• 7 Mart->Stage Box – Duman & Therapy & Dolu Kadehi Ters Tut & Emir Can İğrek & Al York & Sülfür Ensemble

    "Stage Box" Epifoni Organizasyonuyla İlk Kez 7 Mart'ta Volkswagen Arena'da. Kurulduğu günden bu yana yerli-yabancı sanatçılar ile ses getiren festival ve konserlere imza atan Epifoni, 2020'nin ilk festivali "Stage Box"da rock müziğin efsaneleri ile son dönemin ilgi çeken genç müzisyenlerini aynı sahnede buluşturuyor. Dünya'nın Efsane Gruplarından Therapy? "Stage Box" İçin İstanbul'a Geliyor. Türk ...

  • 12 Nisan-> Birlikte Guzel Sunar: Archon Angel feat. Zak Stevens (Savatage)

    Savatage, Trans-Siberian Orchestra ve Circle II Circle’dan tanıdığımız efsane vokal Zak Stevens, yeni projesi Archon Angel ile, Birlikte Güzel Sunar: Rock Off Event Series kapsamında 12 Nisan'da IF Performance Hall Beşiktaş’da! Progresif metalin en önemli gruplarından sayılan SAVATAGE’ın en önemli albümlerinde vocal yapmış olan Zak Stevens, yeni projesi olan Archon Angel’dan ...

  • 5 Nisan-> Birlikte Güzel Sunar: Haggard 30. Yıl Konseri

    Dünyanın en kalabalık ve kapsamlı senfonik rock/metal grubu Haggard, 30. Yılını Birlikte Güzel Sunar: Rock Off Event Series kapsamında Türk hayranlarıyla kutluyor! Birlikte Güzel Sunar: Haggard 30. Yıl Konseri Dünyanın en kalabalık ve kapsamlı senfonik rock/metal grubu Haggard 1991 yılında Almanya'da kuruldu. 16 kişilik bir kadroyla çıkarttıkları ve kendilerini dünyaya tanıttıkları 1997 ...

  • 12 Mart-> Progresif ve Melankolik muzigin ingiliz temsilcilerinden Antimatter, 12 Mart’ta Dorock XL Kadıköy’de sizlerle

    Fighting for a lost cause, Paranova, Stillborn Empires gibi hitlere sahip Antimatter, 20. yil turneleri kapsaminda uzun bir aradan sonra İstanbul'da. 2. İndirimli Dönem Bilet Fiyatları: Ayakta - 65.00 TL

  • Montreal çıkışlı indie rock grubu The Dears, “Garanti BBVA Konserleri” kapsamında 11 Nisan’da Babylon’a konuk oluyor!

    1995’te bir araya gelen Kanadalı grup The Dears, “orkestral pop-noire” olarak tanımladıkları sound’larıyla çıkış albümleri “End of Hollywood Bedtime Story”i 2000’de yayımladı. 2000’lerin başında Kanada’nın indie rock rönesansı olarak bilinen sahnenin önemli temsilcileri arasında yer alan The Dears, 2001’de “Orchestral Pop Noir Romantique” ve 2002’de “Protest” kısaçalarlarını paylaştı. Serge Gainsbourg’u ...

  • Günümüzün en iyi progresif post-rock temsilcilerinden Russian Circles, 18 Nisan’da Türkiye’deki ilk konserleriyle %100 Studio’da fırtınalı iki geceye imza atacak!

    İlk albümleri “Enter”ı 2006 yılında yayınlayan ve isminin aksine Şikago’da kurulan grup Russian Circles, 2019 yılında post rock’ı arşa taşıyan isimlerden biri olmayı başarıyor. 2019 Ağustos’unda piyasaya sürülen, müziğin en güzel köşelerine dokunan albümleri Blood Years ile yaratıcı süreçlerini sorgulamamıza sebep olan topluluk; oldukça aktif bir müzik kariyerine sahiptir. Kapı Açılış 20:00 Etkinlik ...

  • 15 Şubat-> Tindersticks

    Kendine özgü tarzı, orkestralı müziği ve harika şarkı sözleri ile yıllardır türün öncüsü Tindersticks, Fransız yönetmen Claire Denisortaklığında çıkardığı “Trouble Every Day” ve “Nénette Et Boni” ile hem müzik hem de sinema dünyasına damga vurdu. Yönetmenin son filmi “High Life”ın soundtrackini besteleyen Tindersticks, Nottingham’ın dokusundan çıkan şarkılarıyla İş Kuleleri Salonu’nda.

  • 20 Şubat->Kurt Cobain Doğum Günü Kutlaması: Nirvana Tribute Band

    Dünyanın en başarılı Nirvana tribute grubu olarak kabul edilen Nirvana Tribute Band, Kurt Cobain’i ve Nirvana’yı anmak için bu sene de 20 Şubat’ta %100 Studio’da buluşuyoruz! Alternatif müzik efsanesi Nirvana’yı yaşatmak için kurulan Nirvana Tribute Band, bugün Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarını gezerek Kurt Cobain ve Nirvana’nın hikayesini anlatıyor. Birçok eleştirmen ...

Him

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Erman Yaylağan'dan kısaca "Him" Liriklerinde kullandıklarının anlamları :

666: HIM'e göre , 666'nın anlamı aşkın iyi ve kötü yönlerini anlatıyor. Tam olarak aşk acısı çekmiş ve aşk'ı çok iyi yaşamayı başarmışlık oluyor 666'nın anlamı..

HIM'e gore aşk: Cennet ve cehennem gibi bölüme sahip..Onlara göre aşk, yanında ölümü bile getirebilecek tatlılıkta..Bu yüzden karanlık ve melankolikler..

HIM için tam olarak 'gotik romantizmi' denebilir.

