• Bob Geldof İstanbul’a geliyor

    14 Temmuz’da İstanbul’un en gözde organizasyonlarına ev sahipliği yapan Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşecek FESTTOGETHER dünyaca ünlü yıldız Bob Geldof’u ağırlayacak. İstanbulluları coşkulu bir festival havası ve sosyal fayda odaklı bir gün bekliyor. Festivale destek veren diğer STK’lar ise şöyle: TOG, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Çaba Derneği. Katılımcılar biletlerini aldıklarında otomatikman TİDER, ...

  • Birlikte Güzel Sunar: Rock Off 2019, 1 senelik aranın ardından 6 Temmuz Cumartesi günü Parkorman’da!!!

    2014 yılında ilki gerçekleşen ve aralarında Megadeth, Korn, Amon Amarth, Apocalyptica gibi gruplarında bulunduğu onlarca yabancı ve yerli gruba ev sahipliği yapan Birlikte Güzel Sunar: Rock Off 2019’un ilk konuğu ülkemizde oldukça geniş bir hayran kitlesi bulunduran, İsveç’in progresif metal türündeki en büyük gruplarından OPETH. İmza ve söyleşi seansları, akustik performansların da gerçekleşeceği ...

  • 20 Temmuz-> One Love Festival 15 – Day & Night

    One Love Festival, arkasında günlük güneşlik anılar, önünde umut dolu bi' yazla 20 Temmuz'da Parkorman ve Volkswagen Arena'da... Parkorman - Kapı Açılış: 12:00 Kapanış: 23:59 Volkswagen Arena - Kapı Açılış: 23:30 Kapanış: 06:00 "Güzel şeylerin, geleceğini hissedersin. Tanıdık bir şarkı duyarsın, özlediğin birisi arar, güneş çıkar bir anda, bilirsin. Bu yaz, özlediğin ya da ilk kez ...

  • Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, 21 Eylül’de Zorlu PSM – STUDIO’da!

    Yunan senfonik death metal grubu Septicflesh, gitarda Sortiris Vayenas, basta ve vokalde Spiros Antoniou ve gitarda Christos Antoniou ile 1990 yılında kuruldu. 1991 yılında yayınladıkları uzunçalar Temple of the Lost Race ile tam anlamıyla kurulan grup, 1994’te ilk albümleri Mystic Places of Dawn’ı yayınladılar. Peşpeşe bir çok albüm yayınlayan grup, ...

  • 15 Kasım 2019-> Moonspell – Rotting Christ

    Gotik metalin en büyük isimlerinden olan MOONSPELL ve çok yönlü kariyerinin son dönemlerinde melodik black metale yakın duran ROTTING CHRIST, %100 Metal kapsamında ve Vera Müzik organizasyonuyla 15 Kasım’da IF Performance Hall’da hayranlarını unutulmaz bir geceye davet ediyorlar. Portekiz’in en büyük grubu MOONSPELL ve Yunanistan’ın en büyük grubu ROTTING CHRIST güçlerini ...

  • 11 Temmuz-> Glenn Hughes performs Deep Purple Classics Live

    Milyonların “Rock’ın sesi” olarak tanıdığı Rock and Roll Hall of Fame üyesi ve eski süper rock grubu Black Country Communion'un solisti olan Deep Purple'ın eski basçısı ve solisti Glenn Hughes, “Glenn Hughes performs Deep Purple Classics Live” projesiyle Deep Purple efsanesini günümüze taşıyor! 15 Mart 1976’da Liverpool Empire’da Purple ile son ...

  • %100 Metal iftiharla sunar! Manowar Final Battle Istanbul

    Metal tarihinin en büyük gruplarından MANOWAR, The Final Battle turnesi kapsamında unutulmayacak bir konser için ülkemize geliyor! Heavy metal bayrağını neredeyse 40 yıldır en tepelerde taşıyan efsane grup MANOWAR, 20 Temmuz gecesi KüçükÇiftlik Park’ı dolduracak binlerce insana %100 Metal bir gece yaşatmak üzere, bugüne kadarki en büyük sahne prodüksiyonuyla karşımızda ...

Linda King “Charles Bukowski’yi Sevmek ve Nefret Etmek” – info

Bayan Arıza tarafından 17 Mayıs 2017 tarihinde yazıldı.

