• Bob Geldof İstanbul’a geliyor

    14 Temmuz’da İstanbul’un en gözde organizasyonlarına ev sahipliği yapan Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşecek FESTTOGETHER dünyaca ünlü yıldız Bob Geldof’u ağırlayacak. İstanbulluları coşkulu bir festival havası ve sosyal fayda odaklı bir gün bekliyor. Festivale destek veren diğer STK’lar ise şöyle: TOG, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Çaba Derneği. Katılımcılar biletlerini aldıklarında otomatikman TİDER, ...

  • Birlikte Güzel Sunar: Rock Off 2019, 1 senelik aranın ardından 6 Temmuz Cumartesi günü Parkorman’da!!!

    2014 yılında ilki gerçekleşen ve aralarında Megadeth, Korn, Amon Amarth, Apocalyptica gibi gruplarında bulunduğu onlarca yabancı ve yerli gruba ev sahipliği yapan Birlikte Güzel Sunar: Rock Off 2019’un ilk konuğu ülkemizde oldukça geniş bir hayran kitlesi bulunduran, İsveç’in progresif metal türündeki en büyük gruplarından OPETH. İmza ve söyleşi seansları, akustik performansların da gerçekleşeceği ...

  • 20 Temmuz-> One Love Festival 15 – Day & Night

    One Love Festival, arkasında günlük güneşlik anılar, önünde umut dolu bi' yazla 20 Temmuz'da Parkorman ve Volkswagen Arena'da... Parkorman - Kapı Açılış: 12:00 Kapanış: 23:59 Volkswagen Arena - Kapı Açılış: 23:30 Kapanış: 06:00 "Güzel şeylerin, geleceğini hissedersin. Tanıdık bir şarkı duyarsın, özlediğin birisi arar, güneş çıkar bir anda, bilirsin. Bu yaz, özlediğin ya da ilk kez ...

  • Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

  • 11 Temmuz-> Glenn Hughes performs Deep Purple Classics Live

    Milyonların “Rock’ın sesi” olarak tanıdığı Rock and Roll Hall of Fame üyesi ve eski süper rock grubu Black Country Communion'un solisti olan Deep Purple'ın eski basçısı ve solisti Glenn Hughes, “Glenn Hughes performs Deep Purple Classics Live” projesiyle Deep Purple efsanesini günümüze taşıyor! 15 Mart 1976’da Liverpool Empire’da Purple ile son ...

  • %100 Metal iftiharla sunar! Manowar Final Battle Istanbul

    Metal tarihinin en büyük gruplarından MANOWAR, The Final Battle turnesi kapsamında unutulmayacak bir konser için ülkemize geliyor! Heavy metal bayrağını neredeyse 40 yıldır en tepelerde taşıyan efsane grup MANOWAR, 20 Temmuz gecesi KüçükÇiftlik Park’ı dolduracak binlerce insana %100 Metal bir gece yaşatmak üzere, bugüne kadarki en büyük sahne prodüksiyonuyla karşımızda ...

Metallica hakkında bilmeniz gereken 7 şey

Bayan Arıza tarafından 4 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

3 Mart, Metallica’nın 1986 yılında yayınlanmış olan üçüncü albümü ‘Master of Puppets’ın 30. yıl dönümü… Bu albüm, grubun o yıl hayatını kaybeden bas gitaristi Cliff Burton’ın çaldığı son albümdü. İşte ‘Master of Puppets’ın 30. yılı şerefine, efsane ekip hakkında bilmeniz gereken birkaç ufak detay…

1) SEN NEYMİŞSİN BE ULRICH!

Metallica’nın şahsına münhasıran davulcusu Lars Ulrich, Danimarka’da doğdu. Gençliğinde ise öyle iyi bir tenis oyuncusuydu ki, onun için ‘tenis dahisi’ deniyordu. Bu yeteneği ona ailesinden miras kalmış olsa gerek, çünkü hem babası hem de dedesi profesyonel birer tenis oyuncusuydu.

 

2) BAĞIMLI AMA NE BAĞIMLISI?

Metallica solisti James Hetfield, 2001’in temmuz ayında rehabilitasyona kaldırıldı. Sebebi ise ‘alkol ve diğer bağımlılıklar’ olarak açıklanmıştı. Daha sonra bu ‘diğer bağımlılıklar’ın ne olduğu ortaya çıktı. Hetfield, bir çikolata bağımlısıydı! Bu yüzden o dönem oldukça kilo almıştı.

