• Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

  • %100 Metal İftiharla Sunar; Thrash metalin dev ismi OVERKILL 26 Eylül 2019 Perşembe akşamı KüçükÇiftlikPark’ta!

    Temelleri 1980 yılına dayanan ve isimlerini Motörhead’in “OverKill“ parçasından alan New Jersey’li grup 1985 yılında yayınladıkları “Feel The Fire” ve  sonrasında peş peşe çıkardıkları “Taking Over” ve “Under The Influence” albümleri ile kısa sürede tüm dünyaya OVERKILL ismini öğrettiler. more_link_text

  • 30 Kasım-> Yıllardır yaratacılığından ve enerjisinden ödün vermeyen dev isim New Model Army, 30 Kasım’da %100 Studio’da!

    1980'de Bradford'da kurulan New Model Army; punk rock, kuzey ruhu ve zamanın atmosferinden ilham aldı. Günümüze kadar uzun, yaratıcı ve netice dolu bir yolculuk geçiren grup; post-punk, folk-rock, politik-rock, goth ve metal gibi farklı alt kültürlerinden etkilense de bir etikete ait olmayı her zaman reddetti. more_link_text

  • 6-7 Aralık-> The Aristocrats 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da!

    Dirty rock, folk ve cazı harmanlayarak, tek bir albümde en iyi şekilde özetleyen grup kimdir? Tabii ki The Aristocrats! Rock virtüöz üçlüsü The Aristocrats unutulmayacak performanslarıya 6 ve 7 Aralık’ta, iki gece üst üste %100 Studio’da! more_link_text

  • Mor ve Ötesi senfonik, Yoğun istek üzerine 7 Ekim’de yeniden sizlerle…

    Ülkemizin en önemli müzik gruplarından mor ve ötesi geçtiğimiz sonbaharda ilk defa seyirci ile buluşturdukları “senfonik” projesi ile sahne alıyor! Şef Orçun Orçunsel yönetimindeki Avrasya Filarmoni Orkestrasıve Şef Masis Aram Gözbek yönetimindeki Magma Filarmoni Korosunun eşlik edecek. mor ve ötesi Kerki|Solfej konserleri ile Harbiye Açıkhava'da sizlerle! more_link_text

  • 13 Eylül-> İstanbul Blue Night Sunar: Evanescence

    Müziğinde rock, metal ve senfonik öğeleri birleştiren Evanescence, “Synthesis Live” turu ile şehrin olmazları olduran festival markası İstanbul Blue Night sponsorluğunda 13 Eylül’de Volkswagen Arena’ya konuk oluyor! Evanescence öncesinde, alternatif rock’ı ve pop’u kendine özgü stiliyle bir araya getiren VERIDIA’yla buluşuyoruz. more_link_text

  • Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

İngiliz gothic rock grubu Bauhaus’un kariyerini kapsayan bir kitap yayınlanıyor.

‘BAUHAUS UNDEAD: The Visual History and Legacy of Bauhaus’ başlıklı kitabın küratörlüğünü grubun davulcusu Kevin Haskins üstlendi. Haskins, bu kitapta Bauhaus’a ait hususi anıları ve materyalleri paylaşıyor. El ilanları, kulis kartları, fotoğraflar, sözleşmeler, el yazısı şarkı sözleri, notlar ve daha fazlasını bu özel kitapta bulmak mümkün olacak.

Bauhaus Undead'i buradan sipariş edebilirsiniz.

Kaynak: Radyo Eksen

Empyrium Kritiği (3 Eylül 2016, Zorlu PSM, İstanbul)

Bayan Arıza tarafından 8 Eylül 2016 tarihinde yazıldı.

Rüya gibi konserdi. Resmen melankoliyi ruhumuzun her parçasında hissettirdi Alman grup.

İki gece üst üste çaldıkları Zorlu PSM'nin Drama sahnesini de bu vesileyle görmüş olduk. Konseri balkondan izlemek de iyi bir fikirmiş.