Amerikan Yeraltı Edebiyatından birçok simanın şahit olduğu büyük bir aşkın öyküsü…

Genç, güzel şair ve heykeltıraş Linda King, 1970'lerde Los Angeles'ta yaşıyordu. Los Angeles Free Press için Pis Moruğun Notları’nı yazan yeraltı yazarı / şairi Charles Bukowski ile tanıştı. Büstünü yapmayı teklif etti. Sivilceleriyle yaralanmış yüzünü yontarken Bukowski mektupları, yazıları ve zekası ile onu baştan çıkarttı. Âşık oldular. Beş yıl süren sevgi ve nefret dolu, tutkulu ve esprili bir ilişkileri oldu.

Linda King bu birlikteliğin ve ayrılışlarının öyküsünü Bukowski’nin kendisi için yazdığı hiç yayımlanmamış şiirleri ve mektuplarıyla, fotoğraflarla anlatıyor.

(Charles Bukowski'yi Sevmek ve Nefret Etmek, Linda King, Çeviri; Avi Pardo, 356 sayfa)

Charles Bukowski “Çanlar Kimse İçin Çalmıyor” – info

Bayan Arıza tarafından 17 Mayıs 2017 tarihinde yazıldı.

Charles Bukowski’nin ölümünden sonra dergilerden derlenmiş, daha önce hiç kitaplaşmamış öyküleri  ilk kez Türkçe’de.

“Kendi eğlencemi, tatminimi, zarafetimi ve hayranlık duyabileceğim birilerini başka yerlerde aramak zorunda kaldım. Birbirlerine benzer biçimde damgalanmış insan sürüsünün içinde münferit bir deli ya da aziz bulmak hâlâ mümkün. Ben yığınla buldum ama size sadece birkaçından söz edeceğim.”

(Çanlar Kimse İçin Çalmıyor, Charles Bukowski, Çeviri; Avi Pardo, 184 sayfa)

‘Kedi’ 9 Haziran’da gösterimde

Bayan Arıza tarafından 16 Mayıs 2017 tarihinde yazıldı.

Ceyda Torun'un yönettiği, ABD'de büyük övgü alan İstanbul'un sokak kedileri belgeseli Türkiye'de 9 Haziran'da gösterime gelecek

ABD’de en çok izlenen Türkiye yapımı film olan Ceyda Torun’un yönettiği belgesel 'Kedi', 9 Haziran'da Türkiye'de gösterime giriyor. Film, İstanbul’u İstanbul yapan sokak kedilerine bir saygı duruşu niteliği taşıyor. ‘Kedi’ başka yerlerde rastlanması pek de mümkün olmayan bu sıradışı durumu baş aktörlerinin gözünden anlatıyor. ABD'de gösterime giren ve Hollywood Reporter'ın "En az konusu olan küçük patiler kadar zarif bu toplu portre, yorgun aklınızı dinlendirecek ve belki de yüksek tansiyona bile iyi gelecek” cümlesiyle tarif ettiği film, İstanbul'un sokak kedilerini merkeze alıyor.    Kaynak: Milliyet Sanat

Yaz aylarının merakla beklenen en iyi filmleri

Bayan Arıza tarafından 4 Nisan 2017 tarihinde yazıldı.
Yaz aylarında sinema salonları daha tenha olsa da bu yaz vizyona girecek filmler salonların dolmasını sağlayacak gibi görünüyor. İşte 2017 yaz aylarında vizyona girecek en iyi filmler… 1

 

THE BEGUILED

Clint Eastwood'un 1971 yılı klasiğini Sofia Coppola yeniden çevirdi. Film, yaralı bir Birleşmiş Milletler askerinin kız okuluna sığınmasını konu ediniyor.

Gösterim tarihi: 30 Haziran

2

 

WONDER WOMAN

Başrolde Gal Gadot’nun yer aldığı kadın süper kahraman filmi Wonder Woman, dünyayı keşfetmek için tropik topraklarını geride bırakıp demir ve camın hüküm sürdüğü dünyamıza dalmasıyla gelişen olayları ele alıyor.

Gösterim tarihi: 2 Haziran

3

 

MY COUSIN RACHEL

Daphne du Maurier'in 1951’de basılan romanına dayandırılan film, Philip'in, eşinin ölümünde parmağı olduğunu düşündüğü kadından intikam almak istemesine rağmen aralarında karşı konulmaz bir çekim oluşmasını ele alıyor.