 

3) GENÇ YAŞTA ANİ ÖLÜM

Metallica tarihindeki en yetenekli elemanlardan biri de basçı Cliff Burton’dı. Burton, İsveç’te bir konserden dönerken yolun buzlanması nedeniyle turne otobüsünün kayması sonucu 24 yaşında hayatını kaybetti. Ancak ölümü ile ilgili bir şüphe var. Bazı kaynaklar, Burton'ın otobüsün camından fırlayıp altında kaldığı anda öldüğünü söylüyor. Bazı kaynaklarsa otobüsü kaldırmak için gelen vincin, otobüsü tekrar Burton’ın üzerine ikinci kere düşürünce öldüğünü söylüyor. Bu konuda kesin bir bilgi yok. 

Yetenekli basçının ölümü kayıtlara 'yolların buzlanması nedeniyle otobüsün kaza yapması' olarak geçti ancak James Hetfield, Burton'ın ölümünün buzlanma nedeniyle olduğunu hiçbir zaman kabul etmedi. Hetfield o dönem, kaza sonrası yolları incelediğini ve buz göremediğini; kazanın yolun buzlanması nedeniyle değil, otobüs şoförünün alkollü olması nedeniyle olduğunu iddia etmişti. 

 

 

Metallica, Burton'ın ölümünden sonra genç basçının bestecileri arasında yer aldığı ama bitiremediği 'To Live is to Die' şarkısını bitirdi ve '…And Justice for All' albümünde bu şarkıya yer verdi. 7 dakika süren şarkının kısa bir bölümünde şu sözler yer alıyor:'İnsan yalan söylediğinde dünyanın bir kısmını katleder/ Bunlar insanların hayat sandıkları solgun ölümlerdir/ Bütün bunların şahidi olmaya artık dayanamıyorum/ Kurtuluşun krallığı beni eve götüremez mi?' 

Cliff Burton'ın kazayı yaptığı yerdeki anıtının üzerinde de 'Kurtuluşun krallığı beni eve götüremez mi' yazmaktadır. 

 

4) KTULU’NUN KEDİSİ Mİ? 

Metallica; eserlerinde bilim kurgu ve korkuyu birleştiren yazar Howard Phillips Lovecraft’ın 1928 yılında yayınladığı ‘The Call of Cthulhu’ (Cthulhu’nun Çağrısı)adlı kısa hikâyesine ithafen ‘The Call of Ktulu’yu besteledi. (Ekip telif hakları nedeniyle şarkıda ‘Cthulhu’yu ‘Ktulu’ olarak yazmıştı.) Eser, 1984 yılında yayınlanan‘Ride the Lightning’ albümünde yer aldı ancak albümün ilk kopyalarında şarkının adı yanlışlıkla ‘The Cat of Ktulu’ (Ktulu’nun Kedisi) olarak basılmıştı!  

 

5) YILLAR GEÇTİ, BUZLAR ERİDİ 

1983 yılında Dave Mustaine, Metallica’dan kovuldu ve yerine Kirk Hammett geçti. Mustaine daha sonra Megadeth’i kurdu. Ancak Mustaine o dönem, yazdığı pek çok gitar solosu sayesinde Kirk Hammett’ın meşhur olduğunu söylemekle kalmamış,  intikamını bir röportajında şu sözlerle almıştı: ‘Benim işimi çaldı ama neyse, bundan önce ben onun kız arkadaşıyla birlikte olmuştum!’

Yıllar geçince aradaki buzlar eridi tabii… Mustaine, 2013 yılında Metallica'nın kuruluşunun 30'uncu yıldönümü şerefine Big 4 turnesinde ekiple birlikte sahne aldıktan sonra şunu demişti: 'Aradan 30 yıl geçmiş, nasıl hala kin tutuyor olabilirim?' 

 

6) YAPIMCI BİLE İNANMAMIŞTI 

James Hetfield, 1999 yapımı South Park filmi ‘Bigger, Longer and Uncut’ta ‘Hell Isn’t Good’ şarkısını seslendirdi. Ancak başlangıçta filmin yapımcısı Paramount Pictures buna inanmamış, South Park’ın yaratıcısı Trey Parker’ın Hetfield’i taklit ettiğini iddia etmişti.