   

Haggard

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Arzu'dan HAGGARD Diskografisi ve Konser Kritiği

Kuruluş Tarihi: 1991 Ülke: Almanya Web Sitesi: www.haggard.de

Elemanlar: Bartl – Obua Karin Bodenmüller – Soprano Fiffi Fuhrmann – Crumhorn Kathrin Hertz – Çello Steffi Hertz – Viyola Danny Klupp – Akustik gitar Kerstin Krainer – Viyolon Luz Marsen – Bateri Robert Müller – Klarnet Andi Nad – Bas Gitar Asis Nasseri – Vokal, Gitar Kathrin Pechlof – Harp Sasema – Soprano Florian Schnellinger – Bas Vokal Hans Wolf – Piyano,Klavye Christoph V. Zastrow – Flüt HAGGARD OLAYI

1991 yılında kurulan Münih’li grup müzik hayatlarına death metal alanında başladı. İlk demoları “Introduction” 1993 yılında ve kendilerini tanıttıkları beş parçadan oluşan ilk mini-albümleri “Progressive” ise 1994 yılında çıktı. 1995 yılında müziklerine klasik öğeler katmaya başladılar. Bu yıl gruplarına keman, viyolonsel, piyano ve bir de soprano kattılar. “Once…Upon A December's Dawn”  isimli bir promo albümü çıkarttılar ve Danimarkalı grup Illdisposed ve Alman grup Disgust ile çıktıları turneyle yeni müziklerini tanıttılar.

Yeni tarzlarıyla olumlu tepkiler alan grup kadrolarına 16 müzisyen daha kattı ve müziklerini gitgide daha senfonikleştirmeye, daha klasikleştirmeye başladı. Giderek oturan kadroları ve tarzlarıyla 1997 senesinde Serenade Records etiketli “And Thou Shalt Trust …The Seer”ı piyasaya sürdüler. Albüm iyi bir satış grafiği çizdi ve büyük beğeni topladı. Bu albüm melodik death metal ve Ortaçağ-klasik-folk müziğinin karışımıydı.

Lirikler İngilizce, Almanca ve Latince’ydi.

Albüm tarihe bir yolculuk gibiydi ve Michel de Notre Dame’ın (namı diğer Nostradamus’un) hayatını işliyordu.

Grup, yeni albümlerine kadar uzun bir turne dönemi yaşadı. Çoğu Almanya, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’da geçen bu turneler grubun hayran kitlesini her geçen gün arttırdı. Grubun tek (ve hayli önemli) dezavantajı ise hayli kalabalık olan kadronun toparlanma sorunuydu. Bu yüzden konserler maalesef hep “playback” geçti. 2000’in Temmuz’ ayında grup, adından en çok söz ettiren ve en başarılı albümlerini çıkardı. Albümün adı “Awaking The Centuries”di ve tarihe yapılan yolculuk aynen devam ediliyordu bu albümde de.

Tarihin gerçek olayları ve kahramanları (ve yarım kalan hikayesiyle Nostradamus) yine albüm parçalarının konusuydu. Bu albümle Haggard hayranları adeta mest oldu. Grup bundan bir yıl sonra Meksika’da kaydedilen “Awaking The Gods” (Live in Mexico) isimli bir live albüm çıkardı. Onbir parçadan oluşan albüm Haggard’ın en iyi eserlerini içeriyordu.

Haggard’ın son albümü ise, adını Galileo’nun ünlü sözü “Herşeye rağmen dünya dönüyor.”

lafından alan “Eppur Si Muove”. Albüm 2004 yılında Drakkar etiketiyle çıktı ve Haggard bu albümünde de diğerlerinde olduğu gibi çizgisinden şaşmadı, kendi yaratttıkları eşsiz müziği ve havayı korudu. KONSER KRİTİĞİ Bilet üzerinde 21:00 yazan konser saatine kanarak 21:00 sularında Yeni Melek Gösteri Merkezi’ndeydik. Deneyimler ekibindeki arkadaşlar beni yalnız bıraktığı için ben de Haggardsever kim varsa tutundum kollarına ve gidiverdim. Geçen geldiklerinde kaçırdığım için bu kez aynı hataya düşmemek için çok önceden 8 Aralık’ı bekledim. Çok fazla kuyrukta beklemedim. Daha sonra kurtulmak için zorlandığım bileklikleri kolumuza takıldı ve içeri girdik.

Atlantis Müzik ve Metalattack.com organizasyonu olan konseri en iyi Yeni Melek’in üst katından izleyeceğimize kanaat getirip balkona ilerledik. Metalattack.com’dan tanıdığım ve çok sevdiğim Erkan’ı heyecanlı heyecanlı koşuştururken görüp yakaladım. Öyle ya konser hakkında beni bilgilendirmeliydi. Ne de olsa yazacaktım. İlk sorum Haggard’ın Yeni Melek sahnesine sığıp sığamayacağı idi. Grup Türkiye turnesinin ilk adımı olan İstanbul’a konserden 1 gün önce gelmiş ve imza gününe katılmıştı. 7 Aralık’ta 11, 8 Aralık’ta ise 14 Haggard üyesi İstanbul’da idi.

Saat 22.00’de grup üyeleri nazlı nazlı sahne aldı. Asis’in “Merhaba İstanbul” seslenişi ile başlayan konsere adını soprano kızlar vurdu desem yalan olmaz. Siyah elbiseleri ve uzun sarı saçları ile vokal yapmadıklarında saçlarını ve vücutlarını ustaca sallamaları bizlere de enerji verdi. İlk dakikalarda kilisede cenazedeymiş gibi bir hava hâkimken, şarkıları tek bir ağızdan söyleyen izleyici profili grubu da canlandırdı. Basçı atom karıncanın performansı harikaydı. Hans (Piyano, klavye) kardeşimizin başındaki işlemeli takke dikkate değerdi.