Gösterim tarihi: 14 Temmuz

4

 

ROUGH NIGHT

Scarlett Johansson’ın başrolde yer aldığı film, bir kız grubu eğlenmek için erkek striptizcileri izlerken kazayla striptizcilerden birinin ölmesiyle gelişen olayları ele alıyor.

 Gösterim tarihi: 30 Haziran

5

 

INGRID GOES WEST

Sürekli olarak saplantılarıyla başa çıkmak zorunda olan, psikolojik olarak rahatsız Ingrid Thorburn’un hikayesini anlatan filmin başrollerinde Aubrey Plaza ve Elizabeth Olsen yer alıyor.

Gösterim tarihi: 4 Ağustos

6

 

ÖRÜMCEK ADAM: EVE DÖNÜŞ

Filmde, 15 yaşında bir lise öğrencisi olan haliyle görünen Örümcek Adam’ı Tom Holland canlandırıyor.

Gösterim tarihi: 7 Temmuz

7

 

VALERIAN VE BİN GEZEGEN İMPARATORLUĞU

Dane DeHaan, Cara Delevingne ve şarkıcı Rihanna’yı bir araya getiren film, Alpha şehrini ve tüm evrenin geleceğini kurtarmak isteyen Valerian ve Laureline’in hikayesini anlatıyor.

Gösterim tarihi: 28 Temmuz

8

 

ATOMIC BLONDE

Antony Johnston'ın aynı adlı romanından uyarlanan, başrollerinde Charlize Theron ve James McAvoy’un yer aldığı film, Berlin Duvarı'nın çöküşü ve süper güç birliklerinin değiştirilmesi arifesinde MI6'in en ölümcül suikastçısı Lorraine Broughton’un başından geçenleri anlatıyor.

Gösterim tarihi: 28 Temmuz

9

 

A GHOST STORY

Yakın zamanda ölmüş, beyaz çarşaflı bir hayaletin evine dönerek karısına ulaşmaya çalışmasını anlatan filmin başrollerinde Casey Affleck ve Rooney Mara yer alıyor.

Gösterim tarihi: 7 Temmuz

Kaynak: NTV

Rowling’in yeni romanının ismi belli oldu

Bayan Arıza tarafından 4 Nisan 2017 tarihinde yazıldı.

Harry Potter serisinin yazarı İngiliz J.K. Rowling'in yeni romanının adı belli oldu

Aktif bir Twitter kullanıcısı olan J. K. Rowling yeni romanının adı hakkında Twitter üzerinden bir tahmin yarışması düzenledi. Rowling attığı tweet ile yeni romanının adının iki sözcükten oluştuğunu ve birinci sözcüğün dördüncü harfinin ve ikinci sözcüğün ikinci harfinin H olduğunu söyleyip takipçilerinden tahmin yürütmelerini istedi.   Gelen cevaplar arasından @warpathed takma adlı bir kullanıcı Rowling'in yeni romanının adının 'Lethal White' olduğunu tahmin etti ve yazarın yeni romanının ilk baskısından adına imzalı bir kopya kazandı.   Rowling'in bu yeni romanının Robert Galbraith adı altında kaleme aldığı dedektif karakteri Cormoran Strike'ın yeni bir macerası olduğu biliniyor. Romanın ne zaman yayımlanacağı ise henüz belirsiz.     Kaynak: Milliyet Sanat

Elvis Presley hakkında bilinmeyen 5 gerçek

Bayan Arıza tarafından 16 Mart 2017 tarihinde yazıldı.

Elvis’in dünya insanlarının üzerindeki etkisini açıklamak zor olmasa gerek. Örneğin Polonya’nın bir köyünde posterleri ile donatılmış bir anı evi var, Japonya’da sadece onun şarkılarını çalan karaoke barlar var, ülkemizde kasaba kumpanyalarında onu taklit ederek geçinen komedyenler var, favorilerini hafifçe uzatmaya başlayan delikanlılara ‘Vay Elvis’ diye takılan anne yarısı teyzeler var, ölüm haberi duyulduğunda bunalıma girip kendi canını almış 100’den fazla hayranı var, Las Vegas’ın girişinde halen devasa ‘Elvis is the King’ yazısını görebilirsiniz. Bu sürreal seviyedeki şöhretine ulaşmadan önce Elvis’in hayatındaki basit gerçeklere bir bakalım ve ‘Bizim gibi normal bir insanmış!’ diyerek kendimizi avutalım.