 

7) AZ KALSIN SOLİST OLMAYACAKTI 

Metallica’nın orijinal iki elemanı James Hetfield ve Lars Ulrich, başlarda vokalist olarak gruba bir eleman arıyorlardı. Çünkü o zamanlar Hetfield şarkı söylemekle ilgilenmiyordu. Sonradan Anthrax’a katılan efsane vokalist John Bush’a Metallica’nın solisti olması için bir teklif götürdüler ancak Bush bu teklifi reddetti. Ve Metallica’nın solisti James Hetfield oldu…

Kaynak: Hürriyet

Derleyen: Sebla KOÇAN

Müslüm Gürses’in vefatının 3. yıl dönümü

Bayan Arıza tarafından 3 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Sesini, şarkıları en çok da kalbini sevdik büyük ustanın… “Karıncayı bile incitme sakın evlat” demişti. Kalp kırmadı, zirvede olmasına rağmen mahçuptu hep… Hayat hikayesi dramlarla doluydu.  ”Herkesin acısı sevgisi kadar” demişti. Sevmeyi de öğretti bize; bir tek kadın sevdi o; hem de ömrünün sonuna kadar…Usta sanatçı Müslüm Gürses, aramızdan ayrılalı 3 yıl oldu… 3 Mart 2013′te yaşama veda eden usta sanatçıyı, saygıyla anıyoruz… ‘Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi!’

Gürses, vefatının 3. yılında eşi Muhterem Nur, yapımcısı Yusuf Ziya Oran ve çok sayıda seveni ile Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki kabri başında saat 12.00′de anılacak.

7 Mayıs 1953′de Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde kerpiç bir evde dünyaya geldi Müslüm Gürses… Ya da ünlü olmadan önceki adıyla Müslüm Akbaş.

Annesi Emine tipik bir köylü kadınıydı. Babası Mehmet ise rençber. Müslüm Gürses henüz 3 yaşındayken ailesi maddi nedenlerle Adana’ya göç etti. Gürses daha küçücük yaşta türkü söylemeyi çok seviyordu. Bu yüzden bağlama çalmayı da öğrenmişti daha o zamanlar. Şarkıcılığı meslek olarak seçeceği daha 13 yaşındayken belli oldu Gürses’in. Adana’da bir çay bahçesinde şarkı söylemeye başladı. Hem sevdiği işi yapıyor hem de aile bütçesine katkıda bulunuyordu.

Usta sanatçının şarkıları gençleri, derinden sanatçıya bağladı. Gürses belki de müzik dünyasının en ilginç seyirci kitlesine de sahip. Bir dönem fanatik hayranları onun konserlerinde kendilerini jiletle kesip kan akıtırlardı. Sırf bu bile Gürses’in üniversitelerde tez konusu olmasına yol açtı. Bu nedenle 1990′ların sonunda entelektüel kesim de onu takip etmeye başladı. Ölmeden önceki son yıllarından usta sanatçı bazı pop ve rock şarkılarını seslendirerek, herkesin ilgisini yakaladı.

Kaynak: Sözcü

En kötü film ödülü 5 dalda “Grinin Elli Tonu”na verildi

Bayan Arıza tarafından 2 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Altın Ahududu Ödülleri sahiplerini buldu

Amerikan sinemasının “en kötülerine” verilen Altın Ahududu Ödülleri sahiplerini buldu. Bu yıl 36'ncısı düzenlenen törene "Grinin Elli Tonu" ve "Fantastik Dörtlü" filmleri damga vurdu.

Sinema dünyasının en iyilerinden önce en kötüleri belirlendi. Her yıl Oscar Ödül Töreni'nden 1 gün önce açıklanan Altın Ahududu Ödülleri'ne "Grinin Elli Tonu" damga vurdu. Erotik film "Grinin Elli Tonu" tam 5 dalda "en kötü" film ödülüne layık görüldü.

En kötü erkek oyuncu, en kötü kadın oyuncu, en kötü ikili ve en kötü senaryo ödüllerini kazanan "Grinin Elli Tonu", en kötü film ödülünü de "Fantastik Dörtlü" ile paylaştı.

"Fantastik Dörtlü" ayrıca en kötü yönetmen ve en kötü yeniden çekim ödüllerinin sahibi oldu.

