ve ötesi Kerki|Solfej konserleri ile Harbiye Açıkhava'da sizlerle! more_link_text

  • 13 Eylül-> İstanbul Blue Night Sunar: Evanescence

    Müziğinde rock, metal ve senfonik öğeleri birleştiren Evanescence, “Synthesis Live” turu ile şehrin olmazları olduran festival markası İstanbul Blue Night sponsorluğunda 13 Eylül’de Volkswagen Arena’ya konuk oluyor! Evanescence öncesinde, alternatif rock’ı ve pop’u kendine özgü stiliyle bir araya getiren VERIDIA’yla buluşuyoruz. more_link_text

  • Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

Bay Ripley geri dönüyor

Bayan Arıza tarafından 21 Mart 2016 tarihinde yazıldı.
Patricia Highsmith’in yarattığı, edebiyat tarihinin unutulmaz antikahramanı Ripley, biri Türkçeye ilk kez çevrilen beş kitabıyla birlikte Can Yayınları’nda…

 

Patricia Highsmith’in bütün dünyada tanınan ve beğenilen ünlü “Ripley” dizisi, Ripley ve Peşindeki Çocuk’un da çevrilmesiyle ilk defa bir bütün olarak Türkçede.

1955’te Yetenekli Bay Ripley ile başlayan serüven, Ripley Yeraltında (1970), Ripley'nin Oyunu (1974), Ripley ve Peşindeki Çocuk (1980) ve Ripley Su Altında ile  (1991) devam etmişti.

Edebiyat dünyasının en unutulmaz antikahramanlarından biri olan Ripley’nin hikâyesi birçok kere sinemaya da aktarıldı. Hem Highsmith külliyatında hem de dünya edebiyatında özel bir yere sahip bu diziyi okuyunca siz de kendinizi Ripley’nin cazibesine kapılmış bulacaksınız.

'YETENEKLİ BAY RIPLEY'

Dizinin ilk kitabı Yetenekli Bay Ripley’de, New York’ta yaşayan hırslı, zeki ve kurnaz bir genç olan Tom Ripley’yle tanışıyoruz. Ripley, zengin bir ailenin, aile işlerine sırt çevirmiş oğlu Dickie’yi geri getirmek üzere İtalya’ya gönderilir. Dickie’nin yaşamı onu öylesine cezbeder ki, Dickie gibi olmak, ona yakın olmak arzusu Ripley’de kısa sürede bir takıntıya dönüşür. Bu takıntı, edebiyat tarihinin en unutulmaz antikahramanlarından birini doğuracaktır.

'RIPLEY YERALTINDA'

Patrica Highsmith’in Yetenekli Bay Ripley’den on beş yıl sonra kaleme aldığı, dizinin ikinci kitabı Ripley Yeraltında’da İngiltere’deki bir resim galerisinden Paris’e, Paris yakınlarındaki bir kasabaya, Salzburg’a gidiş gelişlerle aktarılan heyecanlı serüvende, yine Tom Ripley’nin kötücül ama kıvrak zekâsıyla karşı karşıyayız.

'RIPLEY'IN OYUNU'

Ripley’nin Oyunu, Ripley Yeraltında adlı kitapta tanıdığımız bir coğrafyada geçiyor. Tom Ripley, karısı ve evin emektar kâhyasıyla birlikte yaşadığı Fransa’da kendisinden bir konuda aracılık etmesini isteyen dostunun isteğini kırmıyor ve karşısına iki mafya ailesini alıyor.

'RIPLEY VE PEŞİNDEKİ ÇOCUK'

Ripley ve Peşindeki Çocuk’ta Amerika’dan kaçıp Paris’e gelen on altı yaşındaki bir çocukla Tom Ripley’nin kesişen yolunun hikâyesi anlatılıyor. Ripley bu romanda alışmadığımız kadar şefkatli, babacan biri olarak çıkıyor karşımıza.

'RIPLEY SU ALTINDA'

Ripley serisinin beşinci ve son kitabı olan Ripley Su Altında’da Bay Ripley sürükleyici yeni bir serüvenle okurlarıyla buluşuyor.“Kediyi merak öldürür” deyimini doğrular türde olayların geliştiği bu kitapta Ripley, yine mucizevi bir biçimde suçlanmaktan kıl payıyla kurtuluyor.

PATRICIA HIGHSMITH KİMDİR?

Patrica Highsmith, 1921’de Teksas’ta doğdu, 1927’de ailesiyle New York’a taşındı. Üniversite eğitimini burada, Barnard Koleji’nde tamamladı.

