• Normalleşiyor muyuz (!) ne?!!

    Gündem değişiyor. Her şey eski moduna dönüyor, döndürülüyor. Ekonomi düşünülüyor. Mağazalar, cafe'ler, bar'lar açılıyor. Sanki çok lazımmış ya da insan hayatından değerliymiş gibi. Vak'a sayısı azalmıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ben şahsen daha da artacağını düşünüyorum. Kendi muhitimde yürüyüşe çıktığımda (ki iyi eğitimli tiplerin oturduğu, sosyo-kültürel olarak da iyi diyebileceğimiz bir ...

Dizi: The Rain

Bayan Arıza tarafından 24 Mayıs 2018 tarihinde yazıldı.

Netflix’in sevdiğim özelliklerinden biri de sadece Amerika ya da İngiliz dizi/filmleri yok. Avustralya dizileri, İskandinav dizileri, İskandinav kökenli İngiliz dizileri, Fransız, Alman dizileri de var. Şu anda da %3 adında bir Brezilya dizisi izlemekteyiz hatta. Bu nedenle takmışım Portekizceye şimdilerde 🙂

Dizi: Safe

Bayan Arıza tarafından 24 Mayıs 2018 tarihinde yazıldı.

Evet efenim, Netflix’e huzurunuzda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Six Feet Under’ın David’i, Dexter’ın da ta kendisi pek sevdiğim tiyatro kökenli oyuncu Michael C. Hall’un yeni dizisini hatim etmiş durumdayım.

2018 BAFTA TV Ödülleri sahiplerini buldu

Bayan Arıza tarafından 15 Mayıs 2018 tarihinde yazıldı.
İngiliz Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi’nin verdiği, ‘İngilizlerin Emmy’si’ olarak anılan BAFTA Televizyon Ödülleri dün gece sahiplerini buldu.

En popüler korku dizileri ve filmleri (Mayıs 2018)

Bayan Arıza tarafından 10 Mayıs 2018 tarihinde yazıldı.
Gerilim severler için mayıs ayının en popüler korku dizileri ve filmleri…

Kaynak: NTV Sanat

Dizi: The Chalet “Dağ Evi”

Bayan Arıza tarafından 7 Mayıs 2018 tarihinde yazıldı.

Netflix’te izlediğim La Mante isimli Fransız gerilim dizisinden sonra, The Chalet isminde dilimize de “Dağ Evi” adıyla çevrilen sürükleyici bir dizi daha izledim.

Efenim, bu da 6 bölümlük bir dizi idi.

Dizi: Aquarius

Bayan Arıza tarafından 27 Nisan 2018 tarihinde yazıldı.

Charles Manson'ın hayatından esinlenerek oluşturulmuş olan "Aquarius", bir dönem dizisi. 1967 yılında geçiyor mevzular. 60'ların sonu, hippi ruhu ve 70'lerin rock'nr'oll mevzuna da ışık tutuyor. Dolayısıyla o dönemin ortamı, kıyafetleri, müzikleri var. Hippie'leri de bolca görmekteyiz. Müzikler nefis.

Çok sevdiğim -en sevdiğim dizilerden olan "Californication"ın esas adamı Hank Moody yani- David Duchovny de dizide esas adamımız dedektif Sam Hodiak'ı canlandırıyor. Sürekli rol kesen, psikopat, sosyopat Charles Manson rolünde İngiliz aktör/şarkıcı Gethin Anthony var. Ki kendisini Game of Thrones'da "Renly Baratheon" rolünde izledik.

The Vampir Diaries ve The Originals'dan tanıdığımız Avustralyalı oyuncu Claire Holt karakolun tek kadın polisi Charmain Tully rolünde. Gizli polisimiz Brian Shafe'i de Grey Damon canlandırıyor. Emma Dumont kendisiyle aynı isimde Emma Karn rolünde. Charles Manson'ın yavuklularından biri. Kendisini de The Gifted'dan tanıyoruz. Tanıdık oyuncular mevcut.

Olay Charles Manson etrafında şekilleniyor olsa başka konular da işlenmekte.

1. sezon 11. bölüme kadar geldim. Gri tonlarında nefis bir dizi. Keyifle izliyorum. Polisiye ve dönem dizileri sevenler bayılacaklar.

Dizi: Marcella

Bayan Arıza tarafından 17 Nisan 2018 tarihinde yazıldı.

Yine bir Neflix dizisi. İskandinav noir akımına sahip bir İngiliz polisiyesi. Jenerik müziği de çok etkileyici.