1- HAPİSHANE TESADÜFÜ

Elvis’i üne kavuşturan büyük hit Jailhouse Rock şarkısının piyasaya çıkmasından 20 yıl önce 1938 yılında, Elvis'in çiftçi babası Vernon, 8 ay gibi bir süre hapishanede yatmış. Nedeni de diğer süt üreticileriyle 4 dolarlık bir çek yüzünden yaşadığı anlaşmazlık. Bu olayın şarkıda ya da kariyerinde bir etkisi olmuş mu bilinmez ama efsane isimlerin hayatlarında olan bu tarz garip tesadüfleri düşününce insan hafızasını bir daha zorluyor.

2- ELVİS’İN İKİZİ VARMIŞ

Elvis, 8 Ocak 1935'te doğduğunda annesi Gladys Presley iki oğul sevinci yaşamıştır. Ancak kardeşi Jessie Garon, Elvis’in hiçbir başarısına tanık olamadı maalesef. Çünkü doğumdan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.

3- İLK PERFORMANSI BEĞENİLMEDİ

Bu performans düşündüğünüz gibi bir konser salonunda değil, 8. Sınıfta müzik hocasına notunu yükseltmek için sınıfta yapıldı. Sonuçta öğretmeni Morman performanstan etkilenmedi ve notu C olarak kaldı.

4- B.B. KING İLE AYNI TERZİYE GİTTİLER

Yine garip tesadüf diyebileceğimiz bir olayla daha karşı karşıyayız. 17 yaşında etrafındaki yaşıtlarından farklı olmak ve iyi görünmek isteyen Elvis’in yolu Lansky Brothers isimli terzi dükkanına düştü. İlk takım elbisesini burada diktiren Elvis’in bilmediği şey ise hayranı olduğu B.B. King ve Rufus Thomas gibi dönemin siyahi müzisyenlerinin de aynı yerden giyindiğiydi.

5- MAVİ SUET AYAKKABILAR

Tesadüf olayını bir tık daha artırıyoruz. Yakın bir arkadaşının anlattığına göre lise mezuniyet balosunda dans etmeyi hiç beceremediğinden masadan kalkmamış ve eğlenceye dahil olamayarak evine dönmüş. Buradaki gariplik dans edememesi değil. Masada kös kös otururken ayağında bir çift mavi süet ayakkabı olması. Al sana bir hit daha!

Kaynak: Hürriyet

Manchester by the Sea

Bayan Arıza tarafından 28 Şubat 2017 tarihinde yazıldı.

Gerçek olmayan kurgu bir hikayeyi gerçekmiş gibi hissettirdiği için filmin yönetmeni aynı zamanda da senaristi olan Kenneth Lonergan'a sonsuz teşekkürler. Ve sevgili başroldeki Casey Affleck oyunculuğuyla tavan yapmış durumda, resmen "Lee Chandler" olmuş. Müthiş bir oyunculuk sergilemiş ve bu yılın Oscar'ını da aldı götürdü Casey Affleck. Adam adeta rolü yaşamış.

Film uzun, görüntüler güzel, özellikle karla kaplı soğuk kuzey Amerika görüntüleri içinizi aksine ısıtıyor. Massachusetts bölgesi Kanada sınırına yakın olduğundan oradaki yerleşim, doğa güzellikleri sizi büyülüyor. Maine, Vermont, Michigan gibi bölgelerdeki görüntüler hep göze hitap ediyor doğrusu. Fargo'da da aynısı olmuştu.

2016 yılının en iyi 10 filminden biri olarak seçilmesine şaşmamak gerek. Şahsen benim de bugüne dek izlediğim en iyi filmlerden biri oldu. "Yaşamın Kıyısında" diye çevirmişler filmin adını, sade, gösterişten uzak, şaheser bir başyapıt niteliğinde. Anlatım yalın, görüntüler sade ve güzel, kartpostal havasında akıp gidiyor.

Yazan ve yönetenin aynı insan olduğu filmler sanırım -yönetmenin kafasında yarattığı sahneden çok emin oluşundan dolayı- hep güzel oluyor.

Casey Affleck başrolde (Lee Chandler), Michelle Williams (Randi Chandler) boşandığı eşini oynuyor. Kyle Chandler (Joe Chandler), Lee'nin abisi rolünde; genç oyuncu Lucas Hedges ise Lee'nin yeğeni, Joe'nun oğlu Patrick'i oynuyor.