Son şarkı ve sahneden ayrılan grup alkışlarla uğurlanırken, tezahüratlar Yeni Melek’e fazla gelecek diye korkmadım değil. Sonra Asis geri geldi. Organizatörlerin kendisine verdiği bir kucak gülü, grup üyelerini tek tek çağırıp ellerine vermek suretiyle dağıttı ve konserin tacını taktı. “Awaking the centuries” i söylediler ki gerçekten gecenin en güzel şarkısıydı.

Konser bitti. Güzel bir konserin izleri yüzünden okunan insanlar dağıldılar.

Konser sonrası grup yaklaşık 1 saat daha kaldı ve hemen ardından turnenin ikinci ayağı için Ankara yollarına düştü. Araca taşınırken yakaladığım viyolonsel ile garip fotoğraflar çektirdim. Konserin büyük çoğunluğunu kayda aldım.

Yeni Melek İstanbul’da ciddi bir açığı kapatıyor ama yetersiz olduğu da açık. Sesin verimini en iyi orta sıralardan alabiliyorsunuz. Önlerden bu tip bir konseri izliyorsanız kulaklarınızın vay haline.

 

Haggard

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Arzu'dan HAGGARD Diskografisi ve Konser Kritiği

Kuruluş Tarihi: 1991 Ülke: Almanya Web Sitesi: www.haggard.de

Elemanlar: Bartl – Obua Karin Bodenmüller – Soprano Fiffi Fuhrmann – Crumhorn Kathrin Hertz – Çello Steffi Hertz – Viyola Danny Klupp – Akustik gitar Kerstin Krainer – Viyolon Luz Marsen – Bateri Robert Müller – Klarnet Andi Nad – Bas Gitar Asis Nasseri – Vokal, Gitar Kathrin Pechlof – Harp Sasema – Soprano Florian Schnellinger – Bas Vokal Hans Wolf – Piyano,Klavye Christoph V. Zastrow – Flüt HAGGARD OLAYI

1991 yılında kurulan Münih’li grup müzik hayatlarına death metal alanında başladı. İlk demoları “Introduction” 1993 yılında ve kendilerini tanıttıkları beş parçadan oluşan ilk mini-albümleri “Progressive” ise 1994 yılında çıktı. 1995 yılında müziklerine klasik öğeler katmaya başladılar. Bu yıl gruplarına keman, viyolonsel, piyano ve bir de soprano kattılar. “Once…Upon A December's Dawn”  isimli bir promo albümü çıkarttılar ve Danimarkalı grup Illdisposed ve Alman grup Disgust ile çıktıları turneyle yeni müziklerini tanıttılar.

Yeni tarzlarıyla olumlu tepkiler alan grup kadrolarına 16 müzisyen daha kattı ve müziklerini gitgide daha senfonikleştirmeye, daha klasikleştirmeye başladı. Giderek oturan kadroları ve tarzlarıyla 1997 senesinde Serenade Records etiketli “And Thou Shalt Trust …The Seer”ı piyasaya sürdüler. Albüm iyi bir satış grafiği çizdi ve büyük beğeni topladı. Bu albüm melodik death metal ve Ortaçağ-klasik-folk müziğinin karışımıydı.

Lirikler İngilizce, Almanca ve Latince’ydi.

Albüm tarihe bir yolculuk gibiydi ve Michel de Notre Dame’ın (namı diğer Nostradamus’un) hayatını işliyordu.

Grup, yeni albümlerine kadar uzun bir turne dönemi yaşadı. Çoğu Almanya, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’da geçen bu turneler grubun hayran kitlesini her geçen gün arttırdı. Grubun tek (ve hayli önemli) dezavantajı ise hayli kalabalık olan kadronun toparlanma sorunuydu. Bu yüzden konserler maalesef hep “playback” geçti. 2000’in Temmuz’ ayında grup, adından en çok söz ettiren ve en başarılı albümlerini çıkardı. Albümün adı “Awaking The Centuries”di ve tarihe yapılan yolculuk aynen devam ediliyordu bu albümde de.

Tarihin gerçek olayları ve kahramanları (ve yarım kalan hikayesiyle Nostradamus) yine albüm parçalarının konusuydu. Bu albümle Haggard hayranları adeta mest oldu. Grup bundan bir yıl sonra Meksika’da kaydedilen “Awaking The Gods” (Live in Mexico) isimli bir live albüm çıkardı. Onbir parçadan oluşan albüm Haggard’ın en iyi eserlerini içeriyordu.

Haggard’ın son albümü ise, adını Galileo’nun ünlü sözü “Herşeye rağmen dünya dönüyor.”

lafından alan “Eppur Si Muove”. Albüm 2004 yılında Drakkar etiketiyle çıktı ve Haggard bu albümünde de diğerlerinde olduğu gibi çizgisinden şaşmadı, kendi yaratttıkları eşsiz müziği ve havayı korudu. KONSER KRİTİĞİ Bilet üzerinde 21:00 yazan konser saatine kanarak 21:00 sularında Yeni Melek Gösteri Merkezi’ndeydik. Deneyimler ekibindeki arkadaşlar beni yalnız bıraktığı için ben de Haggardsever kim varsa tutundum kollarına ve gidiverdim. Geçen geldiklerinde kaçırdığım için bu kez aynı hataya düşmemek için çok önceden 8 Aralık’ı bekledim. Çok fazla kuyrukta beklemedim. Daha sonra kurtulmak için zorlandığım bileklikleri kolumuza takıldı ve içeri girdik.

