• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Tüm zamanların en iyi filmleri

Bayan Arıza tarafından 13 Ocak 2017 tarihinde yazıldı.

İşte tüm ülkelerin en iyilerinin belirlendiği IMDb’ye göre ilk 100 listesi…

    100. Kutsal Kadeh (1975) 8,3     99. Yumurcak (1921) 8,3     98. Soysuzlar Çetesi (2009) 8,3     97. Kapışma (2000) 8,3     96. Yağmur Altında (1952) 8,3     95. Oyuncak Hikayesi (1995) 8,3     94. Bisiklet Hırsızları (1948) 8,3     93. 2001: Uzay Yolu Macerası (1968) 8,3     92. Belalılar (1973) 8,3     91. Savaş Vadisi (2016) 8,3     90. Full Metal Jacket (1987) 8,3     89. Amadeus (1984) 8,3     88. Babam ve Oğlum (2005) 8,3     87. Oyuncak Hikayesi 3 (2010)  8,3     86. Sil Baştan (2004) 8,3     85. Bülbülü Öldürmek (1962) 8,3     84. Yerdeki Yıldızlar (2007) 8,3     83. Çifte Tazminat (1944) 8,3     82. Arabistanlı Lawrence (1962) 8,3     81. Taksi Şoförü (1976) 8,3     80. Otomatik Portakal (1971) 8,3     79. Bir Rüya İçin Ağıt (2000) 8,3     78. Amelie (2001) 8,3     77. Cesur Yürek (1995) 8,3     76. Rezervuar Köpekleri (1992) 8,3     75. Bir Şehir Katilini Arıyor (1931) 8,3     74. Yıdız Savaşları: Jedi'nin Dönüşü (1983) 8,3     73. Ölüm Korkusu (1958) 8,3     72. Gizli Teşkilat (1959) 8,3     71. Beklenmeyen Şahit (1957) 8,3     70. Mukaddes Vazife (1981)     69. Yurttaş Kane (1941) 8,3     68. Bir Zamanlar Amerika (1984) 8,4     67. İhtiyar Delikanlı (2003) 8,4     66. Yaratığın Dönüşü (1986) 8,4     65. Prenses Mononoke (1997) 8,4     64. Amerikan Güzeli (1999) 8,4     63. Kara Şövalye Yükseliyor (2012) 8,4     62. VOL·i (2008) 8,4     61. Cinnet (1980) 8,4     60. Zincirsiz (2012) 8,4     59. Ateşböceklerinin Mezarı (1988) 8,4     58. Zafer Yolları (1957) 8,4     57. Cennet Sineması (1988) 8,4     56. Başkalarının Hayatı (2006) 8,4     55. Şarlo Diktatör (1940) 8,4     54. Sunset Bulvarı (1950) 8,4     53. Garip Doktor (1964) 8,4     52. Yaratık (1979) 8,4     51. Aslan Kral (1994) 8,5     50. Prestij (2006)     49. Kıyamet (1979) 8,5     48. Akıl Defteri (2000) 8,5     47. Gladyatör (2000) 8,5     46. Whiplash (2014) 8,5     45. Geleceğe Dönüş (1985) 8,5     44. Terminator 2: Mahser Günü (1991) 8,5     43. Piyanist (2002) 8,5     42. Köstebek (2006) 8,5     41. Arka Pencere (1954) 8,5     40. Asri Zamanlar (1936) 8,5     39. Can Dostum (2011) 8,5     38. Kutsal Hazine Avcıları (1981) 8,5     37. Yeşil Yol (1999) 8,5     36. Şehir Işıkları (1931) 8,5     35. Sapık (1960) 8,5     34. Kazablanka (1942) 8,5     33. Yıldızlararası (2014) 8,5     32. Geçmisin Gölgesinde (1998) 8,5     31. Batıda Kan Var (1968) 8,5     30. Er Ryan'ı Kurtarmak (1998) 8,5     29. Ruhların Kaçışı (2001) 8,5     28. Sevginin Gücü (1994) 8,5     27. Hayat Güzeldir (1997) 8,6     26. Aşıklar Şehri (2016) 8,6     25. Olağan Şüpheliler (1995) 8,6     24. Şahane Hayat (1946)     23. Kuzuların Sessizliği (1991) 8,6     22. Yedi (1995) 8,6     21. Tanrı Kent (2002) 8,6     20. Yıldız Savaşları (1977) 8,6     19. Yedi Samuray-Kanli Pirinç (1954) 8,6     18. Matrix (1999) 8,7     17. Sıkı Dostlar (1990) 8,7     16. Guguk Kuşu (1975) 8,7     15. Yüzüklerin Efendisi: İki Kule (2002) 8,7     14. Baslangıç (2010) 8,7     13. Forrest Gump (1994) 8,7     12. Yıldız Savaşları: İmparator (1980) 8,7     11. Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği (2001) 8,8     10. Dövüş Kulübü (1999) 8,8     9. İyi, Kötü ve Çirkin (1966) 8,9     8. Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü (2003) 8,9     7. Ucuz Roman (1994) 8,9     6. Schindler'in Listesi (1993) 8,9     5. 12 Öfkeli Adam (1957) 8,9     4. Kara Şövalye (2008) 8,9     3. Baba 2 (1974) 9,0     2. Baba (1972) 9,2     1. Esaretin Bedeli (1994) 9,2