Küçüklüğünde annesi onu doğurmak istemediğini söyleyince annesiyle ömür boyu girdiği çatışma, polisiye romana yönelmesine yol açtı. Ateist olan Highsmith, Amerika’nın demokratik ideallerine inanırdı ancak ülkenin 20. yüzyıldaki kültürel yapısını ve dış politikasını da şiddetle eleştirdi. Suç işleme psikolojisini, çift kişilik sorununu işleyerek çarpıcı romanlar kurgulayan Highsmith çok sayıda ödül aldı. İlk romanı Trendeki Yabancılar, “Ripley” serisi ve başka yapıtları birçok defa sinemaya uyarlandı. Diğer eserlerinin arasında Carol, Ocak Ayının İki Yüzü, Edith’in Güncesi, Küçük g: Bir Yaz Masalı ve Bir Kadın Düşmanından Öykücükler sayılabilir. Highsmith, ömrünün son on iki yılını geçirdiği İsviçre’nin Locarno kentinde 1995’te lösemiden hayata veda etti.

Kaynak: ntvmsnbc

88. Oscar Ödülleri’nin kazananları (DiCaprio bu kez güldü)

Bayan Arıza tarafından 21 Mart 2016 tarihinde yazıldı.
88. Oscar Ödülleri'ni kazanan isimler ve filmler belli oldu. 6. kez aday olan Leonardo DiCaprio, The Revenant'taki rolüyle Oscar'a uzandı.

88'inci Oscar Ödülleri'nin kazananları, törenle sahiplerini bulurken, Leonardo DiCaprio 23 yıl sonra hayalini gerçekleştirdi.

ABD'nin Los Angeles eyaletindeki Dolby Tiyatrosu'nda düzenlenen ödül töreni, Chris Rock'ın sunumuyla gerçekleştirildi. 

Törende gözler, daha önce 5 kez Oscar adayı olup, ödülü hiç kazanamayan ve bu yıl The Revenant filmiyle tekrar aday olan Leonardo DiCaprio'ya çevrilmişti.

Leonardo DiCaprio, bu kez şanssızlığını yendi ve 6. adaylığında Oscar'a uzandı.

MAD MAX'E 6 ÖDÜL BİRDEN

Tom Hardy ve Charlize Theron'un birlikte rol aldığı Mad Max: Fury Road ise toplam 6 kategoride Oscar almayı başardı.

 

 

DiCaprio, 23 yıl sonra kavuştuğu Oscar heykelciği ile…

 

LEONARDO DİCAPRİO ŞEYTANIN BACAĞINI KIRDI

The Revenant filmindeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu adayı olan Leonardo DiCaprio, tabiri caizse şeytanın bacağını kırdı. Daha önce 5 defa Oscar'a aday DiCaprio, 6'ncı adaylığında ödülün sahibi oldu.

42 yaşındaki DiCaprio, 23 yıl önce 'What's Eating Gilbert Grape' isimli fimdeki rolüyle 'En İyi yardımcı Oyuncu' kategorisinde aday olmuş ancak ödüle uzanamamıştı. DiCapri bu filmin ardından 4 kez daha Oscar'a aday olmuştu. DiCaprio daha önce, The Aviator, Blood Diamond, The Wolf of Wall Street (Hem yapımcı hem de oyuncu olarak) filmleriyle aday olmuş ancak Akademi Ödülleri'nde kazanamamıştı.

 

Thank you to the Academy and the incredible cast & crew of #TheRevenant. #Oscars

— Leonardo DiCaprio (@LeoDiCaprio) 29 February 2016

 

DiCaprio, kazandığı Oscar sonra Twitter hesabından bir paylaşım yaparak Akademi'ye, The Revenant filmindeki rol arkadaşlarına ve ekibe teşekkür etti. DiCaprio'nun bu tweet'i kısa süre içerisinde 150 bin Retweet aldı.

EN İYİ KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ LARSON'IN

Kariyerine 1998 yılında "Jay Leno ile Tonight Show"da başlayan 26 yaşındaki Brie Larson, The Room filmindeki performansıyla "En iyi kadın oyuncu" Oscar'ının sahibi oldu. 

 

Brie Larson ödülünü aldıktan sonra sevincini gizleyemedi.

 

TÜRK YÖNETMEN ELİ BOŞ DÖNDÜ

Fransa'da yaşayan Türk yönetmen Deniz Gamze Ergüven'in filmi Mustang'in de yarıştığı En İyi Yabancı Film dalında ödülün sahibi Macaristan'ı temsil eden 'Son of Saul' oldu.

 

Deniz Gamze Ergüven'in yönettiği Mustang filmi, "En iyi yabancı film" kategorisinde yarıştı.