Tatlı bir melankoli içerisinde, Lover's Grief, The ensemble of Silence dinledik; Markus gerçekten de çok sıcakkanlı ve nazik biriydi. Siyah bir atmosfer içerisinde geçen konser ziyadesiyle keyifliydi. "Hiç bitmesin" dediklerimizden biri oldu. Bis yapıp döndüklerinde "Many Moons Ago" ile ruhlarımızda fırtınalar kopartıp, melankolinin dibine soktular seyirciyi. Davula özellikle çok bayıldım.

Dünya gözüyle Empyrium'u da izlemiş olduk. Umarım yine böyle iyi grupları izleyebilme şansımız olur.

Efenim bu da grup hakkında info:

Markus Stock, yani hayranlarınca ezberlenen adıyla Uf Theodor Schwadorf'un Andres Bach'la birlikte kurduğu Empyrium, melankolinin tarifsiz bir atmosferle hayat bulduğu şarkılarıyla, doom metal’den folk’a, kendini özgü sound'unun son dönem karşılığı neofolk'tan dark folk'a kadar uzanan yelpazesiyle, özellikle metal müzik hayranları için kült mertebesinde bir grup.

İlk demonun ardından, 1996 tarihli ikonik albüm A Wintersunset…'le başlayan Empyrium serüveni, Songs of Moors and Misty Fields, Where at Night the Wood Grouse Plays, Weiland ve 12 yıllık aranın ardından yayınlanarak büyük bir hasrete son veren The Turn of the Tides'la bugünkü şeklini aldı.

Temasını doğadan alan, melankolinin benzersizce işlendiği, senfonik dokunuşları ve folk'a yatkınlığıyla büyük beğeni toplayan Empyrium albümleri, grubun hayranlarınca adeta birer başucu eseriymişçesine seviliyor. Bu sevgi, grubun en az albümleri kadar çarpıcı canlı performansıyla pekiştiğinde, Empyrium'un büyüsü daha da derinleşiyor.

Björk’ün sanal gerçeklik sergisi başlıyor

Bayan Arıza tarafından 8 Eylül 2016 tarihinde yazıldı.
Björk,'Digital London' isimli sergisini Somerhet House'daki basın toplantısında bir avatar olarak açtı

İzlandalı sanatçı Björk'ün sanal gerçeklik sergisi bugünden başlayarak Ekim'in 23'üne kadar Londra'nın kültür ve sanat merkezinde devam edecek. Björk'ün dün canlı yayında bir avatar olarak İzlanda'dan bağlandığı ve resmi olarak başlatmış olduğu sergi, 'üç boyutlu gerçeklik sergisi' olarak tanımlanıyor ve Los Angeleslı film yapımcısı Andrew Thomas Huang gibi başarılı görsel sanatçılar ve programcılarla işbirliği halinde sürdürülüyor.Facebook sayfasında teknolojinin kadınlara oturmuş olan hiyerarşik sistemin dışında çalışma alanağı sağladığını söyleyen Björk, 1999'da laptopların çıkması ile 2001 tarihli albümü 'Vespertine'i, 2006'da dokunmaik ekranın gelişi ile şahsına münhasır müzikolojisini geliştirip doğa ile bağlantı kurabildiğini ve 2011'de bu sayede Biophilia albümünü oluşturduğunu söyledi ve şimdi de bu sanal gerekliğin yardımı ile sesin ve görselliğin politikadan uzak halde özgürce hareket edebildiği yeni bir sahne kurduğunu da ekledi.

 

Kaynak: Milliyet Sanat

‘Tek kıstasım Cave ailesiydi’

Bayan Arıza tarafından 8 Eylül 2016 tarihinde yazıldı.

Nick Cave’in yeni albümü ‘Skeleton Tree’nin kayıt sürecine odaklanırken Cave ailesinin oğullarının ölümünün yarattığı yıkımı da gösteren benzersiz belgesel ‘One More Time With Feeling’i yönetmeni Andrew Dominik’le konuştuk