Konusuna gelelim; Lee Chandler, sıhhi tesisat, elektrik, kapıcılık gibi sıradan işler yaparak, tek göz bir evde yalnız başına yaşayan bir adamdır. Doğup büyüdüğü ama uzun zamandır uğramadığı kentten bir gün acil bir telefon alır. Kalp hastası abisi hastaneye kaldırılmıştır ve durum ciddidir. Lee kafasında endişeler ve soru işaretleri ile yola koyulur. Hastanede alacağı haberle de birlikte hayatı değişecektir.

Filmin yönetmenliğini ve senaryosunu New York Çeteleri filminin de senaristi olan Kenneth Lonergan üstlenirken oyuncu kadrosunda başrolü Casey Affleck sırtlıyor. Kadroda kendisine Michelle Williams, Kyle Chandler, Gretchen Mol ve Lucas Hedges gibi önemli isimler eşlik ediyor.

Film galasını 23 Ocak 2016'da Sundance Film Festivali'nde yaptı. 18 Kasım 2016'da sınırlı yayınına başlanılan filmin genel gösterimi 16 Aralık 2016'da başladı. Film Amerikan Film Enstitüsü tarafından 2016'nın en iyi 10 filminden biri olarak seçildi ve 89. Akademi Ödülleri'nde elde ettiği 6 adaylıktan En İyi Özgün Senaryo ve Casey Affleck'in oyunculuğuyla En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazandı. 74. Altın Küre Ödülleri'nde beş adaylık elde ederek bunlardan sadece Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı. Ayrıca 70. BAFTA Ödülleri'nde 6 adaylık elde etti.

Bol ödüllü film, ama ödülleri de hak eden bir film. Son haftada izlediğim filmleri sıralayacak olursam, ilk sırada Manchester by the Sea, ardından Lion ve 3. sırada La La Land gelir.

Filmi mutlaka izlenecek filmler listenize alın, hiç pişman olmazsınız.

Lion

Bayan Arıza tarafından 27 Şubat 2017 tarihinde yazıldı.

Dev Patel'i hep çok sevmişimdir. Slumdog Millionare'den önce Skins'de de iyiydi. Bu filmle daha da çok sevdim. Ama bu kez O'nun küçüklük halini oynayan Hintli oyuncu Sunny Pawar'ı ise daha çok sevdim. Neredeyse tüm filmi tek başına aldı götürdü.

Beni en çok etkileyen, hikâyenin gerçek oluşuydu. Kendimi bildim bileli kurgulardan ziyade gerçek öyküler beni daha çok etkilemiştir; sinemada da edebiyatta da. Film bir dram aslında. Bol bol ağladım. Hindistan'daki sefalet, 5 yaşındaki Soroo'nun yaşadıkları gerçekten çok üzücüydü.

Gelelim konusuna;

Lion, Garth Davis tarafından yönetilen ve senaryosu Saroo Brierley ile Larry Buttrose'un kurgusal olmayan kitabından Luke Davies tarafından uyarlanan 2016 yapımı dram filmi. Filmin oyuncu kadrosunda Dev Patel, Rooney Mara, Nicole Kidman ve Deepti Naval oynamaktadır.

Film dünya galasını 10 Eylül 2016'da Toronto Uluslararası Film Festivali'nde yaptı, 25 Kasım 2016'da ABD'de gösterime girdi, eleştirmenlerden olumlu yorumlar aldı ve dünya çapında 76 milyon dolardan fazla hasılat elde etti. 89. Akademi Ödülleri'nde En İyi Film, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Patel), En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Kidman) ve En İyi Uyarlama Senaryo dahil 6 adaylık elde etti.

Saroo adında beş yaşındaki bir Hintli çocuğu, Kalküta sokaklarında evinin binlerce kilometre ötesinde kaybolur. Avustralyalı bir çift tarafından evlat edinilmeden önce pek çok sorunla uğraşır; 25 yıl sonra, kaybettiği ailesini bulmak için yola çıkar.

