• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Cemiyette Pişiyorum

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Ersin Kuruoğlu'ndan "Cemiyette Pişiyorum"

Grup 10 kasım 2000'de kuruldu. ilk kadro gitar ve vokalde Tolga, bass gitarda Ali, bateride Gökcan ve geri vokalde Eren'den oluşuyordu arada Eren gitti Gökcan'ın yerine Kerem geldi 2001 Eylül ayında Cemiyette Pişiyorum/Rott-Fish Split'i çıktı splitteki kayıtlar çok eski şarkılar ve hücum kayıt daha sonra ilk demo geldi "Çocuklar ve gençler için şarkı demeti" sonra da "Hayatta herkesi anlatan bir resim vardır" ve de düşersem hatırla vardır…onda sonra yani yıllar sonra gurup elemanlarıyla birlikte büyüyen müzikte kahrolsun edebiyat isimli demoyla geldi..yakın zamanda 100 şarkılık bi demo çıkartıaklar..grup, bar grupları,yalakalık ortamı karı kız ortamı ve cover gruplarının yaptığı şeylre karşı olup bu tür şeylerin getirdiklerinden çok götürdükleri olduğunu düşünüyor.yerel müzik ve beste guruplarının tutunmasının çok zor olduğu ülkemizde hala ayaktadır.gurup grunge ve ska yı karıtırarak ortaya iyibişeyler çıkarmıştır.esinlendiği şeyler taksim ve bukowskidir.

gitar/vokal: tolga bass/g.vokal.:ali davul/g.vokal: doğan  

Björk “Medulla”

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Björk "Medulla"

hafif ağrılı bir giriş… nefes nefese…ve bir rahatlama her zamanki gibi ruhu uçuran büyülü björk sesi. Hani hep bildiğimiz o yumuşacık ama bir o kadar derine inebilen. gerçi bu noktaya gelmeden albümünün çıkış sancısından bahsedelim. albüm 31 ağustosta yurt dışında çıkmıştı Amma velakin çıkış günü eylülün ilk gününden 1 gün önce olduğundan benim haberim eylülde oldu. bu albümü çok istedim hemen almayı fakat o sıralar Türkiye için fazlaca çalkantılı dönemdi ki zira The cure bile ilk bir posta dağıtıldı. sonra Universal Türkiye'nin kapılarını dağıtıma kapamasıyla birlikte hepten çöktüğümü hatırlıyorum. hem the cure u alamamıştım hem de björk'ün çıkmayacağını beynime kakmıştım. Medulla'yı o kadar isteyip de orijinalini alamamıştım ve aylardan ekim olmuştu! tabi şu an yerinde yeller esen (emek

sinemasının oradaki) CD satan adama yolumuz düştü. Gittik. Aldık. Eminim pek çok fan gibi benim için de bir boşalma oldu bu albüm. Yine björk iyi ki björk! Albüm ne zaman mı çıktı dersiniz orijinal olarak? equinox firmasının çabalarıyla yeni yıl 2005'te ancak. tabi ben o vakte kadar Medulla'yı hatmetmiştim. Ki ben björk ü geç keşfetmeme rağmen,her gün dinler hale geldim! Senelerdir bağımlısı olduğum Tori Amos' a bir de björk eklendi feci şekilde dinlediğim. 2 sene filan oldu bu sesten mahrum kalmayalı.

