• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Eeinstürzende Neuabauten

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

EINSTÜRZENDE NEUABAUTEN

Endüstriyel Müziğin Berlin Bölgesi. Ülkemizde de Performans Sergileyen Marjinal Grup.Müziği Yıkıcı Ve Şizofrenik Ezgilerle Yüklü.Nasıl Anlatsam;Ufak Tefek Metal Objeler,Çimento Mikserleri,Çelik Yaylar,Örsler,Matkap Ve Balyoz Gibi Vurmalı Aletler.Solo Gitar,Bas Gitar Ve Blixa Bargeld Nefis Yıkıcı Vokali.

Berlinde 1982 Yılınsa Eski Bir Mezbahada Kreuzberg De Berlin Atanol Festivalinde Muhteşem Bir Performans Sergilerken Beni Muhteşem Bir Kaosa Sokmuştu.

Sahne Düzenlemeleri İlginçti.Birbirine Tutturulmuş Metal Objeler.Sahne Zeminine Saplanmış Tornavidalar Ve Bütün Bunların Arasında Yılan Gibi Kavis Çizen Elektrik Kabloları Ve Tüm Bu Aletlerin Arasında Omuzunda Asılı Gitar İle Konser Süresince Dolaşan Blixa Bargeld.

Beni Etkileyen Bölüm.Grup Elemanlarının Sahnede Kullandıkları Çimento Mikserleri,Elektrikli Testere,Yol İşçilerinin Kullandıkları Dögmeli Matkapların Yüzünden Sahnenin Büyük Bir Bölümünü Tahrip Edip Konsere Müdahale Eden Yöneticilerin Yüz İfadeleri.

Bir Şey Anlamadınız Değilmi?

Mahmut Budak  

Corona Borealis

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Corona Borealis

Grup 1998 yılında gitarist Mehmet ve vokal Kadir tarafından kuruldu. bir kaç cover çalışmasının ardından beste kayıtlarına geçildi. ilk demosunu 1998 yılında "winter Sun" isimli bestesi ile kaydeden grup birkaç konserin ardından beste çalışmalarına yoğunlaştı. okul ve özel hayattaki bazı nedenlerden ötürü grup çalşması askıya alındı.

2001 yılı itibaren üye arayışına giren ikili uzun yıllardır arkadasları olan Yalçının davula, Doğuş un da bas gitarda geçmesi ile çalışmalarına kaldıkları yerden devem ettiler.

ikinci gitar yerine ikinci bas kullanmayı tercih eden grup Distortion bass için Sinan Awartani ile anlaştı. Kemik kadrosu böylelikle oluşan grup konserlede kaldığı yeden dewam etti; 04 Aralık 2005 de geliri kimsesizler e bağışlanacak bir konserde sahne aldı, 29 nisan 2006 da türkiyenin önde gelen gitaristlerinden Cem Köksal ve tüm Dünya nın tanıdığı J.Lyn Turner ile aynı sahneyi paylaştı. 29Temmuz 2006 da Pentagram grubunun ilk kadrosunda yer alan gitaristi Murat Net ile beraber aynı sahnede çıktı, Uşak Rock Fest in 2. sinde çıktı, Muğla rock fest 1. ve Kayseri Rock Fest1 de yer aldı.. bunların dışında Corona Borealis, İstanbul içinde ve şehir dışında bir çok yerde sahne almıştır.

Bunlardan bir kaçı:

04Aralık 2005@ Resimli – Bursa 12Ocak 2006@ caravan – İstanbul 19Şubat 2006@ Neva – İstanbul 26Mart 2006@ Dorock – İstanbul 16Nisan 2006@ Roots- İstanbul 29Nisan 2006@ Kemancı – İtanbul 04Mayıs 2006@ Uşak Rock Fest2 21Mayıs 2006@ Muğla Rock Fest1 28Mayıs 2006@ Zonguldak Rock Days1 25Haziran 2006@ Dorock – İstanbul 29Temmuz 2006@ Zom – Kocaeli 22Ekim 2006@ Studio Live – İstanbul 13Ocak 2007@ Dorock – İstanbul 06Mayıs 2007@ Kayseri Rock Fest1 27Mayıs 2007@ Unplugged / Tuzla Açık hava 29Temmuz 2007@ Antalya rock fest.. 04MAyıs 2008@ Ankara