NİL KURAL   Türkiye’de yarın Atlas Sineması’nda yapılacak İKSV Galaları kapsamındaki tek gösterimle izleyiciyle buluşacak ‘OneMore Time With Feeling’, 73. Venedik Film Festivali’nin en özel ve etkileyici filmlerinden. Film, geçen yıl oğlu Arthur’u trajik bir kazada kaybeden Nick Cave’in yeni albümü ‘Skeleton Tree’yi kaydetme sürecinin yanı sıra Nick Cave, eşi Susie ile oğlu Earl’ün yaşadığı travmayı duygu sömürüsüne kaçmadan anlatabilen, yas ve kayıpla ilgili başlı başına bir eser. Film, ‘Kasap’, ‘Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikastı’ ve ‘Kibarca Öldürmek’ filmlerinin ünlü Yeni Zelandalı yönetmeni Andrew Dominik’in imzasını taşıyor. Filmi, Venedik’te Dominik ile konuştuk.    Neden filmi 3D ve siyah beyaz çektiniz? Çünkü hikaye örgüsü olmayacağı belliydi ve 3D bir filmi izlerken bir hikaye örgüsü takip etme beklentim olmaz.  Bir deneyim yaşarım. Aynı zamanda 3D dandik de gözükebilir, bu yüzden siyah beyazı tercih ettim. İzleyici hikaye örgüsü beklentisi olmadan kapılıp gitsin istedim. 3D gelişiyor ve size yeni bir şey izlemek için bir bakış açısı sunabiliyor. Film sinemasal bir deneyim olarak planlandı ve sadece bir gün gösterimde kalacak. Bir tür belge değeri olduğunu düşünüyorum.   SANAT DENEYİMİN KÜLLERİDİR   Filminiz acıların yaratıcılığı tetiklediği mitini desteklemiyor.  Hem evet hem hayır. Bence sanat hissetmekle değil, hissetmemekle ilgili. Sanat deneyimin külleridir. Bu küller sonuçta iyiyse, duyguları karşı tarafa geçirir. Nick(Cave) için bu acı, sanatsal anlamda yıkıcı oldu. Susie (Cave) için farklı. Nick bir darbe yedi. Genellikle Nick darbe yediğinde gider şarkı yazar ve albüm çıkarır. Onu bir hikayeye dönüştürür ve meseleyi bir şekilde ehlileştirir. Bu durumda da stüdyoya girip aynı şeyi yapabileceğini düşündü. Ama olmadı. Albümü tam bitirmediler. Bence bu iyi bir seçimdi. Bence Nick bu fikre alışmaya başlıyor, her şeyi en mükemmel haline getirmeme fikrine.    Filmin bir yerinde NickCave, rahat olmadığını belirtiyor ve siz de aynı hisleri paylaştığınızı söylüyorsunuz.  Çünkü Arthur öldü. Benim korkum filmin bazı yönlerden istismara kaymasıydı. Arthur çok şey vadeden bir çocuktu ve bu film bunu daha da belirgin kılıyor. Susie filmi Arthur’un bıraktığı bir iz olarak görüyor. Ancak Nick’in asıl korkusu filmin Arthur’u küçültmesiydi. Filmde Arthur’u görmüyoruz. Bu bilinçli bir seçimdi. Bir sınır belirlemek önemliydi ama o sınır neydi bilmiyorduk. Hislerimizle hareket etmeye ve erdemli davranmaya çalıştık. Bunu yapmanın tek yolu ise bu kaybın yarattığı karmaşayı göstermek gibi geldi.    One More With Feeling, Nick Cave