Oscar'larda en iyi erkek oyuncu ödülüne aday olan Eddie Redmayne'ye, "Jüpiter Yükseliyor" filmindeki rolüyle "en kötü yardımcı erkek oyuncu" ödülü verildi.

Daha önce bir çok kez en kötü oyuncu ödülünü alan Sylvester Stallone ise "Creed"filmindeki rolüyle "Razzie Redeemer" ödülüne layık görüldü.

"The Big Bang Theory" televizyon dizisiyle ün kazanan Kaley Cuoco ise, "The Wedding Ringer" filmindeki rolüyle en kötü yardımcı kadın oyuncu ödülünü kazandı.

Altın Ahududu ödülleri, 1980'den bu yana sinema sanatları ve bilimleri akademisi tarafından verilen Oscar ödüllerine alternatif olarak Hollywood'un en kötülerine veriliyor.

 

KAYNAK: NTV

Oscarlar’a beyazlık tartışması damga vurdu

Bayan Arıza tarafından 2 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Chris Rock'ın sunduğu törende ünlü komedyen beyaz Oscarlar tartışmasını ve boykotu merkeze oturttu

NİL KURAL   Önceki gece Los Angeles’ta sahiplerini bulan 88. Akademi Ödülleri’nde iki büyük sürpriz yaşandı. Bunlardan ilki sade ve etkileyici gazetecilik güzellemesi Tom McCarthy imzalı ‘Spotlight’ın En İyi Film dalında Oscar’a uzanmasıydı. Oysa tahminler, Alejandro Gonzales Inarritu’nun ‘Diriliş’le En iyi Yönetmen Ödülü’nün yanı sıra En İyi Film dalında Oscar’a uzanacağı yönündeydi. ‘Diriliş’e göre çok daha sessiz ve derinden etkileyen bir sinemanın temsilcisi olan ‘Spotlight’, gazeteciliğin önemini vurguluyor. Boston Globe muhabirlerinin Katolik rahiplerin çocuk tacizi skandalını ortaya çıkardığı gerçek hikayeden yola çıkan ‘Spotlight’, gecenin zirve ödülüne erişti.   kinci sürpriz ise En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalındaydı. Sylvester Stallone’nun ‘Creed’de yedinci kez canlandırdığı Rocky Balboa performansıyla Oscar alması bekleniyordu. Ancak Steven Spielberg’ün İngiltere sahnelerinden ana akım sinemaya kazandırdığı Mark Rylance ‘Casuslar Köprüsü’ndeki performansıyla, altın heykelciğe uzandı.   Gecenin en merak edilen konusu Leonardo DiCaprio’nun altıncı kez aday olduğu Oscar’larda bir kez daha eve eli boş gidip gitmeyeceğiydi. DiCaprio, ‘Diriliş’teki çilekeş performansıyla sonunda Oscar’a uzandı. DiCaprio, konuşmasında filmin de bir adamın doğayla ilişkisini konu aldığını söyledi ve küresel ısınmaya karşı önlem almanın aciliyetine dikkat çekti. DiCaprio’nun Oscar’ı bu yılın töreninin DiCaprio’nun ödül aldığı tören olarak hatırlanmasına vesile olacak.   Ancak 88. Akademi Ödülleri, bir konuyla daha hatırlanacak. O da adaylar açıklandığı andan itibaren süregelen beyazlık tartışması. Bütün adayların beyaz olmasından başlayan tartışma, törene de damga vurdu. Töreni sunan Chris Rock açılış monoluğunda ağırlıklı olarak bu konuya değindi. Rock, konuşmasında “Beyaz İnsanların Seçimi Ödülü’ne hoş geldiniz” dedi ve “Eğer sunucu da aday gösterilseydi, emin olun burada olmazdım. Hepiniz Neil Patrick Harris’i izliyor olurdunuz”, diye konuştu. Rock büyük alkış alan konuşmasında, “Akademi Ödülleri 88. kez veriliyor. En azından 71 yıl daha siyahi aday yoktu demek. ‘50’lerde '60’larda da siyah aday olmadığına eminim. Siyahlar da protesto etmemiştir. Neden? Çünkü o zaman protesto edecek başka şeyler vardı. Tecavüz ve linç edilirken, en iyi görüntü yönetmeninin kim olduğuyla ilgilenemeyecek kadar meşguldük. Anneannem bir ağaçtan sallanırken, en iyi yabancı kısa belgeseli umursamak pek kolay değil” diyerek ırkçılığın tarihinden de bahsetti.   “Oscarlar beyaz” tartışması haksız, temelsiz veya abartılmış değil. Bu yıl özelinden bahsedersek, Sylvester Stallone’ne En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında adaylık getiren ‘Creed’in siyahi yönetmeni Ryan Cooger ve siyahi başrol oyuncusu Michael B. Jordan, Akademi tarafından görmezden gelindi. Ayrıca Spike Lee’nin yönettiği ırkçılıktan bahseden ‘Chi-raq’, yılın dikkat çeken yapımlarından olmasına rağmen yarışa giremedi. Idris Elba’nın ‘Beasts of No Nation’daki performansıyla oyuncu adaylığına kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak Elba aday olamadı. Geçen yıl Martin Luther King’in öncülüğünde eşitlik hakları için yapılan yürüyüşü, ABD tarihinin dönüm noktalarından birini konu alan ‘Selma’, benzer şekilde En İyi Film ve En İyi Şarkı dışındaki ana dallarda Akademi tarafından görmezden gelinmişti. Geçen yıl da oyunculuk dallarında bir tek siyahi bile yer almıyordu. Rock, haklı. Akademi Ödülleri’nin 88 yıllık tarihinde aralarında Sidney Poitier, Denzel Washington, Halle Berry ve Lupita Nyong'o’un yer aldığı sadece 14 siyahi oyuncu, Oscar ödülüyle taçlandırıldı. Akademi tartışmaların ardından yüzde 94’ü beyaz, yüzde 77’si erkek üyelerinde çeşitliğine önem vereceğinin sözünü vermişti. Sinema sektörü ve kamuoyu bu sözün sonuçlarını görmeyi bekliyor.   Morricone’ye geç kalmış Oscar   Özellikle western'lere yaptığı film müzikleriyle efsaneye dönüşen İtalyan besteci Ennio Morricone, 88. Akademi Ödülleri’nde yarışarak aldığı ilk Oscar’ı evine götürdü. Quentin Tarantino’nun karlı westerni ‘The Hateful Eight’e yaptığı müzikle Oscar’a uzanan 87 yaşındaki Morricone, yıllarca Akademi tarafından görmezden geliniş, 2007’de ise Onur Oscarı’yla kariyeri ödüllendirilmişti. Üçleme ‘A Fistful of Dollars’, ‘For a Few Dollars More’ ve ‘The Good, the Bad, and the Ugly’e yaptığı film müzikleriyle çığır açan Morricone, uzun bir aradan sonra ‘The Hateful Eight’in müziğini besteledi. Morricone, önceki geceki konuşmasında diğer adayları takdir etti ve “Büyük olmayan bir filme, büyük bir müzik bestelenemez,” dedi.   Üç yıldır değişmeyen isim: Emmanuel Lubezki   Akademi Ödülleri tartışmaları ağırlıklı olarak oyuncular ve film, yönetmen gibi dallar olarak dönerken, En İyi Görüntü Yönetimi dalında sessiz bir rekor kırıldı. Meksikalı görüntü yönetmeni Emmanuel Lubezki, son üç yıldır En İyi Görüntü Yönetmeni dalında Oscar’ı evine götürüyor. 2013’de ‘Gravity’, 2014’te ‘Birdman’le En İyi Görüntü Yönetmeni Oscar’ı alan Lubezki, bu yıl da ‘Diriliş’le aynı ödüle uzandı. Lubeski, bu dalda üç yıl üst üste Oscar kazanan ilk isim oldu.    ‘Mustang’ başaramadı   Deniz Gamze Ergüven’in yönettiği Fransa’nın Oscar adayı ‘Mustang’, En İyi Yabancı Dilde Film dalında Oscar’ın sahibi olamadı. Dalın favorisi Macaristan yapımı ‘Saul’un Oğlu’ (Saul Fia), beklendiği gibi ödülün sahibi oldu. Macar yönetmen László Nemes’in ilk filmi ‘Saul’un Oğlu’, Auschwitz’de geçiyor ve kampın ayak işleri yapan bir tutukluya odaklanıyor. Son yılların en etkileyici ilk filmlerinden ‘Saul’un Oğlu’, geçen yıl Cannes’dan ikincilik anlamına gelen Jüri Büyük Ödülü’nü almıştı.    Yönetmenlikte Meksika’nın zaferi   Hollywood’un ayrımcı bir dille ‘Üç Amigo’ dediği üç Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu, Alfonso Cuaron ve Guillermo Del Toro, Hollywood’a damga vurmaya devam ediyor. Son iki yıldır, Inarritu ‘Birdman’ ve ‘Diriliş’le En İyi Yönetmen dalında Oscar alıyor. 2013’de ise Cuaron ‘Gravity’ ile aynı ödüle uzanmıştı. En İyi Yönetmen Ödülü, üç yıldır Meksikalı yönetmenlere gidiyor.    