Corona Borealis, yaptığı melodic death metal müziğini türüne uygun sert riffler ve düşündürücü sözler ile birlikte süslüyor. Gerek sahne duruşu gerek fotografarı, kayıtları, merchandise ürünleri olsun amator ruhla yapıp sonucun profesyönel çıkmasına özen gösterir. Bunun için şimdiğe kadar anadoluda bir çok yerde amator çalışmalara destek vermiş, çeşitli festivallerin oluşumunda ve sahnede yer almıştır.

Cr_B Üyeleri

Vokal: Kadir İLTAN Gitar: Mehmet KIN Bas Gitar: Doğuş YALÇINKAYA Dist.Bas Gitar :Sinan AWARTANI Bateri: Yalçın KAYA

Web Site & İletişim

http://www.corona-borealis.com http://coronaborealis.anatolianrock.com www.myspace.com/coronaborealistr www.myspace.com/corownaborealis

İletişim (Mehmet): 0535 559 6559 akifkin@hotmail.com

Menejer (Aysegül AKSOY): manager@corona-borealis.com http://www.corona-borealis.com/aysenuraksoy.ht

Cocorosie

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

atlı eşekli ve oyuncaklı bi "indie" muzik

COCOROSIE

2005 de Yasemin ’nin Cenk Taner röportajının da yer aldığı bi dergi çıkmıştı. NM adli dergi şubat ayında NME ın Türkiye versiyonu olarak çıkmıştı. Ufak yanlışlarına rağmen adeta 2004 un özeti gibi olan zengin içerikli dergi bi daha çıkmadı nedense. Ama orada albüm tanıtım sayfalarında dolu dolu olan bu yegane dergi Elliott Smith ’den tutun, Sufjan Stevens ’a, Arcade fire ’a (ki o zamanlar o kadar az kişi biliniyordu, patlamamıştı) kadar pek çok ismin albümünü tanıtmıştı. Hazine değeri taşıyan bu albüm kısmında dikkatimi çeken çok güzel bir albüm kapağı vardı ve elbette tepesinde 2 hatunun biraz “yakın” fotoğrafları. Birinin yüzünde tükenmez kalemle çizilmiş bir bıyık ötekinin yüzünde ise yine çizilmiş bir göz yaşı damlası. Öylece albümün kapağına ve resme bakıyorum. Haliyle albüm kapağı bi hayvanı andırsa da uzaktan, aslen öyle değildi. Yakından bakıldığında baslarında bi çeşit kumaş veya eşarp olan iki kadın yanak yanağa vermişti.

Benim için baya vakit geçti bunun üstünden. Sene 2006 oldu ve ben “amazon”da gezinirken bu hatunların 2. albümünün bile çıktığını fark ettim. Hemen download ettim. Zaten isteseniz dahi alamazsınız çünkü ben rast gelmedim Türkiye ’de. Gelmedi Türkiye ’ye çünkü.

Dinlemeye 2. albümleri olan Noah ’s Ark tan başladım. Cidden o 3 atın birbirine girdiği albüm kapağının olayını çözmüş olmuştum. Gerçekten bu hatunlar atlı bi müzik yapıyorlardı. At sesleri, eşek sesleri, oyuncak telefon sesi, oyuncak tren sesi Cocorosie yi dinlerken dikkatinizi çekecek detaylar. Onun dışında arp de var sanırım. İlla bi türe sokalım derseniz indie pop / indie rock diye kategoriye sokulabilirler. İste müzikleri kendine has ve derin olan bu grup emek sinemasında caz festivali kapsamında geldiler ülkemize.ki ben gidemedim orası ayrı:/.