Atlantis Müzik ve Metalattack.com organizasyonu olan konseri en iyi Yeni Melek’in üst katından izleyeceğimize kanaat getirip balkona ilerledik. Metalattack.com’dan tanıdığım ve çok sevdiğim Erkan’ı heyecanlı heyecanlı koşuştururken görüp yakaladım. Öyle ya konser hakkında beni bilgilendirmeliydi. Ne de olsa yazacaktım. İlk sorum Haggard’ın Yeni Melek sahnesine sığıp sığamayacağı idi. Grup Türkiye turnesinin ilk adımı olan İstanbul’a konserden 1 gün önce gelmiş ve imza gününe katılmıştı. 7 Aralık’ta 11, 8 Aralık’ta ise 14 Haggard üyesi İstanbul’da idi.

Saat 22.00’de grup üyeleri nazlı nazlı sahne aldı. Asis’in “Merhaba İstanbul” seslenişi ile başlayan konsere adını soprano kızlar vurdu desem yalan olmaz. Siyah elbiseleri ve uzun sarı saçları ile vokal yapmadıklarında saçlarını ve vücutlarını ustaca sallamaları bizlere de enerji verdi. İlk dakikalarda kilisede cenazedeymiş gibi bir hava hâkimken, şarkıları tek bir ağızdan söyleyen izleyici profili grubu da canlandırdı. Basçı atom karıncanın performansı harikaydı. Hans (Piyano, klavye) kardeşimizin başındaki işlemeli takke dikkate değerdi.

Son şarkı ve sahneden ayrılan grup alkışlarla uğurlanırken, tezahüratlar Yeni Melek’e fazla gelecek diye korkmadım değil. Sonra Asis geri geldi. Organizatörlerin kendisine verdiği bir kucak gülü, grup üyelerini tek tek çağırıp ellerine vermek suretiyle dağıttı ve konserin tacını taktı. “Awaking the centuries” i söylediler ki gerçekten gecenin en güzel şarkısıydı.

Konser bitti. Güzel bir konserin izleri yüzünden okunan insanlar dağıldılar.

Konser sonrası grup yaklaşık 1 saat daha kaldı ve hemen ardından turnenin ikinci ayağı için Ankara yollarına düştü. Araca taşınırken yakaladığım viyolonsel ile garip fotoğraflar çektirdim. Konserin büyük çoğunluğunu kayda aldım.

Yeni Melek İstanbul’da ciddi bir açığı kapatıyor ama yetersiz olduğu da açık. Sesin verimini en iyi orta sıralardan alabiliyorsunuz. Önlerden bu tip bir konseri izliyorsanız kulaklarınızın vay haline.

 

Grunge klasikleri

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

İlker Yıldırım, site müdavimleri için Q dergisinin Grunge klasiklerini derledi.

Q Classic – The Story Of Grunge (Vol.1 Iss 10 – Aralık 2005)

EN İYİ 15 GRUNGE ALBÜMÜ

• Babes In Toyland – Fontanelle • The Afghan Whigs – Gentleman • Smashing Pumpkins – Gish • Hole – Live Through This • Stone Temple Pilots – Core • The Breeders – Last Splash • The Jesus Lizard – Goat • Soundgarden – Superunknown • Screaming Trees – Sweet Oblivion • Pearl Jam – Ten • Mother Love Bone – Apple • Mudhoney – Superfuzz Bigmuff • Alice In Chains – Dirt • Temple Of The Dog – Temple Of The Dog • Nirvana – Nevermind

36 Inches Of Rain – 36 KLASİK GRUNGE ESERİ

1. Dinosaur Jr – Freak Scene 2. Nirvana – Smells Like Teen Sprit 3. Smashing Pumpkins – Today 4. Screaming Trees – Nearly Lost You 5. The Jesus Lizard – Puss 6. L7 – Pretend We're Dead 7. Soundgarden – Jesus Christ Pose 8. Afghan Whigs – I'm Her Slave 9. Hole – Miss World 10. Superchunk – Slack Motherfucker 11. Babes In Toyland – Catatonic 12. Pearl Jam – Even Flow 13. Teenage Fanclub – Everything Flows 14. Mudhoney – Touch Me I'm Sick 15. Flipper – Ever 16. Melvins – Heaviness Of The Load 17. Butthole Surfers – Sweet Loaf 18. Green River – This Town 19. Pixies – Debaser 20. Big Black – Kerosene 21. Sonic Youth – Teen Age Riot 22. The Replacements – Favourite Thing 23. Husker Du – The Girl Who Lives On The Hill 24. Foo Fighters – This Is A Call 25. Buffalo Tom – Velvet Roof 26. The Breeders – Cannonball 27. Sugar – A Good Idea 28. Slint – Good Morning Captain 29. The Flaming Lips – Turn It On 30. Pavement – Summer Babe 31. Royal Trux – The Flag 32. Sebadoh – Gimmie Indie Rock! 33. Queens Of The Stoneage – The Lost Art Of Keeping A Secret 34. Auf Der Maur – Real A Lie 35. Nine Black Alps – Shot Down 36. The Distillers – Drain The Blood

Good Shoes

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

GOOD SHOES "Indie'deki tarz duran en güzel ayakkabılar…"

Indie ‘nin en sevdiğim yanı bir suru güzel güzel grubun patladığı dönemi içermesi. Eğlenceli olmasına karşı gitar duyulması ve benzeri pek çok renkli ayrıntı. Bu ayrıntıların arasında Rhys Jones (vocal, gitar) ve Steve Leach (gitar) in kurduğu 4 kişilik GOOD SHOES da fazlaca bir yer tutmakta ne yalan söyleyeyim.

Tabii bu ayrıntı 2004 ocak ayından once indie ye renk veren turde degildi. İki kafadar (rhys ve Steve) bir grup kurma kararı alırlar ve gruba Rhys ‘ın kardeşi Tom ve ikisinin eski arkadasları olan Joel i alarak Good Shoes 'u olusturmus olurlar. Zaten Good Shoes ismi Rhys ve Steve için konulmus bir tamlamaymış (mış).