Ve Medulla…

İlk şarkı "Pleasure is all mine" ile açılıyor ve "e sonunda björk dinliyoruz yine" dedirten bir cümle kuruyorsunuz. bu albümde ilk şarkıyı dinlerken. ki zaten bu albüm minimum seviyede alet ses efekti içerirken, maximum derecede insan sesinden fon müziği barındırıyor, zaten bu tarz müziğe capella deniyor. ikinci şarkı "Show me forgiveness" sadece björk sesi çıplak ve sizi sonuna kadar saran geçmişten geleceğe bu kadının her dönemde dinlenilebilir oluşunu kanıtlıyor. Sadece ses o kadar ve o bile siz fazlasıyla sarhoş ediyor. Bayan arızamızın dediği gibi aynen : "Albümden müziği çekip alsanız, yani melodiyi çekip geriye sadece çıplak vokali bıraksanız dahi BJÖRK işte O." ve üçüncü şarkı hafif gergin ama sonra akıp gidiyorsunuz fazla fazla müziğe! hemen onu takip eden "Vökuro" ise tam bir ağıt ama bir o kadar da huzur veren dingin ve öylesine…"Oll birtan" belli bir tempo eşliğinde şarkı ve bütün tempolar yine björk' ten, hem tempo, hem vokal ve küçük bir bağırışla bitiyor. Daha hareketli bir şarkı "Who is it" diğerine oranla. Sırada yedinci ve en rahatsız şarkıya geliyoruz bu şarkıdaki, ki o "Submarine", fazlasıyla sinir bozucu! Nedeniyse arka fondaki yaratık gibi bir ses bir hırlıyor gibi, bir ağlıyor gibi! keşke o vokal hiç olmasaydı! björk' ü bile bastırıyor neredeyse! "e sonunda björk dinliyoruz yine" dedirten ve albümü almak için koşturtan ilk single "Oceania" içimi açıyor doğrusu:) "Desired constellation" geldiğinde şöyle bir başınızı kaldırıp daha bir netleştiriyorsunuz björk dinlediğinizi. Çok net bir parça bence ve gece kadar sakin ne demek istediğimi şarkıyı dinleyenler anlamıştır.Onuncu şarkı "sonnets…"adı gibi sonetler içeriyor ve ruhani bir tarafı var açıkçası. Sonrasında piyano ve alçalıp yükselen björk sesi eşliğinde değişik bir başlangıç doğrusu "Ancestors" için.şarkı giderek (başlangıştan olmak üzere) nefes tıkanması gibi bir hal alıyor. Sanmayın sakın kötü oldu diye gelgitli bir şarkı. on ikinci şarkı "mouth's cradle" elektronik bir müziğin arkasında yer yer sonatlar, bolca björk sesi ve kocaman gittikçe büyüyen bir şekilde önünüze konuyor. "Midvikudags" değişik bağrış, çağrış ve böylesine uyum ve bu kadar kısa! Ama son şarkı bence tam bir fiyasko çünkü kedi miyavlamasından tutun da değişik hayvan türlerinin viyaklamaları arasında bitiyor(ki bu viyaklamalar insan sesinden!). Keşke çıplak söyleseydi dedirtiyor!

Ama ben bu albümü ne kadar yazsam da asla CD çalarınızda dinlediğinizdeki etkiyi uyandıramayacağım. Çünkü björk hep farklı hep güzeldi ve halen öyle! (Albüm kapağı da müthiş bu arada:))

ozan

gold_dust_86@hotmail.com

Bernard Butler

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Serdar Nartop'tan Bernard Butler

suede'in eski gitaristi. suede, dog man star ve sci-fi lullebies (my insatiable one, to the birds, where the pigs don't fly, he's dead, the big time, high rising, the living dead, my dark star, killing of a flashboy, whipsnade ve modern boys'u çaldı ) albümlerinde çalmıştır. 1994'te anlaşmazlıklar nedeniyle grubu terketmiştir. people move on (1998) ve friends and lovers (2000) adında iki solo albümü, david mc almont ile birlikte mc almont & butler ve bring it back adında iki düet albümü vardır.

velvet goldmine soundtrack albümünde the venus in furs grubunda çalmış, sparks, edwyn collins ve manic street preachers ile de düetler yapmıştır. ayrica booth and the bad angel albümüne de gitarı ve piyanosuyla destek vermiştir. 2005 yılında suede'ten eski ortağı brett anderson ile birlikte the tears isimli grubu kurarak küslüklerini sona erdirmişlerdir. bu grupla birlikte rock'n coke 2005 'te ülkemizde de sahne almış ve bir gitaristin grubu pek umursamayan seyirciyi nasıl hareketlendirebileceğinin dersini vermiştir. son derece fanatik bir the smiths hayranıdır. bu yüzden akıl hocası olarak da johnny marr'ı tercih etmiştir.