Kaynak: NTV

King’in unutulmaz kitabı Korku Ağı yeniden raflarda!

Bayan Arıza tarafından 13 Ocak 2017 tarihinde yazıldı.
Korku Ağı bir kez daha okurlarla buluşuyor. 25 yıl aradan sonra yeniden çevrilen ve tam metin halinde okurla buluşacak olan kitap bugün raflardaki yerini aldı.  

 

Korku ve gerilim edebiyatının usta kalemi Stephen King’in unutulmaz kitabı

Stephen King’in unutulmaz kitabı Korku Ağ 25 yıl aradan sonra yeniden çevrilen ve tam metin halinde okurla buluştu. 

Jerusalem’s Lot küçük bir New England kasabasıdır ve burada da, benzeri yerlerde olduğu gibi dedikodular, tuhaf tipler ve saygı değer insanlar vardır. Tabii garip olaylar hakkında söylentiler de yok değildir; ama her kasabada olduğu kadar… 

Yazar Ben Mears, çocukluk yıllarını konu alan ve o günlerden beri ona musallat olmuş korkularıyla yüzleşmek amacıyla bir roman yazmak için Lot’a döner. Çocukken tanık olduğu korkunç olayın gerçekleştiği ev –Marsten Köşkü− işte karşısındadır; fakat yeni ve gizemli kiracıları vardır. Kasabada bazı kuşkulu şeyler yaşanmaya başlayınca, Mears’ın belleğindeki karanlık anılar da canlanmaya başlar: Önce bir köpek hunharca öldürülmüş olarak bulunur, ardından bir çocuk kaybolur. Bunlar başlangıçta çok da sıra dışı olaylar olarak görülmez, fakat liste uzamaya başlar. Çok geçmeden kasabayı saran şaşkınlık hayrete, belirsizlikler dehşete dönüşecektir. 

Kaynak: NTV

‘How I Met Your Mother’ ekibinden yeni dizi

Bayan Arıza tarafından 23 Aralık 2016 tarihinde yazıldı.

Kült dizi ‘How I Met Your Mother’ın kadrosundan yeni dizi geliyor. Spin-off dizisinin adı ‘How I Met Your Father’ olacak.

2005 yılında başlayan ve 2014 yılında seyircilere veda eden durum komedisi türündeki ‘How I Met Your Mother dizisinin spin off’u, yani aynı oyuncularla benzer bir dizinin çekimlerine hazırlanılıyor. Yeni dizinin adının How I Met Your Dad olması gündeme gelmiş ve kadroda Greta Gerwig, Tiya Sircar, Andrew Holm ve Meg Ryan’ın kadrosunda yer alacağı açıklanmıştı. Ancak proje daha sonra rafa kaldırılmıştı.

Şimdi tekrar hayata geçirilme kararı alınan dizinin ‘How I Met Your Father’ ismiyle çekilmesi bekleniyor. Dizinin arkasında yer alacak ekip, ‘This is Us’ta beraber çalışan Isaac Attacker ve Elizabeth Berger olacak.

How I Met Your Mother’ın yaratıcıları Carter Bays ve Craig Thomas ise yapımcı olarak diziye katkıda bulunacak.