Grup 2006 yılında ilk ep leri olan “We Are Not The Same” i çıkarırlar ve ilk singleları olan “All In My Head” i de agustos 2006 da piyasaya sürerler. Grubun EPsinden de olusan leziz albumleri “think before you speak” mart 2007 de cıkar ve indie dinleyicisini kendisine hayran bırakır.

Leziz olan bu grubu ilk olarak BANTın album tanıtım sayfasında gormustum ama asıl şeytanın bana zuhur etmesi final dönemi gece yarısı mtv ye göz atmamla oldu. Bilirsiniz kaliteli seyleri ya gece yarısı seyredersiniz ya da sabahın köründe ki ikisi de aynı zaten. Bu grup da gecenin bir yarısı öylece karsıma cıkıverdi. O gunden beri Good Shoes dinliyorum. Ve o gun bu gundur Mtv de Good Shoes 'u gormedim, gormeyeyim de zaten!!! 😉

Album: 2007 Think Before You Speak

Single: 2007 "Morden" 2007 "Never Meant to Hurt You" 2006 "The Photos On My Wall" 2006 "All In My Head"

EP: 2006 "We Are Not The Same"

Good Shoes: Rhys Jones – Vocal, Gitar Steve Leach – Gitar Joel Cox – Bas Gitar Tom Jones – Davul  

Tracklisting: Nazanin – 1:55 The Photos On My Wall – 1:56 Morden – 2:29 All In My Head – 2:17 Never Meant to Hurt You – 3:29 Blue Eyes – 3:38 Sophia – 3:10 We Are Not the Same – 2:50 Small Town Girl – 3:39 In the City – 2:37 Things to Make and Do – 2:31 Everybody's Talking – 1:47 Ice Age – 2:54 Wait – 2:52

Ozan. 30 Agustos 2007  

Eminem

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Hakan Karasu'dan bir EMINEM albümü " Boşverin, hepimiz ayağa kalkalım!"

D12 ile ortak çalışması 'No One's iller' de payına düşeni bitirdiğinde kapanışı yaptığı gibi: Slim Shady, kimse benden hasta olamaz!

Dr.Dre , şüphesiz rap müziğin en muhteşem yapımcısı; mükemmel bir ustalık sergileyerek Eminem'e müzikal sahnesini hazırlıyor. Marshall Mathers LP yayınlandığı ilk haftada 2 milyona yakın bir satışla, rap dünyasının en hızlı satan albümü olarak rekor kırdı. Peki, siyah müziğinde; sarı saçları ve beyaz teniyle sınırları zorlayan bu adam nasıl bu kadar popüler oldu? Bu yazıyı onun şarkılarına biraz daha yakından bakmanız için hazırladım. Belki biraz daha fazlası.

Açılış parçası 'Kill You' tam bir kara mizah.Şarkı gülünç.Zaten yapım aşaması bile tam bir muamma.Dinleyenler bana hak verir; ilk dinlediklerinde "bu da ne?bu kadar aptalca bir müzik olabilir mi?" dediklerini anımsar gibiyim.Eminem '99 Ekim'inde Avrupa turnesinden döndüğünde Dr.Dre'i aramış ve ona birkaç yeni şarkıya ihtiyacı olduğunu söylemiş.Bunu söylediği sırada fonda çalan bir parça varmış."Çalan ne?" diye sormuş.Dre, "Ne, ne?Bu mu?" demiş ve ahizeyi kolona yaklaştırmış.Tahmin ettiğiniz gibi, bu "Kill You"nun ritmi.Eminem "Bunu bana gönder" demiş, Dre şaşırmış."Bunu mu istiyorsun?Bu dalgamızı geçmek için yaptığımız birşey" Eminem:"Neyse ne, bana onu gönder.Ben… bu… parçayı… öldüreceğim." Nakaratın tamamı kadınları ezmek üzerine kurulu.Kadınları, herkesi öldürüyor.Ardından şarkının sonunda "Şaka yapıyorum bayanlar.Sizi sevdiğimi biliyorsunuz" diyor.Ayrıca, şarkı annesine de kısa göndermeleri içeriyor."Oh, şimdi de kendi annesine tecavüz ediyor" falan.Ama bunlar birkaç cümleyi geçmiyor.

Bu muhteşem açılıştan sonra albüm hızından hiçbir şey kaybetmiyor ve Eminem'den, rap müzikten nefret edenlerin bile severek dinlediği 'Stan' adlı parçayla devam ediyor.Şarkıya eşsiz sesiyle renk katan Dido şüphesiz çalışmanın hit olmasında en önemli etken.Gelelim konusuna: Stan, Eminem'in en büyük hayranı olduğunu düşünmektedir ve kendini onunla özdeşleştirmektedir.Mektuplaşmaları içeren şarkıda, Eminem Stan'ı intihardan kurtaramıyor.

The Way I Am, dinlemenizi önerdiğim bir diğer şarkı ve birçoğunuzun zaten dinlediğine eminim.Şarkının akışı ve piyano döngüsü olağanüstü.Size sanki hiç bitmeyecekmiş hissi veriyor.Bunu Eminem de farketmiş olacak ki; rap'e ara vermiş olsa da sözlerin piyanoyla devam edecek şekilde yankılanmasını sağlamış. Şarkıda, herkesin onu germesinden bıkmış ve artık bu gerginliğini üstünden atmak için haykıran bir adama şahit oluyorsunuz.