 

Arctic Monkeys

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Ünal'dan Arctic Monkeys Ne varsa İngiltere de var (biraz mübalağa oldu sanırım) lafını doğrularcasına Sheffield kentinden çıktı geldi o 4 genç. İyi ki geldi hoş geldi. Müzikal açıdan ruhumun ve kalbimin sıkıştığı bir dönemde nasıl ki New York semalarından The Strokes geldi (kimler geldi kimler geçti tabii de) ve beni içten feth ettiyse(etmeye devamda ediyor son örneğimiz First Impressions Of Earth de olduğu gibi:)))

şu sıralar da Arctic Monkeys müzik dünyasındaki yükselişini evvel zaman önce bende yapmıştı ve hala da şiddetle yapmaya devam ediyor.İlk şarkısı mı denir çıkış parçası mı denir neyse “I Bet You Look Good On The Dancefloor” şu sıralar İngiltere de hayli popüler. Ama onlarda hit çok.Bana da garip bir vahiy formunda inip gelen albüm best of potansiyelinde idi.Ama bana onların şarkıları geldiğinde onların daha albümü yoktu.Zaten sizde olayı çoktan duymuşsunuzdur. Onlar bilgi iletişim çağının bebeleri olduğu için parçalarıda ilk olarak internet ortamında yayınlanmış.Sonra sanal hayranların sayısı gün ve gün artıyor. Onlar da sağlam bir şirkete kapağı atıyorlar.Gerisi malum.Arctic Monkeys müziği ve samimiyeti ile başarıyı hak etti. Daha blue çağını atlatamamış görüntülerine rağmen çok iyi müzik yapıyorlar.Canlı performanslarını bizzat gördüm ve gayet iyi buldum.Bunun yanı sıra eğer onların albümünü felan alırsanız When the sun goes down’ ı benim yerime dinleyin ne olur.Diğerleri zaten tadından yenmiyor:)))

   

İlker’den 2009’un iyileri

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

İlker'den 2009'un iyileri 2009 senesi de bitmek uzere ve sayisi az da olsa guzel albumler gorduk. Mastodon son albumu ile aylardan beri bana arkadaşlik ediyor ve Alice In Chains'in donusu de muhtesem oldu. U2, Manic Street Preachers, Dream Theater guzel albumlerle dondular. Pelican ki sarkilarinda vokal kullanmiyorlar; tesaduf eseri rastladigim ve cok sevdigim bir grup oldu.

Yilin super olusumu Them Crooked Vultures ki kadro: Led Zeppelin'den John Paul Jones, Nirvana-Foo Fighters'dan Dave Grohl ve Queens of The Stone Age'den Josh Homme ve cikan sonuc guzel…Bu aralar en cok dinlediklerimden ve herkese tavsiye ederim.

Benim icin yilin konseri kesinlikle FAITH NO MORE'du. Mike Patton resmen uygulamali ders verdi. Keske surekli gelseler… Opeth, Dream Theater ve Deep Purple yilin diger konser guzellikleriydi.

Yilin en iyi yerli grubu benim icin Gren grubuydu. Durusu olan ve digerlerinden farkliyim diyen bir grup ve sayilarinin cogalmasini arzu ediyorum. Foma, Redd de guzel islere imza attilar.

Yilin hayalkirikligi tabi ki Maslak Parkorman'di. Bu sene orada bir etkinlik olmamasi uzucuydu.

Yilin manyakligi Rammstein'in Pussy klibiydi. Ilerde daha neler gorecez kimbilir:)

Ekte cesitli muzik dergilerinin(Kerrang, Spin, Q, NME, Uncut) 2009 En iyi albumler listeleri yer almakta. Bazilarini kisalttim, websitelerinde uzun versiyonlarini bulabilirsiniz. Ben de sevdiklerimden bir liste yaptim.