Son albumleri olan “Noah ‘s Ark” ‘ı, debut albümleri “La Maison De Mon Réve” den daha cok sevdim. Ama ilk albümdeki “Good Friday” başkadır orası ayrı:) sonuçta bu hatunların müziğini ve albümleri çok sevdim. Indie ve deneysel şeyler seviyorsanız “Noah ‘s Ark” ı dinleyin derim. Ki Antony & The Johnsons ’dan tanıdığımız Antony “beautiful boyz” adlı şarkıda düet yapıyor. Bu da fazlasıyla bi neden:)

COCOROSIE diskografi:

March 9, 2004 “La Maison De Mon Réve” 1. Terrible Angels 2. By Your Side 3. Jesus Love's Me 4. Good Friday 5. Not For Sale 6. Tahiti Rain Song 7. Candy Land 8. Butterscotch 9. West Side 10. Madonna 11. Hatian Love Songs 12. Lyla

September 13, 2005 “Noah ‘s Ark” 1. K-Hole 2. Beautiful Boyz 3. South 2nd 4. Bear Hides And Buffalo 5. Tekno Love Song 6. The Sea Is Calm 7. Noah's Ark 8. Milk 9. Armageddon 10. Brazilian Sun 11. Bisounours 12. Honey Or Tar

OZAN GÜLER  

Cemiyette Pişiyorum

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Ersin Kuruoğlu'ndan "Cemiyette Pişiyorum"

Grup 10 kasım 2000'de kuruldu. ilk kadro gitar ve vokalde Tolga, bass gitarda Ali, bateride Gökcan ve geri vokalde Eren'den oluşuyordu arada Eren gitti Gökcan'ın yerine Kerem geldi 2001 Eylül ayında Cemiyette Pişiyorum/Rott-Fish Split'i çıktı splitteki kayıtlar çok eski şarkılar ve hücum kayıt daha sonra ilk demo geldi "Çocuklar ve gençler için şarkı demeti" sonra da "Hayatta herkesi anlatan bir resim vardır" ve de düşersem hatırla vardır…onda sonra yani yıllar sonra gurup elemanlarıyla birlikte büyüyen müzikte kahrolsun edebiyat isimli demoyla geldi..yakın zamanda 100 şarkılık bi demo çıkartıaklar..grup, bar grupları,yalakalık ortamı karı kız ortamı ve cover gruplarının yaptığı şeylre karşı olup bu tür şeylerin getirdiklerinden çok götürdükleri olduğunu düşünüyor.yerel müzik ve beste guruplarının tutunmasının çok zor olduğu ülkemizde hala ayaktadır.gurup grunge ve ska yı karıtırarak ortaya iyibişeyler çıkarmıştır.esinlendiği şeyler taksim ve bukowskidir.

gitar/vokal: tolga bass/g.vokal.:ali davul/g.vokal: doğan  

Björk “Medulla”

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Björk "Medulla"

hafif ağrılı bir giriş… nefes nefese…ve bir rahatlama her zamanki gibi ruhu uçuran büyülü björk sesi. Hani hep bildiğimiz o yumuşacık ama bir o kadar derine inebilen. gerçi bu noktaya gelmeden albümünün çıkış sancısından bahsedelim. albüm 31 ağustosta yurt dışında çıkmıştı Amma velakin çıkış günü eylülün ilk gününden 1 gün önce olduğundan benim haberim eylülde oldu. bu albümü çok istedim hemen almayı fakat o sıralar Türkiye için fazlaca çalkantılı dönemdi ki zira The cure bile ilk bir posta dağıtıldı. sonra Universal Türkiye'nin kapılarını dağıtıma kapamasıyla birlikte hepten çöktüğümü hatırlıyorum. hem the cure u alamamıştım hem de björk'ün çıkmayacağını beynime kakmıştım. Medulla'yı o kadar isteyip de orijinalini alamamıştım ve aylardan ekim olmuştu! tabi şu an yerinde yeller esen (emek

sinemasının oradaki) CD satan adama yolumuz düştü. Gittik. Aldık. Eminim pek çok fan gibi benim için de bir boşalma oldu bu albüm. Yine björk iyi ki björk! Albüm ne zaman mı çıktı dersiniz orijinal olarak? equinox firmasının çabalarıyla yeni yıl 2005'te ancak. tabi ben o vakte kadar Medulla'yı hatmetmiştim. Ki ben björk ü geç keşfetmeme rağmen,her gün dinler hale geldim! Senelerdir bağımlısı olduğum Tori Amos' a bir de björk eklendi feci şekilde dinlediğim. 2 sene filan oldu bu sesten mahrum kalmayalı.