Bir başka hit olan 'The Real Slim Shady' Eminem'in; Will Smith, Britney Spears, Christina Aguilera, Carson Daly, Fred Durst gibi birçok ünlüye göndermeler yaptığı; nakaratı, Eminem severlerin kafasında sürekli çalan mükemmel şarkı.Bu komik; "Gerçek Slim Shady ayağa kalkabilir mi" introsuyla başlıyor şovuna.Klibini anımsayın, Eminem bir tımarhanede, onun dışında herkes ayağa kalkıyor. Sonunda, herkesin ayağa kalkmasını umursamayarak şarkıyı "haha, sanırım herkesin içinde bir Slim Shady var. Boşverin, hepimiz ayağa kalkalım" diyerek bitiriyor.

Marshall Mathers:Eminem'in her bölümde ateş püskürüp, yumuşak ve masum bir nakarat kullandığı; fikirlerinden, annesine; akrabalarından, ünlü sanatçılara kadar herkese dokunduğu, albüme adına veren şarkıdır."Bilirsin sadece anlamıyorum.Geçen sene bir hiçtim.Bu yıl rekor satıyorum.Şimdi herkes onlara birşey borçluymuşum gibi bana uğruyor.Benden ne istiyorsunuz, on milyon dolar mı?S*ktirin gidin" introsuyla başlayan şarkı Backstreet, Ricky Martin, Britney Spears, New Kids on the Block, Vanilla Ice ve Puffy gibi ünlülere yönelik birçok hakaret içeriyor.Bununla da bitmiyor, annesine "Lanet olası k*ltak annem bana on milyon dolarlık dava açtı" gibi göndermelerde bulunuyor..XXL dergisine de laf attığı şarkıyı, arasözlerdeki lirikleri ne kadar sert ise bir o kadar yumuşak olan nakaratıyla bitiriyor:Görüyorsunuz ya, ben sadece Marshall Mathers'ım.Ben sıradan biriyim, hakkımdaki bu yaygara neden bilmiyorum.Kimse önceden s*klemezdi, tek yaptıkları benden şüphe etmekti.Şimdi herkes konuşup şansını denemeye çalışıyor.

Gelelim muhteşem bir aşk şarkısının bu denli kara mizahla, şiddetle anlatıldığı 'Kim'e.Şarkı; ağlaşmaların, bağrışmaların, şiddetin kesintisiz devam ettiği bir gerilim tadında.Emin olun, diğer aşk şarkıları bunun yanında ana sınıfına giden çocukların söyledikleri şarkılar gibi kalıyor.Medyanın favorisi olan bu parça aynı zamanda albüm için yazılan ilk şarkı. '97 Bonnie & Clyde'ın girişi niteliğindeki şarkıda, Eminem "Bebeğim seni seviyorum, bana geri dön" gibi şeyler söylemiyor, sadece haykırıyor.Tartışma havası içinde geçen şarkıda Eminem aynı zamanda Kim'i de canlandırıyor.Eminem anlatıyor:Hiç aklıma gelmezdi ama şarkıyı ona bir kez çaldım ve tekrar konuşmaya başladık.Ona şarkıyı nasıl bulduğunu sordum.Söylediğim saçmalığı hatırlıyorum:"Bunun b*ktan bir şarkı olduğunu biliyorum ama bu sana ne kadar değer verdiğimi gösteriyor.Seni bu denli düşünmem.Seni böyle bir parçaya koymam." Şarkının dikkat çeken sözleri ise şöyle:

"Nasıl yapabildin?Aniden beni bırakıp onu sevdin!Sorun ne Kim, çok mu bağırıyorum?Çok kötü k*ltak, en sonunda duyacaksın beni!" "Senden nefret ediyorum!Senden nefret ediyorum!Yemin ederim ki senden nefret ediyorum.Aman tanrım seni seviyorum.Bunu bana nasıl yapabildin?" "Beni sevmen gerekiyordu! (Kim boğuluyor) Şimdi geber s*rtük, geber!Geber!Geber s*rtük!Gebeeeeeeeeeer!" Şarkının nakaratı ise şarkının tüm havasını yansıtıyor:"Elveda, beni çok yanlış anladın s*rtük!Bu dünyada sensiz yaşamak istemiyorum"

Kapanışı yaptığı 'Criminal' Marshall Mathers LP'deki yeni 'Still don't give a f*ck'Bu yüzden 'Still don't give a f*ck'takiyle aynı giriş kullanılıyor.Bu yüzden 'Criminal' da albümdeki son şarkı.Dinleyenler 'Criminal'a günahkar havasını veren çılgın piyano döngüsünü bilir.Eşcinselleri karşısına aldığı şarkı "İ*nelerden nefret eder misiniz? Yanıt:Evet!' gibi sözler içeriyor.Tam bir 'suçlu' havasını yakaladığı şarkıda, ritim kesildiği an silah patlıyor.Komik olan; şarkı bittiğinde aynı zamanda albümün bitmesi.

Özetle, albümün diğer şarkılarından da bahsedecek olursam:'Who Knew' adlı şarkısında Eminem insanlara; söylediği herşeyi gerçek anlamda almamalarını anlatıyor.Şarkı aynı zamanda "S*ktir et, uyuşturucu alın, k*ltaklara tecavüz edin.Gay klüpleriyle, makyaj yapan erkeklerle dalga geçin.Farkına varın, uyanın, biraz mizah duygunuz olsun.Müziği sansürlemeyi bırak, bu çocuklarınızın eğlenmesi için" gibi sözler içeriyor.Sticky Fingaz & RBX ile feat yaptığı şarkı 'Remember Me' bence albümün en vasat şarkısı.N'Sync, Christina, Puffy, Jennifer Lopez, Manson gibi ünlülere de dokunduğu 'I'm Back'te ise geri döndüğünü altını çizerek vurguluyor.Parti havasında geçen 'Drug Ballad' adlı şarkısında ise Eminem nasıl dağıldığını anlatmak istemiş.D12'den Bizarre ile ortak çalışması 'Amityville'de Eminem, Detroit hakkında konuşuyor.Dr. Dre, Snoop Dogg, Xzibit & Nate Dogg'la feat yaptığı 'Bitch Please(Part II)'de ise Gangsta Rap'in güçlü isimlerini bir arada görüyoruz. Albümde D12'in tüm elemanlarıyla yaptığı tek feat olan 'Under The Influence' şarkısı ise zengin altyapısı ve keskin sözleriyle tipik D12 şarkısını yansıtıyor.