Umarim seneye daha guzel albumler cikar ve muhtesem konserler gerceklesir; gelen haberlere gore 2010 yazi sicak gececek gibi…Metallica, Rammstein, U2, Eric Clapton simdiden kesinlesmis gibi…

Benim ilk 10'um:

1.MASTODON – CRACK THE SKYE

2.ALICE IN CHAINS – BLACK GIVES WAY TO BLUE

3. ARCTIC MONKEYS – HUMBUG

4.DREAM THEATER – BLACK CLOUDS&SILVER LININGS

5.PELICAN – WHAT WE ALL COME TO NEED

6. THEM CROOKED VULTURES – THEM CROOKED VULTURES

7.U2 – NO LINE ON THE HORIZON

8. MANIC STREET PREACHERS – JOURNAL FOR PLAGUE LOVERS

9. BARONESS – BLUE RECORD

10.OSI – BLOOD

ILKER

Tori Amos

Bayan Arıza tarafından 8 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Mine Melody'den Tori Amos Konseri Kritiği

The Butterfly Princess

Bu gece ona bu isimle hitab etmek isterdim cunku o gercekten de tuller icinde sahnede ucusan bi kelebege benziyordu..Konser oncesi acaip bi kalabalik vardi Acik Hava'nin onunde..Acikcasi ben bu kadar izdiham olacagini dusunmemistim..En guzeli de uzun suredir gormedigim arkadaslarimi gormek oldu..Uzun sure gormediginiz arkadaslarinizin sizinle ayni heyecani paylasicaklari bi gunde gelip size sarilmasi o kadar guzel bir duygu ki..Hatta studyo24ten hayatimda hic gormedigim bir bayan uye'nin yanima gelip, siz mine melody misiniz? Resimlerinizi gordum, sarkilariniz cok guzel demesi ayri bi heyecan olayiydi benim icin..neyse Tori'ye o kadar kaptirmistim ki icimden " aman mine sen kiiiim Tori kiiim? " demeden duramadim..

Konser baslamadan kalbim kut kut atiyordu, bunda biletime biraz gec ulasmamin da etkisi vardi..cunku paranoyalar yapip, eger ulasamazsam kapida kriz gecirip yerlere falan uzanmayi tasarliyodum..Neyse sahneye gelisi pek bi hizli oldu Tori'nin..Geldi selam verdi oturdu ve hemen calmaya basladi..Sanki tezahurata gerek yok der gibiydi. Sahne isiklari icinde sanki daha cok parliyordu..Ve sesi bi melek gibiydi..Detone olmadan tum sarkilari soylemesi ayri bi guzellikti.. Blood Roses'i albumunden biraz daha farkli ve uzun yorumladi.. Bir ara sahnede bi sarki calicagindan ve bu sarkinin İstanbul'dan istendiginden bahsetti..Ynsanlar bazi sarkilarinin isimlerini bagirdi ben winter dedim..Ama sonra John Lennon'dan imagine'i caldi.. Enfes bir coverdi..

Therion

Bayan Arıza tarafından 8 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Therion Ankara Konseri – Saklıkent