Kadro: Dev Patel, Saroo Brierley Sunny Pawar, Genç Saroo Rooney Mara, Lucy David Wenham, John Brierley Nicole Kidman, Sue Brierley Abhishek Bharate, Guddu Khan Divian Ladwa, Mantosh Brierley Priyanka Bose, Kamla Munshi Deepti Naval, Saroj Sood Tannishtha Chatterjee, Noor

24 Nisan 2013'te Garth Davis'in Saroo Brierley'in hayatını anlatan bir film yapacağı açıklandı. Film, Brierley'nin A Long Way Home adlı anı kitabından uyarlandı. Ekim 2014'te başroller için Dev Patel ve Nicole Kidman'ın kadroya katıldığı duyuruldu. Ocak 2015'te Nawazuddin Siddiqui, Priyanka Bose, Tannishtha Chatterjee ve Deepti Naval oyuncu kadrosuna katıldı. Nisan 2015'te Rooney Mara, David Wenham ve Divian Ladwa oyuncu kadrosuna katıldı. Pallavi Sharda, Saroo'nun arkadaşını oynamak için filmin oyuncu kadrosuna katıldı. Hauschka ve Dustin O'Halloran filmin müziğini besteledi.

Temel çekimler Ocak 2015'te Kalküta, Hindistan'da başladı.  Nisan ayının ortalarında, çekimler Avustralya'da Melbourne ve Hobart şehirlerinde gerçekleşti. Kidman'ın sahneleri Avustralya'da çekildi.

Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biri oldu Lion. Google Earth sen ne güzel bir şeysin ayrıca:)

La La Land

Bayan Arıza tarafından 27 Şubat 2017 tarihinde yazıldı.

Keyifle izledik. Yüzümüzdeki tebessüme engel olamadık. Oscar'ı hak etti mi? Bu kadar çok değil bence!

Önce konusuyla başlasak;

"Hayatlarında yön bulmaya çalışan iki tutkulu insan Sebastian ve Mia'nın yolları, Los Angeles'ta trafiğin sıkışık olduğu bir gün kesişir. Her ikisi de sanat tutkunu olan bu iki insan, hayallerini gerçekleştirme yolunda düşe kalka ilerlemektedir.

Sebastian gelenekseksel jazzın kolonlardan yükseldiği bir kulüp açma hayalinde, Mia ise kafesinde çalıştığı film platosunda kendine uygun tüm oyunculuk seçmelerine katılarak bir rol kapma telaşındadır. Bu iki insanın kalpleri birbiri için atmaya başladığında ortaya çıkan manzarayı hayat şartları bozacak, onları yavaş yavaş hayallerinden uzaklaştırmaya başlayacaktır. Oscar ödüllü Whiplash’in yazarı Damien Chazelle’in yazıp yönettiği bu romantik müzikal, modern zamana adanmış bir Hollywood masalı."

Aşıklar Şehri (özgün adıyla La La Land), Damien Chazelle tarafından yazılan ve yönetilen Amerikan romantik müzikal komedi-drama filmi. Filmin başrollerinde Ryan Gosling ve Emma Stone yer almaktadır. Film oyunculuğa hevesli Mia ile caz piyanisti Sebastian'ın ilişkisini konu edinmektedir. Los Angeles'da çekilen filmin özgün ismi aynı zamanda şehri ifade etmektedir.

Chazelle filmin senaryosunu 2010'da yazdı fakat yapımcı bulamadı. Whiplash'ın başarısından sonra film Summit Entertainment tarafından yapılandırıldı. Film galasını 31 Ağustos 2016'da 73. Venedik Uluslararası Film Festivali'nde yaptı ve 9 Aralık 2016 tarihinde ABD'de gösterime girdi.

Aşıklar Şehri oldukça iyi bir eleştirel beğeni sağladı ve 2016'nın en iyi filmlerinden biri olarak kabul edildi. Film Amerikan Film Enstitüsü tarafından 2016'nın en iyi 10 filminden biri seçildi ve 89. Akademi Ödülleri'nde 14 adaylık elde ederek Akademi Ödülleri tarihinde en fazla adaylık elden üç filmden biri oldu ve 6 dalda ödül kazandı. Ayrıca 74. Altın Küre Ödülleri'nde en fazla adaylık elde eden film olarak elde ettiği 7 adaylıktan hepsini kazanarak Altın Küre tarihininde rekorunu kırmış oldu. Ayrıca 70. BAFTA Ödülleri'nde elde ettiği 11 adaylık ile yine en fazla adaylık elde eden film oldu.