Ve Medulla…

İlk şarkı "Pleasure is all mine" ile açılıyor ve "e sonunda björk dinliyoruz yine" dedirten bir cümle kuruyorsunuz. bu albümde ilk şarkıyı dinlerken. ki zaten bu albüm minimum seviyede alet ses efekti içerirken, maximum derecede insan sesinden fon müziği barındırıyor, zaten bu tarz müziğe capella deniyor. ikinci şarkı "Show me forgiveness" sadece björk sesi çıplak ve sizi sonuna kadar saran geçmişten geleceğe bu kadının her dönemde dinlenilebilir oluşunu kanıtlıyor. Sadece ses o kadar ve o bile siz fazlasıyla sarhoş ediyor. Bayan arızamızın dediği gibi aynen : "Albümden müziği çekip alsanız, yani melodiyi çekip geriye sadece çıplak vokali bıraksanız dahi BJÖRK işte O." ve üçüncü şarkı hafif gergin ama sonra akıp gidiyorsunuz fazla fazla müziğe! hemen onu takip eden "Vökuro" ise tam bir ağıt ama bir o kadar da huzur veren dingin ve öylesine…"Oll birtan" belli bir tempo eşliğinde şarkı ve bütün tempolar yine björk' ten, hem tempo, hem vokal ve küçük bir bağırışla bitiyor. Daha hareketli bir şarkı "Who is it" diğerine oranla. Sırada yedinci ve en rahatsız şarkıya geliyoruz bu şarkıdaki, ki o "Submarine", fazlasıyla sinir bozucu! Nedeniyse arka fondaki yaratık gibi bir ses bir hırlıyor gibi, bir ağlıyor gibi! keşke o vokal hiç olmasaydı! björk' ü bile bastırıyor neredeyse! "e sonunda björk dinliyoruz yine" dedirten ve albümü almak için koşturtan ilk single "Oceania" içimi açıyor doğrusu:) "Desired constellation" geldiğinde şöyle bir başınızı kaldırıp daha bir netleştiriyorsunuz björk dinlediğinizi. Çok net bir parça bence ve gece kadar sakin ne demek istediğimi şarkıyı dinleyenler anlamıştır.Onuncu şarkı "sonnets…"adı gibi sonetler içeriyor ve ruhani bir tarafı var açıkçası. Sonrasında piyano ve alçalıp yükselen björk sesi eşliğinde değişik bir başlangıç doğrusu "Ancestors" için.şarkı giderek (başlangıştan olmak üzere) nefes tıkanması gibi bir hal alıyor. Sanmayın sakın kötü oldu diye gelgitli bir şarkı. on ikinci şarkı "mouth's cradle" elektronik bir müziğin arkasında yer yer sonatlar, bolca björk sesi ve kocaman gittikçe büyüyen bir şekilde önünüze konuyor. "Midvikudags" değişik bağrış, çağrış ve böylesine uyum ve bu kadar kısa! Ama son şarkı bence tam bir fiyasko çünkü kedi miyavlamasından tutun da değişik hayvan türlerinin viyaklamaları arasında bitiyor(ki bu viyaklamalar insan sesinden!). Keşke çıplak söyleseydi dedirtiyor!

Ama ben bu albümü ne kadar yazsam da asla CD çalarınızda dinlediğinizdeki etkiyi uyandıramayacağım. Çünkü björk hep farklı hep güzeldi ve halen öyle! (Albüm kapağı da müthiş bu arada:))

ozan

gold_dust_86@hotmail.com

Bernard Butler

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Serdar Nartop'tan Bernard Butler

suede'in eski gitaristi. suede, dog man star ve sci-fi lullebies (my insatiable one, to the birds, where the pigs don't fly, he's dead, the big time, high rising, the living dead, my dark star, killing of a flashboy, whipsnade ve modern boys'u çaldı ) albümlerinde çalmıştır. 1994'te anlaşmazlıklar nedeniyle grubu terketmiştir. people move on (1998) ve friends and lovers (2000) adında iki solo albümü, david mc almont ile birlikte mc almont & butler ve bring it back adında iki düet albümü vardır.