Kaynak: ntv/sanat

‘Anayurt Oteli’ İngilizcede

Bayan Arıza tarafından 19 Aralık 2016 tarihinde yazıldı.

Yusuf Atılgan'ın sinemaya da uyarlanan romanı, 'Motherland Hotel' ismiyle İngilizceye çevrildi

 

Yusuf Atılgan'ın 1986 yılında Ömer Kavur tarafından sinemaya da uyarlanan romanı 'Anayurt Oteli' İngilizcede basıldı. City Lights  tarafından 'Motherland Hotel' adıyla yayımlanan romanın İngilizce çevirisi Fred Stark'ın imzasını taşıyor. Atılgan'ın ünlü romanının İngilizce baskının kapak yazısı,  Arjantinli yazar ve çevirmen Alberto Manguel tarafından kaleme alındı. 

 

Kaynak: Milliyet Sanat

Dizi Kritiği “This is Us”

Bayan Arıza tarafından 19 Aralık 2016 tarihinde yazıldı.

Six Feet Under'ı ne kadar çok sevdiğimi bilirsiniz. İşte! Tam o ayarda naif bir dizi. Son zamanlarda izlediğim en güzel, samimi, masalsı, şiir gibi, edebiyat gibi dizi. Kimi zaman gözyaşlarınıza hâkim olamayabilirsiniz; kimi zaman da gülebilirsiniz.

Kesinlikle "this is us" hakkında spoiler verip büyüyü bozmak istemiyorum. Ama biraz vaktiniz varsa vakit ayırmanızı çok arzu ediyorum.

Hüzün, duygusallık, aile kavramı, kardeşlik…

Dokunaklı, kurgusu güzel, müzikleri, verdiği mesajlar, dönemleri yansıtan kısımlar da güzel işlenmiş, kostümler, her şey gerçekçi.

Bölüm bitsin hiç istemiyorsunuz.

Oyuncular da tanıdık. Heroes'dan tanıyıp sevdiğimiz Milo Ventimiglia evin babası "Jack"i çok güzel oynuyor çünkü müthiş bir baba. Anne olarak da aynı zamanda şarkıcı da olan Mandy Moore var. Dizinin yaratıcısı Dan Fogelman ki senaryoya da katkısı mevcut. Diğer oyunculardan bazıları "Randall"ı oynayan Sterling K. Brown, "Kate"i oynayan Chrissy Metz, "Kevin"i oynayan Justin Hartley sayılabilir.

Anne, baba, üç çocuk ve onların hayatlarını feedback'lerle anlatan harika bir dizi. Çok etkiledi beni. Umarım siz de keyif alırsınız.

Dylan’ın Nobel’ini Patti Smith aldı

Bayan Arıza tarafından 13 Aralık 2016 tarihinde yazıldı.

Bob Dylan'ın kazandığı Nobel Edebiyat Ödülü, ABD'li müzisyen Patti Smith'e sunuldu. Dylan gönderdiği konuşmada şarkılarının edebi yönününü sorgulamadığını vurguladı

Önceki gece İsveç’te düzenlenen törende Bob Dylan’ın edebiyat dalındaki Nobel’ini ABD’li müzisyen ve şair Patti Smith aldı. ABD İsveç Büyükelçisi, Dylan’ın gönderdiği konuşmayı okudu. Konuşmada Dylan, Nobel’i kazandığını öğrendiğinde büyülendiğini ve şaşırdığını çünkü hiç durup şarkılarının edebi olup olmadığını düşünmediğini belirtti.   Erken yaşlardan itibaren Rudyard Kipling, George Bernard Shaw, Thomas Mann, Pearl Buck, Albert Camus ve Ernest Hemingway’in aralarında olduğu Nobelli ve büyük edebiyatçıları okuduğunu belirten Dylan, bu isimlere katılmasını ifade edecek kelime bulmakta zorlandığını da vurguladı: “Eğer biri bana Nobel Ödülü şansımı sorsaydı, Ay’da olmak kadar bir şansım olduğunu söylerdim”.   Yazdığı konuşmada Shakespeare üzerinden bir örnek veren Dylan, yazarının ‘Hamlet’i  kaleme alırken muhtemelen hangi oyuncuların oynayacağını veya nereden bir kafatası bulacağını düşündüğünü kaleme alan Dylan “Shakespeare’in zihnini meşgul eden son şey, ‘Bu eser, edebi mi?’ sorusuydu” diye yazdı. Kendisinin de bir şarkı yazarken müziğin doğru tonda mı olup olmadığı gibi gündelik meselelerle meşgul olduğunu belirten Dylan, şarkılarının edebiyat olup olmadığını sorgulamadığını vurguladı. Bu soruyu sordukları ve şarkılarının edebiyat olduğuna karar verdikleri için İsveç Akademisi’ne teşekkür etti.   Patti Smith törende Dylan’ın en ünlü şarkılarından 'A Hard Rain’s A-Gonna Fall’u seslendirdi. Şarkının sözlerini unutan Smith, katılımcılardan gergin olduğu ve sözleri unuttuğu için özür diledi.