Evet, hala albümü dinlemediyseniz bu; dinleyecek cesaretiniz olmadığı için mi?

Hakan Karasu  

Eeinstürzende Neuabauten

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

EINSTÜRZENDE NEUABAUTEN

Endüstriyel Müziğin Berlin Bölgesi. Ülkemizde de Performans Sergileyen Marjinal Grup.Müziği Yıkıcı Ve Şizofrenik Ezgilerle Yüklü.Nasıl Anlatsam;Ufak Tefek Metal Objeler,Çimento Mikserleri,Çelik Yaylar,Örsler,Matkap Ve Balyoz Gibi Vurmalı Aletler.Solo Gitar,Bas Gitar Ve Blixa Bargeld Nefis Yıkıcı Vokali.

Berlinde 1982 Yılınsa Eski Bir Mezbahada Kreuzberg De Berlin Atanol Festivalinde Muhteşem Bir Performans Sergilerken Beni Muhteşem Bir Kaosa Sokmuştu.

Sahne Düzenlemeleri İlginçti.Birbirine Tutturulmuş Metal Objeler.Sahne Zeminine Saplanmış Tornavidalar Ve Bütün Bunların Arasında Yılan Gibi Kavis Çizen Elektrik Kabloları Ve Tüm Bu Aletlerin Arasında Omuzunda Asılı Gitar İle Konser Süresince Dolaşan Blixa Bargeld.

Beni Etkileyen Bölüm.Grup Elemanlarının Sahnede Kullandıkları Çimento Mikserleri,Elektrikli Testere,Yol İşçilerinin Kullandıkları Dögmeli Matkapların Yüzünden Sahnenin Büyük Bir Bölümünü Tahrip Edip Konsere Müdahale Eden Yöneticilerin Yüz İfadeleri.

Bir Şey Anlamadınız Değilmi?

Mahmut Budak  

Corona Borealis

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Corona Borealis

Grup 1998 yılında gitarist Mehmet ve vokal Kadir tarafından kuruldu. bir kaç cover çalışmasının ardından beste kayıtlarına geçildi. ilk demosunu 1998 yılında "winter Sun" isimli bestesi ile kaydeden grup birkaç konserin ardından beste çalışmalarına yoğunlaştı. okul ve özel hayattaki bazı nedenlerden ötürü grup çalşması askıya alındı.

2001 yılı itibaren üye arayışına giren ikili uzun yıllardır arkadasları olan Yalçının davula, Doğuş un da bas gitarda geçmesi ile çalışmalarına kaldıkları yerden devem ettiler.

ikinci gitar yerine ikinci bas kullanmayı tercih eden grup Distortion bass için Sinan Awartani ile anlaştı. Kemik kadrosu böylelikle oluşan grup konserlede kaldığı yeden dewam etti; 04 Aralık 2005 de geliri kimsesizler e bağışlanacak bir konserde sahne aldı, 29 nisan 2006 da türkiyenin önde gelen gitaristlerinden Cem Köksal ve tüm Dünya nın tanıdığı J.Lyn Turner ile aynı sahneyi paylaştı. 29Temmuz 2006 da Pentagram grubunun ilk kadrosunda yer alan gitaristi Murat Net ile beraber aynı sahnede çıktı, Uşak Rock Fest in 2. sinde çıktı, Muğla rock fest 1. ve Kayseri Rock Fest1 de yer aldı.. bunların dışında Corona Borealis, İstanbul içinde ve şehir dışında bir çok yerde sahne almıştır.

Bunlardan bir kaçı:

04Aralık 2005@ Resimli – Bursa 12Ocak 2006@ caravan – İstanbul 19Şubat 2006@ Neva – İstanbul 26Mart 2006@ Dorock – İstanbul 16Nisan 2006@ Roots- İstanbul 29Nisan 2006@ Kemancı – İtanbul 04Mayıs 2006@ Uşak Rock Fest2 21Mayıs 2006@ Muğla Rock Fest1 28Mayıs 2006@ Zonguldak Rock Days1 25Haziran 2006@ Dorock – İstanbul 29Temmuz 2006@ Zom – Kocaeli 22Ekim 2006@ Studio Live – İstanbul 13Ocak 2007@ Dorock – İstanbul 06Mayıs 2007@ Kayseri Rock Fest1 27Mayıs 2007@ Unplugged / Tuzla Açık hava 29Temmuz 2007@ Antalya rock fest.. 04MAyıs 2008@ Ankara

Corona Borealis, yaptığı melodic death metal müziğini türüne uygun sert riffler ve düşündürücü sözler ile birlikte süslüyor. Gerek sahne duruşu gerek fotografarı, kayıtları, merchandise ürünleri olsun amator ruhla yapıp sonucun profesyönel çıkmasına özen gösterir. Bunun için şimdiğe kadar anadoluda bir çok yerde amator çalışmalara destek vermiş, çeşitli festivallerin oluşumunda ve sahnede yer almıştır.