Dun aksam bir arkadasimla 21:00’den sonra Saklikent’e gittik efenim.. bi baktik ki 19:00 da acilmasi gereken kapilar daha acilmamis.. bir oha cekip, olgunlara yemek yemege die ilerlerken bu ne beee.. amma cok therion seven varmis dedik.. cunki saklikent onunden baslayip, alt sokaga dogru kyvrylyp nerdeyse olgunlara kadar devam ediyordu..simdi bu da rahat bi 25-30 metre falan demek.. ve biz o sokakta yururken bi kac kavga cikti.. o sirada arkadasim okul ark.iyla konusuyordu cunki.. e biz daha fazla acliga dayanamayip indik olgunlara.. oturdugumuz yerde de kafasindan kanlar akan bi velet indi yokustan asagi.. ardindan da “ne yaptin olm kendine” die bagiran arkadas (!) surusu.. kafasi yarilan velet, arkadaslari kavga etmesin die engellemeye calisirkene arada kalmis anladigimiz kadariyla.. (uff iste tam sacmaladi yani millet..) (bi genel olarak ortami anlatmak isterm.. genel olarak Ankara seyircisi iki türlü, bi elitist takilan, iyiyi bile zor alkislayan ama saygiyla dinleyen grup.. iste ortamda bu tiplerde vardi.. analarindan babalarindan gormus gecirmis tipler.. bir de alt seviye diye hitap etmekten bile rahatsizlik duydugum- daha ne ad verebilecegimi cok bilemedigim..- varos cocuklari vardir. Bunlar da dinledikleri muzikle ortamlarindan siyrilmaya calisan lakin icmeyi, sicmayi, konserde sirada beklemeyi bilmeyen bi genclik vardir.. ) iste bu ikinci grup veletler ortaligi kendi caplarindan birbirine kattilar..

Nese biz yemek yerken kapi acilmis allahtan..biz de 10’a ceyrek kala girdik iceri. Guya Knightmare die bi alt grup cikacakti.. ama kapi acilis gecikince adamlarin da sahnesi gecikti.. e normal olarak bu therion’un cikisini da engelledigi icin alt grup cikmadi..isabet oldu 😛

22:10 gibi grup sahneye cikti.. lakin biletix’de orkestrasi ile gelecegi soyleniyordu… ama tabii salak saklikent’in buna uygun sahnesi yoktu ki.. yani belki ist’teki konser daha iyi olabilr.. ama asil bombayi azzz sonra patlacam ki iste o zaman ist. Konseri ank. Konserine bin basacak..:)

konser baslayali 45 dakika olmustu ki saklykentte elektrikler kesildi!!!!!!! Dumur olduk yahuuu. Birden yuhlar basladi.. bu arada insanlar florans islevli cep tellerini sahneye tuttuklari icin sahneyi de secebiliyorduk.. adamlar bi sure durdular sahne de.. herhalde kisa bi kesinti olur diye bekliyorlardi.. sonra kulisten 3-4 fenerli kisi sahnedeki grup elemanlarini toparladi iceri goturdu.. isliklar.. kufurlerrr: sikikkent, ibne saklikent.. gibi laflar.. bi ara cok komikti.. millet sarki soylemeye basladi: arkasi gelmez dertlerimin bitkim illallaaaahh.. biz kavga cikar mi acaba diye tirsiyorduk.. bi ara cikip tekrar girenlerin bagirtilari geldi ama uzun surmedi.. bekliyoruz ole icerde.. kapiya yakiniz ki hava alalim diye…malum havalandirma da calismadi J nese iste 20-25 dakika sonra sahne de bi hareketlenme basladi. Hayirdir diyoruz.. grubun kadin solisti, sahneye cikti.. biri de onun yuzune fenerle isik tutuyordu..millet biribini susturmaya basladi “shhiii”lerle.. kadin arya okumaya basladi.. biz en arkalardayiz.. anca 2-3 dakika sonra biraz sessizlik olunca duymaya basladik ama dangalak genclik kadini taklit ediyoruz ayagina bol bol ses cikarip sabote ettiler.. ara ara kadinin sesini duyan kalabalik heyecanla alkisliyordu.. halbuki hatun daha soyluyordu.. o da kysa kesti..daha soyledi buuyk ihtimal.. bi 10 dakika sonra icerdeki havasizlik tahammul edilmez hale gelirkene, adamlar lutfen disari cikin, elektrikler gelince devam edicez diye bagirmis ama sesi bize gelmedi.. onlerden gelenlerden ogrendik..biz de cikmaya calisirkene baya bi bekledik.. bi kac salak kizin ciglari yuzunden kulaklarimizin icine edildi.. milleti damgalayip disari saldilar biz disari ciktiktan 10 dakika sonra elektrik geldi.. ama biz girmedik.. icerdeki ark.lar kalmislar. Dolasiyla konser nasil devam etti bilemiyorum.