 

Kaynak. Milliyet Sanat

Erdal Tosun’u kaybettik

Bayan Arıza tarafından 30 Kasım 2016 tarihinde yazıldı.
Tiyatro, televizyon ve sinemadaki çalışmalarıyla Türkiye'nin başarılı karakter oyuncularından Tosun, Sarıyer'de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti

Yeşilçam'ın sevilen oyuncusu Necdet Tosun'un büyük oğlu, '80'li yılların başından beri rol aldığı sinema, tiyatro ve televizyon işleriyle Türkiye'nin en sevilen yüzlerinden biri olan oyuncu Erdal Tosun, Sarıyer'de meydana gelen korkunç trafik kazasında hayatını kaybetti. Kardeşi Gürdal Tosun'u 2000 yılında kaybeden Tosun 53 yaşındaydı.   Kardeşi Gürdal Tosun ile.

  İddiaya göre Levent'ten Sarıyer yönüne giden bir otomobilin sürücüsü kavşakta direksiyon hakimiyetini kaybetti ve takla attı. Araç oyuncu Erdal Tosun'un otomobilinin üzerine düşüp yola savruldu. Erdal Tosun tavan kısmı çöken araçta yaşamını yitirdi. Kaza sonrası ailesi hastaneye koştu. Erdal Tosun'un böbrek rahatsızlığı yaşadığı, kaza anında da diyalize girmek için yola çıktığı öğrenildi.   Doğan Haber Ajansı'nın haberine göre, kaza saat 06.30 sıralarında Sarıyer, Büyükdere Caddesi İl Jandarma Komutanlığı Kavşağı'nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre Levent'ten Sarıyer istikametine seyir halindeki 34 EJ 8342 plakalı otomobil sürücüsü, kavşağa girdiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybetti.   Kontrolden çıkan araç kaldırıma çarptıktan sonra Sarıyer'den Levent istikametine seyir halindeki sanatçı Erdal Tosun’un kullandığı 34 UJ 3409 plakalı otomobilin üstüne düşerek yola savruldu. İtfaiye ekiplerinin 1 saatlik çalışma sonucu çöken araçtan çıkardığı Tosun'un olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.     9 Nisan 1963 tarihinde İstanbul'da doğan Tosun, 1981 yılında Atıf Yılmaz'ın yönetip Türkan Şoray'ın başrolünde olduğu 'Mine' adlı filmde rol alarak sanat dünyasına adım attı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro bölümü mezunu Tosun, Antalya Devlet Tiyatrosu'nda görev aldı. Murathan Mungan'ın 'Mezopotamya Üçlemesi'nde rol aldıktan sonra Devlet Tiyatroları'ndan ayrılarak Yılmaz Erdoğan'ın kurduğu BKM Oyuncuları'na katıldı. Üne kavuşması ise BKM yapımı televizyon dizisi 'Bir Demet Tiyatro'da canlandırdığı mafya babası Eyvah Necdet ve işçi lideri Spartakist Vedat karakterleriyle oldu. Yine BKM'nin sinema projeleri 'Vizontele', 'Organize İşler', 'G.O.R.A.' ve 'Neşeli Hayat'ta oynayan Tosun, son olarak 'Küçük Esnaf' filminde rol almıştı.   Oynadığı bazen sert ama çoğu zaman sakin ve babacan bir taraf taşıyan karakterlerle Türkiye'de her kesimden seyircinin sevgisini kazanmış Tosun'un eski eşi İlknur Tosun'dan Zeynep Kiraz adında bir kızı var.