OSCAR'IN KAZANANLARI

İşte Oscar kazanan film ve isimler: 

En iyi özgün senaryo: Spotlight 

En iyi uyarlama senaryo: The Big Short 

En iyi yardımcı kadın oyuncu: Alicia Vikander 

En iyi kostüm tasarımı: Mad Max: Fury Road (Margaret Sixel) 

En iyi yapım tasarımı: Mad Max: Fury Road 

En iyi makyaj ve saç tasarımı: Mad Max: Fury Road 

En iyi görüntü yönetmeni: Emmanuel Lubezki (The Revenant /Diriliş) 

En iyi kurgu: Mad Max: Fury Road 

En iyi ses kurgusu: Mad Max: Fury Road 

En iyi ses miksajı: Mad Max: Fury Road

En iyi görsel efekt: Ex Machina

En iyi kısa animasyon filmi: Bear Story

En iyi animasyon: Inside Out

En iyi yardımcı aktör: Mark Rylance

En iyi kısa belgesel: A Girl in the River

En iyi belgesel: Amy

En iyi kısa film: Stutter

En iyi müzik: Ennio Morricone/ Hateful Eight

En iyi şarkı: Sam Smith-Writing's on the Wall / Spectre

En iyi yönetmen: Alejandro G Inarritu – The Revenant

En İyi Erkek Oyuncu: Leonardo DiCaprio

En iyi film: Spotlight

Kaynak: ntvmsnbc

Radiohead dünya turnesini duyurdu

Bayan Arıza tarafından 18 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Yeni albümle birlikte bu sene Radiohead’in kapsamlı bir turneye çıkacağını biliyorduk. İngiliz topluluğun dünya turnesi detayları yavaş yavaş netleşmeye başladı.

Radiohead’in şimdilik kesinleşen konser noktaları: 20 Mayıs – Hollanda, Amsterdam – Heineken Music Hall 21 Mayıs – Hollanda, Amsterdam – Heineken Music Hall 23 Mayıs – Fransa, Paris – Le Zenith 24 Mayıs – Fransa, Paris – Le Zenith 26 Mayıs – İngiltere, London – Roundhouse 27 Mayıs – İngiltere, London – Roundhouse 28 Mayıs – İngiltere, London – Roundhouse 01 Haziran – Fransa, Lyon – Les Nuits Des Fourvieres 03 Haziran – İspanya, Barcelona – Primavera Sound Festival 17 Haziran – İzlanda, Reykjavik – Secret Solstice Festival 02 Temmuz – İsviçre, St. Gallen – OpenAir St. Gallen 08 Temmuz – Portekiz, Lisbon – NOS Alive Fest 26 Temmuz – ABD, New York – Madison Square Garden 27 Temmuz – ABD, New York – Madison Square Garden 29-31 Temmuz – Kanada, Montreal – Osheaga Music and Arts Festival 04 Ağustos – ABD, Los Angeles – Shrine Auditorium 08 Ağustos – ABD, Los Angeles – Shrine Auditorium 20 Ağustos – Japonya, Osaka – Summer Sonic Festival 21 Ağustos – Japonya, Tokyo – Summer Sonic Festival 11 Eylül – Almanya, Berlin – Lollapalooza Festival 03 Ekim – Meksika, Mexico City – Palacio de los Deportes 04 Ekim – Meksika, Mexico City – Palacio de los Deportes

Radiohead’in son albümü 2011 tarihli ‘The King of Limbs’ olmuştu.

Kaynak: Radyo Eksen

Tarihte “Mart” ayı

Bayan Arıza tarafından 18 Mart 2016 tarihinde yazıldı.
 

* 6 Mart 1970: Charles Manson'ın "Lie" albümü piyasaya çıktı.

* 9 Mart 1977: Sex Pistols, A&M Records'la anlaştı. Bir hafta sonra şirket 40 bin sterlin tazminatla anlaşmayı fes etti. 

* 10 Mart 1963: Jeff Ament doğdu. 

* 13 Mart 1996: Buenos Aires'te geceyi Ramones konseri için bilet kuyruğunda geçirenler, biletler kalmayınca kargaşa çıkarttı, birçok kişi yaralandı. 

* 15 Mart 1972: L.A'daki bir radyo kanalının dinleyicileri 1 saat boyunca aynı şarkı çalınca ters giden bir şey olduğunu düşünüp polisi aradı. Polis radyoya baskın düzenledi. Radyo korsanı Robert W. Morgan'ın sürekli çaldığı şarkı Donny Osmond'dan Puppy Love'dı. 

* 19 Mart 1970: Rolling Stone dergisi, John Lennon'ın "Come Together" şarkısının açılışındaki sözleri aslında Chuck Berry'nin "You Can't Catch Me" parçası için yazdığını açıkladı. 

* 20 Mart 1991: Eric Clapton'un 4 yaşındaki oğlu Conor, dairelerinin camından düşüp öldü. Clapton, oğlu için "Tears in Heaven"ı yazdı. 

* 30 Mart 1956: Johnny Cash, "I walk the Line"ın kayıtlarını tamamladı. 

* 31 Mart 1967: Jimi Hendrix, İngiltere turnesinin Finsbury Park ayağında gitarını ilk kez sahnede ateşe verdi.   