Gecenin esprisi Mark Ruffalo’dan   ‘Spotlight’taki acar gazeteci karakteriyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’ne aday aktör Mark Ruffalo, ödülü kazanamadı. Mark Rylance’ın ödülünü sevinçle karşılayan Ruffalo, instagram hesabından yaptığı paylaşımla gecenin esprilerinden birine imza attı. Fotoğrafta Ruffalo, büyük bir Oscar heykelini kaçırmaya çalışırken, bir güvenlik görevlisi ona müdahale ediyor. Ruffalo bu paylaşımını “Büyük olanla ayrılmaya çalıştım. Güvenlik durdurdu. Kahretsin” cümlesiyle duyurdu.    Joe Biden’ın Lady Gaga anonsu   ABD Başkan Yardımcı Joe Biden da törende yer alan isimler arasındaydı. Biden’ın varlığıyla güvenlik önlemleri daha da artarken, politikacı konuşmasında kampüslerde yaşanan cinsel tacizlerden bahsetti ve ayakta alkışlandı. Biden ardından En İyi Şarkı dalının adayı Lady Gaga’yı sahneye davet etti.    ‘Mad Max’in teknik zaferi   Ana dallar ‘Diriliş’ ve ‘Spotlight’ın etrafında dönse de George Miller’ın ‘Mad Max’ serisinin dördüncü filmi ‘Fury Road’, altı dalda Oscar alarak gecenin en çok ödül kazanan yapımı oldu. Ancak kurgu, makyaj, yapım tasarımı, ses kurgusu ve kostüm tasarımı dallarındaki altı Oscar’ın hepsinin teknik dallarda olması dikkat çekti. Miller'ın seriye eklediği müthiş dördüncü halka 'Fury Road', teknik dallarda öne çıksa da yılın sinema olaylarından biri olarak yerini koruyacak.   ki genç kadın oyuncu   Bu yıl hem En İyi Kadın Oyuncu hem de En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleri kariyerlerinin başlangıcındaki oyunculara verildi. Brie Larson, ‘Gizli Dünya’da yıllarca bir odada hapsedilen genç bir kadını canlandırdığı performansıyla En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü aldı. Geçen sezon çok iyi bir çıkış yakalayan ve ‘Ex Machina’, ‘Kod Adı: U.N.C.L.E.’ın da aralarında olduğu filmlerde de rol alan Alicia Vikander, ‘Danimarkalı Kız’la En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’ne uzandı.    Kazananlar:   En İyi Film: ‘Spotlight’  En İyi Yönetmen: Alejandro Gonzalez Inarritu (‘Diriliş’)  En İyi Kadın Oyuncu: Brie Larson (‘Gizli Dünya’) En İyi Erkek Oyuncu: Leonardo DiCaprio (‘Diriliş’)  En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mark Rylance, (‘The Bridge of Spies / Casuslar Köprüsü’)  En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Alicia Vikander, (‘Danimarkalı Kız’)  En İyi Özgün Senaryo: ‘Spotlight’, Josh Singer ve Tom McCarthy En İyi Uyarlama Senaryo: ‘Büyük Açık’, Charles Randolph ve Adam McKay  Yabancı Dilde En İyi Film: Macaristan, ‘Saul’un Oğlu’, Laszlo Nemes  En İyi Görsel Efekt: ‘Ex Machina’  En İyi Animasyon Filmi: ‘Inside Out’  En İyi Görüntü Yönetmeni: ‘Diriliş’, Emmanuel Lubezki  En İyi Özgün Müzik (En İyi Film Müziği): ‘The Hateful Eight’- Ennio Morricone  En İyi Özgün Şarkı (En İyi Şarkı): ‘Writing’s On The Wall’ – ‘Spectre’ / Jimmy Napes ve Sam Smith  En İyi Belgesel: ‘Amy’  En İyi Kostüm Tasarımı: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’, Jenny Beavan  En İyi Ses Kurgusu: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’  En İyi Ses Miksajı: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’  En İyi Kısa Belgesel: ‘A Girl in the River’  En İyi Kurgu: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’, Margaret Sixel  En İyi Kısa Film: ‘Stutterer’  En İyi Kısa Animasyon: ‘Bear Story’  En İyi Yapım Tasarımı: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’  En İyi Makyaj: ‘Mad Max: Öfkeli Yollar’   Kaynak: Milliyet Sanat (Nil Kural)