 

Kaynak: Milliyet Sanat

Moonspell Konser Kritiği (20 Kasım 2016 Dorock XL)

Bayan Arıza tarafından 21 Kasım 2016 tarihinde yazıldı.

Portekizli metal devi Moonspell, Opium, Awake, Ruin & Misery, Ravenclaws ve Full Moon Madness gibi en önemli şarkılarını içeren Irreligious albümünü 1996'da yayımladı ve bu albümün 20. yılını bazı festivaller ve konserlerle kutluyor. Bu kutlamalara İstanbul'u da dahil edince hem onları 2. kez izleyelim istedik; hem de konseri merak etmeye başladık.

Bir gün öncesi Sepultura yorgunluğu nedeniyle istediğimiz halde ön grup "Sülfür Ensemble"a yetişemedik ki o kadroyu da çok seviyoruz, hepsi bizim jenerasyon. Radical Noise, Antisilence, uçk grind. Hepsini defalarca canlı izlemişliğimiz var. Bu konser Pazar değil de Cumartesi olsaymış tadından yenmezmiş. Neyse mızmızlanmayı bırakıp, biletin hakkını fazla fazla veren Moonspell'e teşekkür ediyor, yazıya dönüyorum.

22.00'de başlayacağı söylenen konser için 22.30'da Dorock XL'deydik ve Sülfür Ensemble sahneden inmişti.

23.00 gibi Portekizli Fernando ve ekibi sahneye çıktı. Tabii ki onlardan beklediğimiz gibi muhteşem bir sahne şovu ile. Bitmesini istemediğimiz bir konser oldu. Zira neredeyse bütün hitlerini çaldılar. Seyirci de muhteşemdi. Tüm şarkılara eşlik edildi.

Gotik grubu olmalarından kelli o atmosferik ve teatral havayı fazlasıyla soluduk. Hele hele Vampiria'da "n!'oluyouz ulan?" dedik. Çünkü sahnede bir vampir vardı.

Ziyadesiyle müthiş konserdi. Arka arkaya tüm o bildiğimiz ve sevdiğimiz şarkıları çaldılar. Mekân da doluydu ve yine yaş ortalaması yüksek, gelenler de harbi Moonspell fanlarıydı.

Sahneye yine bir dansöz çıkardılar (olmazsa olmazlardan):P

"Alma Mater" ile konser biter mi? Bitmez tabii. Ardından da klibine özellikle tav olduğum "Everything Invaded" geldi.

Ayrıca Vokalist Fernando Riberio muhteşem bir sese sahip. Kendi kategorisi içinde en güzel sese sahip vokallerden biri.

Moonspell'i bir kez daha izlememize vesile olan Dorock XL ekibine teşekkürler. Çok keyifli konserdi, eyvallah.

Sepultura Konser Kritiği (19 Kasım 2016 Garaj İstanbul)

Bayan Arıza tarafından 21 Kasım 2016 tarihinde yazıldı.

Sepultura'yı 3. kez, Max ve Igor kardeşleri ise ilk kez izlediğim konserdi. Yeni Melek'e yıllar önce geldiklerinde ve tam bir sene önce hatta geçen sene doğum günümde yine Garaj İstanbul'da izlediğimizde çok keyif almıştım. Evet neticede Sepultura'yı Sepultura yapan bu biraderler değil mi? Evet! Ama bu konser "Roots" albümü konseptli olduğu için Motörhead ya da Celtic Frost cover'ı yerine Arise'dan, Beneath the Remains'den, Chaos A.D'den şarkılar dinlemek leziz olurdu diye düşünüyorum. Artık kanımca telif hakkından mıdır yoksa sadece albümü komple çalıp bir başka şarkı çalmamaları gerektiğinden mi bilemiyorum. Yardırdılar tabii o ayrı. Yine de keyifli konserdi. Yine olsa gider miyim? Yok artık diyorum. Üçledik işte daha ne olsun:)

Roots çıkalı da 20 yıl olmuş. Haliyle tüm eski tayfa oradaydı. Yaş ortalaması 35 diyelim bari de şey olmasın:)