Kaynak: Çeşitli tarihlere ait Cnbc-e Dergiler

Metallica hakkında bilmeniz gereken 7 şey

Bayan Arıza tarafından 4 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

3 Mart, Metallica’nın 1986 yılında yayınlanmış olan üçüncü albümü ‘Master of Puppets’ın 30. yıl dönümü… Bu albüm, grubun o yıl hayatını kaybeden bas gitaristi Cliff Burton’ın çaldığı son albümdü. İşte ‘Master of Puppets’ın 30. yılı şerefine, efsane ekip hakkında bilmeniz gereken birkaç ufak detay…

1) SEN NEYMİŞSİN BE ULRICH!

Metallica’nın şahsına münhasıran davulcusu Lars Ulrich, Danimarka’da doğdu. Gençliğinde ise öyle iyi bir tenis oyuncusuydu ki, onun için ‘tenis dahisi’ deniyordu. Bu yeteneği ona ailesinden miras kalmış olsa gerek, çünkü hem babası hem de dedesi profesyonel birer tenis oyuncusuydu.

 

2) BAĞIMLI AMA NE BAĞIMLISI?

Metallica solisti James Hetfield, 2001’in temmuz ayında rehabilitasyona kaldırıldı. Sebebi ise ‘alkol ve diğer bağımlılıklar’ olarak açıklanmıştı. Daha sonra bu ‘diğer bağımlılıklar’ın ne olduğu ortaya çıktı. Hetfield, bir çikolata bağımlısıydı! Bu yüzden o dönem oldukça kilo almıştı.

 

3) GENÇ YAŞTA ANİ ÖLÜM

Metallica tarihindeki en yetenekli elemanlardan biri de basçı Cliff Burton’dı. Burton, İsveç’te bir konserden dönerken yolun buzlanması nedeniyle turne otobüsünün kayması sonucu 24 yaşında hayatını kaybetti. Ancak ölümü ile ilgili bir şüphe var. Bazı kaynaklar, Burton'ın otobüsün camından fırlayıp altında kaldığı anda öldüğünü söylüyor. Bazı kaynaklarsa otobüsü kaldırmak için gelen vincin, otobüsü tekrar Burton’ın üzerine ikinci kere düşürünce öldüğünü söylüyor. Bu konuda kesin bir bilgi yok. 

Yetenekli basçının ölümü kayıtlara 'yolların buzlanması nedeniyle otobüsün kaza yapması' olarak geçti ancak James Hetfield, Burton'ın ölümünün buzlanma nedeniyle olduğunu hiçbir zaman kabul etmedi. Hetfield o dönem, kaza sonrası yolları incelediğini ve buz göremediğini; kazanın yolun buzlanması nedeniyle değil, otobüs şoförünün alkollü olması nedeniyle olduğunu iddia etmişti. 

 

 

Metallica, Burton'ın ölümünden sonra genç basçının bestecileri arasında yer aldığı ama bitiremediği 'To Live is to Die' şarkısını bitirdi ve '…And Justice for All' albümünde bu şarkıya yer verdi. 7 dakika süren şarkının kısa bir bölümünde şu sözler yer alıyor:'İnsan yalan söylediğinde dünyanın bir kısmını katleder/ Bunlar insanların hayat sandıkları solgun ölümlerdir/ Bütün bunların şahidi olmaya artık dayanamıyorum/ Kurtuluşun krallığı beni eve götüremez mi?' 

Cliff Burton'ın kazayı yaptığı yerdeki anıtının üzerinde de 'Kurtuluşun krallığı beni eve götüremez mi' yazmaktadır. 

 

4) KTULU’NUN KEDİSİ Mİ? 

Metallica; eserlerinde bilim kurgu ve korkuyu birleştiren yazar Howard Phillips Lovecraft’ın 1928 yılında yayınladığı ‘The Call of Cthulhu’ (Cthulhu’nun Çağrısı)adlı kısa hikâyesine ithafen ‘The Call of Ktulu’yu besteledi. (Ekip telif hakları nedeniyle şarkıda ‘Cthulhu’yu ‘Ktulu’ olarak yazmıştı.) Eser, 1984 yılında yayınlanan‘Ride the Lightning’ albümünde yer aldı ancak albümün ilk kopyalarında şarkının adı yanlışlıkla ‘The Cat of Ktulu’ (Ktulu’nun Kedisi) olarak basılmıştı!  

 

5) YILLAR GEÇTİ, BUZLAR ERİDİ 

1983 yılında Dave Mustaine, Metallica’dan kovuldu ve yerine Kirk Hammett geçti. Mustaine daha sonra Megadeth’i kurdu. Ancak Mustaine o dönem, yazdığı pek çok gitar solosu sayesinde Kirk Hammett’ın meşhur olduğunu söylemekle kalmamış,  intikamını bir röportajında şu sözlerle almıştı: ‘Benim işimi çaldı ama neyse, bundan önce ben onun kız arkadaşıyla birlikte olmuştum!’

Yıllar geçince aradaki buzlar eridi tabii… Mustaine, 2013 yılında Metallica'nın kuruluşunun 30'uncu yıldönümü şerefine Big 4 turnesinde ekiple birlikte sahne aldıktan sonra şunu demişti: 'Aradan 30 yıl geçmiş, nasıl hala kin tutuyor olabilirim?' 