Oyuncular Ryan Gosling: Sebastian Wilder Emma Stone: Mia Dolan John Legend: Keith Rosemarie DeWitt: Laura Wilder Finn Wittrock: Greg Earnest J. K. Simmons: Bill Tom Everett Scott: David

Müzikal sevmememe rağmen severek izlediğim keyifli bir filmdi. Emma Stone'un Oscar'lığı beni şaşırtmış olsa da; ki Ryan Gosling daha iyiydi bence filmde. Yönetmenin Whiplash'ini de rock müziği seven bir insan olarak daha çok sevmiştim. Ama bu filmde de Sebastian'ın Caz müziğine olan sevgisi, aşkı ve hayatının anlamı oluşu beni çok etkiledi. İçinizi ısıtacak melodiler, danslar ve masalsı bir dokunuşu var filmin. İzlenmesi gereken filmler listenize eklemeyi unutmayın.

2017 Oscar Ödülleri’ni kimler aldı? 89. Oscar kazananları

Bayan Arıza tarafından 27 Şubat 2017 tarihinde yazıldı.

Oscar gecesine damga vuran olay en iyi film ödülünün yanlış açıklanması oldu. Emektar aktör Warren Beatty'nin anonsuyla en iyi film ödülü kazandıklarını sanarak sahneye çıkan film ekibi birkaç dakika sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.

Çünkü zarflar karışmış ve aslında en iyi film ödülünü Moonlight kazanmıştı.

Böyle büyük bir skandalla noktalanan gecede erkek ve kadın oyuncu dallarında büyük bir sürpriz yaşanmadı. Ama gecede Oscar hatta sinema ödülleri tarihine geçecek ilginç anlar yaşandı.

Moonlight filmindeki performansıyla Mahershala Ali, en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü aldı ve bu dalda heykelciği kucaklayan ilk Müslüman oyuncu olarak tarihe geçti.

AKADEMİ ÖDÜLLÜ EN GENÇ YÖNETMEN

La La Land ile en iyi yönetmen ödülü kazanan Damien Chazelle, 32 yaşında. Chazelle şimdiye kadar bu ödülü kazanan en genç lönetmen olarak tarihe geçti.

Damien Chazelle'in 14 dalda aday Akademi ödüllerine aday gösterilen filmi La La Land geceye damgasını vurdu.

Eski ekol Hollywood müzikallerine göndermeler yapan La La Land ile en iyi yönetmen heykelciği de Chazelle'in oldu. Filminin senaryosunu yazdıktan sonra neredeyse yıllar boyunca yapımcı arayan Chazelle, tam altı yıl sonra hayalini gerçekleştirdi. 32 yaşındaki Chazelle bu dalda ödül kazanan en genç yönetmen olarak da Oscar tarihine geçti.

En iyi kadın oyuncu ödülü La La Land ile Emma Stone'un, en iyi erkek oyuncu ödülü de Manchester by The Sea ile Casey Affleck'in oldu.

Emma Stone, en iyi kadın oyuncu ödülünün en güçlü adayıydı. Gecenin sonunda da yüzü gülen Stone oldu.

Gecenin mutlu kişilerinden biri de en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünün sahibi olan Viola Davis'ti. Daha önce Doubt ve The Help adlı filmlerle aynı ödüle aday gösterilen Davis, bu kez Fences filmindeki performansıyla heycelciği kucakladı.

Yabancı dilde en iyi film dalında Oscar, İranlı yönetmen Asghar Ferhadi'nin Satıcı adlı filminin oldu. Farhadi, Trump'ın Müslüman ülkelere uyguladığı vize yasağından dolayı Oscar törenine katılmadı.

Geçen yıl 'ırkçılık' iddialarıyla gündeme gelen Oscar ödüllerinde bu yıl biraz daha farklı bir dağılım yapılmış olduğu da görüldü. En iyi yardımcı erkek ve en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülleri ve en iyi film ödülü kazanan Moonlight da bunun en çarpıcı örneği olarak gösterildi.

Daha önce iki kez en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülüne aday gösterilen Davis, bu kez heykelciği kazandı.

 "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" seçilen Mahershala Ali, bu dalda Oscar kazanan ilk Müslüman oyuncu olurken, Damien Chazelle de Oscar tarihinde ödül kazanan en genç yönetmen unvanını elde etti.

20 kez ile Oscar’a en çok aday gösterilen kadın oyuncu olan Meryl Streep ise daha önce 3 kez kazandığı ödüle bu yıl ulaşamadı.