Marcella, İsveçli Hans Rosenfeldt'ın yapımcılığını, yazarlığını ve yönetmenliğini üstlendiği TV dizisi. Hans Rosenfeldt aynı zamanda The Bridge dizisinin yaratıcısı ve senaristidir – ki o dizi de bizi bizden almıştır.  Dizi, 4 Nisan 2016'da ITV'de yayınlanmaya başlandı. 

Esas kızımız Marcella Backland biraz sorunlu, sürekli blackout'lar yaşayan başarılı bir polis. Kendisini Anna Friel canlandırıyor. Kocası Jason rolünde Nicholas Pinnock var ki O'nu da İzlanda-İngiltere dizisi olan "Fortitude" de izlemiştik.  Polis şefi olarak Ray Panthaki karşımıza çıkıyor.

Marcella, eşi tarafından onu artık sevmediği gerekçesiyle terk edildiğinde bu durumu aşabilmek için 10 yıl önce ailesi için bıraktığı cinayet masasındaki görevine polis olarak geri dönüyor.  Marcella'yı bir yandan bu cinayetleri, bir yandan da eşinin kendisini terk edişinin altında yatan gerçek nedenleri araştırırken izliyoruz. Hem ailesel vaziyetler yüzünden morali bozuk, hem de seri cinayetler başlamış. Derken Marcella bu cinayetleri çözmeye uğraşıyor. Bir yandan da ailesiyle uğraşıyor, bir de bayılmaları ve sonrasını hatırlamama olayları da var.

Üzerine giydiği o yakası kürklü gibi olan montuna da hastayım. Hinterland'deki kadın dedektifin de buna benzer bir paltosu vardı. Bir de The Killing'teki İzlanda kazakları ve kapalı hava modları. Ah bu bendeki İskandinav aşkı bitmez!

Bölümler 46-47 dakika. Sekiz bölüm, tek sezon.

Bir çırpıda izlenir, sürükleyici, keyifli.

Dizi: Deep Water

Bayan Arıza tarafından 17 Nisan 2018 tarihinde yazıldı.

Netflix sayesinde izleme şansı bulduğum 4 bölümlük Avustralya suç draması ve polisiyesi. 2016 yapımı.

Dizi, 1970-80'lerde gerçekten yaşanmış, 80 gey erkeğin ölümüyle sonuçlanmış nefret cinayetlerine dayanıyor. Hiçbiri çözülememiş, örtbas edilmiştir. O dönemlerde şiddete uğrayan LGBT bireyler korkularından şikayette bile bulunamamışlar. Günümüzde bu cinayetler tekrar başlayınca olay o yıllarla ile ilişkilendirilir. Ve mevzu derinleşir.

Başrolde "Orange is the New Black"te sevdiğimiz bir karakter olan Yael Stone var. Esas polis kızımız "Tori Lustigman"i canlandırıyor. Ortağı rolünde de Shine filminden bildiğim tuhaf ama karizmatik görünümlü Noah Taylor var, O da dedektif Nick Manning rolünde.

Akıcı ve sürükleyici bir dizi.Tek sezon olan ve kısa bölümlere sahip dizileri seviyorum. İyi seyirler.

 

Dizi: The River

Bayan Arıza tarafından 6 Nisan 2018 tarihinde yazıldı.

Netflix satın aldığımızdan beri özellikle İngiliz polisiyeleri hayranı oldum. Genelde tek sezon ve 6-8 bölüm gibi olduğundan çabucak bitirilebiliyor. Çok uzatmıyor, hikayeyi akıcı bir şekilde sunuyorlar. Bu şekilde birkaç dizi bitirdim. Konularını okuyup hangisini seçeceğime karar veriyorum. Hatta bir önceki izlediğimiz diziye göre öneriler de getiriyor Netflix.

En son 6 bölümlük "The River" dizisini izledim. Son yıllarda çok dizide-filmde karşımıza çıkan İsveçli oyuncu Alexander Skarsgård'ın babası olan Stellan Skarsgård başrolde. Ki kendisi İsveç'te de ünlü olan bir adam. Kendisi, çocukları hepsi sinema sektöründe ve başarılar. Gerçekten karizmatik tipler.

Diziye adını veren "River" karakterini canlandırıyor Stellan Skarsgård. Esas kızımız "Stevie"yi ise Nicola Walker oynuyor. Pek sevdiğimiz Adeel Akhtar, River'a eşlik eden ekip arkadaşı dedektif "Ira King" rolünde.