  NickCave sizce bu filmi niye istedi, bir tür terapi etkisi olacağını mı düşündü? Bence onun için terapi etkisi yok. Sürekli travmayı kurmacaya çeviren birisi ve çoğu sanatçı bunu yapar. Ama bu olmadı. İşte mesele bu: İşe yarayan hiçbir şey yok bu durumda. İnsanların yas süreçlerini izlerseniz hep bu konuda bir şeyler yapmaya çalıştıklarını görürsünüz. Oysa çaresizsinizdir.    Filmdeki NickCave’in üst seslerini nasıl kaydettiniz? Filmin ilk 20 dakikasını şubat ayında çektik ve ben kurgulayıp Nick’egösterdim. Sonra üst sesler içinNick’e görevler verdim. Onun konuşmalarının fazla cilalı olmamasını istiyordum. Dolayısıyla telefonuyla kayıtlar yaptı. Albümün girmeyen şarkı sözlerini okudu; rüyaları veya benim belirlediğim bir konu hakkında konuştu. Aynı gün içinde kaydedip gönderdi. Filmin 20 dakikasını gördükten sonra arada hiçbir şey izlemedi. Bir daha izlediğinde film bitmişti.   NickCave izlediğinde filme ne tepki verdi? Karmaşıktı. 20 dakikalık ilk kısmını beğenmişti. Kendini konuşurken görmeyi sevmiyor. Bu yüzden Susie’nin de orada olmasına karar verdik. Susie NickCave’le ilgili konularda daha adil bir barometre. Nick’in narsistik kalesinin ötesine bakmasını sağlayabiliyor. Sonuçta Susie kendi kısımlarını beğenmedi, Nick kendi kısımları beğenmedi. Ama birbirlerinin kısımlarını beğendiler. Sonra BadSeeds’denWarrenEllis’i  çağırdılar ve o beğendi. Warren karar verdi filmin kaderine.    NickCave ve Susie Cave beğenmeseler ne olacaktı? Son söz onlarındı. Bu, NickCave’in filmi. Bunu kendim için değil, arkadaşım için çektim. Genellikle filmlerimde benim duygularım tek kıstastır. Burada ise hiç önemi yoktu duygularımın. Cave’ler tek kıstastı. Onlara acı veren bir şey çekip ısrar edip, iğrenç bir insan gibi davranacak halim yoktu. Baştan karar vermiştik, görüş ayrılığı olursa Nick kazanır.  Sonunda hiçbir şeyi çıkarmadılar.    Bu film bir yaratıcı olarak sizi nasıl etkiledi? Arthur öldüğünde Nick için çok endişelendim, onu çok merak ettim. Çocuklarını kaybeden çiftlerin ayrıldığını da gördüm ama Nick kendisini ayakta tutmayı bildi. Hatırlıyorum eskiden bir gün, Arthur ve Earl’ün bir ödev yazmaları gerekiyordu. Bilgisayar oyunu oynamak ve itişip kakışmak isteyen bu çocukları nasıl sabırla ödevin başına oturttuğuna şahit olmuştum. Çok etkilenmiştim çünkü kendi oğluma böyle bir sabır gösteremezdim. Nick, tam bir aile adamı dolayısıyla yaşadığı yıkımın boyutlarını tahmin edebiliyordum. Aynı zamanda da yardımcı olmak istiyordum. Bana teklif ettiğinde hemen kabul ettim. Onunla çalışmak ayrıca harikadır. Bir fikri siz söylerken anlayıp sözünüzü tamamlar, böylesine akıllıdır.    Filmde Arthur’un hayatını kaybettiği günlere dair bir konuşma yok. Evet, Nick’le onları konuştuk ama kamera kayıt yapmıyorken. Zaten filmde de o konuya hiç girmek istemediğini söylüyor. Arthur’un ölümüyle ilgili süreçle dolaylı olarak ilgilenen sahneleri dahil ettim.    EARL’ÜN KURBAN KONUMUNDA OLMASINI İSTEMEDİM   Filmin stüdyoda geçen kısımlarını nasıl çekeceğinize siz mi karar verdiniz, Cave de sürece dahil miydi? Benim kararımdı. Nickgörsel düşünen birisi değil. Şarkı sözlerinde görsel bir dünya olsa da bu kelimeler ve şiirsellikle sağlanıyor. Resim çizer, albüm kapaklarını tasarlar ama sinemayla ilgili biri değil. Senaryo yazar ama setlere gitmemiştir, sevmez bunu. Kim seti sever ki eğer yönetmen değilseniz.   Nick Cave

  ‘OneMore Time With Feeling’deneden çekim sürecini ve kamera arkasını gösteriyorsunuz? Dürüst olma çabasıyla ilgili. Onlar bize alışana kadar kamera herkes için bir sorundu. Kameranın dördüncü duvarı aşması gerekiyordu. Orada olduğumuzu izleyiciye de göstermek zorundaydık. Çekilirken de kamerayla dolaşan 7 kişi vardı, orada yokmuşuz gibi davranmalarını bekleyemezdik. Bu gerçek olmazdı.    Earl’ün filmde olması sizin için neden önemliydi? Earl’ü merak ediyordum ve onun fikri önemliydi. Earl’ün sadece orada olmasını değil, benimle filmi çekmesini istedim. O yüzden ona fotoğraf makinesini verdim. Filmde kurban konumunda değil, yaratıcı konumlarından birinde olması istedim. 