velvet goldmine soundtrack albümünde the venus in furs grubunda çalmış, sparks, edwyn collins ve manic street preachers ile de düetler yapmıştır. ayrica booth and the bad angel albümüne de gitarı ve piyanosuyla destek vermiştir. 2005 yılında suede'ten eski ortağı brett anderson ile birlikte the tears isimli grubu kurarak küslüklerini sona erdirmişlerdir. bu grupla birlikte rock'n coke 2005 'te ülkemizde de sahne almış ve bir gitaristin grubu pek umursamayan seyirciyi nasıl hareketlendirebileceğinin dersini vermiştir. son derece fanatik bir the smiths hayranıdır. bu yüzden akıl hocası olarak da johnny marr'ı tercih etmiştir.

 

Arctic Monkeys

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Ünal'dan Arctic Monkeys Ne varsa İngiltere de var (biraz mübalağa oldu sanırım) lafını doğrularcasına Sheffield kentinden çıktı geldi o 4 genç. İyi ki geldi hoş geldi. Müzikal açıdan ruhumun ve kalbimin sıkıştığı bir dönemde nasıl ki New York semalarından The Strokes geldi (kimler geldi kimler geçti tabii de) ve beni içten feth ettiyse(etmeye devamda ediyor son örneğimiz First Impressions Of Earth de olduğu gibi:)))

şu sıralar da Arctic Monkeys müzik dünyasındaki yükselişini evvel zaman önce bende yapmıştı ve hala da şiddetle yapmaya devam ediyor.İlk şarkısı mı denir çıkış parçası mı denir neyse “I Bet You Look Good On The Dancefloor” şu sıralar İngiltere de hayli popüler. Ama onlarda hit çok.Bana da garip bir vahiy formunda inip gelen albüm best of potansiyelinde idi.Ama bana onların şarkıları geldiğinde onların daha albümü yoktu.Zaten sizde olayı çoktan duymuşsunuzdur. Onlar bilgi iletişim çağının bebeleri olduğu için parçalarıda ilk olarak internet ortamında yayınlanmış.Sonra sanal hayranların sayısı gün ve gün artıyor. Onlar da sağlam bir şirkete kapağı atıyorlar.Gerisi malum.Arctic Monkeys müziği ve samimiyeti ile başarıyı hak etti. Daha blue çağını atlatamamış görüntülerine rağmen çok iyi müzik yapıyorlar.Canlı performanslarını bizzat gördüm ve gayet iyi buldum.Bunun yanı sıra eğer onların albümünü felan alırsanız When the sun goes down’ ı benim yerime dinleyin ne olur.Diğerleri zaten tadından yenmiyor:)))

   

İlker’den 2009’un iyileri

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

İlker'den 2009'un iyileri 2009 senesi de bitmek uzere ve sayisi az da olsa guzel albumler gorduk. Mastodon son albumu ile aylardan beri bana arkadaşlik ediyor ve Alice In Chains'in donusu de muhtesem oldu. U2, Manic Street Preachers, Dream Theater guzel albumlerle dondular. Pelican ki sarkilarinda vokal kullanmiyorlar; tesaduf eseri rastladigim ve cok sevdigim bir grup oldu.

Yilin super olusumu Them Crooked Vultures ki kadro: Led Zeppelin'den John Paul Jones, Nirvana-Foo Fighters'dan Dave Grohl ve Queens of The Stone Age'den Josh Homme ve cikan sonuc guzel…Bu aralar en cok dinlediklerimden ve herkese tavsiye ederim.

Benim icin yilin konseri kesinlikle FAITH NO MORE'du. Mike Patton resmen uygulamali ders verdi. Keske surekli gelseler… Opeth, Dream Theater ve Deep Purple yilin diger konser guzellikleriydi.

Yilin en iyi yerli grubu benim icin Gren grubuydu. Durusu olan ve digerlerinden farkliyim diyen bir grup ve sayilarinin cogalmasini arzu ediyorum. Foma, Redd de guzel islere imza attilar.

Yilin hayalkirikligi tabi ki Maslak Parkorman'di. Bu sene orada bir etkinlik olmamasi uzucuydu.