Cr_B Üyeleri

Vokal: Kadir İLTAN Gitar: Mehmet KIN Bas Gitar: Doğuş YALÇINKAYA Dist.Bas Gitar :Sinan AWARTANI Bateri: Yalçın KAYA

Web Site & İletişim

http://www.corona-borealis.com http://coronaborealis.anatolianrock.com www.myspace.com/coronaborealistr www.myspace.com/corownaborealis

İletişim (Mehmet): 0535 559 6559 akifkin@hotmail.com

Menejer (Aysegül AKSOY): manager@corona-borealis.com http://www.corona-borealis.com/aysenuraksoy.ht

Cocorosie

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

atlı eşekli ve oyuncaklı bi "indie" muzik

COCOROSIE

2005 de Yasemin ’nin Cenk Taner röportajının da yer aldığı bi dergi çıkmıştı. NM adli dergi şubat ayında NME ın Türkiye versiyonu olarak çıkmıştı. Ufak yanlışlarına rağmen adeta 2004 un özeti gibi olan zengin içerikli dergi bi daha çıkmadı nedense. Ama orada albüm tanıtım sayfalarında dolu dolu olan bu yegane dergi Elliott Smith ’den tutun, Sufjan Stevens ’a, Arcade fire ’a (ki o zamanlar o kadar az kişi biliniyordu, patlamamıştı) kadar pek çok ismin albümünü tanıtmıştı. Hazine değeri taşıyan bu albüm kısmında dikkatimi çeken çok güzel bir albüm kapağı vardı ve elbette tepesinde 2 hatunun biraz “yakın” fotoğrafları. Birinin yüzünde tükenmez kalemle çizilmiş bir bıyık ötekinin yüzünde ise yine çizilmiş bir göz yaşı damlası. Öylece albümün kapağına ve resme bakıyorum. Haliyle albüm kapağı bi hayvanı andırsa da uzaktan, aslen öyle değildi. Yakından bakıldığında baslarında bi çeşit kumaş veya eşarp olan iki kadın yanak yanağa vermişti.

Benim için baya vakit geçti bunun üstünden. Sene 2006 oldu ve ben “amazon”da gezinirken bu hatunların 2. albümünün bile çıktığını fark ettim. Hemen download ettim. Zaten isteseniz dahi alamazsınız çünkü ben rast gelmedim Türkiye ’de. Gelmedi Türkiye ’ye çünkü.

Dinlemeye 2. albümleri olan Noah ’s Ark tan başladım. Cidden o 3 atın birbirine girdiği albüm kapağının olayını çözmüş olmuştum. Gerçekten bu hatunlar atlı bi müzik yapıyorlardı. At sesleri, eşek sesleri, oyuncak telefon sesi, oyuncak tren sesi Cocorosie yi dinlerken dikkatinizi çekecek detaylar. Onun dışında arp de var sanırım. İlla bi türe sokalım derseniz indie pop / indie rock diye kategoriye sokulabilirler. İste müzikleri kendine has ve derin olan bu grup emek sinemasında caz festivali kapsamında geldiler ülkemize.ki ben gidemedim orası ayrı:/.

Son albumleri olan “Noah ‘s Ark” ‘ı, debut albümleri “La Maison De Mon Réve” den daha cok sevdim. Ama ilk albümdeki “Good Friday” başkadır orası ayrı:) sonuçta bu hatunların müziğini ve albümleri çok sevdim. Indie ve deneysel şeyler seviyorsanız “Noah ‘s Ark” ı dinleyin derim. Ki Antony & The Johnsons ’dan tanıdığımız Antony “beautiful boyz” adlı şarkıda düet yapıyor. Bu da fazlasıyla bi neden:)

COCOROSIE diskografi:

March 9, 2004 “La Maison De Mon Réve” 1. Terrible Angels 2. By Your Side 3. Jesus Love's Me 4. Good Friday 5. Not For Sale 6. Tahiti Rain Song 7. Candy Land 8. Butterscotch 9. West Side 10. Madonna 11. Hatian Love Songs 12. Lyla

September 13, 2005 “Noah ‘s Ark” 1. K-Hole 2. Beautiful Boyz 3. South 2nd 4. Bear Hides And Buffalo 5. Tekno Love Song 6. The Sea Is Calm 7. Noah's Ark 8. Milk 9. Armageddon 10. Brazilian Sun 11. Bisounours 12. Honey Or Tar

OZAN GÜLER  

Cemiyette Pişiyorum

Bayan Arıza tarafından 9 Ekim 2010 tarihinde yazıldı.

Ersin Kuruoğlu'ndan "Cemiyette Pişiyorum"

Grup 10 kasım 2000'de kuruldu. ilk kadro gitar ve vokalde Tolga, bass gitarda Ali, bateride Gökcan ve geri vokalde Eren'den oluşuyordu arada Eren gitti Gökcan'ın yerine Kerem geldi 2001 Eylül ayında Cemiyette Pişiyorum/Rott-Fish Split'i çıktı splitteki kayıtlar çok eski şarkılar ve hücum kayıt daha sonra ilk demo geldi "Çocuklar ve gençler için şarkı demeti" sonra da "Hayatta herkesi anlatan bir resim vardır" ve de düşersem hatırla vardır…onda sonra yani yıllar sonra gurup elemanlarıyla birlikte büyüyen müzikte kahrolsun edebiyat isimli demoyla geldi..yakın zamanda 100 şarkılık bi demo çıkartıaklar..grup, bar grupları,yalakalık ortamı karı kız ortamı ve cover gruplarının yaptığı şeylre karşı olup bu tür şeylerin getirdiklerinden çok götürdükleri olduğunu düşünüyor.yerel müzik ve beste guruplarının tutunmasının çok zor olduğu ülkemizde hala ayaktadır.gurup grunge ve ska yı karıtırarak ortaya iyibişeyler çıkarmıştır.esinlendiği şeyler taksim ve bukowskidir.

gitar/vokal: tolga bass/g.vokal.:ali davul/g.vokal: doğan