 

Kaynak: Milliyet Sanat

SSM’de mehtaba çıkılıyor

Bayan Arıza tarafından 8 Eylül 2016 tarihinde yazıldı.
İkincisi düzenlenecek buluşmanın teması 'Boğaziçi ve Temaşa'

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Boğaziçi’nin kültürel ve sanatsal anlamdaki zenginliğini aktarmak üzere düzenlediği konferans serisinin ikincisine ev sahipliği yapacak. 21 Eylül'de, saat 18.30’da Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleştirilecek konferansta 'Boğaziçi Sahilleri ve Temaşa' konusu işlenecek. Prof. Dr. Tülay Artan’ın anlatımıyla gerçekleştirilecek konferansın açılış konuşmasını ise Dr. M. Sinan Genim yapacak. Konferansın ardından 20.00-22.00 saatleri arasında bir tekne turu yapılacak. Tekne turunda, İstanbul Fasıl Topluluğu'nun çekirdek kadrosu, solist İbrahim Suat Erbay eşliğinde 'Mehtabiye' adı verilen bir mehtap konseri gerçekleştirecek. Tekne turu ile Abdülhak Şinasi Hisar’ın 'Boğaziçi Mehtapları' kitabında da bahsettiği 19.yüzyılda Boğaziçi mehtapları ve saz geceleri yad edilecek. Konferans ücretsiz olacak. Tekne turu için ise 60 TL'lik biletler müzenin internet sitesinden satın alınabiliyor.

 

Kaynak: Milliyet Sanat

Metallica, Hardwired videosunun kamera arkasını paylaştı

Bayan Arıza tarafından 6 Eylül 2016 tarihinde yazıldı.

Metal kahramanlarının onuncu albümü Hardwired… to Self-Destruct, 18 Kasım’da piyasaya sürülecek.

Amerikalı topluluk albümün çıkış single’ı Hardwired’ın baş döndüren videosunun nasıl çekildiğini paylaştı. San Rafael, California’da bir lisenin basketbol salonunda çekilen, Metallica’nın ‘Hardwired’ videosunun kamera arkasına buyurun, şahit olun.

Kaynak: Radyo Eksen

Metallica yeni şarkısı Hardwired’ı ilk kez canlı yorumladı

Bayan Arıza tarafından 23 Ağustos 2016 tarihinde yazıldı.

Geçtiğimiz hafta ‘Hardwired…to Self-Destruct’ isimli onuncu albümünü duyuran Metallica, yeni single’ı Hardwired’ı ilk kez bir konserde çaldı.

20 Ağustos akşamı Minneapolis’teki U.S. Bank Stadium’da sahne alan Metallica yeni şarkısını ilk kez yorumladı.

Setlist: Creeping Death For Whom the Bell Tolls Fuel King Nothing The Memory Remains The Unforgiven Leper Messiah  Welcome Home (Sanitarium) Sad But True  Wherever I May Roam One Master of Puppets Battery  Fade to Black Seek & Destroy

Bis: Hardwired Whiskey in the Jar Nothing Else Matters Enter Sandman

Kaynak: Radyo Eksen

3 Doors Down’un eski gitaristi Matt Roberts öldü

Bayan Arıza tarafından 23 Ağustos 2016 tarihinde yazıldı.
Ünlü rock grubu 3 Doors Down’un 38 yaşındaki kurucularından ve eski gitaristi Matt Roberts, konser vermek için gittiği ABD’nin Wisconsin eyaletinde kaldıkları otelde ölü bulundu.