Yilin manyakligi Rammstein'in Pussy klibiydi. Ilerde daha neler gorecez kimbilir:)

Ekte cesitli muzik dergilerinin(Kerrang, Spin, Q, NME, Uncut) 2009 En iyi albumler listeleri yer almakta. Bazilarini kisalttim, websitelerinde uzun versiyonlarini bulabilirsiniz. Ben de sevdiklerimden bir liste yaptim.

Umarim seneye daha guzel albumler cikar ve muhtesem konserler gerceklesir; gelen haberlere gore 2010 yazi sicak gececek gibi…Metallica, Rammstein, U2, Eric Clapton simdiden kesinlesmis gibi…

Benim ilk 10'um:

1.MASTODON – CRACK THE SKYE

2.ALICE IN CHAINS – BLACK GIVES WAY TO BLUE

3. ARCTIC MONKEYS – HUMBUG

4.DREAM THEATER – BLACK CLOUDS&SILVER LININGS

5.PELICAN – WHAT WE ALL COME TO NEED

6. THEM CROOKED VULTURES – THEM CROOKED VULTURES

7.U2 – NO LINE ON THE HORIZON

8. MANIC STREET PREACHERS – JOURNAL FOR PLAGUE LOVERS

9. BARONESS – BLUE RECORD

10.OSI – BLOOD

ILKER

Tori Amos

Bayan Arıza tarafından 8 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Mine Melody'den Tori Amos Konseri Kritiği

The Butterfly Princess

Bu gece ona bu isimle hitab etmek isterdim cunku o gercekten de tuller icinde sahnede ucusan bi kelebege benziyordu..Konser oncesi acaip bi kalabalik vardi Acik Hava'nin onunde..Acikcasi ben bu kadar izdiham olacagini dusunmemistim..En guzeli de uzun suredir gormedigim arkadaslarimi gormek oldu..Uzun sure gormediginiz arkadaslarinizin sizinle ayni heyecani paylasicaklari bi gunde gelip size sarilmasi o kadar guzel bir duygu ki..Hatta studyo24ten hayatimda hic gormedigim bir bayan uye'nin yanima gelip, siz mine melody misiniz? Resimlerinizi gordum, sarkilariniz cok guzel demesi ayri bi heyecan olayiydi benim icin..neyse Tori'ye o kadar kaptirmistim ki icimden " aman mine sen kiiiim Tori kiiim? " demeden duramadim..

Konser baslamadan kalbim kut kut atiyordu, bunda biletime biraz gec ulasmamin da etkisi vardi..cunku paranoyalar yapip, eger ulasamazsam kapida kriz gecirip yerlere falan uzanmayi tasarliyodum..Neyse sahneye gelisi pek bi hizli oldu Tori'nin..Geldi selam verdi oturdu ve hemen calmaya basladi..Sanki tezahurata gerek yok der gibiydi. Sahne isiklari icinde sanki daha cok parliyordu..Ve sesi bi melek gibiydi..Detone olmadan tum sarkilari soylemesi ayri bi guzellikti.. Blood Roses'i albumunden biraz daha farkli ve uzun yorumladi.. Bir ara sahnede bi sarki calicagindan ve bu sarkinin İstanbul'dan istendiginden bahsetti..Ynsanlar bazi sarkilarinin isimlerini bagirdi ben winter dedim..Ama sonra John Lennon'dan imagine'i caldi.. Enfes bir coverdi..

Therion

Bayan Arıza tarafından 8 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Therion Ankara Konseri – Saklıkent