Kargo yeni albüm öncesinde Mask sahnesinde!

Bayan Arıza tarafından 2 Mart 2016 tarihinde yazıldı.

Türk rock müzik dünyasının efsanegruplarından Kargo,yeni albümleri “Değiştir Dünyayı”nın öncesinde 4 Mart Cuma akşamı Mask sahnesinde müzik severlerle buluşuyor.

Kargo, 25.yılını 11. stüdyo albümü “Değiştir Dünyayı” ile kutlarken, 2016’ya yayılacak konserlerinin de müjdesini veriyor. Kargo’nun 25. yılında vokalde Haluk BB, bas gitarda Mehmet Şenol Şişli, gitarda Selim Öztürk ve davulda Burak Karataş bulunuyor.

Kaynak: Milliyet

 

Kim Gordon’ın yeni projesi: Glitterbust

Bayan Arıza tarafından 27 Şubat 2016 tarihinde yazıldı.

Sonic Youth’un kurucu üyesi Kim Gordon, yeni projelerle karşımıza çıkmaya devam ediyor.

Tomorrows Tulips üyesi Alex Knost ile ortaklık ettiği yeni oluşumu ‘Glitterbust’, kendi adıyla beş şarkılık bir mini-albüm yayınlıyor. 4 Mart’ta Burger Records tarafından piyasaya sürülecek albümden paylaşılan ilk kayıt, ‘The Highline’ oldu.

Kaynak: Radyo Eksen

Rock Werchter’in bu seneki programı bizi bizden aldı

Bayan Arıza tarafından 27 Şubat 2016 tarihinde yazıldı.

Belçika’nın Werchter kasabasında düzenlenen Rock Werchter’in bu seneki programı göz kamaştıran cinsten.

Paul McCartney, Rammstein, Red Hot Chili Peppers, Florence and the Machine, Ellie Goulding, Jake Bugg, The Offspring, Black Box Revelation, Editors, Disclosure, Two Doors Cinema Club, Band Of Horses, Kaiser Chiefs, The Van Jets, Iggy Pop ve The Last Shadow Puppets’ın ana sahneyi şenlendireceği festivalde; New Order, James Blake, PJ Harvey, Tame Impala, At the Drive-In, Robert Plant and the Sensational Space Shifters, Beck, Foals, Jamie xx, Beirut, Courtney Barnett, Gary Clark Jr., Savages, Daughter, Richard Hawley, Nathaniel Rateliff & The Night Sweats, BadBadNotGood ve Unknown Mortal Orchestra festival programına dahil olan gruplardan bazıları.

30 Haziran – 3 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek festivalin biletleri satışta.

Kaynak: Radyo Eksen

Bir İzlanda hayali gerçek oldu – SIGUR ROS 11 HAZİRAN’DA ZORLU PSM’DE!

Bayan Arıza tarafından 17 Şubat 2016 tarihinde yazıldı.

İzlanda’nın ünlü grubu Sigur Rós sonunda İstanbul’da! Yıllardır beklediğimiz an, 11 Haziran günü Zorlu PSM’de gerçek olacak. Jonsi ve arkadaşlarının rüyalarda buluşturan şarkılarını Türkiye’de ilk defa canlı dinleyeceğiz.

“Post-rock sahnesinin en önemli gruplarından biri olan Sigur Rós’un İstanbul’da konser vermesini isteyen 1.000.000 kişi bulabilirim” isimli Facebook grubunda yıllardır çürüyen ruhlar sonunda huzur bulacak.