sevgiler,

Tuce…

That I would be good even if I lost sanity That I would be good Whether with or without you  

The Notwist & Peaches

Bayan Arıza tarafından 8 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Coldylan'dan "The Notwist" ve "Peaches" izlenimleri…

cumartesi saat 9 gibi yeni melek deydik. Her konserde oldugu gibi normal program akisi yalan oldu ve notwist gecikmeli de olsa sahne aldi..dinleyici kitlesi bekledigimden daha kalabalik ve coskuluydu..bu tarz konserleri daha cok seviyorum..cinerama'da da ayni seyi hissetmistim…ortak paydalari muzik olan insanlar toplasinca sahnedeki grubun performansida ust duzey oluyor..pick up the phone, pilot gibi beklenen parcalar calinsada ozellikle bekledigim chemicals'i dinleyemedim:( notwist gercekten cok kaliteli bir grup, cok da mutevaziler..sahneleri de cok iyiydi, h2000'deki performanslarinin tesaduf olmadigini gosterdiler..

onlardan sonra peaches sahne aldi…abla kendinden gecti, bir ara uzerindekileri firlatip atti ve berlin underground scene tadinda, havuzbasi kiyafetiyle sarkilarina devam etti..yoksa gurultuye mi demeliydim..ben pek sevmiorumda kendilerini..ha bu arada hatun sahnedeyken arkaya yukardan bir ekran indi ve ekranda kisa film gibi bisi gosterildi…filmde iki tane balo kiyafeti giymis abla birden gaza gelip birbirlerine saldirmaya basliyorlardi..sacindan tutup suruklemeler, bicak cekmeler…ozetle ilginc bir sovdu…

geceye dair tek olumsuz sey havalandirma yetersizligiydi.. o kadarda ovuyorlardi, son teknoloji, esi benzeri yok vs.

bu arada black box recorder ve the auteurs'dan luke haines mayis ayinda roxy'de..bilginize..

doğan  

Slayer

Bayan Arıza tarafından 8 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Melih Sancar'dan Slayer Kritiği

Rock Republic kapsaminda dun aksam bildiginiz gibi Slayer Istanbul'u salladi. Iste konserden bazi izlenimler;

– Slayer'dan onceki grup olan To Die For saat 22:30 gibi konseri tamamlayip sahneden ayrildilar. Bir kere bis yaptilar.

– Slayer'in sahneye cikis saati 24:00 olarak duyuruldu.

– Konser alani Rock Istanbul'daki Megadeth konserine gore daha kalabalikti. Yas ortalamasi yine Rock Istanbul'dan biraz daha yuksekti. En azindan ben cevremde pek boyle clubber tarzi tipler gormedim.

– Onceki gruplarin Energizer tavsaninin davuluna benzeyen davul seti kaldirilarak Lombardo'nun devasa davul seti getirildi. Bu olay seyirciler tarafindan "Lombardo… Lombardo…" seklinde tezahuratlar ile karsilandi.

– Slayer'in tech'leri sahneyi doldurdu. Amfiler yerlestirildi. Tonlar ayarlandi. Bizlere su atildi…

– Daha Slayer'in sahneye cikmasina 1.5 saat bulundugu icin seyirciler arasinda huzursuzluk bas gosterdi. VIP'dekilere hep bir agizdan kufur edilerek kafalar dagitildi.

– Saat yaklasik 23:40 civari sahne karardi ve her Slayer konserinde oldugu gibi Hell Awaits'in giris efektleri duyulmaya baslandi. Bu arada bizler cosuyorduk tabii…

– Birkac saniye gecmeden Araya, Hanneman, King ve Lombardo sahneye God Hates Us All'dan Disciple'i calarak giris yaptilar.