"ARTIK BİZDEN NEFRET EDEN 225 ÜLKEDE İZLENİYORUZ"

Kırmızı halı geçiş töreni sonrası Justin Timberlake’in "Can’t Stop the Feeling" performansı ile başlayan gecede sunucu Jimmy Kimmel esprileriyle törene renk katarken, ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ı eleştiren yorumlarıyla da dikkati çekti. Kimmel, "Şu anda bu yayını dünyada milyonlarca insan canlı izliyor. Artık bizden nefret eden 225 ülkede izleniyoruz. Bu harika bir şey. Ülke şu anda bölünmüş vaziyette. Çok fazla tavsiye aldım. ‘İnsanları birleştirmen, insanları bir araya getirecek bir şeyler söylemen lazım’ dediler. Ben bunu yapamam. Bu salonda tek bir ‘Cesur Yürek’ var, o da bizi birleştirmeyecek. Başkan Trump’a teşekkür etmek istiyorum. Geçen sene Oscarlar ırkçı gibi gözüküyordu. Artık onun sayesinde böyle bir şey yok. Filmler için ne kadar harika bir yıl. Siyahiler Nasa’yı, beyazlar da cazı kurtardı. İlerleme dediğiniz budur işte" ifadelerini kullandı.

Manchester By The Sea ile en iyi erkek oyuncu ödülü kazanan Casey Affleck konuşması sırasında duygulandı.

KIMMEL, TÖREN SIRASINDA TRUMP’A TWEET ATTI

Jimmy Kimmel, ödül töreninin başlamasından yaklaşık iki saat sonra tekrar Donald Trump’tan bahsederek, "2 saati geçti hala Donald Trump bize bir kere tweet atmamış. Endişelenmeye başlıyorum, iyi mi acaba" dedi ve tören sırasında Trump’a, "Uyanık mısın" şeklinde tweet attı. Kimmel daha sonra Donald Trump’a, "Meryl selam söylüyor" diye tweet gönderdi ve salonda kahkaha sesleri yükseldi. Bu tweetler kısa süre içerisinde binlerce kez retweet edildi.

"GELMEME SEBEBİM, ÜLKEMİN İNSANLARINA DUYDUĞUM SAYGI VE SAYGISIzCA DAVRANILAN DİĞER 6 ÜLKENİN İNSANINA OLAN SAYGIM"

Bütün dünyanın merakla beklediği Oscar ödülleri sonunda sahiplerini buldu. Toplam 14 dalda aday gösterilen La La Land filmi altı tane Akademi Ödülü'yle geceden ayrıldı. Ancak film; adını Oscar tarihine geçecek bir skandala da yazdırdı. Aynı filmdeki performansıyla  Mahershala Ali, en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülü kazandı ve heykelciği kucaklayan ilk Müslüman oyuncu olarak tarihe geçti.

"Yabancı Dilde En İyi Film" ödülünü İran yapımı "The Salesman" kazanırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Müslüman ülkerin vatandaşlarına uyguladığı vize yasağı nedeniyle Oscar törenine katılmama kararı alan İranlı yönetmen Ashgar Farhadi adına ödülü Anousheh Ansari aldı. Ödülü aldıktan sonra Farhadi’nin yazısını okuyacağını belirten Ansari, şunları söyledi:

"Bu değerli ödülü ikinci kez almak büyük bir onur. Bu gece sizlerle olmadığım için özür dilerim. Gelmeme sebebim, ülkemin insanlarına duyduğum saygı ve saygısıca davranılan diğer 6 ülkenin insanına olan saygım. Sinemacılar kameralarını ortak insani değerlere çevirebilir ve farklı ülkeler, uluslar ve dinlerle ilgili önyargıları yıkabilir. Empatiye her zaman olduğundan daha fazla ihtiyacımız var."

"EN İYİ FİLM" ÖDÜLÜ EL DEĞİŞTİRDİ

İlk olarak "En İyi Film" ödülünü La La Land’in kazandığı açıklanırken, film ekibi sahneye çıktı ve teşekkür konuşması yapıldı. Ancak bir süre sonra yanlışlık yapıldığı belirtilerek Moonlight’ın "En İyi Film Ödülü" kazandığı açıklandı. Büyük şok yaşayan La La Land ekibi, Oscar ödülünü sahneye gelen Moonlight ekibine teslime etti.  

 

 

Gecenin skandal anlarının başlangıcı: Faye Dunaway ve Warren Beatty en iyi film ödülünü yanlışlıkla La La Land diye açıkladı.

Kaynak: Hürriyet