Kaynak: PlayTuşu

Yüzleşmenin yazarı

Bayan Arıza tarafından 15 Şubat 2016 tarihinde yazıldı.

Nobelli yazar Toni Morrison'ın "Sevilen"i, gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkarak kölelik kavramının derinliklerine iniyor

Nobel Edebiyat Ödüllü Toni Morrison'a Pulitzer Edebiyat Ödülü kazandıran romanı "Sevilen" (Beloved), kölelik hakkında yazılmış etkileyici romanlardan biri olarak kabul edilir.   Kitap, kocası Robert ile birlikte Kentucky'den kaçarak Ohio'ya sığınan ve siyahi bir köle olan Margaret Garner'ın hayat hikayesinden yola çıkarak romanlaştırılmıştır. Garner, Ohio'da yakalanır ve bebeği de kendisi ile aynı kaderi paylaşmasın diye onu öldürmek zorunda kalır.   Morrison'ın Margaret Garner'dan esinlenerek yarattığı karakteri Sethe ise kaçak bir köledir ve öldürdüğü iki yaşındaki kızı 'Sevilen'in ilk önce ruhsal daha sonra da fiziksel geri dönüşüyle birlikte unutmaya çalıştığı geçmişinin izlerini yeniden hatırlar. Bu yüzünden de zarar görmeye başlar.   Romanda, yalnızca Sethe’in kölelik günlerinin izleri görülmez, aynı zamanda sevgilisi Paul D, kayınvalidesi Baby Suggs, diğer kızı Denver da bu acı hatıraları yaşayarak hayatta kalmaya çalışırlar.   Morrison romanında, acı hatıralarla yüzleşmeyi ve parçalanmış benliği tekrar bütünleştirmeyi aktarır okuruna.    Kaynak: Milliyet Sanat    

Diriliş’in yüzü BAFTA’da da güldü

Bayan Arıza tarafından 15 Şubat 2016 tarihinde yazıldı.

Çekimleri sıkıntılı geçen Iñarritu filmi, En İyi Film, Yönetmen, Erkek Oyuncu, Görüntü Yönetmenliği ve Ses dallarında İngiltere'nin en önemli sinema ödülünü aldı

Oscar ödül töreninden iki hafta önce verilen BAFTA Ödülleri'nin (İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi) bu yılki sahipleri belli oldu. Sunuculuğunu İngiliz oyuncu Stephen Fry’ın yaptığı törende, 19. YY.'lda ABD sınırında yaşanan destansı hayatta kalma mücadelesini konu alan 'Diriliş' (The Revenant), en iyi film ödülünü kazandı.   Filmin aktörü Leonardo DiCaprio da en iyi erkek oyuncu ödülüne değer görülürken ilk kez BAFTA Ödülü almış oldu. Yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’da kendi dalında ödülün sahibi olurken, film en iyi sinematografi ve en iyi ses dallarında da ödülleri topladı.   Törende ödül alan yapımlar şöyle sıralandı:   En İyi Film: 'Diriliş' (The Revenant) En İyi Yönetmen: Alejandro G. Inarritu- 'Diriliş' (The Revenant) En İyi Erkek Oyuncu: Leonardo DiCaprio- 'Diriliş' (The Revenant) En İyi Kadın Oyuncu: Brie Larson- Gizli Dünya (Room) En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mark Rylance- Casuslar Köprüsü (Bridge of Spies) En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Kate Winslet- Steve Jobs En Orijinal Senaryo: Spotlight En İyi Sinematografi: Diriliş (The Revenant) En İyi Belgesel: Amy En İyi İngiliz Filmi: Brooklyn En İyi Uyarlama Senaryo: Büyük Açık (The Big Short) En İyi Animasyon Filmi: Ters Yüz (Inside Out) En İyi Yabancı Film: Wild Tales En İyi Prodüksiyon Tasarımı: Çılgın Max: Öfkeli Yollar (Mad Max: Fury Road) En İyi Görsel Efekt: Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor (Star Wars: The Force Awakens) En İyi Makyaj ve Saç: Çılgın Max: Öfkeli Yollar (Mad Max: Fury Road) En İyi Kostüm Tasarımı: Çılgın Max: Öfkeli Yollar (Mad Max: Fury Road) En İyi Ses: Diriliş (The Revenant) En İyi Müzik: 'The Hateful Eight'   Kaynak: Milliyet Sanat