– Tom Araya saglam bir sakal birakmisti. Gerci sakallarin beyazligi elemanin yasini biraz ortaya dokuyordu ama yine de karizmasindan birsey kaybetmemisti. Hanneman ve King tam bircok konser video'larindan gordugumuz bildigimiz kostum ve hal-tavirlar icinde sahnedeydiler. Onceki konserde de izleyemedigimiz Lombardo'nun sadece kafasindaki sapka gorunuyordu. 🙂

– Araya "Are you ready to Waaaaarrrr!!!" diye bagirinca tum kitle kendinden gecti. War Ensemble, kafalarin toplu halde inip kalkmasini fazlasiyla sagladi.

– Tam siralamasini ve listeyi hatirlamamakla birlikte sunlari caldilar; Disciple, War Ensemble, South of Heaven, Chemical Warfare, Dead Skin Mask, Hell Awaits, Seasons in the Abyss, Raining Blood, Postmortem, Necrophopic, Angel of Death…

– Hangi sarkinin arasindaydi hatirlamiyorum ama Lombardo saglam bir solo atti… Bu herifin bir zamanlarin pizzaci cocugu oldugu aklima geldi o an 🙂

– Seasons in the Abyss'in basini Chemical Warfare ile birlestirerek caldilar ve biz Lombardo'nun dokturdugu yerleri dinleyemedik (Gerci galiba adamin suyunu cikarmamak icin bu birlestirmeyi yaptilar)

– South of Heaven'in bazi bolumlerini oldugundan biraz daha yavas caldilar. Oyle ki sanki bir doom metal grubunu dinliyormus gibi hissettim kendimi…

– Sahneye verilen duman ile seyircilerin uzerinde tepindigi toprak zeminli alandan yayilan dumanlar yuzunden arada bir sadece elemanlarin silueti gorunuyordu.

– Bulundugum yer itibariyle sadece King'in sololarini duyabiliyordum Hanneman'inkiler cok derinden geliyordu. Elemanlar tabi hemen hemen tum sololari duet seklinde caldiklari icin ben ancak sololarin yarisini duyabildim 🙁

– Grup konseri saat 01:50 gibi bitirdi. Ve bis yapmadilar.

Turkiye'den bir dev daha gecti. Sabah saatlerinden itibaren Slayer cikana kadar ivir zivir birsuru grup dinleyince Slayer'in nasil devasa bir grup oldugu bir kere daha anlasildi…

Melih Sancar  

Sigur Ros

Bayan Arıza tarafından 8 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

U.İnce Sigur Ros konserini izledi ve izlenimlerini bizlerle paylaştı.

19 temmuz gunu Sigur Ros Frankfurt konserini izleme firsatim oldu.  Once sahneye on grup olarak Sigur Ros ile birlikte calan 4 bayandan  olusan Amina grubu cikti.Yaklasik 45 dakika kendilerine has tarzlari  ile ,bizleri buyulemeyi basardilar.Ilginc olan sey ise yaptiklari  muzikten cok kullandiklari aletler idi 🙂

Bir testereyi keman yayi,baget ile calmak, su dolu bardaklarin seslerini kullanmak gibi degisik deneysel bir muzikdi.15 dakika aradan sonra beklenen an  geldi,perde yavasca indi ve isik showu esliginde sigur ros sahneye geldi.Intro parcasini caldilar,parcanin hemen arkasindan perde kaldirildi ve Glosoli parcalari ile devam ettiler.Yaklasik 2 saat boyunca ,buyuleyici bir konserdi. Ozellikle alisik oldugumuz Sigur Ros yavasliginin biraz daha disinda daha canli ve sert calmalari beni hem sasirtti hem de etkiledi.Herneyse uzun lafin kisasi,bu adamlarin konserleri kacirilmaz.2 saatin nasil gectigini anliyamadim dinlerken.

 Setlist:  (intro)  glósóli  ný batterí  svefn-g-englar  Saeglopur  sé lest  mílanó  gong  andvari  vaka  vidrar vel til loftarasa  hafssól  popplagið