 

6) YAPIMCI BİLE İNANMAMIŞTI 

James Hetfield, 1999 yapımı South Park filmi ‘Bigger, Longer and Uncut’ta ‘Hell Isn’t Good’ şarkısını seslendirdi. Ancak başlangıçta filmin yapımcısı Paramount Pictures buna inanmamış, South Park’ın yaratıcısı Trey Parker’ın Hetfield’i taklit ettiğini iddia etmişti.

 

7) AZ KALSIN SOLİST OLMAYACAKTI 

Metallica’nın orijinal iki elemanı James Hetfield ve Lars Ulrich, başlarda vokalist olarak gruba bir eleman arıyorlardı. Çünkü o zamanlar Hetfield şarkı söylemekle ilgilenmiyordu. Sonradan Anthrax’a katılan efsane vokalist John Bush’a Metallica’nın solisti olması için bir teklif götürdüler ancak Bush bu teklifi reddetti. Ve Metallica’nın solisti James Hetfield oldu…

Kaynak: Hürriyet

Derleyen: Sebla KOÇAN

Müslüm Gürses’in vefatının 3. yıl dönümü

Bayan Arıza tarafından 3 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Sesini, şarkıları en çok da kalbini sevdik büyük ustanın… “Karıncayı bile incitme sakın evlat” demişti. Kalp kırmadı, zirvede olmasına rağmen mahçuptu hep… Hayat hikayesi dramlarla doluydu.  ”Herkesin acısı sevgisi kadar” demişti. Sevmeyi de öğretti bize; bir tek kadın sevdi o; hem de ömrünün sonuna kadar…Usta sanatçı Müslüm Gürses, aramızdan ayrılalı 3 yıl oldu… 3 Mart 2013′te yaşama veda eden usta sanatçıyı, saygıyla anıyoruz… ‘Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi!’

Gürses, vefatının 3. yılında eşi Muhterem Nur, yapımcısı Yusuf Ziya Oran ve çok sayıda seveni ile Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında saat 12.00′de anılacak.

7 Mayıs 1953′de Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde kerpiç bir evde dünyaya geldi Müslüm Gürses… Ya da ünlü olmadan önceki adıyla Müslüm Akbaş.

Annesi Emine tipik bir köylü kadınıydı. Babası Mehmet ise rençber. Müslüm Gürses henüz 3 yaşındayken ailesi maddi nedenlerle Adana’ya göç etti. Gürses daha küçücük yaşta türkü söylemeyi çok seviyordu. Bu yüzden bağlama çalmayı da öğrenmişti daha o zamanlar. Şarkıcılığı meslek olarak seçeceği daha 13 yaşındayken belli oldu Gürses’in. Adana’da bir çay bahçesinde şarkı söylemeye başladı. Hem sevdiği işi yapıyor hem de aile bütçesine katkıda bulunuyordu.

Usta sanatçının şarkıları gençleri, derinden sanatçıya bağladı. Gürses belki de müzik dünyasının en ilginç seyirci kitlesine de sahip. Bir dönem fanatik hayranları onun konserlerinde kendilerini jiletle kesip kan akıtırlardı. Sırf bu bile Gürses’in üniversitelerde tez konusu olmasına yol açtı. Bu nedenle 1990′ların sonunda entelektüel kesim de onu takip etmeye başladı. Ölmeden önceki son yıllarından usta sanatçı bazı pop ve rock şarkılarını seslendirerek, herkesin ilgisini yakaladı.

Kaynak: Sözcü

En kötü film ödülü 5 dalda “Grinin Elli Tonu”na verildi

Bayan Arıza tarafından 2 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Altın Ahududu Ödülleri sahiplerini buldu

Amerikan sinemasının “en kötülerine” verilen Altın Ahududu Ödülleri sahiplerini buldu. Bu yıl 36'ncısı düzenlenen törene "Grinin Elli Tonu" ve "Fantastik Dörtlü" filmleri damga vurdu.

Sinema dünyasının en iyilerinden önce en kötüleri belirlendi. Her yıl Oscar Ödül Töreni'nden 1 gün önce açıklanan Altın Ahududu Ödülleri'ne "Grinin Elli Tonu" damga vurdu. Erotik film "Grinin Elli Tonu" tam 5 dalda "en kötü" film ödülüne layık görüldü.

En kötü erkek oyuncu, en kötü kadın oyuncu, en kötü ikili ve en kötü senaryo ödüllerini kazanan "Grinin Elli Tonu", en kötü film ödülünü de "Fantastik Dörtlü" ile paylaştı.

"Fantastik Dörtlü" ayrıca en kötü yönetmen ve en kötü yeniden çekim ödüllerinin sahibi oldu.

Oscar'larda en iyi erkek oyuncu ödülüne aday olan Eddie Redmayne'ye, "Jüpiter Yükseliyor" filmindeki rolüyle "en kötü yardımcı erkek oyuncu" ödülü verildi.