Yerel polisin söylediği üzere, geçtiğimiz cumartesi günü sabah saat 07.00’de otelin koridorunda hareketsiz halde yatan bir erkek olduğuna dair ihbar geldi. Gelen sağlık ekipleri Roberts’ın öldüğünü ancak ölüm sebebinin ilk belirlemelere göre anlaşılamadığını söyledi.

Otopsi sonuçlarına göre ünlü gitarist, kullandığı reçeteli depresyon ilacından yanlışıkla aşırı dozda alması sonucu hayatını kaybetti. Roberts 2012’de sağlık sorunları sebebiyle gruptan ayrılarak müzik hayatına solo olarak devam etmekteydi. 

Kaynak: Hürriyet

Rolling Stone dergisine göre 90’ların en iyi 50 şarkısı

Bayan Arıza tarafından 15 Ağustos 2016 tarihinde yazıldı.

Rolling Stone dergisi, 90’lı yılların en iyi 50 şarkısını belirledi. Listede Radiohead, Pearl Jam, Red Hot Chili Peppers ve Blur gibi isimlerin yer almaması bizi şaşırtmadı değil. 

Rolling Stone’a göre 90'ların en iyi şarkıları:

50. Fuzzy – Flashlight 49. Britney Spears – Sometimes 48. The Offspring – Self Esteem 47. Selena – Fotos y Recuerdos 46. Silver Jews – Random Rules 45. Lil Kim With Lil Cease – Crush on You (Remix) 44. Stereolab – Cybele's Reverie 43. Supergrass – Alright 42. Ace of Base – he Sign 41. Sophie B. Hawkins – Damn I Wish I Was Your Lover 40. Big Pun Feat. Joe – Still Not a Player 39. Sebadoh – Brand New Love 38. Geto Boys – Mind Playing Tricks on Me 37. New Radicals – You Get What You Give 36. Portishead – Glory Box 35. Sheryl Crow – If It Makes You Happy 34. En Vogue – Don't Let Go (Love) 33. Helium – XXX 32. Foxy Brown ft. Jay Z – I'll Be 31. Underworld – Born Slippy 30. Sir Mix-A-Lot – Baby Got Back 29. Fiona Apple – Paper Bag 28. Weezer – Pink Triangle 27. Daft Punk – Around the World 26. Natalie Imbruglia – Torn 25. Harvey Danger – Flagpole Sitta 24. Aaliyah – Are You That Somebody 23. Oasis – Wonderwall 22. Mobb Deep – Shook Ones Pt. II 21. Smashing Pumpkins – 1979 20. Beck – Loser 19. Whitney Houston Feat. Faith Evans and Kelly Price – Heartbreak Hotel 18. Garbage – Queer 17. Beastie Boys – Sure Shot 16. Sleater-Kinney – Get Up 15. OutKast – Rosa Parks 14. R.E.M. – Nightswimming 13. Ol' Dirty Bastard – Brooklyn Zoo 12. The Breeders – Cannonball 11. Hole – Doll Parts 10. TLC – No Scrubs 09. Liz Phair – Fuck and Run 08. Pulp – Common People 07. Missy Elliott – The Rain (Supa Dupa Fly) 06. Pavement – Gold Soundz 05. Dr. Dre and Snoop Dogg – Nuthin’ but a ‘G’ Thang 04. Bikini Kill – Rebel Girl 03. The Notorious B.I.G. – Mo Money Mo Problems 02. Blackstreet – No Diggity 01. Nirvana – Smells Like Teen Spirit

Kaynak: Radyo Eksen

Punk tarihine ışık tutan ‘Danny Says’ belgeselinin fragmanı paylaşıldı

Bayan Arıza tarafından 15 Ağustos 2016 tarihinde yazıldı.

30 Eylül’de gösterime girecek Danny Says’in fragmanı yayınlandı.

‘Danny Says’, bugüne kadar The Doors, Velvet Underground, Iggy and the Stooges ve Ramones başta olmak üzere punk müziğin efsaneleriyle çalışmış olan menajer ve yazar Danny Fields’ın hayatını konu alıyor.

İsmini Ramones şarkısı Danny Says’den alan belgeselde müzik dünyasının büyük isimleriyle yapılmış çok özel röportajlar ve görüntüler yer alıyor.

Kaynak: Radyo Eksen