Suç, drama ve polisiye, Hepsi bi arada sunuluyor. Dizinin yaratıcısı Abi Morgan. BBC sunuyor ve İskandinav tadında bir drama adeta. İskandinav demişken, bu diziden önce de Norveç polisiyesi olan "Borderliner"ı izledim. Hatta orada başrolde olan polis memuru şimdi izlediğim yine İngiliz polisiyesi olan "Marcella"da da oynuyor. Hepsi konu olarak birbirinden farklı, hiç sıkmayan, keyifle izlenen, İskandinav havası yaratan diziler.

Dizinin konusunu şuradan aldım (https://noluyo.tv/haber/2742/iskandinav-tadinda-ingiliz-polisiyesi-river);   BBC’nin yeni polisiye dramalarından River, doğaüstü ögeler içeren ve son yıllarda çok popüler olan İskandinav dizileri tadında bir dizi olarak karşımıza çıktı. Polisiye dizilerin geleneği olan sorunlu dedektif  bu sefer farklı bir açıdan işleniyor. Gözlerinin önünde öldürülen ortağı Jackie Stevenson (Nicola Walker)’ı kimin neden öldürdüğünü araştırırken üzerinde çalıştığı başka bir vakayla ilgili birini daha görüyor. River’a ortak olarak Utopia’dan tanınan Adeel Akhtar’ın oynadığı Ira King eşlik ediyor. 

İsveçli aktör Stellan Skarsgård’ın başrolde olduğu dizi kısa süre önce ortağını kaybetmiş olan başarılı bir dedektif olan John River’ı konu alıyor. River, ölen ortağını görmeye devam ediyor ve onunla konuşuyor. Ray Donovan’dan tanıdığımız Eddie Marsan’ın Thomas Cream adlı eski bir katili canlandırdığı kişi ise River’ın görmüş olduğu bir başka figür. River ölmüş olan bu insanları görmesini hayalet değil manifesto olarak tanımlıyor. Bölüm boyunca geçen konuşmaların ve olayların alt metinlerinin başarısı diziyi amaçlanan karanlık ortama çok iyi sokuyor. Neredeyse tek başına rol alan Stellan Skarsgård’ın oyunculuğunun psikolojik açıdan sizi dizinin içine çektiği bir dizi olarak kaçırılmaması gerekiyor. Özellikle bu tarz işleri seviyorsanız kesin izlemeniz lazım!

Netflix’ten ilginç iş ilanı: Dizi izleyerek para kazanmak mümkün

Bayan Arıza tarafından 2 Nisan 2018 tarihinde yazıldı.
Kullanıcılara İnternet üzerinden hizmet veren medya sağlayıcısı Netflix dizi ve filmleri izleyerek kılavuz yaratacak çalışanlar arıyor.    

Küresel internet televizyon ağı Netflix pek çok kişinin hayallerini süsleyen bir iş ilanı yayınladı. Netflix, dizi ve filmleri izleyerek kategorilere ayıracak ve haklarında bilgi verecek profesyoneller arıyor. 

   

Tek işleri platformdaki içerikleri izlemek ve onlar hakkında kategori ve kılavuz bilgisi yazmak olan 30 kişilik bir ekibe sahip olan Netflix, artan içerik ile birlikte bu ekibi de büyütmek istiyor. 

   

Netflix algoritmasının doğru çalıştığını ve içeriklerin doğru alanlarda yer aldığını kontrol eden bu çalışanların görevi, Netflix'te yer alan film ve dizileri izlemek ve doğru kategoride yer aldıklarından emin olmak. 

   

Peki Netflix'in ülke ülke en popüler içerikleri hangileri?

   

Netflix kuruluşundan bu yana izlenme rakamlarını açıklamasa da HighSpeedInternet geçtiğimiz günlerde Google Trends'ten sağladığı bilgiler ışığında ülke ülke Netflix'in en popüler dizilerini belirlemişti.    

ABD: Shameless (İngiliz versiyonu)      

İngiltere: Call the Midwife    

İspanya: Narcos       

Almanya: House of Cards    

Yunanistan: Grand Hotel       

Portekiz: Shadowhunters       

Azerbaycan: Sherlock       

Rusya: Arrow       

Fransa: The Returned      

Türkiye: The Tudors       

Kanada: Bates Motel      

Avustralya: Jane the Virgin       

Fransa: The Returned       

İsveç: Dexter Kaynak: NTV