Daha önce bir çok kez en kötü oyuncu ödülünü alan Sylvester Stallone ise "Creed"filmindeki rolüyle "Razzie Redeemer" ödülüne layık görüldü.

"The Big Bang Theory" televizyon dizisiyle ün kazanan Kaley Cuoco ise, "The Wedding Ringer" filmindeki rolüyle en kötü yardımcı kadın oyuncu ödülünü kazandı.

Altın Ahududu ödülleri, 1980'den bu yana sinema sanatları ve bilimleri akademisi tarafından verilen Oscar ödüllerine alternatif olarak Hollywood'un en kötülerine veriliyor.

 

KAYNAK: NTV

Oscarlar’a beyazlık tartışması damga vurdu

Bayan Arıza tarafından 2 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Chris Rock'ın sunduğu törende ünlü komedyen beyaz Oscarlar tartışmasını ve boykotu merkeze oturttu

NİL KURAL   Önceki gece Los Angeles’ta sahiplerini bulan 88. Akademi Ödülleri’nde iki büyük sürpriz yaşandı. Bunlardan ilki sade ve etkileyici gazetecilik güzellemesi Tom McCarthy imzalı ‘Spotlight’ın En İyi Film dalında Oscar’a uzanmasıydı. Oysa tahminler, Alejandro Gonzales Inarritu’nun ‘Diriliş’le En iyi Yönetmen Ödülü’nün yanı sıra En İyi Film dalında Oscar’a uzanacağı yönündeydi. ‘Diriliş’e göre çok daha sessiz ve derinden etkileyen bir sinemanın temsilcisi olan ‘Spotlight’, gazeteciliğin önemini vurguluyor. Boston Globe muhabirlerinin Katolik rahiplerin çocuk tacizi skandalını ortaya çıkardığı gerçek hikayeden yola çıkan ‘Spotlight’, gecenin zirve ödülüne erişti.   kinci sürpriz ise En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalındaydı. Sylvester Stallone’nun ‘Creed’de yedinci kez canlandırdığı Rocky Balboa performansıyla Oscar alması bekleniyordu. Ancak Steven Spielberg’ün İngiltere sahnelerinden ana akım sinemaya kazandırdığı Mark Rylance ‘Casuslar Köprüsü’ndeki performansıyla, altın heykelciğe uzandı.   Gecenin en merak edilen konusu Leonardo DiCaprio’nun altıncı kez aday olduğu Oscar’larda bir kez daha eve eli boş gidip gitmeyeceğiydi. DiCaprio, ‘Diriliş’teki çilekeş performansıyla sonunda Oscar’a uzandı. DiCaprio, konuşmasında filmin de bir adamın doğayla ilişkisini konu aldığını söyledi ve küresel ısınmaya karşı önlem almanın aciliyetine dikkat çekti. DiCaprio’nun Oscar’ı bu yılın töreninin DiCaprio’nun ödül aldığı tören olarak hatırlanmasına vesile olacak.   Ancak 88. Akademi Ödülleri, bir konuyla daha hatırlanacak. O da adaylar açıklandığı andan itibaren süregelen beyazlık tartışması. Bütün adayların beyaz olmasından başlayan tartışma, törene de damga vurdu. Töreni sunan Chris Rock açılış monoluğunda ağırlıklı olarak bu konuya değindi. Rock, konuşmasında “Beyaz İnsanların Seçimi Ödülü’ne hoş geldiniz” dedi ve “Eğer sunucu da aday gösterilseydi, emin olun burada olmazdım. Hepiniz Neil Patrick Harris’i izliyor olurdunuz”, diye konuştu. Rock büyük alkış alan konuşmasında, “Akademi Ödülleri 88. kez veriliyor. En azından 71 yıl daha siyahi aday yoktu demek. ‘50’lerde '60’larda da siyah aday olmadığına eminim. Siyahlar da protesto etmemiştir. Neden? Çünkü o zaman protesto edecek başka şeyler vardı. Tecavüz ve linç edilirken, en iyi görüntü yönetmeninin kim olduğuyla ilgilenemeyecek kadar meşguldük. Anneannem bir ağaçtan sallanırken, en iyi yabancı kısa belgeseli umursamak pek kolay değil” diyerek ırkçılığın tarihinden de bahsetti.   “Oscarlar beyaz” tartışması haksız, temelsiz veya abartılmış değil. Bu yıl özelinden bahsedersek, Sylvester Stallone’ne En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında adaylık getiren ‘Creed’in siyahi yönetmeni Ryan Cooger ve siyahi başrol oyuncusu Michael B. Jordan, Akademi tarafından görmezden gelindi. Ayrıca Spike Lee’nin yönettiği ırkçılıktan bahseden ‘Chi-raq’, yılın dikkat çeken yapımlarından olmasına rağmen yarışa giremedi. Idris Elba’nın ‘Beasts of No Nation’daki performansıyla oyuncu adaylığına kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak Elba aday olamadı. Geçen yıl Martin Luther King’in öncülüğünde eşitlik hakları için yapılan yürüyüşü, ABD tarihinin dönüm noktalarından birini konu alan ‘Selma’, benzer şekilde En İyi Film ve En İyi Şarkı dışındaki ana dallarda Akademi tarafından görmezden gelinmişti. Geçen yıl da oyunculuk dallarında bir tek siyahi bile yer almıyordu. Rock, haklı. Akademi Ödülleri’nin 88 yıllık tarihinde aralarında Sidney Poitier, Denzel Washington, Halle Berry ve Lupita Nyong'o’un yer aldığı sadece 14 siyahi oyuncu, Oscar ödülüyle taçlandırıldı. Akademi tartışmaların ardından yüzde 94’ü beyaz, yüzde 77’si erkek üyelerinde çeşitliğine önem vereceğinin sözünü vermişti. Sinema sektörü ve kamuoyu bu sözün sonuçlarını görmeyi bekliyor.   Morricone’ye geç kalmış Oscar   Özellikle western'lere yaptığı film müzikleriyle efsaneye dönüşen İtalyan besteci Ennio Morricone, 88. Akademi Ödülleri’nde yarışarak aldığı ilk Oscar’ı evine götürdü. Quentin Tarantino’nun karlı westerni ‘The Hateful Eight’e yaptığı müzikle Oscar’a uzanan 87 yaşındaki Morricone, yıllarca Akademi tarafından görmezden geliniş, 2007’de ise Onur Oscarı’yla kariyeri ödüllendirilmişti. Üçleme ‘A Fistful of Dollars’, ‘For a Few Dollars More’ ve ‘The Good, the Bad, and the Ugly’e yaptığı film müzikleriyle çığır açan Morricone, uzun bir aradan sonra ‘The Hateful Eight’in müziğini besteledi. Morricone, önceki geceki konuşmasında diğer adayları takdir etti ve “Büyük olmayan bir filme, büyük bir müzik bestelenemez,” dedi.   