Çok kısa sürdü, nasıl başladı bitti anlayamadık. Zamanında başladı. 22.00 olmadan konser bitti. Sanırım konser camiasında bir ilktir bu kadar erken evlere dağılmak. ki biz dağılmadık, oradan da kesmediği için Dorock'a gidip en sevdiğimiz cover grubu olan Razor dinledik. Ertesi güne Moonspell'e gideceğimiz için çok yorgun olmayalım filan demiştik ama hepsi nafile oldu. Boyun tutuldu, ayaklar şişti, ses kısıldı, sarhoş olundu 🙂

Şimdi sözlük'e baktım da arkadaşın biri muhtemel set list demiş ki bi kısmı tutuyor.

muhtemel setlisti

-ıtsári -roots bloody roots -attitude -cut-throat -ratamahatta -breed apart -straighthate -spit -look away -dusted -born stubborn -jasco -ambush -endangered species -dictatorshit -procreation (of the wicked)

-ace of spades -song played from tape -canyon jam

Leonard Cohen'in "Görkemli Kaybedenler"i okudunuz mu? Kendime çıkardığım notlardan birkaç alıntı var aşağıda. Kitap hakkında fikir vermiş olur sizlere.

* Öylesine insanım ki çok fazla kabızlık çekiyorum.

* Her sabah uyandığımda kendimi neden bu kadar kötü hissediyorum?

* Tekrar biz olduğumuzda hatırlarız bunu, belki de bir daha asla biz olamayız.

* Kahrolsun genital emperyalizm! Bedenin her köşesi boşalabilir.

* İçimdeki bütün o dünlerle yeni bir şeye nasıl başlayabilirim.

* İçimde yaşamak istemiyorum.

* Senin Sabahında Büyük Harflerle Başlayan Bir Yaratığım.

* Bir insanın doğasındaki en özgün şey genellikle en umutsuz olandır.

* Her sürüngen kendisi için!

* Bu dünya eksiktir!

* Zehirli dikenlerin arasında, bir çiçek gibi yaşıyorsun burada.

* Senin gözlerinde, beni olmak istediğim gibi tarif eden bir şey vardı.

* Daha saf bir inanç için, eğitimi reddetmeyi istiyordum.

***

Aşağıda, üç liriğinin Türkçesini okuyacaksınız.

İki Kalıp Sabunum Var

İki kalıp sabunum var, Badem kokulu Biri sana biri bana. Banyoyu doldur, Birbirimizi yıkayalım.

Param yok, Eczacıyı öldürdüm.

İşte bir kavanoz da yağ, Tıpkı İncil’deki gibi, Uzun kollarıma Pırıl pırıl yapacağım tenini.

Param yok, Kokucuyu öldürdüm

Pencereden dışarı bak, Dükkanlara, insanlara Arzunu söyle bana, Anında olacak,

Param yok, Param yok.

Mektup

Aileni nasıl öldürdüğün Hiç ilgilendirmiyor beni Ağzın gövdemde gezinirken

Hem biliyorum rüyalarını Unufak olan şehirlere, dörtnala atlara dair Güneşin çok yakınlaşmasına dair Ve gecenin hiç sona ermemesine.

Ama bunlar hiç ilgilendirmiyor beni Gövdenin yanıbaşında

Biliyorum dışarda bir savaş sürmekte Sen emirler vermektesin Bebeler boğdurulmakta, generallerin kellesi uçurulmakta

Ama kan beni hiç ilgilendirmiyor Senin etini rahatsız etmiyor.

Dilinde kan tadı almak Şaşırtmıyor beni Kollarım saçlarına karışırken

Sanma ki anlamıyorum Neler olacağını Alaylar katledildikten, Orospular kılıçtan geçirildikten sonra

Hem bunu sadece senden çalmak için yazıyorum Bir sabah kellem, kanlar damlayarak Öteki generallerle birlikte Evinin kapısından sallandırıldığında

Bütün bunları önceden bildiğimi Ve beni hiç ilgilendirmediğini nihayet bil diye.

Armağan

Bana diyorsun ki sessizlik Huzura daha yakınmış şiirlerden Ama armağan diye sana Tutup sessizliği getirsem (çünkü bilirim sessizliği) derdin ki    Sessizlik değil Bu gene şiir Ve bana geri verirdin.

Türkçesi: Fatih Özgüven, bi tarihteki ROLL’dan