Dun aksam bir arkadasimla 21:00’den sonra Saklikent’e gittik efenim.. bi baktik ki 19:00 da acilmasi gereken kapilar daha acilmamis.. bir oha cekip, olgunlara yemek yemege die ilerlerken bu ne beee.. amma cok therion seven varmis dedik.. cunki saklikent onunden baslayip, alt sokaga dogru kyvrylyp nerdeyse olgunlara kadar devam ediyordu..simdi bu da rahat bi 25-30 metre falan demek.. ve biz o sokakta yururken bi kac kavga cikti.. o sirada arkadasim okul ark.iyla konusuyordu cunki.. e biz daha fazla acliga dayanamayip indik olgunlara.. oturdugumuz yerde de kafasindan kanlar akan bi velet indi yokustan asagi.. ardindan da “ne yaptin olm kendine” die bagiran arkadas (!) surusu.. kafasi yarilan velet, arkadaslari kavga etmesin die engellemeye calisirkene arada kalmis anladigimiz kadariyla.. (uff iste tam sacmaladi yani millet..) (bi genel olarak ortami anlatmak isterm.. genel olarak Ankara seyircisi iki türlü, bi elitist takilan, iyiyi bile zor alkislayan ama saygiyla dinleyen grup.. iste ortamda bu tiplerde vardi.. analarindan babalarindan gormus gecirmis tipler.. bir de alt seviye diye hitap etmekten bile rahatsizlik duydugum- daha ne ad verebilecegimi cok bilemedigim..- varos cocuklari vardir. Bunlar da dinledikleri muzikle ortamlarindan siyrilmaya calisan lakin icmeyi, sicmayi, konserde sirada beklemeyi bilmeyen bi genclik vardir.. ) iste bu ikinci grup veletler ortaligi kendi caplarindan birbirine kattilar..

Nese biz yemek yerken kapi acilmis allahtan..biz de 10’a ceyrek kala girdik iceri. Guya Knightmare die bi alt grup cikacakti.. ama kapi acilis gecikince adamlarin da sahnesi gecikti.. e normal olarak bu therion’un cikisini da engelledigi icin alt grup cikmadi..isabet oldu 😛

22:10 gibi grup sahneye cikti.. lakin biletix’de orkestrasi ile gelecegi soyleniyordu… ama tabii salak saklikent’in buna uygun sahnesi yoktu ki.. yani belki ist’teki konser daha iyi olabilr.. ama asil bombayi azzz sonra patlacam ki iste o zaman ist. Konseri ank. Konserine bin basacak..:)

konser baslayali 45 dakika olmustu ki saklykentte elektrikler kesildi!!!!!!! Dumur olduk yahuuu. Birden yuhlar basladi.. bu arada insanlar florans islevli cep tellerini sahneye tuttuklari icin sahneyi de secebiliyorduk.. adamlar bi sure durdular sahne de.. herhalde kisa bi kesinti olur diye bekliyorlardi.. sonra kulisten 3-4 fenerli kisi sahnedeki grup elemanlarini toparladi iceri goturdu.. isliklar.. kufurlerrr: sikikkent, ibne saklikent.. gibi laflar.. bi ara cok komikti.. millet sarki soylemeye basladi: arkasi gelmez dertlerimin bitkim illallaaaahh.. biz kavga cikar mi acaba diye tirsiyorduk.. bi ara cikip tekrar girenlerin bagirtilari geldi ama uzun surmedi.. bekliyoruz ole icerde.. kapiya yakiniz ki hava alalim diye…malum havalandirma da calismadi J nese iste 20-25 dakika sonra sahne de bi hareketlenme basladi. Hayirdir diyoruz.. grubun kadin solisti, sahneye cikti.. biri de onun yuzune fenerle isik tutuyordu..millet biribini susturmaya basladi “shhiii”lerle.. kadin arya okumaya basladi.. biz en arkalardayiz.. anca 2-3 dakika sonra biraz sessizlik olunca duymaya basladik ama dangalak genclik kadini taklit ediyoruz ayagina bol bol ses cikarip sabote ettiler.. ara ara kadinin sesini duyan kalabalik heyecanla alkisliyordu.. halbuki hatun daha soyluyordu.. o da kysa kesti..daha soyledi buuyk ihtimal.. bi 10 dakika sonra icerdeki havasizlik tahammul edilmez hale gelirkene, adamlar lutfen disari cikin, elektrikler gelince devam edicez diye bagirmis ama sesi bize gelmedi.. onlerden gelenlerden ogrendik..biz de cikmaya calisirkene baya bi bekledik.. bi kac salak kizin ciglari yuzunden kulaklarimizin icine edildi.. milleti damgalayip disari saldilar biz disari ciktiktan 10 dakika sonra elektrik geldi.. ama biz girmedik.. icerdeki ark.lar kalmislar. Dolasiyla konser nasil devam etti bilemiyorum.

sevgiler,

Tuce…

That I would be good even if I lost sanity That I would be good Whether with or without you