Üç yıldır değişmeyen isim: Emmanuel Lubezki   Akademi Ödülleri tartışmaları ağırlıklı olarak oyuncular ve film, yönetmen gibi dallar olarak dönerken, En İyi Görüntü Yönetimi dalında sessiz bir rekor kırıldı. Meksikalı görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki, son üç yıldır En İyi Görüntü Yönetmeni dalında Oscar’ı evine götürüyor. 2013’de ‘Gravity’, 2014’te ‘Birdman’le En İyi Görüntü Yönetmeni Oscar’ı alan Lubezki, bu yıl da ‘Diriliş’le aynı ödüle uzandı. Lubeski, bu dalda üç yıl üst üste Oscar kazanan ilk isim oldu.    ‘Mustang’ başaramadı   Deniz Gamze Ergüven’in yönettiği Fransa’nın Oscar adayı ‘Mustang’, En İyi Yabancı Dilde Film dalında Oscar’ın sahibi olamadı. Dalın favorisi Macaristan yapımı ‘Saul’un Oğlu’ (Saul Fia), beklendiği gibi ödülün sahibi oldu. Macar yönetmen László Nemes’in ilk filmi ‘Saul’un Oğlu’, Auschwitz’de geçiyor ve kampın ayak işleri yapan bir tutukluya odaklanıyor. Son yılların en etkileyici ilk filmlerinden ‘Saul’un Oğlu’, geçen yıl Cannes’dan ikincilik anlamına gelen Jüri Büyük Ödülü’nü almıştı.    Yönetmenlikte Meksika’nın zaferi   Hollywood’un ayrımcı bir dille ‘Üç Amigo’ dediği üç Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu, Alfonso Cuaron ve Guillermo Del Toro, Hollywood’a damga vurmaya devam ediyor. Son iki yıldır, Inarritu ‘Birdman’ ve ‘Diriliş’le En İyi Yönetmen dalında Oscar alıyor. 2013’de ise Cuaron ‘Gravity’ ile aynı ödüle uzanmıştı. En İyi Yönetmen Ödülü, üç yıldır Meksikalı yönetmenlere gidiyor.    Gecenin esprisi Mark Ruffalo’dan   ‘Spotlight’taki acar gazeteci karakteriyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’ne aday aktör Mark Ruffalo, ödülü kazanamadı. Mark Rylance’ın ödülünü sevinçle karşılayan Ruffalo, instagram hesabından yaptığı paylaşımla gecenin esprilerinden birine imza attı. Fotoğrafta Ruffalo, büyük bir Oscar heykelini kaçırmaya çalışırken, bir güvenlik görevlisi ona müdahale ediyor. Ruffalo bu paylaşımını “Büyük olanla ayrılmaya çalıştım. Güvenlik durdurdu. Kahretsin” cümlesiyle duyurdu.    Joe Biden’ın Lady Gaga anonsu   ABD Başkan Yardımcı Joe Biden da törende yer alan isimler arasındaydı. Biden’ın varlığıyla güvenlik önlemleri daha da artarken, politikacı konuşmasında kampüslerde yaşanan cinsel tacizlerden bahsetti ve ayakta alkışlandı. Biden ardından En İyi Şarkı dalının adayı Lady Gaga’yı sahneye davet etti.    ‘Mad Max’in teknik zaferi   Ana dallar ‘Diriliş’ ve ‘Spotlight’ın etrafında dönse de George Miller’ın ‘Mad Max’ serisinin dördüncü filmi ‘Fury Road’, altı dalda Oscar alarak gecenin en çok ödül kazanan yapımı oldu. Ancak kurgu, makyaj, yapım tasarımı, ses kurgusu ve kostüm tasarımı dallarındaki altı Oscar’ın hepsinin teknik dallarda olması dikkat çekti. Miller'ın seriye eklediği müthiş dördüncü halka 'Fury Road', teknik dallarda öne çıksa da yılın sinema olaylarından biri olarak yerini koruyacak.   ki genç kadın oyuncu   Bu yıl hem En İyi Kadın Oyuncu hem de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleri kariyerlerinin başlangıcındaki oyunculara verildi. Brie Larson, ‘Gizli Dünya’da yıllarca bir odada hapsedilen genç bir kadını canlandırdığı performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı. Geçen sezon çok iyi bir çıkış yakalayan ve ‘Ex Machina’, ‘Kod Adı: U.N.C.L.E.’ın da aralarında olduğu filmlerde de rol alan Alicia Vikander, ‘Danimarkalı Kız’la En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’ne uzandı.    Kazananlar:   En İyi Film: ‘Spotlight’  En İyi Yönetmen: Alejandro Gonzalez Inarritu (‘Diriliş’)  En İyi Kadın Oyuncu: Brie Larson (‘Gizli Dünya’) En İyi Erkek Oyuncu: Leonardo DiCaprio (‘Diriliş’)  En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mark Rylance, (‘The Bridge of Spies / Casuslar Köprüsü’)  En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Alicia Vikander, (‘Danimarkalı Kız’)  En İyi Özgün Senaryo: ‘Spotlight’, Josh Singer ve Tom McCarthy En İyi Uyarlama Senaryo: ‘Büyük Açık’, Charles Randolph ve Adam McKay  Yabancı Dilde En İyi Film: Macaristan, ‘Saul’un Oğlu’, Laszlo Nemes  En İyi Görsel Efekt: ‘Ex Machina’  En İyi Animasyon Filmi: ‘Inside Out’  En İyi Görüntü Yönetmeni: ‘Diriliş’, Emmanuel Lubezki  En İyi Özgün Müzik (En İyi Film Müziği): ‘The Hateful Eight’- Ennio Morricone  En İyi Özgün Şarkı (En İyi Şarkı): ‘Writing’s On The Wall’ – ‘Spectre’ / Jimmy Napes ve Sam Smith  En İyi Belgesel: ‘Amy’  En İyi Kostüm Tasarımı: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’, Jenny Beavan  En İyi Ses Kurgusu: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’  En İyi Ses Miksajı: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’  En İyi Kısa Belgesel: ‘A Girl in the River’  En İyi Kurgu: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’, Margaret Sixel  En İyi Kısa Film: ‘Stutterer’  En İyi Kısa Animasyon: ‘Bear Story’  En İyi Yapım Tasarımı: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’  En İyi Makyaj: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’   Kaynak: Milliyet Sanat (Nil Kural)

Kargo yeni albüm öncesinde Mask sahnesinde!

Bayan Arıza tarafından 2 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Türk rock müzik dünyasının efsanegruplarından Kargo,yeni albümleri “Değiştir Dünyayı”nın öncesinde 4 Mart Cuma akşamı Mask sahnesinde müzik severlerle buluşuyor.

Kargo, 25.yılını 11. stüdyo albümü “Değiştir Dünyayı” ile kutlarken, 2016’ya yayılacak konserlerinin de müjdesini veriyor. Kargo’nun 25. yılında vokalde Haluk BB, bas gitarda Mehmet Şenol Şişli, gitarda Selim Öztürk ve davulda Burak Karataş bulunuyor.

Kaynak: Milliyet

 

Kim Gordon’ın yeni projesi: Glitterbust

Bayan Arıza tarafından 27 Şubat 2016 tarihinde yazıldı.

Sonic Youth’un kurucu üyesi Kim Gordon, yeni projelerle karşımıza çıkmaya devam ediyor.

Tomorrows Tulips üyesi Alex Knost ile ortaklık ettiği yeni oluşumu ‘Glitterbust’, kendi adıyla beş şarkılık bir mini-albüm yayınlıyor. 4 Mart’ta Burger Records tarafından piyasaya sürülecek albümden paylaşılan ilk kayıt, ‘The Highline’ oldu.

Kaynak: Radyo Eksen